Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İçimi önce karartan sonra da aydınlatan film...

      Akıl Oyunları filmini izledim. Şizofren, felaket bir hastalık. İnsan çıldırabilir bu hastalık nedeniyle. Film boyunca içim karardı. Ama filmin sonu içimi aydınlattı. KAPALI OLMASINDAKİ HAYIR…      Kütüphaneye gittim. Yine kapalıydı. Ne oldu bu kütüphaneye arkadaş? Ama her şeyde bir hayır varmış. Bitirdiğim iki kitabı not almadığımı fark ettim bugün. Hemen onları not ettim. BAŞARILI OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM…      A Milli futbol takımımızın başına Stefan Kuntz getirildi. Başarılı olacağına dair en ufak bir umudum yok. BARINAMIYORUZ EYLEMLERİ…      Üniversite öğrencileri, “Barınamıyoruz” diyerek sokakta yatma eylemi yapıyorlar. Yurtlarda yerlerin dolduğunu ve dışarda kiralık ev bulabilmenin ise çok zor olduğunu söylüyorlar. Daha geçen gün tek odalı, camı olmayan ve sadece yatağı olan yere 900 lira kira isteniyor diye haberlerde çıkmıştı.

Maskesiz hayata çoktan geçmiş adam...

      Yol kenarında bekleyen yolcuyu almak için otobüs, yolun kenarına yanaştı. Adam otobüse bindi. Parasını ödedi. Ve oturmak için boş yer baktı. O an adamın maskesinin olmadığını gördüm. Hani kolunda falan da değil. Adam çoktan maskesiz hayata geçmiş. Ne şoför, ne de yolculardan hiç biri adamı uyarma ihtiyacı hissetmediler. “Böyle insanlarla uğraşmaktan herkes bıkmış anlaşılan” dedim. Ve pencereden dışarıyı izlemeye devam ettim. GÜLER YÜZLÜ PERSONELİN BIRAKTIĞI ETKİ…          Bugün iş yerinden arkadaşlarla kahvaltıya gittik. Gittiğimiz mekanın sorumlusu neşemize neşe kattı. Espriler yaptı. Fotoğrafımızı çekti. Hatta hepimiz fotoğrafta görülebilelim diye sandalye tepelerine bile çıktı. Mekandan ayrılırken de yine güler yüzlü bir şekilde, “Yine bekleriz” dedi. Bu yaklaşımı, günümün güzel geçmesinde etkili oldu. Eminim tüm arkadaşlarım da böyle düşünüyordur. İşte güler yüz bu kadar önemli.     

Kır düğünlerinde yeni moda: Palyaçolar...

      Özgür beni bugün, bir arkadaşının düğününe götürdü. Takı takacakmış. Evlenen arkadaşı ona çeyrek takmış. O’da çeyrek altının iade-i ziyaretini yaptı arkadaşına. Düğün sırasında iki tane palyaço gördüm. “Düğünde palyaço ne alaka?” dedim. “Ekmek parası işte. Çocuklarla vakit geçiriyorlar işte” dedi Özgür. Çocukların yüzlerine renkli kalemlerle şekiller yapıyorlar. Onlarla vakit geçiriyorlar. Akşam eve gelince kız kardeşime anlattım olayı. YENİ MODA, PALYAÇOYMUŞ…     “Ben de bir arkadaşımın düğününde gördüm. Yeni moda buymuş. Düğüne gelen çocuklar büyüklerin başında kalabalık etmesin diye palyaçolar onları oyalıyormuş. Daha neler göreceğiz bakalım. Böyle dedim ama. Bence iyi düşünmüşler. Hem büyükler düğün telaşesinde çocuklarla uğraşmaktan kurtulurlar hem de çocuklar güzel vakit geçirmiş olur.

Öz güvenle ilgili harika bir video...

      Haluk Tatar’ın, “Öz güveninizi sıfırlayan 11 şey” videosu harikaydı. Adam bu kişisel gelişim konularını harika anlatıyor. Hayran hayran dinliyorum. Adam kendi dünyasında çok şeyleri aşmış, belli. Muhakkak izlemelisiniz.   HİKAYELERİ GÖREMEME…        İnstagram’da nedense bazı arkadaşlarımın hikayelerini göremedim. Uygulamayı silip yeniden yükledim. Değişen bir şey olmadı. Google’dan arattım. İnstagram beni engellemiş olabilirmiş. Ben de olduğu gibi bıraktım. Birkaç saat sonra kendi kendine düzeldi. FAZLA EKMEK YEMENİN SONUCU…      Taze ekmek olunca biraz fazla kaçırmışım. Yemekten sonra bir titreme geldi. Onca ekmek ve yemeğe karşın hala aç gibiydim. O an canım tatlı şeyler istedi. Galiba günlük ekmek kotamın çok üstünde ekmek yememe vücudumun verdiği tepkiydi bu. Buradan şunu çıkardım ben: Ekmeği azaltma konusunda yol almışım.  

Vefat sayısına göre vaka sayısı az mı?

      Bu akşam açıklanan koronavirüs rakamlarına göre vaka sayısı 26 bini geçti. Can kaybı ise 221. Bazı uzmanlar ise vefat sayılarına göre vaka sayılarının az olduğu görüşündeler. KIRMIZI LİSTEDEN ÇIKTIK…      Vaka sayıları patlamışken İngiltere, ülkemizi kırmızı listeden çıkardı. Buradan oraya gidenler, belli bir süre karantinada kalmak zorunda değil artık. GÜNAYDIN AÇIKLAMASI…      Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş çok konuşulan Günaydın meselesi ile ilgili açıklama yapmış. “Günaydın demek cahiliye adetidir demedim” demiş. Sosyal medya kaç gündür bu açıklama üzerine çalkalanıyordu. KENDİMİ KABULLENMEK…      Kendini sevmek. Ne saçma bir şey. İnsan kendini sevmez mi? Sevmemek değil, belki de kabullenmemek. Kendim üzerine kafa yoruyorum. Her halimle kendimi kabullenmeye çalışıyorum.

