Kayıtlar

Kasım, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Blog yazma aşkıyla, yanıp tutuşmak...

      Durmadan çalışan biri olmak isterdim. Çalışma aşkıyla yanıp tutuşan. Ama istediğim meslekte. Blog yazmada mesela. DAHA DA KÖTÜ…           Camdaki Kız’ın yazarına sormuşlar, “Bu nasıl bir hayat?” diye. “Aslında dizide gördüğünüzden daha kötü” demiş. Ne hayatlar var yahu. BEN FERAHLADIM…      Yargı dizisinde Engin, saçlarını kestirmiş. Adamın yerine ben rahatladım. Neydi o saçlar öyle. İYİ YEMEK NEREDE YENİR BİLEN ARKADAŞ…      Erman Toroğlu, nerede iyi yemek yapılan mekanlar var hepsini bilirmiş. Öyle büyük büyük restoranlar gelmesin aklınıza. Sadece onlar değil. Küçük küçük dükkanlar ve seyyar satış yapanları da. Köfteci, kokoreçci falan. Onunla takılan herkes çok lezzet alıyormuş bu durumdan. Şimdi gel de, böyle bir arkadaşa imrenme. SABAHA KAR GÖRMEYELİM…      Rüzgardan geçilmiyor burası. Akşam saatlerinde yağmur da başladı. Kara çevirir mi acep? Sabah bizi beyaz bir örtü karşılar mı? RÜZGAR İSTERSE…      Rüzgar karşısında ne kadar aciz kalıyoruz. İstese tüm

Yağmurlu havada daha çok mu yazarsın?

      İnstagram’da takip ettiğim hesaplardan biri, “Hava yağmurluyken daha çok yazma isteğim oluyor, daha çok üretken oluyorum. Size yağmurun böyle bir etkisi oluyor mu?” demiş.      Kendim için hiç buna dikkat etmemişim ben. Ama şunu söyleyebilirim: Benim için yağmurlu havalar, kapalı havalar, karlı havalar evde oturup bir şeyler izlemelik, kitap okumalık havalardır. DOKTOR DİZİLERDEKİ UYGULAMALAR DOĞRU MU?      Tepkikolik kanalında, gerçek doktorların, doktor dizilerindeki sahnelere verdikleri tepkileri izledim. Hem de zevkle izledim.      Doktor dizilerinde yapılan müdahalelerin çoğu yanlışmış. Diziler arasında efsane dizi Doktorlar, Mucize Doktor ve Kurtlar Vadisi de vardı. OTOBÜSLERE ZAM…      Aralık ayı itibariyle buradaki otobüslere zam geliyor. Şu anda bir kişi 5 lira. Aralık ayı ile beraber bir kişi 6 lira olacak.      Buradaki fırınlardan ikisi de böyle giderse kapatabileceklerini söylemiş. Ya kapatacaklar ya da ekmeklere zam yapacaklar. DOLAR EN FAZLA KAÇ LİR

Hayallerine ulaşmak için çabalayanlar...

     Hedefleri peşinde koşanları, vazgeçmeyenleri, tırmalayanları seviyorum. Hedeflerine ulaşamasalar bile, bana göre başarılılar.      Çünkü tüm güçleriyle, her şeyleriyle bir şeyleri başarmaya çalışıyorlar. Onlardan biri de Hasan Can Kaya.      Konuşanlar tutuncaya kadar ne başarısızlıklardan geçmiş. Ama yılmamış. Ve sonunda başarmış.       Onun gibi kaç kişi hayal ediyor kim bilir başarmayı, ünlü olmayı. Ama dediğim gibi olay, düşünmek değil.      Hayallerinden peşinden koşmak. Hedeflerinize hiç ulaşamasanız bile.      ARTIK ELEŞTİRMEM ONLARI…      Bir zamanlar yurt dışındaki yaşam kıyasıya eleştirilirdi. “Aile kurmuyorlar. Kedi/köpekle yaşıyorlar” diye.      Ben de bunları gördükçe, “İnsan evlenmeden, aile kurmadan, sadece kedi/köpekle yaşar mı?” derdim. Ama yaşadığımız olaylar, bu insanlara hak vermeye itti beni.      Tamam, aile kurmak güzel bir şey. Ama aile kurmayanları ve sadece hayvanıyla- aslında hayvan demekte doğru değil, kedisiyle/köpeğiyle demek daha doğr

Her gün rekor kıran dolar...

