Nihat Hatipoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nihat Hatipoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çok film izlemek ya da hiç film izlememek, işte bütün mesele bu...


     Bundan yıllar önce gözlük kullanmaya başladığımda sevinmiştim. Ama şimdilerde gözlük bana fazlalık geliyor.

     Bazen oturup sabahtan akşama film izlemek istiyorum. Bazense film izlemek bana çok çekilmez bir şeymiş gibi geliyor. Dengesiz bir ruh halim var galiba.

     Nihat Hatipoğlu telefonla bir soru aldı mı, tamam artık. Orası bir Esra Erol stüdyosu oluyor. Yok aldatmalar, yok ailelerin miras davaları, yok şu, yok bu. Yani program rayından çıkıyor. Şu programa telefonla soru alma Nihat Hocam.

     Bayram reklamları televizyonlarda yayınlanmaya başladı. Hayırlısıyla Ramazan Bayramına da ereriz inşallah.

     Yıldız bloğunda Ziya Osman Saba’nın, Geçen Zaman şiirine yer vermiş. Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri gibi bir şiir. O yüzden çok etkiledi beni.

Nihat Hatipoğlu'nu dinlerken...


     Dün gece sahurda Nihat Hatipoğlu’nu dinliyorum. “Çalmayacaksın, çırpmayacaksın, iftira etmeyeceksin, dedikodu yapmayacaksın” diye sıralayıp duruyordu. “Onlara dikkat eden kalmadı be hocam” dedim. Artık kimseye güvenmiyorum. İnsanların menfaatleri uğruna yapmayacakları şey kalmamış. Öteki tarafı düşünen yok artık. Lafa gelince hemen hemen herkes doğruları söylüyor. Ne olması gerektiğini biliyor. 

Nihat Hatipoğlu

     Hakka ve hukuka uygun olan nedir söylüyor. Ama iş icraata geldiğinde herkes kendine yontuyor keseri. Haklı olan değil güçlü olan kazanıyor. Bu insanların içinde nefes alamaz oluyorum. Menfaatleri uğruna  her şeyi yapan insanları gördükçe midem bulanıyor. Zaman geliyor bu koskoca dünya insana zindan oluyor. Ama tüm bunlara rağmen yaşamaya çalışıyoruz işte. Bu tip insanlardan ve bu tip haberlerden uzak durarak.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/s-oYKvc2qPs

Nihat Hatipoğlu'na sorulan sorulardan insanlığımızın son hali...


     Nihat Hatipoğlu’na sorulan bir soru ile canınız sıkılıyor bir diğer soru ile gülümsüyorsunuz, içiniz açılıyor. Ya şu ülkede neler yaşanıyor. Dün Nihat hocayı izlerken bunları düşündüm. Bir tane adam kalktı. Neyi var neyi yok karısının üstüne yapmış. Oda adamı evden atmış. Bir diğeri, babası ölünce amcası onları evden atmış. Bu nasıl bir dünya ya? Biz insanoğlu ne kötü, ne çıkarcı mahluklarız. O iftar saatinde bunları duyunca moralim bozuldu. “Bu ne ya?” dedim. Bu, işin bir tarafı. Birde diğer tarafı var. Güzel tarafı. İnsanın içini açan tarafı. Bir çocuk kalkıyor. “Hocam matematik dersinde zorlanıyorum. Matematik dersinde kopya çeksem günah olur mu?” diyor.

Nihat Hatipoğlu

     Oradakilerin hepsinin yüzünde bir gülümseme belirdi. Tabi Nihat hocanında. “Benden fetva almaya çalışıyor” dedi gülerek. İşte insanın içini ısıtan görüntü bu. Tabi ki kopya çekme dedi. Ama kırmayarak, terslemeyerek. Ondan sonra küçük bir çocuk kalktı. Dua okudu, öğrendiği kadarıyla. Yine herkeste bir gülümseme. Tüm çocuklar heves ediyor kalkıp dua okumaya. Ne güzel bir ortam ya. O kötü kötü sorulardan sonra bu çocuklar inanın ilaç gibi geldi.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/baby-children-cute-dress-264109/

Ramazan ayı güzellikleri...

