Yayınlar

Eylül, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yaz saati uygulaması mantığını çözemedim?

      Yaz saati uygulaması yürütmesi Danıştay tarafından durduruldu. Ama hükümet bu uygulamadan vazgeçmeyeceğini açıkladı. Bakan Berat Albayrak bu konuda yasal düzenleme yapılacağını belirtti. Ayrıca da bu uygulama nedeniyle bilmem kaç milyar dolar tasarruf ettiklerini söyledi. Şimdi biz nereden tasarruf ediyoruz, onu da bir açıklasalar. Çünkü iş ya da okula gidilecek saatte hava daha karanlık oluyor. E mecburen lambalar yakılıyor. Kahvaltı yapılıyor. E ocak kullanılıyor. Biz burada tasarrufu nereden sağlıyoruz peki? Normal kış saati devreye girse o saatlerde yatacağımız için ışıklar kapalı olacak. Elektrik harcanmayacak. Acaba sanayi kullanımı için mi söylüyorlar? Ama onda da nasıl tasarruf olacak ki? Ben bu işi çözemedim arkadaşlar. 

Emrah Serbes mektubu ve vicdan...

      Emrah Serbes mektubu ile, kaza yapıldığında arabayı kullananın arkadaşı değil, kendisi olduğunu açıkladı. Ve bu açıklamadan sonra gözaltına altına alındı. Mektubunda dile getirmiş kendisi zaten, “Vicdanımdan kaçamadım” diye. Hani bir söz vardı, “En büyük mahkeme insanın vicdanıdır” diye. İşte bu yaşanan olay tam da bu sözün somut örneği oldu. Kazadan sonra asfaltta yatan kızın görüntüsü bir an olsun gitmemiş gözünün önünden. Gazetecilere yaptığı açıklama o mektuptan daha fazla rahatlatmıştır onu. Çünkü gazetecilere söylediği o sözleri kim bilir kaç defa yalnızken tekrar etmiştir. Keşke ne baba ne de o genç kıza bir şey olmamış olsaydı. Daha anne yoğun bakımdaymış. Gözlerini açsa, kocasının ve kızının hayata veda ettikleri nasıl söylenir ki ona. Çok zor bir durum, çok zor. 

Twitter 280 karakter niye oluyor?

      Twitter 280 karakter olunca ne olacak? Bu konuyu yine bloğa bağlayarak anlatmak istiyorum. Şimdi ben bir blog yazarıyım. Aynı zamanda Twitter’da kulanıyorum. Ama sadece kullanıyorum. Pek fazlaca tweet atmıyorum. Orası farklı bir mecra. Ben anlatacaklarımı 140 karakterle anlatamıyorum. İlla ki cümleler kuracağım. Bende kısa ve öz bir anlatım yok. Böyle olunca da Twitter benim ilgi alanıma girmiyor. Ama birkaç kelime ile çok şey anlatanlar var. Onlar da fenomen oluyorlar zaten. Şimdi hal böyleyken 280 karaktere çıkarmanın ne manası var? Derdini anlatabilen pekala 140 karakter ile de anlatabiliyor. Tabi ki Twitter yönetiminin buna da bir açıklaması var. Tamamen dillerle ilgili bir durummuş. 280 KARAKTER NE ZAMAN OLACAK?      Twitter 280 karakter olunca bu en çok İngilizlerin, Fransızların ve İspanyolların işine yarayacak. Çünkü onlar dillerinin özelliği gereği 140 karakter ile kendilerini tam olarak ifade edemiyorlarmış. İfade sıkıntısı yaşıyorlarmış. İşte bu sıkıntıyı ort

Google, Blogger'ı neden önemsemiyor?