      Dolardaki artışın gıda fiyatlarına yansıması ancak 6 ay sonra olacakmış. Yani asıl zor günler daha başlamadı bile. Dolar güne 12 ile başlamışken bir ara 13 oldu. Sonra tekrar 12’ye indi. Döviz kurları serbest düşüşte. Ver her gün yeni bir rekor tazeliyorlar. Allah sonumuzu hayretsin.   HER BÖLÜMÜNDE ŞAŞIRTAN DİZİ…         Kardeşim, Yargı dizisi için, “Meğer olayın aslı başkaymış” dedi ve izlediği bölümdeki yaşananlardan bahsetti. Ona da söyledim. Ve daha önce de yazdım bunu. Yargı dizisi bana, Şahsiyet dizisini hatırlatıyor.      Onda da her bölümde, olayın aslının çok başka olduğu, yeni yeni şeyler çıkardı ortaya. Bu arada Şahsiyet dizisini izlemeyenler varsa hala izlemenizi öneririm. Zaten sadece 12 bölüm. Hani şu Haluk Bilginer’in başrolünde oynayıp ödül aldığı dizi. SALI GÜNLERİMİZ BOŞ…            Televizyonda salı akşamlarımız boş. Star’da, Sana Söz dizisini izliyorlardı bizimkiler bir ara. Sonra tekrar baktığımda bu sefer de Masumlar Apartmanı’nı izlediklerini gör

Okuduğum blog yazıları gibi yazabilme hevesi...

      Takip ettiğim blog yazarları olsun veya takip ettiğim köşe yazarları olsun. Bazılarını okurken, ben de onlar gibi yazmaya heves ediyorum. Heves edip, bir yazıyı onlar gibi yazıyorum. Sonra arkası gelmiyor tabi. Ama bu bir şeyi değiştirmiyor ben de. Bir sonraki okumam da yine okuduğum kişi gibi yazmaya heves ediyorum. Bu döngü böyle devam edip gidiyor işte.    YASEMİNCE, O YILLARA ÖZELDİ…      Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’nin 100’üncü bölümüne özel, konuklardan biri de Sürahi Hanım, Yasemin Yalçın’dı. Sürahi Hanımı özlemişim. Sahneye çıktığında gelen alkışlardan da özlendiği belli oluyordu.      Yılmaz Erdoğan, “Tekrar başlayacak mısın?” diye sordu. “Teklif bekliyoruz” dedi Yasemin Yalçın da. O teklif kolay kolay gelmez. Çünkü, Yasemince o yıllara özel bir programdı. Artık bu yıllarda tutmazmış gibi. Yasemince başlayıp, tutmayıp kaldırılırsa da üzülürüm ben. KÖYÜMÜZDEKİ ARTIK OLMAYAN BAKKALLARIMIZ…      Seksenler dizisinin dün akşamki bölümünde bakkalın veresiye defteri

Evet, ben de kendimi olduğum yaşımdan daha yaşlı hissediyorum...

