Yayınlar

Mart, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cumartesi günleri için yeniden sokağa çıkma yasağı...

Resim
      Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı. Artık cumartesi günleri de yasak. Türkiye haritası neredeyse kırmızıya bürünmesinin ardından bu karar alındı. Ben daha bir cumartesi olsun dışarıya çıkamadan yasak geldi. İşe bak. Zaten birkaç haftaya Ramazan başlıyor. Ramazan’da da cumartesi ve pazar günleri sokağa çıkma yasağı var. Toplu iftar ve sahurlar zaten yasak. Doğal olarak. Lokantalar açık olacakmış ama sadece gel al hizmeti vereceklermiş. Yeni bir döneme giriyoruz. Hadi hayırlısı. foto kaynak: unsplash.com OYUNU SİLDİM…       Daha önceki yazımda Kafa Topu oyununu indirdiği ve oynamaya başladığımı söylemiştim. Bugün yine sildim. Çünkü oyun bağımlılık yapıyor ve telefonun ömrünü kısaltıyor gibime geliyor. Zaten gün boyu internet açık. Bir de oyundan telefona zarar gelmesin. KİTAPLARINI BİR TÜRLÜ BEĞENEMEDİM…      Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın, Mürebbiye kitabını okumaya başladım. Bu kitabı da beni sarmadı. Daha önce bir kitabını daha okumaya başlamış, onu da yarıda bırakmıştım. Bir tür

"Neden kitap okumalıyız?" sorusuna farklı bir cevap...

Resim
      Yapılan araştırmalar kitap okumanın alzheimer riskini azalttığını göstermiş. Bundan sonra, “Kitap okumanın ne yararı var ki?” diyenlere, “Alzheimer olmamanı sağlıyor” cevabını gönül rahatlığıyla verebiliriz. Klasik cevapların dışında bir cevap olduğunu düşünüyorum. BONUS YAZI: Blog yazılarını kitaplaştırmak… foto kaynak: unsplash.com YENİ KİTAP…      Orhan Pamuk’un, Ben Bir Ağacım kitabını okumaya başladım. Bazı kitaplarından bölüm bölüm almış ve yeni bir kitap yapmış. YENİDEN OYNUYORUM…      Kafa Topu oyununu yeniden indirip oynamaya başladım. Uzun zaman olmuştu oynamayalı. Bazı zamanlar nedense aşırı oyun oynama isteği duyuyorum. ÇOCUKLAR CAMİDEN SOĞUMASIN…      Kanal 7’de de Berat Kandili nedeniyle Kuran dinliyorduk. Camide küçük bir çocuk, insanların arasında koşup duruyordu. “Çocukluk” dedik. Kimse de çocuğa bir şey demedi gördüğümüz kadarıyla. Olması gereken bu. Çocukları camiden soğutmayalım. Bırakalım oynasınlar. BONUS YAZI: Hayattan notlar 13… KANDİLİ

Yazar olmak için bunu yapar mıydınız?

Resim
      Yazarlık için neleri göze alabilirsin? Yazma hevesin ne kadar? Mesela yazar olmak uğruna, senin yerine eşinin çalışmasını ve evi onun geçindirmesini göze alabilir misin? Stephen King bunu göze almış işte. Kendisi, daha ünlü bir yazar değilken ve evde romanlarını yazarken, eşi çalışmış ve evi geçindirmiş. O kadına da gerçekten helal olsun. Başarılı olup olmayacağı belli olmayan bir şeyde eşinin yanında durmuş. BONUS YAZI: Hikaye yazabilirim zannetmiştim… foto kaynak: unsplash.com PANDEMİ EVLİSİ…      Çok Güzel Hareketler’e katılan bir çift, “Biz pandemi evlisiyiz” dedi. Eser’in bu tanımlama çok hoşuna gitti. Ben de beğendim bu tanımlamayı. Yıllar sonra bile kendilerini öyle adlandıracaklar. “Biz pandemi evlisiyiz. O salgın döneminde evlenmiştik” diye. BONUS YAZI: “Fazla masken var mı komşu?” dönemi… SORUMLULUKLAR ÇOK AĞIR GELİYOR BİZLERE…      Yine aynı çift evliliklerinden bahsettiler. Daha evlendikleri 5 ay olmasına rağmen şikayetçiydiler. İki taraf da evliliğin ge

İnstagram rejimi: Sadece bir hikaye...