      Google , Blogger’a neden önem vermiyor? Biz Blogger’cılar olarak bu soruyu soruyoruz. Daha bundan birkaç ay öncesine kadar temalar ancak değişti. Yeni temaların hepsini beğenmemekle beraber beğendiklerim oldu. Ama onların da eksikleri var. Bilmiyorum bir araştırma yapıldı mı? En çok Blogger mı yoksa Wordpress mi kullanıcısı var. Ben Blogspot’un daha çok olduğunu düşünüyorum. Çünkü dakikalar içinde bir blog sahibi oluyorsunuz. Wordpress bana biraz karmaşık gelmişti. Ama çoğunluk da Wordpress’i öve öve bitiremiyor. Algı böyleyken neden Google hala bir adım atmıyor? Galiba, “Biz arama motoru olarak bu alana yöneliyoruz. Bizim ana işimiz blog değil” diyorlar. Halbuki yapacağı değişikliklerle bir anda ortalığı toz duman edebilir.

The Big Bang Theory izlemeye başladım...

      The Big Bang Theory , Cnbc-e kanalının olduğu zamanlar, arada denk geldiğim bir diziydi. “Bir bakayım nasıl bir diziymiş” deyip izlemiş ve beğenmiştim. O zamandan beri bir daha bakmamıştım. Şimdi bu diziye baştan başlıyorum. Bu akşam ilk sezonun, ilk bölümünü izledim. Sadece 22 dakikacık. Aslında Sherlock Holmes’a bakacaktım. Ama mübarek bir bölümü bir saat. Hani bu yabancı diziler çok kısaydı. Neyse neyse. Sherlock’a da bakacağım tabi ama şimdi değil. Ancak hafta sonu olabilir o. Biz dizimize dönersek. Çerezlik, kafa dağıtmalık bir dizi. Neyi anlatıyorum ki. Zaten adını favori diziler arasına yazdırmış bir dizi. Günün yorgunluğunu atmak için, 20 dakikalık güzel bir alternatif olarak duruyor. 

Beatles Yesterday şarkısını dinliyorum...

      Beatles Yesterday şarkısını dinliyorum bu aralar. Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında soru olarak çıkmıştı Beatles grubu. Bende şarkılarını dinlemeye başladım. Zaten hemen Google’da ilk olarak Yesterday şarkıları çıkıyor. Bunun dışında birkaç şarkılarını daha dinledim. Ama içlerinden en beğendiğim Yesterday şarkıları oldu. Diğer şarkılarını da dinlemeye devam ediyorum. Bu şarkı gibi hoşuma giden başka şarkıları da olursa, onu da sizinle paylaşırım. Elbette dinleyenleriniz vardır. Daha önce dinlemeyenler için şarkıyı şuradan dinleyebilirler. Dinledikten sonraki sizin düşüncelerinizi de ayrıca merak ediyorum. Ve daha önceden bu şarkıyı bilenler ve Beatles hayranı olanlar ne diyecekler peki? Bu aralar dinlemediğin her tür müziği dinlemek istiyorum. Müzik, film ve kitapsız bir hayat olmaz sonuçta değil mi?

ios 11 güncellemesini neden yüklemedim?

      İos 11 güncellemem geldi. Ama ben daha yüklemedim. Daha önceki güncellemelerde lisans sözleşmesini kabul ediyor musun diye bir onay istemiyordu. “En iyisi diğer İphone kullanıcılarına bir sorayım ona göre karar vereyim” dedim. Bir arkadaşıma sordum, “Abi hatalar falan çıkıyor. Birkaç hafta sonra yüklersin” dedi. Bunun dışında haber sitesinde gezerken bir haber gördüm. “Artılarıyla ve eksileriyle ios 11 güncellemesi” diyor. “İyi ki yüklememişim. Birkaç hafta geçsin, ondan sonra duruma göre yüklerim” dedim. Peki hiç aranızda güncelleme yapan var mı? Varsa memnun musunuz? Ya da bu güncelleme hakkında siz neler düşünüyorsunuz? Herhalde İphone x bu güncelleme ile direk piyasaya sürülmüştür. Ondan dolayı bu güncellemeyi yaptılar sanırım.

Günlük tutmak serüvenim yeniden başladı...