Barbaroslar Akdeniz'in Kılıcı dizisinden ilk izlenimler...

      Barbaroslar Akdeniz’in Kılıcı dizisinin ilk bölümünün bi 10 dakikasını izledim. Beni sarmadı. Dizinin ismi uzun geldi. Sadece Barbaros ya da Barbaroslar olsaydı daha iyi olurdu. Engin Altan Düzyatan yine rolüne yakışmış. Bu adam dünyaya   sadece tarih dizilerinde oynamak için gelmiş olmasın sakın. LAFI EVELEYİP GEVELEME ACUN…      Acun’a, Beşiktaş- Borussia Dortmund maçını şifresiz kanaldan yayınlayıp yayınlamayacağı sorulmuş. Taraftarın öyle bir baskısı vardı çünkü. Hatta Sergen Yalçın bile Acun’dan bu istekte bulunmuştu. Acun’da kıvırıyor da kıvırıyor. Öyle diyor böyle diyor. Kardeşim lafı niye uzatıyorsun? “Ben bu işe para yatırdım. Ben nasıl tv8’den yayınlayayım şimdi bunu?” desene. Ama kendisine sorulan soruların genelinde böyle bir eveleme geveleme var. Acun, sen daha önce böyle değildin? Neyse açık açık söyle.

Yılmaz Erdoğan, hem polis hem de katil...

      8 Ekim’de Netflix’te, başrolünde Yılmaz Erdoğan’ın oynadığı, “Kin” filmi yayınlanacakmış. Fragmanını izledim. İlgi çekici bir şeye benziyor. Filmde polisi oynayan Yılmaz Erdoğan birini öldürüyor ve sonra katili bulmaya çalışıyor. Yani kendini. Sırf bu durum bile filmi ilgi çekici yapıyor. İÇİMDEKİ BEN…      Bazı durumlarda içimdeki Cem, “Sana bu söylenene, bu yapılana karşı tepki göstermelisin. Sessiz kalma. İçinden geçeni söyle” diyor. 16’INCI SEZON BAŞLIYOR…     Arka Sokaklar 16’ıncı sezonu ile bu akşam kanal D’de yeniden başladı. Kadroya iki yeni oyuncu katılmış. Tanımıyorum. Bölümler ilerledikçe tanıyacağız. 2001 KRİZİ…      Bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntıların nedeni olarak 2001 yılındaki kriz gösterilebilir mi? Evet, bu olmuş. Peki gerçekçi bir tespit mi bu? Şöyle inandığımız, güvendiğimiz ekonomistler şu işin aslını astarını anlatsa da öğrensek.     

Edebiyat işçisi olarak tanımlanmak...

      Ahmet Ümit, şair Küçük İskender için, “Edebiyat işçisiydi” dedi. Bu tanımlamayı çok beğendim. Yıllarını edebiyata vermek ve sonra da böyle anılmak çok güzel. BU KADRO İLE ZOR…      Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’nde grubundaki ilk maçında İstanbul’da, Borissia Dortmund’a 2-1 yenildi. Sergen Yalçın’ın yedek kulübesi çok zayıf. Devler liginde bu yedek kulübesi ile bir yerlere gelmek çok zor. ÇOK GÜZEL BİR SOHBETTİ…      Yekta Kopan’ın, Ahmet Ümit ile yaptığı edebiyat sohbeti harikaydı. Ahmet Ümit’in, “Aşkımız Eski Bir Roman” kitabı özelinde, edebiyata dair konuştular. Muhakkak izlemenizi öneririm. YouTube’a, “Yekta Kopan’la Yazar Söyleşileri” yazarak aratmanız yeterli. TAKSİ MESELESİ…      Son günlerde haberlerde devamlı taksi haberleri görüyoruz. Kısa mesafe için taksilerin yolcu almamaları. Müşteri olarak devamlı turist tercih etmeleri ve vatandaşları almamaları gibi şikayetler var.

Evde çalışmanın güzel yanlarından biri...

      Dışarıda yağan yağmuru gösterip, “Evde çalışmanın güzel yanı bu. Hiç ıslanmayacaksın” dedi kardeşim. Evet, bu yanı gerçekten güzel. Çünkü çamurdan hoşlanmıyorum. Hele pantolonun arkasının nokta nokta çamur olmasından ise hiç hoşlanmıyorum. HADİSE YOK, PEKİ KİM VAR?          Hadise, O Ses Türkiye’nin yeni sezonunda yokmuş. Ebru Gündeş, Murat Boz, Oğuzhan Koç olacakmış. Son isim ise ya Beyaz ya da başka biri olacakmış. BİLMİYORUM KOMPLEKSİ…      Eğer bir şeyi bilmiyorsam, “Bilmiyorum” derim. Hiç kompleksim yoktur. Böyle bir kompleksi olanlara da anlam veremem. Sıkıntı yapmayın kardeşim kendinize. YİNE SÜT İÇEMEDİM…      Annem süt kaynatıyormuş. “Bir bardak koyayım da iç” dedi. “Tamam” dedim. Yıllardır ağzıma süt koymamıştım. Ama içemedim. İki yudum aldım, bıraktım.         

İç karartıcı bir roman...