Resim
      Son zamanlarda yine İnstagram hikayelerine çok abandığımı fark ettim. Ve o nedenle bir süre kendime engel olmaya çalışıyorum. Mesela bugün sadece bir hikaye paylaştım. O paylaşımım da yine Orhan Pamuk’la ilgiliydi. Yeni kitabı, Veba Geceleri’ni paylaşıp, “Hiç okuyan oldu mu?” diye sordum. Bir Allah’ın kulu bile, “Okudum” demedi. Kitabın tutmadığına mı yoralım şimdi bunu. foto kaynak: unsplash.com BU ZAMANA KADAR İYİ GELDİ…      Hekimoğlu, final yapacakmış. Ama hemen değil, mayısta. İlk başlarda bölümleri çok iyiydi. Ama sonradan eskisi gibi zevk almamaya başladım. Total reyting bölümünde ilk 10’a girmeden, sadece AB’de ilk 10’da yer alarak bugünlere iyi geldi. BONUS YAZI: Herkes bir gün İnstagram’da serumlu fotoğrafını paylaşacak mı? AİLE ROMANI ÖNERİSİ…      İyi bir aile romanı okumak isteyenlere, Orhan Pamuk’un, Cevdet Bey ve Oğulları kitabı önerimdir. Lise yıllarımda okumuştum. Ve size bir sır daha vereyim: Orhan Pamuk’un tek sevdiğim kitabı oldu bu kitap. Her zaman s

Aslında çok saçma bir düşünce...

Resim
      Sevdiğim ve beğendiğim bir şey olunca, herkesin bundan haberi olsun istiyorum. Mesela YouTube kanalında bir hikaye anlatmış birisi. Ve bu benim çok hoşuma gitmiş. “Bunu paylaşmam lazım” diyorum ve tanıdıklarıma İnstagram ve Whatsapp üzerinden gönderiyorum. Onların geri dönüşlerini bekliyorum sonra heyecanla. Eğer beğendilerse seviniyorum. Beğenmedilerse, üzülüyorum. Aslında çok saçma bir şey değil mi? Sen beğendin diye, arkadaşların da beğenecek diye bir şey yok ki. Bu şey gibi oldu: Elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevme zorunluluğu yok ki. Böyle bir söz var mıydı? Yoksa şu an ben uydurmuş olabilirim. foto kaynak: unsplash.com KİM BİLİR KIYAMET NE KADAR DEHŞETLİ OLUR…    Az önce şiddetli bir rüzgar vardı. Ve bunu, dolu yağışı tamamlıyordu. Tam akşam karanlığının bastığı bir anda oldu. Sanki kıyamet koparcasına. Şimdi bu şekilde hissettiriyorsa bir de gerçek kıyameti düşünsenize. Kim bilir o ne kadar şiddetli ve aklı kaçırtacak şekilde olur. Bir de şuna dikkat çekmek is

İstanbul Sözleşmesi yerine Ankara Sözleşmesi...

Resim
      Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Aynı gece bir başka kararname ile   Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal görevinden alındı. Yerine Şahap Kavcıoğlu getirildi. Bundan sonra merak edilen ise: Pazartesi günü piyasaların bu atamaya nasıl bir tepki vereceği? Ve ayrıca faiz indirimine gidilecekse bu nasıl olacak? Bir anda şok bir indirim mi olacak yoksa azar azar mı indirilecek? Bunun dışında Naci Ağbal ile ilgili de bir iddia ortaya atılmış. Naci Ağbal’ın Maliye Bakanlığına getirileceğine dair. Baş döndürücü bir trafik gerçekten. foto kaynak: unsplash.com ANKARA SÖZLEŞMESİ HAZIRLANIYOR…      Gelelim İstanbul Sözleşmesi’ne. Bazı hukukçular bu anlaşmadan ancak meclis kararıyla çıkılabileceğini ve hala anlaşmanın devam ettiğini söylüyorlar. Olay meclise gelirse değişen bir şey olur mu? Olmaz. Çünkü çoğunluk Cumhur İttifakı’nda olduğu için yine anlaşmadan çıkılması yönünde bir karar alınacaktı. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan K

Kalıcı olarak bizi eve kapatmak istemelerinin nedeni ne?