      Günlük tutmak için yeni bir defter aldım. Blog yazmaya başladıktan sonra günlüğü bir kenara bırakmıştım. Bloğun büyüsü başka tabi. Ama o dünya ne kadar büyülü olsa da bir yere kadar yazabiliyorsun. Günlük, bloğa göre daha özgür. En mahrem şeylerini bile yazabiliyorsun. Aslında blog dünyasında da en mahrem duygularını ya da yaşadıklarını yazabilirsin. Ama onun için de yeni bir blog açmak lazım. Gizli yazarlı olarak. Ama oda bana samimi gelmiyor. Hem bayadır kalem kağıtla haşır neşir olmuyordum. Aldığım deftere ilk yazımı yazdım bugün. Özlemişim yazmayı. Defterin kokusunu. Hem özgürlük duygusunu yeniden tattım. İstediğim gibi yazdım. Çünkü yazdıklarımı sadece ben okuyacaktım.

Bloguma giremiyorum...

      Bloguma giremiyorum . Bazı zamanlar. Mesela dün sabah ve bu sabah şu ana kadar giremiyordum. Şimdi sorun çözüldü. Blogger kontrol paneline giriyorum. Denetlenmeyi bekleyen yorumları yayınlıyorum. Sonra yine kontrol panelinde yazıya tıklayıp, yoruma cevap vermek istiyorum. Tıkladıktan sonra işleniyor diyor bekliyor. Ama sayfaya giremiyorum. Öylece bekliyor. İşin ilginç yanı ise: Sayfayı kapatıp giriş yapmaya çalıştığım sayfanın tıklanmasına baktığımda, 10 ya da 20 sayı daha okunmanın arttığını görüyorum. Bu nasıl iştir? Okunma sayısı birkaç saniye içinde nasıl bu kadar da çabuk artar? Hani bazen Blogger’a hiç giremiyoruz. Google kaynaklı sorun oluyor. Acaba bu da öyle bir sorun mu? Bu konuda bilgisi olan var mı?

İrem Derici ne yaptın be kızım!

İrem Derici bir deri bir kemik kalmıştı zaten. Hatta bir fotoğrafını görmüştüm. Kemikleri sayılıyordu resmen. Yoğun bakıma alınmadan önce de hastaneye yatmıştı herhalde. Bir şeylerin ters gittiği belliydi. Sonunda beklenen oldu ve yoğun bakıma alındı. Neyse ki kendine gelmiş. Gazete okuyor ve meyve yiyormuş. Meyve yediğini neden yazdım peki? Çünkü son günlerde sadece çorba içiyormuş. Benim anlamadığım nasıl bu duruma geldiği? Hiç bir şeyi takmayan, hayatı istediği gibi yaşayan birisi olarak görülüyor dışardan. Yani zayıf olmayı takıntı haline getirecek biri değil. Ama işin iç yüzü öyle değilmiş. Zayıflamak uğruna ölümü bile göze alıyormuş. Dilerim yaşadığı bu tatsız hadise zayıflamanın ölüme göze alacak kadar önemli bir şey olmadığını göstermiştir.

TEOG kalktı, tüm sorunlar çözüldü mü?

      TEOG kalktı . Zaten sorun kaldırılmasında da değil. Bir iki gün içinde sistemi hemen kaldırmak gibi bir potansiyelimiz var. Bizim eğitim sistemimizin adı yap boz eğitim sistemi olmalı. Merak ediyorum, dünyada bizim kadar eğitim sistemi ile oynayan başka ülkeler de var mı? Peki şimdi ne olacak? Bunun yerine nasıl bir sistem gelecek? Bu devirde çocuk olmak da zor be kardeşim. Devamlı sistem değişiyor. Bizim zamanımızda diploma notuna göre liseye girerdin. Süper lise, Anadolu lisesi falan. Bir tane de ÖSS vardı. Her şey belliydi. Şimdi neyin ne olduğu belli değil. Artık veliler, en çok da çocuklar sıkılmıştır, bunalmıştır bu durumdan. Gerçekten moral bozucu bir durum ya. 

Köpeğe tekme atan kendini bilmez...