       Yekta Kopan’ın, Aile Çay Bahçesi kitabını bitirdim. Çok iç karartıcı bir roman olduğunu söylemeliyim.      Sizce bloğumda çok mu reklam var?      Barış Manço’nun, Benden Öte Benden Ziyade şarkısı. Çok etkiliyor beni. Ruhani bir müzik gibi.      Matrix 4’ün fragmanını izledikten sonra Mehmet Demirkol, “Keşke çekmeselermiş acaba?”dedi. İşte bir seri filmi için duyulması en korkunç yorum.      İncir, pazarda 20 liraymış. Hemen uzaklaşıyoruz tezgahın önünden.      Simit, 2 lira olmuş. Asgari ücretliye simit yemek de lüks olacak artık.      YouTube’da yeni bir kanal keşfettim. Kadir Kuru’nun kanalı. “Cine 5’e ne oldu?” başlıklı videosu ile tanıdım kanalı. “Cola Turka’nın hikayesi, Telsim’e ne oldu?” gibi ilgi çekici içerikleri var.  

Pelin Batu'nun, "Hayvanat bahçeleri kapatılsın" tweeti..

      Pelin Batu, Twitter’da, “Hayvanat bahçeleri kapatılsın” diye bir tweet atmış. Ben de retweetledim. İki binden fazla kişinin retweet yaptığını görünce de sevindim açıkçası. Demek ki bu konuda bir hassasiyet var. Bu konu hakkında yıllar önce yazmıştım. Bence de hayvanat bahçeleri kapatılmalı. Ormanlarda özgürce gezecek hayvanları kafeslere tıkıyoruz. Bir hayvansever olarak bu beni yaralıyor. Elimde imkan olsa, kafeslerin kapılarını tek tek açıp ne kadar hayvan varsa hepsini doğaya salardım. UYANIŞ VAR…      Hayvanat bahçeleri konusunda belli bir uyanış olduğunun farkındayım. Gün gelecek, halkın baskısıyla hükümetler kapatma yönünde kararlar alacaklardır böyle yerleri. Daha önceleri sempatiyle bakardım buralara. Ama zaman geçtikçe, hayvanların durumlarını anlayınca bakış açım tamamen değişti. Artık bir önce kapatılmaları taraftarıyım.

İstanbul'da yapılan aşı karşıtı miting...

      Sonunda ülkemizde de aşı karşıtı bir miting yapıldı. Nedense bizim ülkede böyle bir mitingin ya da gösterinin yapılamayacağını düşünmüşüm. Bizim millet uğraşmaz böyle şeylerle çünkü. Ama yapıldı. İstanbul Maltepe’de yapılmış. Mitinge 2000 bin kişi katılmış. Mitingde aşı karşıtı olarak bilinen gazeteci Abdurrahman Dilipak konuşmuş. BİLL GATES VURGUSU…      Ve koronayı, “Bill Gates’in fonladığı sıvı” olarak tanımlamış. Bence enteresan bir tanımlama. Bu tamamen hayal ürünü bir söylem de diyemiyorum. Olur mu olur. Bir de ilk başlarda Çin’de düşerek ölen insanları hatırlattı. Gerçekten hiçbir ülkede böyle bir ölüm gerçekleşmedi. O zaman o görüntülerdeki insanları o hale getiren neydi? Sorular çok. Bunlar gün gelip aydınlığa çıkacaktır.

Celal Şengör hangi tarikat üyesi?

      YouTube’da dolaşırken Celal Şengör hangi tarikat mensubu başlıklı bir videoya denk geldim. Bu kısa videolardan. 23 saniyecik. Shorts video dedikleri hani. Bu izlediğim gibi çokça videolar var. Bu tarz kısa videoları seviyorum. İşte bu videoda izlediklerimi de sizlerle paylaşmak istedim. Fatih Altaylı’nın programına katılmış Celal Şengör. SAKALLARI NİYE AYNI?      Seyircilerden, Murat Bardakçı, İlber Ortaylı ve Celal Şengör’ün sakalları niye aynı tarz diye bir soru gelmiş. Daha önce bu soruya Murat Bardakçı, “Hepimiz gizli bir tarikat üyesiyiz” diye cevap vermiş. Bunu gülerek anlatıyor Şengör. Ve hangi tarikat üyesi olduklarını açıklıyor. Aslında hepimizin tahmin edebileceği bir cevap veriyor. “Bilim tarikatı. Bilim tarikatındanız hepimiz” diyor.

Maraşlı'nın kızına okuduğu şiir...

      Maraşlı, dizinin bir sahnesinde kızına bir şiir okuyor. Bu şiiri ilk defa duydum. Ve bu şiir beni etkiledi. Şiirden etkilenmem de Maraşlı’nın güzel okuması da inkar edilemez tabi. Şiirin en etkileyen mısraları ise: “Kamyonlar kavun taşır ve ben/ Boyuna onu düşünürdüm” oldu. Kamyonların kavun taşımasıyla, onu düşünmek arasında ne bağlantı vardı ki? ŞİİRİ YAZAN ŞAİR VE ŞİİRİN ADI?      Böyle bir şiir mi yazılırdı? Ama yazılırmış. Ve bu şiir pekala da sevilirmiş. Sonra Google’da arattım bu şiiri. Benim gibi çoğu insan aratmış olacak ki hemen çıktı zaten. Maraşlı’nın kızına okuduğu şiir diye. Şiirin sahibi ünlü şairlerimizden Cahit Külebi’ymiş. Şiirin adı ise: İstanbul. Maraşlı sayesinde bir şiir öğrenmiş olduk.

Dizi jenerik müziği önerisi: Maraşlı...

      Bir diziyi sevdiğiniz için mi o dizinin müziğini seversiniz yoksa sadece müziği hoşunuza gittiği için mi? Ben bu sorunun her iki bölümünü de evet olarak cevaplayabilirim. Diziyi sevdiğim için müziğini de sevdiğim dizi: Maraşlı. Çok iyi başlayan fakat senaryosunun daha sonradan götürülemediği bir diziydi Maraşlı. Senaryoda o kadar saçmalamışlardı ki. Ben son bölümlerini izlemedim bile. Ama ilk bölümleri çok çok iyiydi. DİNLEYECEĞİM DİZİ MÜZİKLERİNDEN…      Dizi gibi, müziği de çok güzeldi. YouTube’da denk gelince yeniden dinledim. Her zaman ara ara dinleyeceğim jenerik müziklerinden biri oldu bu da. Hiç Maraşlı dizisini izlemediyseniz bile jenerik müziğini dinlemenizi tavsiye ederim. Zaten bir buçuk dakikalık bir şey. Sizin de dizi ya da film müzikleri öneriniz varsa, mutlulukla alabilirim.