      Yaşar’la konuşurken, “Kendimi olduğum yaşımdan daha yaşlı hissediyorum” dedi. “Yalnız değilsin Yaşar. Ben de aynı hissediyorum” dedim. Bu hissediş yaygın bir duygu durumu mu bilmiyorum. Ama benim hayatımda alışık olduğum bir duygu olduğunu söyleyebilirim.   MEKANLARDA SEVMEDİĞİM BİR DURUM…      Kardeşimle pizzacıya gittik. İçerisi küçüktü ve 4-5 masa vardı. Dışarısı da ufak ve ancak 2-3 masa vardı. Havanın biraz soğuk olmasından dolayı gelen, içeride oturmak istiyordu. Ama pazar olması nedeniyle masalar doluydu. Ve insanlar mecburen dışarıda oturmak zorunda kalıyordu. Bazen dışarıda da boş masa kalmıyordu. Bu dediğimi 15-20 kişi yaşamadı. 4-5 kişi belki yaşamıştır. Ama yine de can sıkıcı. Müşterileri öyle görünce oturduğum mekanın tadını çıkaramıyorum ben. O nedenle, o mekana bir daha gitmem. Gider alırım, evimde yerim. GÜZEL YAPMIŞLAR…      Düzce’mizde yakın zamanda Millet Bahçesi açıldı. Ve bahçe açıldıktan sonra ilk defa bugün gittim. Ve çok beğendim. Genişçe bir bahçe

Kırmızı Pazartesi kitabını duydum mu?

      Takip ettiğim hesaplardan biri, kitapçıda, Kırmızı Pazartesi kitabının fotoğrafını çekmiş ve paylaşmış. “Bu kitabı duymuş muydunuz?” diye de sormuş. Duymaz olur muyum. Duydum duydum. Marquez’in kitabı o. Diğer kitabını ve belki de en popüleri olan Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okudum. Ama beğenmedim. Bana hitap etmedi. Ama buna fırsatım olmadı. Kütüphanede denk gelmedim bu kitaba. Ama denk gelirsem okuyacağım kitaplar arasında. DABA DABA BURGER…      Kardeşimle beraber Mc Donald’s’tan kahve almaya gittik. Kahvelerimizin hazırlanmasını beklerken yanımızdaki müşteri de hamburger seçmeye çalışıyordu. Çalışan kızla en sonunda daba daba burgerde karar kıldılar. Hamburgerin adına bak ya. Daba daba burger. Benim aklıma hemen Taş Devri adlı çizgi film geldi. Çocukluğumuzda çok izlerdik. Ve o çizgi filmdeki karakterlerden olan Fired Çakmaktaş, “Daba daba duuuu” diye bağırırdı. İYİ Kİ İKİ KAZAK GİYMİŞİM…      Bugün liseden arkadaşım Yaşar ile buluşmaya giderken, “Tek kazak mı giysem

Her blog yazarının gönlünde her gün yazmak yatar...

      Eski bloglardan birinin, eski yazılarını okudum bu akşam. Bloğun adı: Beyn. Bilenleriniz vardır muhakkak. İlk defa duyanlarsa, beyn.org’a bir göz atabilirler. Şimdilerde çok sık olmasa da yazıyor. O da bundan dertli. Baya eski yazılarında çok sık yazma peşindeymiş. Hatta her gün yazma peşinde. Kaç tane yazı yazmış bunun üzerine. Yıllarca günün özeti diye, o gün başından geçenleri yazmış. Sonradan yazı düzeni bozulmuş falan. Geleceğim yer: Demek ki her blog yazarının kalbinde her gün yazma sevdası var.    YOUTUBE TRENDLERİNİ TAKİP ETMELİ…      Okul bahçesinde Sefo’nun, Bilmem Mi şarkısını söyleyen çocukların fotoğrafını paylaşıp, yorum yapmış Kübra Par. Ama yorumun bir yerinde, “Bu şarkıyı da ilk defa duyuyorum” demiş. Bence bir gazetecinin YouTube trendlerini takip etmesi lazım. Günlük olarak hem de. “Bakalım YouTube’da şu sıralar ne trend?” diye sorması lazım. Gündemi yakalaması lazım. KÖŞE YAZARI ÖNERİSİ…      Kübra Par demişken. Köşe yazılarını severim kendisinin. Benc