      Köpeğe tekme atan kendini bilmezi görmüşsünüzdür. Kendisi ve yanındaki arkadaşı yürüyorlar. Orada da bir köpecik yatmış. Bu kendini bilmez hızlandı, gitti ve köpeğe tekme attı. Köpekçikte ne olduğunu anlayamadı. Zorlukla kalkıp kaçtı. Yahu be adam, o köpekten ne istedin? Sana ne zararı vardı? Orada öyle uzanmış yatıyor. Bu olay sosyal medyada patladıktan sonra adam, polis tarafından gözaltına alınmış. Ve ne çıkmış dersiniz? Daha önce çeşitli suçlardan sabıkası varmış. Şaşırdık mı? Hayır. Çünkü böyle bir hareketi yapan kişinin ruhsal problemleri olması lazım. Hiçbir insan evladı böyle yapmaz çünkü. Bu son dönemde hayvanlara şiddet aldı yürüdü. Bunlarla ilgili cezalar arttırılmalı. Hatta ve hatta hapis cezası uygulanmalı. Bıktık artık her gün böyle haberler görmekten. İçimiz acıyor. 

Halil Sezai babası öldükten sonra niye eleştirildi?

      Halil Sezai babası vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Babasının vefat haberini konsere çıkmadan önce almış. Ama buna rağmen konseri iptal etmemiş. Yine de çıkmış, zor bir halde konserini tamamlamış. Bazıları bu durumu çok eleştirmiş. “Baban ölmüş. Ne şarkı söylemesi?” demeye getiriyorlar yani. Bu durumu genelde tiyatrocularda duyardık. Sanatçı yine de çıkar, oyununu oynardı. Çünkü şov devam etmeliydi. Bu tartışmada bazıları Haluk Bilginer’in söylediklerini örnek gösteriyorlar. Ne demişti Haluk Bilginer? “Babam öldü ama hala sahneye çıkarım yavşaklığına asla inanmam. Önce insandır önemli olan, oyun değil. Ben babam ölürse sahneye filan çıkmam, k.ıçımı yesin herkes”. Tamam, kendisi bu duruma katılmayabilir. Ama bu kadar çirkin bir şekilde ifade etmesine de gerek yoktu. YARGILAMAK HOŞ BİR ŞEY DEĞİL YA      Halil Sezai babası öldükten sonra yapılan bu tartışmaya bir cevap verdi mi bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Konsere çıktı diye kimse Halil Sezai’yiyi yargılayamaz. Herkes

İphone x izlenimlerim neler?

Resim
      İphone x hakkında ilk videoyu izledim. Aslına bakarsanız bir dünya video var. Ben takip ettiğim Youtube kanallarından izlemeyi tercih ettim. Orkun Işıtmak, takip ettiğim kanallardan biri. Kendisi taa Amerika’ya gitmiş. İphone x’in tanıtım toplantısına katılmış. Videosu aşağıda. Toplantıdan sonra da telefonu tanıtıyor. Peki ben neleri beğendim? Bir kere ekranda tuş yok artık. Ekrana dokunup açıyorsun. Ekran geniş. Video keyfini katlıyor bu ekran. Yüz tanıma özelliği varmış. Bu o kadar da benim dikkatimi çekmedi. Bir arkadaşım söyledi. Bu Samsung’un bir modelinde de varmış. Arkası kırılmaz camdan, beyaz. Çok şık olmuş. Telefon benim çok hoşuma gitti. İphone’un tek eksik yanı: Ekranların ufak olmasıydı.      İphone x ile bu tabuyu tamamen tuzla buz etti. Daha önce plus modelleri ile geniş ekran dünyasına adım atmıştı. Ama bu gep geniş ekranı ile mührünü vurdu. Telefon demek, internet demek. İnternetin keyfi de küçük ekranla da çıkmıyor şimdi. İphone’un ekranları desen ufak

İnstagram mı, Facebook mu?