Harry Potter, en sevdiği Harry Potter filmini açıklamış...

      Harry Potter’ı oynayan oyuncu Daniel Radcliffe, serinin en sevdiği filmini değil, filmlerini açıklamış. Filmleri diyorum çünkü en çok iki filmi sevmiş. Öncelikle ben sevdiği filmleri tahmin edemedim. Şimdi o iki filmi yazmadan siz de tahmin etmeye çalışın. Hangi iki filmi sevmiştir? Tamam mı? Tahminler yapıldı mı? O zaman filmler gelsin. İŞTE O İKİ FİLM…      Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı. İlk film buymuş. Çocuğun öldüğü film miydi bu? Birden hatırlayamadım. Diğer film ise: Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2. Size bir şey itiraf etmek istiyorum tam bu noktada. Serinin bu Ölüm Yadigarları filmlerini izlemedim. Seriden koptum herhalde. Nedense izlemek gelmedi içimden. Belki bir gün izlemek ister canım diye beklemedeyim.

Matrix 4'ün fragmanı neden ağzımı açık bıraktı?

      Matrix 4’ün ilk fragmanı yayınlandı. Tiriniti çok yaşlanmış. Neo desen hafızasını kaybetmiş. Tiriniti’ye, “Sizinle tanışıyor muyuz?” diyor. Bu nasıl manyak bir ortamdır? Peki ya makineleri ve makineler şehrini özledik mi gençler? ŞENOL GÜNEŞ GİTTİ…           Sonunda Şenol Güneş gönderildi. Tazminat konusu ile ilgili ise bir açıklama yapılmadı. A milli futbol takımının başına Okan Buruk’un getirilmesi düşünülüyormuş. Valla Okan ne kadar isabetli bir seçim olabilir bilemedim. Son dört maç için ben yine ya Fatih Terim ya da Mustafa Denizli gelsin isterim. BU SÖZÜ NEDEN SÖYLEYEMEDİM?      “Hayatımda sevmediğim hiçbir işi yapmadım” diyebilseydim ben de keşke. Başarılı olmuş kişilerin ağzından duyuyorum bu sözü hep. Ben neden bu sözü söyleyemedim peki? Cevap net aslında: Ben başarılı biri değilim çünkü. VAZGEÇMEYEN BİRİSİ OLARAK BİLİNMEK…      Çevren tarafından, hiç vazgeçmeyen, devamlı çalışan, çabalayan biri olarak bilinmek çok güzel bir duygu olsa gerek. Ben de böyle bil

Hep günü kurtarma peşindeyiz...

      Futbola bakıyorsun, siyasete bakıyorsun kısacası hayata bakıyorsun. Hep bir düzensizlik var. Plansızlık var. Sadece günü kurtarma var. Bu ülke hep böyle mi olacak? GEL DE FENOMEN OLMA…      Netflix, bir tane Tiktok fenomeni ile dizi anlaşması imzalamış. Şimdi gel de fenomen olmaya çalışma. ÇUKUROVA YENİ SEZON BAŞLAMIŞ…      Bir Zamanlar Çukurova’nın yeni sezonu başlamış bu akşam. Bizimkiler Atv’yi açtılar. Ben de odama geçtim. TRABZONSPOR YENER…      Hafta sonu Trabzonspor ile Galatasaray karşılaşacak. Bu seneki ilk derbi. Bakalım sonucu ne olacak? Bir Galatasaray’lı olarak, “Trabzonspor yener” diyorum. AKŞAM HABERLERİNİ İZLEDİĞİMİZ KANALLAR…      10 dakika kanal D habere bakıyoruz. Üçüncü sayfa haberleri başlayınca da Fox habere geçiyoruz.                 

Kemal Sunal'ın ilk dizisi...

      Kemal Sunal’ın, “Saygılar Bizden” adında bir dizisi varmış. İlk defa duydum. Hatta ilk dizisiymiş bu. İnternette denk geldim. On bölümlük bir diziymiş. Mübaşiri oynuyormuş. İlk bölümünü izlemeyi düşünüyorum. 5 DEĞİL 6 YEDİK…         “Hollanda’dan 5 yemesek bari” dedik, 6 yedik. Ve hala milli takım teknik direktörü Şenol güneş istifa etmedi. Göndermeden de gideceği yok gibi. Bizim millette kendi bırakıp gitme gibi bir durum yok maalesef. İlla ki gönderilecekler. BAŞ BELASI DA BİTİYOR…      Baş Belası, final yapıyor. Daha önce böyle bir haber okumuştum ama net değildi. Sonunda netleşti. Atv, final bölümünün tanıtımını yayınladı. Aslında güzel bir diziydi. Ama dizi sürelerinin uzunluğundan dolayı dizinin enerjisi düşüyordu. Bu tip dizilerde gereksiz sahnelerin hiç olmaması gerekiyor aslında.                          

Whatsapp'da kimine son görülme, kimine ebediyen görülmeme...

