Schopenhauer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Schopenhauer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Schopenhauer'e göre hayatımızın aşkını nasıl seçiyoruz?..

     Yazarlar, aşk üzerine ne diyorlar? Onların hayata bakış açıları farklı olduğu için, elbet, aşka da başka bir perspektiften bakacaklardır. Aşkı, yazar olarak nasıl gördükleri merak uyandırıcı. Bu yazımızda dilerseniz, Schopenhauer ne demiş ona bakalım. Aşk acısı çektiğimiz anlar, gerçekten hayat, azap verici bir hal alır. Vücudumuzda bir yerimiz ağrımıyordur ama duygusal olarak çökmüşüzdür. Bu aşk acısından da ha deyince kurtulamayız. Benim büyüklerimin bir lafı vardı, “Geçer, geçer de, deler de geçer” diye. İlla o aşk acısı bizden alıcağını alır ve ruh dünyamızı öyle terkeder. Aslında tam olarak terkettiği de söylenemez. İzi kalır. Schopenhauer bizi böyle hallaç pamuğu gibi sallayan aşk için, filozoflar ne demiş onlara bakmış.
schopenhauer

                                                       NEDEN AŞIK OLUYORUZ?
     Baktığında gördüğü ise koskoca bir hiçmiş. Filozoflar aşk konusunda kafa yormamış, kalem oynatmamışlar. Adeta üç maymunu oynamışlar. Böyle olunca da aşk konusu önümüzde, balta girmemiş orman misali devasa bir hal almış. Bu durum için, “Bizleri şaşırtmalı” diyor Schopenhauer. Neden aşık oluruz sorusu vardır bir de. Schopenhauer, “Üreme” olarak cevaplıyor bu soruyu. Nesli devam ettirme isteği. Aşkın asıl altında yatan nedenin bu olduğunu söylüyor. Aşık olduğumuzda, sevgilimizin yanından bir an olsun ayrılmak istemeyiz. Ondan ayrı olduğumuz zamanlarda da, devamlı sevgilimizi görme isteğiyle yanar tutuşuruz. Bizi böyle ateşli duygulara sevk eden bir güçten bahseder Schopenhauer.
                                          HAYATIMIZIN AŞKINI NEYE GÖRE SEÇİYORUZ?
     Bu gücün tek bir amacı vardır. Bizim ürememizi sağlamak. Ve böylelikle gelecek nesilleri inşa etmek. Bu söylenileni aslında şöyle somutlaştırma olanağımız var. Nasıl bir kadın, anne olmak ister. Nasıl ki bir erkek, baba olmak ister. Bu his, bu duygu bizim doğamızda var. Hayatımın kadını ya da hayatımın erkeği diye yıllarca bekleyip ağaç olduğumuz kişileri de, tahmin etmişsinizdir ki onları da çocuk yapma isteğimizle seçtiğimizi söylüyor Schopenhauer. Hayatınızın kadınını/erkeğini bulduğunuzda bir anlamda zeki, güzel ve sağlıklı çocuk yapabileceğiniz en ideal kişiyi de bulmuş oluyorsunuz. Schopenhauer’in bu aşk üzerine söylediklerini okuduğumda, daha çok bilimsel açıklamalar okuyorum zannettim. Siz ne diyorsunuz Schopenhauer’in aşk üzerine bu söylediklerine?

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Schopenhauer'e göre saman alevi gibi olan edebiyat nedir?

Schopenhauer
     
     Schopenhauer’e göre edebiyat ikiye ayrılır. Biri gerçek, diğeri görünen. Yüzyıllar önce yazılmış kitaplar, hala geçerliliğini koruyorsa ve biz bunları hala okuyorsak, işte bunlar, gerçek edebiyata girer diyor Schopenhauer. Bu tür eserleri kimler verir peki? Yaşama amaçları, bilim ve sanat olan insanlar diyor Schopenhauer. Bu tip insanlar sessiz, sakin, kendi halinde bir karakter sergilerler. Bu insanlar milim milim, yavaş yavaş bir şekilde yol kat ederler. Ve bu şekilde devam etmeleri neticesinde ortaya eserleri çıkar. İşte bu eserler, kalıcı eserler dediği sınıfa giriyor Schopenhauer’in. İkinci gruptaki eser veren kişilere gelince de. Bunlar, etraflarındakilerin onlara verdiği yersiz cesaretlendirmeleri neticesinde kendilerini yazmaya, peşi sıra eserler vermeye başlarlar. Ama her geçen yıl, bu eserlerin adları unutulmaya yüz tutar. Ve en sonunda da kimse hatırlamaz. İşte bu türe, saman alevi edebiyat denir. Siz neler diyorsunuz Schopenhauer’in edebiyatı ikiye ayıran bu görüşleri hakkında?