Resim
      Bu virüsü dünyayı yönetenler bizleri eve kapatmak için kullanacaklar. Bu çok gündeme getirilen bir iddia. Yalnız burada şuna dikkatinizi çekerim: Bu eve kapatma pandemi dönemi için değil. Pandemi bittikten sonrası için bu ev kapatma muhabbeti. Türkiye’deki bazı büyük firmalar kalıcı olarak evden çalışmaya geçeceklerini açıkladılar. Peki bizi eve kapatmakla ne amaçlıyorlar? İş yeri maliyetlerini düşürmeyi mi? internetten alış verişi, kalıcı hale getirmeyi mi? En son, nihai amaç ne burada? Sizin bu konuda kulağınıza gelen bir şeyler var mı? BONUS YAZI: 2021 de gözden çıkaralım mı? foto kaynak: unsplash.com 10 MİLYON İZLENMEYE SEVİNEN ALEYNA?           Aleyna Tilki, yeni çıkardığı İngilizce teklisi Retrograde, 10 milyona ulaştı diye teşekkür mesajı yayınlamış İnstagram’da. O paylaşımı görünce, “Hey gidi Aleyna. 100 milyon barajlarını çok kolay aşmıştı diğer şarkılarında. Şimdi bu şarkısında 10 milyona ulaştım diye seviniyor. Ben böyle bir paylaşım yapmaya utanırım be. Hatta bö

Çanakkale şehitlerine layık mıyız?

Resim
      “Çanakkale şehitlerine layık mıyız?” diye düşündüm bugün. Sadece 18 Mart’a özel düşünmüyorum bunu aslında. Yıl içinde, herhangi bir vesileyle Çanakkale türküsüne denk geldiğim zamanlarda da düşünürüm bunu . Ve içimden, “Yok, sizlere layık olamadık” derim. Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. foto kaynak: unsplash.com SAYGIDAN…      Ben askerliğimi Çanakkale’de yaptım. Türkiye’nin kalbinin attığı yerde. Askerlik yerimin Çanakkale olduğunu öğrendiğimde de çok sevinmiştim. Çünkü orası unutulmayacak bir zaferin yazıldığı yerdi. Askerliğin sonuna doğru şehitlikleri gezdik. Elimi kolumu nereye koyacağımı bilemedim. Çünkü şehitlere olan saygım, bu ülkedeki herkes gibi çok büyüktü de ondan. BONUS YAZI: Millet ile Mehmetçiği karşı karşıya geldi… BİR KİTAP ÖNERİSİ…      Çanakkale savaşı hakkında okuduğum bir kitabı da önermek isterim burada: Uzun Beyaz Bulut Gelibolu. Buket Uzuner’in kitabı. Kadere bakın ki bu kitabı yerinde, yani Çanakkale’de, askerliğimi yaparken okumuştum. Ya a

Yılların biriktirdiği defterler...

Resim
      Bir tane YouTuber, bugüne kadar kullandığı defterleri anlatmış videosunda. 10-15 tane defteri vardı. Hepsini teker teker anlatıyordu. Ne zaman almış, kim hediye etmiş, içinde neler yazmış vs. video çok uzundu. 42 dakikaydı galiba. Defterler hakkında da çok detay verince sıkıldım ve kapattım. Eğer defterlerin içeriğinden kısa kısa bahsedip geçseymiş, tadından yenmez bir video olacakmış. foto kaynak: unsplash.com SOSYAL MEDYANIN ATASI OLARAK BLOG…      Mesela bir defterde izlediği diziler hakkında yorumlarını yazmış. “Tıpkı bir bloğa yazarmış gibi yazmışım” dedi. Sosyal medyanın atası blog. Bu bahsettiğim YouTuber kız arkadaşımız da blog dünyasından geçmiş. Kendi bloğu olmuş, kız arkadaşlarıyla ortak blogları olmuş. BENİM DEFTERLERİM NELER?      O videoyu izlerken ben de kendi defterlerimi düşündüm. Benim günlük olarak tuttuğum defterlerim var. Okuduğum kitapları yazdığım bir not defterim var. Ama ona bayadır not almıyordum. Bir ara kaybetmiştim onu. Şimdi yeniden buldum. Yen