    Şükürler olsun ki, yine ramazan ayina eristik. Yine bu mutluluğu, yine bu güzelliği doyasiya tadiyoruz, yasiyoruz. Ramazan ayi deyince benim aklima, mutluluk geliyor. Ve yüzümde bir gülümseme beliriyor. Ramazana bi kac gün kala heyecanlandim. "Ramazan geliyor" diye sevindim. Icten ice bayram yaptim. Bana göre ramazan ayi,  guzellikler ayi. Bu guzellikler ayina erisme mutluluğu sarmisti beni.
      Ramazan deyince aklima ne geliyor? Bu güzellikleri paylasayim sizinle.
      1) Pide: ramazan ayi ile ozdeslesmis bir seydir pide. Ramazan ekmeği diyebiliriz herhalde pideye. Hele de sicak sicak yemek yok mu. Keyfine doyulmaz. Mis gibi kokar. Bir de pide kuyrugu vardir. O kuyrukta beklemek bile guzeldir. Çünkü o kuyruk, ramazana özeldir. Twitter adresimde de paylastim. Benim icin ramazan esittir pidedir.
       2) Iftar: sofranin başında okunacak ezani beklemek gibisi var mi ya. Sofra kurulur. Her sey hazirdir. Ma aile sofraya oturulur. Ezan beklenilmeye baslanir. O arada sohbet yapılır. Iste mutluluk sofrasi bunun adi. Ve sonra ezan okunur. Bir çatal, kasik sesi sarar ortalığı. Keyifle oruclar acilir.
       Bir de koydeki, mahalledeki komsular ya da akrabalar iftar verirler. Onlara gidersin. Sofralar kurulur. Tüm sulale ya da tüm mahalle acar oruclarini. Iste ramazan ayinin bir güzelliği daha.
       Bir de arkadaslarla yapılan iftarlar vardir. Çok sevdigin arkadaslarinla, abilerinle, kardeslerinle. Onun da tadı bi baskadir. Hatirlanacak güzel anlara eklenecek iftarlardir bunlar da.
       3) Ve sahur: ramazan ayinin her seyi farkli güzel. Iftari başka, sahuru başka. Hepsinin ayri bir güzelliği var. Sahurda tuzlu yememeye dikkat ederim. Bol çay icerim. Ve ezanin okunmasina bi kac dakika kala da bol bol su. O kadar ki, karnimdan glop glop diye su sesi gelir.
       Sahurda ise sorun, caninin pek bir şey istememesidir. Ama yemek de zorundasindir. Yoksa yarin zorlanacagini bilirsin. Büyük bir ikilem yani. Ama güzel bir ikilem. Insan keşke hep böyle güzel ikilemler arasında kalsa.
       Sahurun ve ramazan ayinin vazgecilmez bir unsuru da, Nihat Hatipoğlu'dur. Star'da başladığı günden beri takip ederiz ailecek. Anlatimi harikadir. Sadece anlatimi değil tabi. Bir de insanlara yaklasimi var ki. Hemen sizi sarip sarmaliyor. Cocuklarla o güzel muhabbeti de,  ona olan sevgiyi de, daha da katliyor.
       4) Çay: ramazan ayinin başka bir vazgecilmezi de caydir. Hele ki iftar sonrasi. Ne güzel gider. Gün boyunca caya olan ozlemini giderirsin her yudumda. Her yudumu ayri bir zevkle icersin, keyifle.
       Bana göre ramazan ayinin ifade ettikleri bunlar. Ekleme yapmak isterseniz. Büyük bir mutlulukla kabulumdur. Bir dahaki yaziya kadar sağlıcakla kalin.
        Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com