     Whatsapp’da son görülmeyi istediğiniz kişilere kapalı ya da açık hale getirebilecekmişiz. Ama daha geliştirme aşamasındaymış. İŞ GÖRÜŞMESİ YAĞMURU…      Kardeşim iş arıyor. Bazen hiçbir yerden iş sesi çıkmıyor. Sonra her yerden, bir anda iş için çağırıyorlar. Nereye gideceğini şaşırıyor.   UMARIM BEŞLİK OLMAYIZ…         Bu akşam Türkiye- Hollanda maçı var. Deplasmanda oynuyoruz. Hiç ümidim yok. Umarım beşlik falan olmayız. UÇACAK MI BU TELEFONLAR DAHA…      Apple, İphone 13’ü, 14 Eylül’de tanıtacakmış. Nesini tanıtacak ki? Bundan sonra telefonların uçacak halleri yok ya. BU SENE DE İZLENİRSE ARTIK…      Bir Zamanlar Çukurova, bunca başrol oyuncusu diziden ayrıldıktan sonra, bu sene de reytinglerde zirvelerde olursa, “Helal olsun” derim.     

Blog yazılarıma yorum yapacaklara sesleniyorum...

      Birkaç gün önce baya uzun bir yazı yazmıştım. Beni takip edenler bilirler ki, ben genelde uzun yazı yazmam. Kırk yılda bir yazarım. İşte bu kırk yılda bir yazdığım yazılarımdan birine, yorum yapan arkadaşlarımdan biri, “Yorum yapayım ama hangisine yapayım? Yazıda o kadar çok konu var ki?” demiş. İlla her konuya yorum yapma mecburiyetinde hissetmeyin arkadaşlarım. Yazıdaki konulardan bir tanesine yorum yapsanız yeter. Kasmayın kendinizi.     GECENİN BİR YARISINDA KİTAP OKUMA ZEVKİ…      Bunu daha önce yazmış mıydım? İnanın hatırlamıyorum. O yüzden yeniden yazma ihtiyacı hissettim. Bir gece kalktım. Saat üç gibi. Tuvalete gittim geldim. Biraz sosyal medyada takıldım. Sonra biraz da kitap okudum. O saatte okuduğum kitaptan o kadar çok zevk aldım ki. Evdekiler uykuda. Mahalleli uykuda. Çıt çıkmıyor. Böyle bir ortamda kitap okumayı denemelisiniz. TUTKUMUN YANINA PARA KAZANMAYI EKLEME…      Adamın bir tanesi karavan almış ve yurdu dolaşmaya başlamış. Ama devamlı dolaşm

Buz Devri 4'ü bu sefer beğendim...

      Geçenlerde Buz Devri 4 izledim. İlk izlediğimde beğenmemiştim. Ama bu sefer hoşuma gitti. Hatta tamamını bile izlememişken böyle düşünüyorum. Bir daha televizyonda denk gelirsem kesin sonuna kadar izlerim. PSİKOLOJİK BİR KİTAP…          Aile Çay Bahçesi kitabı biraz ağır bir kitap gibi geldi bana. Psikolojik yönü baskın. Ama yine de okumaya devam tabi. YİNE GÜNÜYLE OYNADILAR…      Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’yi, pazartesi gününe almışlar. Bir ara da Çarşamba gününe almışlardı. Sonra yanlış yaptıklarını da anlamışlar ve tekrar pazara çekmişlerdi. Aynı hatayı şimdi yine yapıyorlar. SAKIN TIKLAMAYIN…      İnstagram’da hesap çalınma olaylarına çok denk gelmeye başladım. Mail falan gelirse ya da mesaj gelirse sakın ama sakın tıklamayın. Tıkladığınız an hesabınız başkalarının eline geçiyor.     

Eylül bize kazaklarımızı da getirdi...

      Eylül ayı çok sert başladı. Soğukla girdi. Bir anda ortalık serinledi. Ben evde kazak giymeye başladım. Hatta bu konuda Hayat40tan Sonra bloğu yazarı İnstagram’da hikaye yapmış. “Serin değil, bu bildiğin soğuk” demiş. BENİM GÖNLÜM KUPADAYDI…          Filenin Sultanları , Hollanda’yı 3-0 yenip Avrupa üçüncüsü oldu. Voleybol dünyamız adına sevindirici bir durum. Ama dünkü yarı final maçını kaybetmek buruk bir sevinç yaşattı bana. Benim aklım fikrim final oynamak hatta şampiyon olmaktaydı. KARDEŞLERİM YENİ SEZON FRAGMANI…      Kardeşlerim dizisinin yeni sezon fragmanı yayınlanırken denk geldik Atv’de. Annem, “Dursun bakalım. Ne zaman başlıyormuş?” dedi. Zaplamayı bıraktım ve fragmanı izledik. 11 Eylül Cumartesi günü yeni sezonun ilk bölümü yayınlanacakmış. ÖZÜMSEYEREK OKUYACAĞIM…      Yekta Kopan’ın, Aile Çay Bahçesi kitabını okumaya devam ettim. 142 sayfa olan kitabı bir günde de bitirebilirdim ama bunu istemedim. Her gün 50 sayfa okuyup, kitabı özümsemek istedim. Yekt

Filenin Sultanları, yarı finalde kaybetti...

      Filenin Sultanları yarı final maçında Sırbistan’a 3-1 yenildi. Herkes büyük bir beklenti içindeydi. Hele ki 6’da 6 yapmışken. Final görmeliydik. Ama hep böyle oluyor. Böyle finalleri bir türlü geçemiyoruz. Kırılma anlarında kırılan hep biz oluyoruz. SEÇİM BARAJI %7’YE DÜŞÜRÜLECEK…      AKP ve MHP karar verdiler. Seçim barajı %7’ye inecek. Yıllardır konuşulurdu bu baraj. Yok 7, yok 5 dendi. Hatta sıfırlansın bile denildi. Ama sıfırlanma bizim ülke için ütopyadır ütopya. Bu barajın 7’ye çekilmesinde MHP’nin bazı anketlerde %10’nun altında kalması da etken olabilir. OKULLAR BU SEFER NE KADAR AÇIK KALABİLECEK?      6 Eylül 2021’de okullar açılıyor. Okullar bu seneye özel mi açılıyor sanki. Her sene açılıyor. Bu senenin özelliği ne? Tabi ki yüz yüze eğitime yeniden başlanacak olması. Koronavirüs nedeniyle uzaktan eğitim yapılıyordu. Çocuklar evde durmaktan sıkıldı. Kayıp nesil denilen bir nesil çıktı ortaya. Tüm bunlardan dolayı, yüz yüze eğitim kararı alındı. Bakalım ne kada

Blog yazarları da günde 1000 kelime yazmalı mı?