Cumartesi günleri sokaklara çıkmaya devam...

Resim
      “Yasaklarla ilgili açıklama yapıldı mı?” dedim babama.   Kanal D’nin haberlerini izliyormuş o sırada, “Kanal D’de bir şey denmedi” dedi. “Baba onlar yayınlamaz. Sen Ntv’yi aç” dedim. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonuna gelmişti biz açtığımızda. Yasaklar aynı şekilde devam edecekmiş. Ve süreci gözlemlemeye devam edeceklerini söyledi. Neyse ki cumartesi günü dışarı çıkma imkanı var şimdilik. Hafta içi çalışıyorum çünkü. foto kaynak: unsplash.com YÜRÜYÜŞÜ BENZİYOR GİBİ…      Maraşlı’yı izledik Atv’de. İzlediğim birkaç diziden biri. Bizimkiler, Maraşlı’nın yürüyüşü hakkında birkaç şey söylediler. Sağ kol devamlı sabit, sol kol ise hareketli şekilde yürüyordu Maraşlı o sahnede. Bu yürüyüş tarzının aynı Putin’e benzediğini söylediler. O sahne özelinde hakikaten de benziyordu. Aslında ben de daha önce yürüyüşünü birine benzetmiştim ama kim olduğunu çıkaramamıştım bak. Demek ki Putin’miş o benzettiğim kişi. BONUS YAZI: Benim için kişisel blog ne demek? ÖLECEKLER YAKINLARIN

Dolma kalem ihtiyacından niş bloğa uzanan bir yazı...

Resim
      Bir tane blogger anlatıyor. Dolma kalem almak istemiş. Ve internette dolma kalem üzerine araştırma yapmış. Ama önüne çıkan yazılar, hep İngilizce kaynakların Türkçe çevirileriymiş. DOLMA KALEM BLOĞU…      Sonra bir bloğa rastlamış. Bu blogda sadece dolma kalem üzerine yazıyorlarmış ekip olarak. Dolma kalemleri alıyorlar, kullanıyorlar ve daha sonra da tecrübelerini yazıyorlarmış. Bu şekilde yazıları çeşitlenmiş. En iyi dolma kalem markasından tutunda, kalem dünyasıyla ilgili her şeyi yazıyorlarmış. foto kaynak: unsplash.com DOLMA KALEMDEN ANLIYORSUNUZ…      Bizim blogger arkadaşımızın kaldığı kent olan Kocaeli’de istediği dolma kalemi bulamamış. İstanbul’a gittiği bir dönemde bir kırtasiyeye istediği dolma kalem markasını söylemiş. Adam şaşırmış, “Dolma kalemden anlıyorsunuz galiba” demiş. Çünkü istediği dolma kalem, en kaliteli olan dolma kalemlerdenmiş. BONUS YAZI: Yılmaz Erdoğan yazmaya nasıl başlamış? DOLMA KALEMLER ÜZERİENE YAZMAYA BAŞLAMIŞ…      Yani bu dünya

İyi yazabilmiş miyim tedirginliği...