Resim
      İnstagram mı Facebook mu sorusuna sokaktaki insan ne cevap veriyor. Benim takip ettiğim kadarıyla İnstagram son dönemde büyük bir atak yaptı. Ve Facebook’u geride bıraktı. Çevremdeki çoğunlukta daha çok İnstagram’da takılıyor. Sokaktaki insan demiştik. Onlar ne düşünüyor? Bunun cevabını Sokak Düelloları adlı Youtube kanalında buldum. Bu kanal sokağın nabzını tutuyor. Sadece gidip insanlara soru sormuyorlar. Ayrıca videonun arasına güzel eklemeler yapıyorlar. Birinin verdiği cevaba göre bir filmden ya da bir klipten ya da popüler olan herhangi bir videodan birini kısacık ekliyorlar videoya. Bu şekilde video daha eğlenceli bir hale geliyor. Peki kim kazandı? Buyrun izleyelim.   Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=LineCZktkHA&t=53s

Blogda yorum yapma, İngilizce yorumlar...

      Blogda yorum yapma konusunda şu İngilizce yorumlara takıldım. Bir tane vatandaş geliyor. Bilmem hangi ülkeden. Senin bloğuna İngilizce bir yorum yapıyor. Ya kardeşim, arkadaşım! Sen okuduğun yazıdan bir şey anladın mı da yorum yapıyorsun. Bazıları yorum yapmakla da kalmıyor. Bloğunu takip etmeye başlıyor. Bu neyin kafası arkadaşım? Dilini hiç bilmediğin bir bloğu neden takip edersin? Zaten dikkat ederseniz yorumları da blog ile ilgili yazılara yapıyorlar. Çünkü blog yazısının görselinde blog yazıyorda ondan. Blog yazısını görür görmez hemen yapıştırıyorlar yorumu. İşte bizde ilkokulda öğrendiğimiz ve hiç aklımızdan çıkmayan fine thanks and you ile cevap veriyoruz. Yabancı da olsa yorumunu cevapsız bırakmayalım. Kalbi kırılmasın istiyoruz. İNGİLİZCE BLOĞA NASIL YORUM YAPAYIM?      Blogda yorum yapma demeyeceğim onlara tabi ki de. Ama saçma olmuyor mu be kardeşim. Ben şimdi onun bloğuna gidip, nasıl yazısını okuyup da yorum yapayım. Yayınlarına baksam. Blog görselli bir yaz

Dan Brown, yeni kitabının ismi ne?

      Dan Brown , yeni kitabı Başlangıç ile 3 Ekim’de sahne alıyor. Bu kitabın iki özelliği var. Birincisi; Bu kitap iki bölümden oluşuyor. Galiba iki bölüm. Çünkü haberde kaç bölüm olduğu yazmıyor. Herhalde iki bölümdür. Haber demişken. İlgili haberi de buraya bırakıyorum. Kitabın kapağı falan hepsi var. Kitabın adının Başlangıç olduğunu görünce aklıma Leonarda Di Caprio’nun Başlangıç filmi aklıma geldi. Neyse ikinci özelliğine gelince. Bu kitabı ilk olarak bizler, yani Türk okurları okuyacak. Bunun nedeni ise saat farkı. 13 Eylül’de saat 00:00’dan sonra Altın Kitaplar’ın sitesinde yayınlanacak. Ya ilk defa internetten de yayınlanacak olsa da, ben tutup internetten okumam. Ben bugüne kadar hiçbir kitabı netten okumadım. ROBERT LANGDON YİNE BAŞROLDE      Dan Brown kitaplarını değil sadece, hiçbir kitabı netten okumadım. Kitabı elime alıp, kokusunu duyup okuyacaksın abi. Herhalde onu okumak içinde Altın Kitaplar’a üye olmak lazım. O tür işlerle zaten uğraşamam. Kitaptaki kahr

Güneşte patlamalar bizi etkiler mi?

      Güneşte patlamalar olmaya devam ediyor. Benim uzayla, güneşler, gezegenlerle ilgili merakım vardır. Bu nedenle böyle bir haber gördüğümde hemen okurum. Son okuduğum haberde böyle bir haberdi. Bu arada haberin linkini de şuraya bırakıyorum. Detay öğrenmek isteyenler bakabilirler. Güneş’te X seviyesinde bir patlama olmuş. X ne anlama geliyor peki? Patlamaların en yüksek seviyesi anlamına geliyormuş. Bu X patlamasından 7 ve 8 Eylül’de de olmuş. Bu patlamaların ilki güneş depremine neden olmuş. Bu deprem bildiğimiz sallantı anlamında değil. Sismik dalgaların yayılması, güneş depremi olarak adlandırılıyor. Peki bu sismik dalgalar bizi etkiler mi? Ne insan sağlığını ne de iletişim araçlarını etkilemiyormuş.  