      “ 1000 kelime yazma pratiği sadece romancıları kapsar mı?” diye sorduğum editör Mürsel Çavuş, “Herkesi kapsar” dedi. Daha çok kelime yazma üzerine düşünüyorum. 1000 kelime olmasa bile. AZRA KOHEN’DEN BEYNİN GELİŞİMİ İÇİN ÖNERİLER…      Azra Kohen beynin gelişimi için, “Balık yağı yiyin. Koladan uzak durun. Paketlenmiş gıdaları tüketmeyin” dedi. KİTAPTAN ALINTI YAPMA ALIŞKANLIĞIM YOK…      Kitapların beğendiğim cümlelerini bir yerlere not almak nedense zor geliyor bana. Diğer bloglarda kitaplardan alıntıları görünce imreniyorum aslında. Ama ben de böyle bir alışkanlık oluşmamış işte. FERHAN ŞENSOY HAYATINI KAYBETTİ…      Ferhan Şensoy, 70 yaşında hayatını kaybetti. Kendisi damarlarından bir operasyon geçirmiş. Sonrasında yara yerinde bir komplikasyon oluşmuş. Bu nedenle hastanede tedavisi devam ediyordu. Ölümünün ardından sosyal medyada çoğu kişi, “Rasim Öztekin ile tekrar buluştular” paylaşımları yaptı.  

Çince gibi...

      Eskiden blog yazılarımı İnstagram’da paylaşırdım. Kısa yazdığım için, yazının fotoğrafını çekim koyardım. İlk defa hesabıma giren bir arkadaşım, “Çince gibi bu yazılar ne?” demişti. YENİ SEZON HEYECANI…      Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’nin yeni sezon ilk bölümü çekilmiş. İlk bölümü ve ekibe yeni katılan oyuncuları heyecanla bekliyorum. AŞI OLUNCA HER ŞEY BİTMİYOR…      Sadece aşı olmak koronadan korunmak için yeterli değil. Aynı şekilde maske takmaya devam etmemiz gerekiyormuş. Geçen bir arkadaşım, “Nasıl olsa iki doz aşılandık. Gel tokalaşalım” dedi. Hepimizde düşünce bu işte. Ama böyle düşünmeyip, tedbiri elden bırakmamamız lazım. BİRİKİM ÖNEYLİYMİŞ…      Deneme yazmak için büyük bilgi birikimi lazımmış. Bunu blog yazmaya başlayınca anladım.

Otuz Beş Yaş şiirini yazan Cahit Sıtkı Tarancı kaç yaşında ölmüştür?

      Cahit Sıtkı Tarancı hakkında soru çıktı Kim Milyoner Omak İster’de. Otuz Beş Yaş şiirinin yazarı biliyorsunuz kendisi. Kaç yaşında öldüğü soruldu. Yarışmacı 36 diyecekti ama neyse ki cevap vermeyip çekildi ve doğru yaptı. Çünkü 46 yaşında hayata veda etmişti.      Benim de yaşımın otuz beş olmasına bir yılım kaldı bu arada. Bu şiiri ilk duyduğum zamanlar, “Ooo daha çok var otuz beş olmama” demiştim. İşte o çok olan zamanlar geçtiler. EZBERLEMEYE ÇALIŞAYIM YENİDEN…      Soruyu görünce Otuz Beş Yaş şiirini yeniden okumak istedim. Bir zamanlar ezberlemeye kalkmış, yarıda bırakmıştım. Onu da ezberleyim bari. SEVDİĞİM ŞAİRLER…      Bu arada son bir şey daha: Cahit Sıtkı Tarancı en sevdiğim üç şairden biridir. Diğerleri: Ümit Yaşar Oğuzcan ve Orhan Veli.

Ben de fenomen olabilir miyim diye düşünmek...

      Ben de fenomen olma potansiyeli yok. Aslında fenomen olma isteğiyle yanıp tutuşmuyorum. Ama hayatın zorlukları kolay yoldan para kazanma üzerine düşündürtüyor insanı. PİŞTİĞİMİZ BİR GÜN…      Ağustos’un 29’undayız ama hava acayip sıcak. Bugün piştik resmen evde. Nefes almak bile zordu. BU FERYADA YÜREK DAYANMIYOR…      ABD polisi bu sefer de bir basketbolcuya şiddet uygulamış. O da bu şiddet sırasında, “Nefes alamıyorum” demiş. ROMAN DIŞINDA KİTAP OKUMAK…      Sadece roman okumamam lazım. Başka tarz kitaplara da göz atmam lazım. Kütüphaneye ilk gittiğime roman dışında bir kitap alacağım. İŞTAHSIZ OSMAN…      Osman, birkaç gündür iştahsız gibi. Aile olarak kedimizin iştah durumunu takipteyiz. KEDİLERİN YATIŞ TARZI…      Kedilerin kafalarını patilerinin üstüne ya da herhangi biraz yüksek bir yere koyup uyumaları çok hoşuma gidiyor.

Ali Yazar Veli Bozar...

