17 Ağustos depremi yaşandığı zaman, ben
küçük bir çocuktum. Rahmetli dedemle yatıyordum. Bir anda uyandık. Dedem benim
üstüme kapandı. Başımıza bir şeyler düşüyordu. Bizim ev ahşaptı. Muhtemelen toz
topraktı üzerimize düşenler. Deprem biter bitmez kendimizi sokağa atmıştık. Tüm
millet dışardaydı. Köy sanki mahşer yeri gibiydi. Neyse ki gidebileceğimiz bir
top sahamız vardı. Tüm köylü oraya toplandık. Artçı depremler olmaya devam
ediyordu. Ben çok korkuyordum. Birilerinin yanına sığınıp dehşetle, depremin
geçmesini bekliyordum. Depremden sonra Düzce merkeze gidip gelenler olmuştu. “Düzce
yıkılmış” diyorlardı. O geceyi bir şekilde atlattık. Sabah olmuş, her yer
aydınlanmıştı. Neyse ki köyümüzde yıkılan bir ev olmamıştı. Şükür, can kaybımız da yoktu.

DEPREMDE YAŞADIKLARIM
17
Ağustos depremi köyümüzde çok eskimiş ve artık kullanılmayan bir iki ev vardı.
Onları yıktı. Depremden sonraki sabah ya da birkaç gün sonra olacak. Bizim evin
karşısında babam, ben, birkaç kişi daha oturuyoruz. O an artçı bir deprem
olmaya başladı. Hepimiz bir anda dona kalmıştık. Karşıya bizim eve baktım bir
ara. Koskoca ev, bildiğin sağa sola yatıp duruyordu. Bu anda benim için
unutamadığım bir tecrübeydi. Deprem, suda daha çok etkili oluyor diye bir şey
duymuştum. Bu aklıma takılıp kalmış. Babamla bizim ordaki kanaldan giderken, bu
duyduğum şey aklıma gelir babama, “Hadi baba daha çabuk gidelim. Bir an önce
kanalı geçelim” derdim.
DEPREMDEN DERS ALMADIK
Depremde yaşadıklarımdan ufak ufak
kesitler anlattım sizlere. Ki, benim anlattıklarım bazılarının yaşadıklarının
yanında hiç kalır. Depremden sonra çürük-çarık binalar yapan müteahhitler
ortaya çıkarıldı. Bunların en ünlüsü Veli Göçer’di. Hatırladığım kadarıyla
hapis cezası almıştı galiba. Sonraları sağlam binalar yapma, fazla kata izin
vermeme ve deprem bilincini yükseltme gibi konular tartışıldı durdu. Ama bir
yere vardı mı? Hayır. Şu an yine böyle bir büyük deprem olsa, halimiz yine
harap. Yapılan araştırmalar bunu gösteriyor. Çünkü zaman geçtikçe depremi
unuttuk. Fazla kata izin vermeler, depreme karşı toplumu bilinçlendirme kampanyasının bir kenara bırakılması. Hep bu unutkanlığın
peşin sıra geldi. Maalesef bir şeylere hazırlanma, kurallara göre yaşama gibi
bir huyumuz yok millet olarak. Biz günlük yaşıyoruz. Yine toplum olarak hiçbir şeyden
ders almıyoruz. Yapımız bu. Yine 17 Ağustos depremi gibi bir deprem olsa,
maalesef yine çok bina yıkılacak ve yine bir çok insan ölecek.
Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com