Tolga Çevik, paylaşımı ve kadınlar...

     Tolga Çevik evliliklerinin 13’üncü yıldönümünde İnstagram’dan bir paylaşım yapmış. Kendisinden beklenilen güzel bir paylaşımdı. Ben okudum. Sizin de okumanız için şuraya bırakıyorum. Bir erkekler olarak kadında ne ararız? İşte bu paylaşımda o var. Biz erkekler olarak öyle bir eş istiyoruz ki. Maddi açıdan zor durumdayken, işler yolunda gitmiyorken ya da az kazanıyorken eşlerimiz bizim yanımızda olsun. “Ben seni her şartta seviyorum” desin. Verdiğim linkten okurken de göreceksiniz. “Evimiz kiradayken ve 97 model arabam varken bana tahammül ettiğin için” diyor. Bu cümle beni vurdu zaten. Biz erkeklerin aradığı kadın tipi bu kardeşim. Boşuna atalarımız, “Yuvayı dişi kuş yapar” dememişler.

TRT şarkı yarışması peşinde koşmamalı...

Resim
      TRT şarkı yarışması yapıyor bu aralar. Her şey bitti de şarkı yarışması mı kaldı? Abi şu TRT’nin özel kanallarla yarış içine girmesine katlanamıyorum. Yahu sen devlet kanalısın. Senin şarkı yarışmasıyla ne işin var. Senin reyting derdin olmamalı. Toplum yararına yayın yapmalısın. İlklerin peşinde koşmalısın. Özel kanalların para etmediği için yapmadığı, ama topluma yararı olacak programlar yapmalısın. Bir arada ev sineması mı ne yapıyordu. Abi ev sineması dediğinin ne yararı var? Bizden TRT payı adı altında kestiğiniz vergileri böyle programlara harcamayın ya. İnsana, topluma değer katacak şeyler peşinde koşun. TRT TÜRK’te güzel programlar oluyordu. Sağ olsunlar onu da kaldırdılar. TRT HABER ve TRT TÜRK ortak yayın yapıyorlar şimdi? Tamam da niye?  ESKİ GÜZEL PROGRAMLARA DÖN TRT      TRT şarkı yarışması yapacağına daha önce alışkanlık haline gelmiş olan ve şimdi artık yapılmayan güzel programları yapsın. Çocuk korosu vardı mesela. Nerede çocuk korosu? Ondan sonra bazı

Bayram nasıl geçti?

Resim
     Bayram nasıl geçti öyle. Daha dün bayramdı. Bugün bayramın son günü ve yarın iş var. Zaten çalışırken zaman böyle çabuk geçmez. Ama tatil günleri çabucak geçiyor. Benim bayramım pek verimli geçmedi. İlk gün her zamanki gibi namaz ve bayramlaşma ile geçti. Sonrasında bayram bitti zaten. Bayrama da pek tadında giremedim. Şu Facebook’taki Arakan videolarını izleyince insan donup kalıyor. “Hayatta kafaya taktığımız şeyler ne kadar boşmuş” dedim kendi kendime. İnanın normalde zevk aldığım şeyleri bile yapmaktan zevk almadım. İnsanlar oralarda vahşice öldürülürken insan nasıl güler, nasıl eğlenir? Onun dışında şu Vatan Şaşmaz cinayeti. Cinayetten sonraki görüntüler. Son günlerde kandan başka bir şey görmedik sosyal medyada.   BAYRAMDA KİTAP-FİLM HAK GETİRE      Bayram nasıl geçti benim için bunların dışında. Az önce verimli geçmedi demiştim. Bunun nedeni: Ne bir kitap okuyabildim, ne de bir film izleyebildim. Onu geç, bloğuma bir yazı bile giremedim. Ancak şimdi giriyorum işt