      Sabah sabah dilime Barış Manço’nun, “Ali Yazar Veli Bozar” şarkısı takıldı. Benden duyan kardeşim de söylemeye başladı. Sonunda YouTube’dan açıp dinledik şarkıyı. BU HİSSİ SEVİYORUM…      Yine günde 1000 kelime yazmak hakkında yazı okudum. Ve içimde 1000 kelime yazma isteği doğdu. Yazamasam da bu hissi seviyorum. ARTIK LEZZETLİ YAPIYORLAR…      Bizim buradaki pideci ilk başlarda iyi pide ve lahmacun yapamıyordu. Ama zaman geçtikçe bu işin hakkından gelmeye başladılar. Artık güzel oluyor pide ve lahmacunları. SONUNDA TEKRAR DÖNEBİLDİM KİTAP OKUMAYA…      15 gün ya da daha fazla bir günden sonra tekrar kitap okumaya döndüm. Yalancı Tanıklar Kahvesi kitabına kaldığım yerden devam ettim. Beklediğim kadar sıkılmadım kitabı okurken.       

Neşet Ertaş, filminin çekilmesiyle ilgili nasıl bir vasiyette bulundu?

      Mustafa Uslu, Neşet Ertaş’ın filminin çekileceğini açıklamasından sonra Ertaş ailesinden buna itiraz geldi. Mustafa Uslu, hangi akla hizmet olduğu bilinmez ama aileyle görüşmeden film hazırlıklarına başlamış. Ailenin itirazının sorulması üzerine de, aileyle görüşme yapacaklarını söylemiş. Bunu daha önce yapman gerekmiyor muydu kardeşim? AİLE FİLMİNİN ÇEKİLMESİNE NEDEN İTİRAZ EDİYOR?      Ailenin bu filme itiraz etme nedenlerinden biri de Neşet Ertaş’ın kendisi yaşarken, hayatının film yapılması için tekliflere, “Hayır” demesi. Ayrıca öldükten sonra filminin çekilmemesi için de vasiyet etmiş. Böyle büyük bir insan, filminin neden çekilmesini istememiş? Elbette eminim buna da kendi açısından çok güzel bir cevabı olmuştur. Ailesi bunu da açıklar umarım.

İyi bir yazar olabilmek için 10 bin saat çalışmak yeterli mi?

      Bir işte uzmanlaşmak için en az 10 bin saat çalışmış olmak gerekiyormuş. Mesela Mozart, 10 bin saat çalışmış. Ama 10 bin saat çalışınca kesin başarılı olma garantisi yok. Ama başarılı olan kişiler incelendiğinde de 10 bin saat çalıştıkları görülmüş. Yani iyi bir yazar olabilmek için kesinlikle 10 bin saat çalışmanız/çalışmam gerekiyor. YAPILAN DENEYİN SONUÇLARI…      Bununla ilgili bir deneyde yapmışlar. Bir müzik okulunda keman çalan öğrencileri üç gruba ayırmışlar. Geleceğe damga vurabilecek, ismini duyurabilecek potansiyelde olan grup incelendiğinde 10 bin saatlik bir pratik yaptıklarını tespit etmişler. Ne yaparsanız yapın, ne olmak istiyorsanız isteyin, hedefinize ulaşmanın yolunun 10 bin saatlik bir çalışmadan geçtiğini unutmayın.          

O iki şarkıdan eski tadı alamadım...

      Ben Fero ve Ezhel’in bir zamanlar beğenerek dinlediğim şarkılarını yeniden dinledim. Ama ilk zamanlardaki gibi zevk almadım. Artık o şarkılara doymuşum. Halbuki ilk çıktıkları zamanlar keyifle dinler ve eşlik ederdim o şarkılara. Bahsettiğim şarkılar: 321 ve Lolo. ŞARKI DİNLETME HALA MODA MI?     Bugün bir arkadaşımı aradım. Telefonun çalma sesi olarak şarkı koymuş. “Hala böyle yapılıyor mu ya?” dedim. Bir zamanlar çok modaydı. Hala moda mı, yoksa arkadaşım çalma sesi yerine şarkı konması durumunu yeni mi keşfetmiş, bilemedim. YARIŞ İÇİNDEKİ İKİ DİZİ…      Youtube üzerinde Baht Oyunu ve Aşk Mantık İntikam dizileri arasında çekişme var. Trendlerde bir onun fragmanları, bir diğerinin fragmanları hep üstlerde oluyor. Reytinglere bakarsak, Aşk Mantık İntikam dizisi çok önde tabi.       

Aşı karşıtı mı olacağım yoksa aşı yanlısı mı? Ne olacağımı şaşırdım...

      Aşılarla ilgili bir çok şey söyleniyor. Aşı yanlılarını dinliyorum. “Aşı olmaktan başka çare yok. Millet koşa koşa aşı olmaya gitmeli” diyorum. Aşı karşıtlarını dinliyorum. “Aşı olarak yanlış mı yaptım yoksa?” diyorum. Kafam karma karışık. Neye inanacağımı şaşırdım. HAŞMET’SİZ HINCAL…          Haşmet Babaoğlu ile Hıncal Uluç’un arası bozukmuş. Yıllardır bu ikilinin programlarıyla büyümüş biri olarak buna üzüldüm. İnsan işte. Durmadan değişiyor. Fikirleri farklılaşıyor. Bugün çok sıkı fıkı olduğunuz biriyle, yarın Allah’ın bir selamını bile kesebiliyorsunuz. ASKERİMİZ DÖNÜYOR…      Türk askeri, askerimiz Afganistan’dan geri dönüyormuş. Taliban ülkenin yönetimini tekrar ele aldıktan sonra bizim orada kalmamızın bir anlamı da kalmamıştı zaten. Birinin bile burnu kanamadan ülkemize dönsünler inşallah. ARADA KAÇAKLIK YAPIYORUM…      Arada, çok taze ekmeğe denk gelirsem ya da ekmek olmadan yiyemeyeceğim yemekler olursa kaçaklık yapıyorum. Ekmek yiyorum. Daha tam olarak ek

Psikolojim o filmi kaldıracak durumda değildi...