Resim
     “Bir yazar adayı şu şekilde mi yazmalı yoksa bu şekilde mi yazmalı?” sorusunu bir türlü cevaplayamadım. Kısa yazıyorum, “Böyle yazı mı olur?” diyorum. Biraz uzun yazsam, “Uzun yazı okunacak bir devir değil bu devir” diyorum. Şu yazma konusunda içim bir türlü rahat etmiyor. BONUS YAZI: Okunması gereken kişisel blog yazıları... foto kaynak: unsplash.com ÇOK MERAKSIZIM ÇOK…      Google, yine birini Doodle yapmış. Bir tane adam. Tanımam etmem. Ama hiç merak edip de Doodle’ın üstüne tıklamadım. Peki niye bu kadar meraksızım. Üstüne tıklasam, hemen kim olduğunu öğreneceğim. Bu kadar meraksız olmak bir problem mi? HERKES İLLA YAZMALI MI?      Bazıları hakaret yazıyor, bazıları küfür ediyor. Gerçekten herkesin yazması gerekli mi? İlla duygularını ifade etmesi gerekli mi? Sosyal medyanın bize büyük bir özgürlük alanı sağladığını düşünmekle hata mı ediyoruz? İŞİ BIRAKMAK MI ÇÖZÜM?      Bir tane İnstagram paylaşımında okumuştum, “İşi bıraktım. Göz altı morluklarım düzeldi. Ken

"Hayır"ım küçük olabilir ama öz güvenim büyük oluyor...

Resim
     Hayır deyince güçleniyorum sanki. Hayır deyince cesaretleniyorum sanki. Bu hayırları büyük büyük şeylere verilen hayırlar olarak düşünmeyin sakın. Küçücük hayırlar bile çok motive ediyor insanı. Mesela çayı azaltmakla ilgili bir karar aldım. “Çay içecek misin?” sorusuna hayır dediğimde de kendimde bir mutluluk hissediyorum. “Evet, hayır dedim. İrademe hakim oldum” diyorum. BONUS YAZI: Kendimize hayır diyebiliyor muyuz? foto kaynak: unsplash.com SOSYAL MEDYA HAKARETLERİNE, HINCAL ULUÇ TAKTİĞİ…      Bir tane YouTuber, kendisi hakkında Ekşi Sözlük’te yazılmış olan hakaret içerikli yorumlardan bahsediyordu. Ve bazıları hakkında da dava açacağını söylüyordu. Bu gibi durumlarda aklıma her zaman Hıncal Uluç gelir. “Benim hiçbir sosyal medya hesabım yok. Ve orada yazılanlar zerre umurumda değil. Ben yazılarımı onlara göre değil, kendi istediğime göre yazarım” der. Bunu yapmak ne kadar mümkün bilmiyorum ama Hıncal Uluç’un bu düşünüş tarzına hayranım. TABLO SATIŞLARINI BİLE PİS İŞL

Pandemi, kelle paçaya yaradı...

Resim
      Haberleri izlerken kelle paça ile ilgili bir haber çıktı. Annem ve babam da, “Şu pandemi döneminde ne meşhur oldu şu kelle paça” dedi.   En çok tüketilen çorbalar arasındaymış kelle paça. Ben hiç denemedim bugüne kadar inanır mısınız? Denemeyi de düşünmüyorum. Benim için çorba, ezo gelin ve mercimektir. Bir de kemik suyuna çorba çok meşhur oldu. Bazı çorbalara tadını veren kemik suyuymuş. foto kaynak: unsplash.com KELLE PAÇA DEYİNCE…      Hatta bir, paket çorba firmasının reklamını gördüm. Kemik suyuna çorbalar diye seri yapmış. Kelle paça ve kemik suyuna çorba deyince kim geldi aklınıza bu arada. Buldunuz mu? Evet, o. Canan Karatay. Bu çorba isimlerini duyunca kafamda hemen o beliriyor. BONUS YAZI: Elmanın kurtlu olanı makbulmüş meğer…   UZUN SAÇ HEVESİM NASIL SON BULDU?        İnsanın saçlarını kestirdiğinde duyduğu o hafiflik hissi ne güzel. O yüzden ben kısa saçı her zaman daha çok sevmişimdir. Bir ara saçlarımı büyütme hevesim olmuştu. Bundan yıllar yıllar önceydi

İlk yasaksız cumartesi, son cumartesi olabilir...