FOTO KAYNAK:Pixabay.com


BLOG LİNKİ:yasamdanyazilar.blogspot.com

Schopenhauer: "Çok okumayın, ahmak olursunuz"

     Aykırı düşünceleri her zaman sevmişimdir. Ama öyle sadece aykırı olmak için söylenmiş düşünceler kapsama alanıma girmez. Adamın zaten yaşantısından, hayata bakışından anlaşılır, o fikri ortaya koyup koyamayacağı. Bu yazıda aykırı bir düşünceyi ele alacağız. Genel kabul görmüş bir düşüncenin, aksini söyleyen bir düşünceyi ele alacağız. Çevremizde, televizyonda orda burda hep okumamız gerektiğinden bahsedilir. Son yıllarda bu durum aşama kaydetti. Artık okuma da kesmiyor. Boş bulduğun her anda kitabı açıp okumamız isteniyor. İşte buna karşı çıkan bir düşünce var. Bu düşünceyi dile getirense Schopenhauer. Öyle her fırsatta okumaya çöreklenmek, hiç iyi bir şey değil diyor. Ve bana göre en bomba düşüncesini söylüyor.
okumak ile ilgili

                                        OKUYUNCA AHMAK MI OLUYORUZ? NASIL YANİ?
     Peki ne diyor? İnsan hiç okuyarak ahmaklaşacağını düşünür mü? Ben düşünmem. Kimse düşünmez. Tam tersi zihninin daha berraklaşacığını düşünür. Ama bana göre öyle değil diyor Schopenhauer. “Her boş vakitte okumak insanı ahmaklaştırır” diyor. Bunu demekle de kalmıyor. Daha da ileri gidiyor ve “Zihni felç eder” diyor. Bu başlığı ilk gördüğümde hemen ilgimi çekti. Hemen okumaya başladım büyük bir merakla. “İnsan okuyarak niye ahmaklaşır ki?” dedim. Yazıyı okuduğumda, “Hiç de mantıksız değilmiş” dedim. Okuma göründüğü kadar masum değil. Okurken devamlı başka birinin düşüncelerini okuyorsun. Ve okuma işini de hiç ara vermeden yaparsan bu iş otomatiğe bağlanmış oluyor diyor Schopenhauer.
                                             ÖNCE OKUDUĞUN DÜŞÜNCEYİ HAZMET
     Burada hazmedilme olayına dikkati çekiyor Schopenhauer. Yani bir kitabı okuduğunda onun üzerine düşünmen lazım, sindirmen lazım diyor. O düşüncenin demlenmesi lazım diyor. Daha o düşünceyi anlamadan, dinlemeden başka kitaplara, başka okumalara geçersen ahmak olursun. Gün gelir zihnin felç olur diyor. İşte bu düşünce bana mantıklı geldi. Bir kitabı bitirdiğinde hemen yeni bir kitaba atlamamalı o zaman. Birkaç gün okumaya ara vermeli. Okuduklarını baştan sona zihninden bir daha gözden geçirmeli. “Onu niye dedi, bunu niye dedi, gerçekten öyle mi, hiç öyle düşünmemiştim” gibi sorularla, zihnin daha da genişlemesine ve gelişmesine yollar açmalı. Ve birkaç gün sonra artık eminsek o düşünceleri hazmettiğimizden. Yeni düşünce dünyalarını bize yaşatacak, yeni kitaplara başlanmalı. Ben Schopenhauer’in söylediklerinden bunu anladım. Siz neler düşünürsünüz peki bu konuda.

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com