Resim
      Bugün ki milletin sokağa akınından sonra kanal D, “Bu son cumartesi olmasın” diye başlık atmış. Bence harika bir başlık olmuş. Durum gerçekten de onu gösteriyor. Eğer vaka sayıları, sokağa hurra çıkışlara paralel gelirse önümüzdeki cumartesi sokaklar yine bize hayal olabilir. BONUS YAZI: Korona maskelerini virüsten çok önce de kullanıyordum foto kaynak: unsplash.com GÜZEL BİR UYKU İÇİN YAPMAMAN GEREKEN ŞEYLERİ YAPIYORMUŞUM…            Uyku üzerine binlerce yazı yazılıyor, videolar çekiliyor. Ve bundan sonra da yazılar/videolar devam edecek. Hala bunca yazıya ve videoya konu olmasının nedeni: Ya bu yöntemler gerçekten işe yaramıyor ya da millet okuyup geçiyor benim gibi. Neden okuyup geçiyorum peki?      Bugün izlediğim bir YouTube videosu üzerinden örnek vereyim. Videoda diyor ki, en verimli uyku 23:00 ile 02:00 arası olan uykuymuş. Ben o saatte asla yatamam. Yatağa girince yarım saat de oraya buraya dönme de. Oldu mu sana yatağa girmen gereken saat 22:30. Şimdi gel de

Medium'da yazı okumak için 5 dolar verir miyim?

Resim
      Medium’da bazı yazıları okumak için üye olmanız gerekiyormuş artık. Hem de 5 dolarmış üyelik. Ben ölsem vermem bu parayı. Yine de büyük konuşmayayım da. Bu hayatta insanın başına her iş geliyor çünkü. Ben de parasız olanlarını okurum. Gerçi Medium’da eskisi kadar vakit geçirmiyorum artık. Fazla kelime olsun diye yazıları uzatıyorlar da uzatıyorlar. BONUS YAZI: Blogger yerine Medium’da mı yazsam? foto kaynak: unsplash.com DÜNYANIN EN SOĞUK YERİ…      Ruhi Çenet ve kardeşi Sümeyra Çenet, dünyanın en soğuk yerine gitmişler. Gittikleri yer, Rusya’ya bağlı özerk bir yer olan Yakutistan’ın başkenti Yakutsk. Her ikisinin kanallarındaki videoları da izledim. Çok ilgimi çekti. Enteresan bir yer gerçekten. -71 derece rekor soğuk olmuş. Bu kadar soğuğa rağmen yine de 300 bin insan yaşıyormuş. Hayret ettim.      Ruhi, biraz daha dışarda kalsaydı kulağı donacaktı. Sümeyra’nın ise neredeyse parmakları gidiyordu. Çoğu kişinin de ilgisini çekmiş video zaten. 9 milyondan fazla kişi izlem

Vaka sayısı umrumuz da mı?

Resim
      Vaka sayısı yine on bin rakamının üzerine çıkmış. Bir şey söyleyeyim mi size: İnanın, kimsenin umurunda değil. Kafeler ve restoranlar yeniden açılmanın sevinci içinde. Biz müşteriler ise çay, kahve içip, sohbet etme peşindeyiz. “Açın, açın. Bir daha da kapatmayın” psikolojisi hakim çoğumuza. foto kaynak: unsplash.com BEN BENZETEMEDİM…      Amazon, mobil uygulamasındaki logosunu değiştirmiş. Yeni logoyu Hitler’e benzetenler olmuş. İlk gördüğümde de, daha sonra dikkatli bir şekilde baktığımda da, hiç de Hitler’e benzetemedim. AZ TWİTTER, RAHAT KAFA…      Twitter’ı eskisi kadar kadar faal kullanmıyorum. Oradaki nefret dilinden uzağım yani. Kafam o kadar rahatladı ki. Bizimkiler haberleri izlemese, belki açıp haber bile izlemeyeceğim. O aşamaya geldim artık. Sosyal medyanın bizi zehirlediğine dair söylenenlere hak veresim geliyor böyle oldukça. BONUS YAZI: Blog yazmak, Twitter kullanmak gibi… SIKI TAKİP ETTİĞİNİZ BLOGLAR…      “Acaba bugün ne yazmış?” diye merak ettiği