      Bu akşam TRT 1’de, Müslüm filmi vardı. Ama ben filmi izleyecek psikolojide değildim. Bizimkiler izledi. Evet, şimdiye kadar bir kere olsun izlemedim bu filmi. Ne zaman yine televizyonda denk gelirsem ve psikolojim uygun olursa, o zaman izlerim. BAMYA…      Bizimkiler bamya yapmışlar. Hiç aram olmamasına rağmen birkaç tane aldım göz hakkı olarak. Patates ve patlıcanlarından da alıyorum bak. Türlü gibi yapıyor onu bizimkiler. AZİMLİ BİR ÖĞRETMENİN HİKAYESİ…      Geçtiğimiz günlerde yine TRT 1’de Hıçkırık adında bir Hint filmi vardır. Devamlı hıçkıran bir öğretmenin filmi. Onu izleyememiştim. İlk fırsatta onu izlemeyi düşünüyorum. Her zaman azimli insanları sevmişimdir. Böyle filmleri izlemek de yaşama sevinci veriyor insana.

Daha kaç doz aşı olmamız gerekecek?

      Korona için aşı olmada üçüncü doz aşıdan bahsedilirken şimdi de dördüncü doz aşı çıktı. Daha kaç aşı olmamız gerekecek? CILKI ÇIKAN BİR DİZİ DAHA…      Atv’deki Kalp Yarası dizisinin iyice cılkını çıkardılar. Artık sarmıyor bu dizi beni. GÜNE, YAZMAK ÜZERİNE SOHBET İLE BAŞLAMAK…      Sabah kahvaltıda, TRT 2’de Yılmaz Erdoğan’ın Öğrence programını izledim. Sabah sabah yazı üzerine bir şeyler dinlemek çok iyi geldi. FIRLATACAKTIM KALEMİ…      Kalemle acil bir not almak gerekti. Kalem de tam o sırada yazmadı. Kalemi fırlatasım geldi. ÖLÜMCÜL HATA DEĞİL Mİ BU ŞİMDİ?      Kardeşim pide almış ama yanına ayran almayı unutmuş. Ölümcül hata. GICIK OLDUĞUM PROGRAMLAR…      Yemekli sohbet programlarına biraz gıcık oluyorum. Adam muhabbet mi etsin yoksa yemeğini mi yesin bilemiyor.       

Kendi kendine içini dökmek...

      YouTube’da, “Kimsenin bilmesini istemeyeceğiniz şarkılar” başlıkla bir videoya denk geldim. İlk defa duyduğum bu slov şarkılar çok güzeldi. Odanın ışığını kapattım. Uzandım. Ve kendimi bu şarkıların bana yaşattığı duygulara bıraktım. Geçmişimi düşündüm. Geçmişteki güzel günlerimi ve hatalarımı. Kendimce bir muhasebe yaptım. Kendi kendime içimi döktüm biraz. İYİ Kİ BLOG YAZMAK TİKSİNDİRMİYOR BENİ…           Tekrar günlük tutmaya geri döndüm. 10 günlük bir aranın ardından. Bir şeyin üzerine çok abanırsam o şeyden tiksiniyorum bir anda. Ve bir daha o tiksintim geçene kadar, özleyinceye kadar yanaşmıyorum o şeye. Tiksintim geçti ve yeniden günlük tutmaya başladım. Böyle yazarken aklıma şu geldi: İyi ki blog yazmaktan tiksinmiyorum.     

Bu dünyaya fatura ödemeye mi geldik?

      “Biz dünyaya fatura ödemeye gelmişiz” diyor Leyla ile Mecnun’daki, Mecnun’un babası. Gel de bu söze katılma şimdi. “Bu dünyaya çalışmak için gelmişiz” diye bir sözüm vardır benim de. Günde 10 saat çalışmak. Çalışmaktan, yaşamaya fırsat bulamamak. KİTAP VİDEOLARINI İZLEMEK…          Bunu daha önce yazdım mı bilmiyorum. YouTube kanallarındaki kitap tanıtım videolarını ve yeni aldıkları kitapları tanıttıkları videoları izlemeyi çok seviyorum. Bu videoları sevmemle, kitap okumam arasında bir paralellik yok maalesef. Bir kitap kurdu değilim. Kendi halinde, kitap okumayı alışkanlık haline getirmeyi çalışan biriyim. ŞARJI ÇABUK BİTİYOR…      “Ben de İphone alacağım” diyen arkadaşına, “Onun şarjı çabuk bitiyor. Boşver alma” dedi. Bir İphone’cu olarak üzülerek bu söylenene katılmak durumundayım. Şu çabuk şarj bitme olayına bir çözüm bulmalılar.           

Blog dünyasında denenmemişi denemek isterdim...

      Ben Fero, heceleyerek rap yaptı. Deyim yerindeyse çarşı karıştı. Adam yeni bir şey yaptı. Herkes ondan bahsetti. Tutmayabilirdi de. Ama sonuçta denedi ve meyvesini aldı. Ben de denenmemişi denemek isterdim. Mesela blog dünyasında.   HABABAM SINIFI ADINA UTANMAK…          Dün akşam Show TV’de, Hababam Sınıfı’nı izledik. Sınıfça öğretmenlerine aşk mektubu yazmaları sırasında her zaman ki gibi onlar adına utandım yine. EKMEK DAHA BİR GÜZEL…      Ekmeği azalttıktan sonra ekmeğin tadı daha bir güzel gelmeye başladı bana. Buna rağmen ekmek bağımlısı olmadığımı düşünüyorum. Sulu yemeklerde ekmek banamamak sıkıntı sadece. ÇOK ÇALIŞMAK EŞİTTİR BAŞARI DEĞİL…      Haluk Tatar, hayatın 12 gerçeği adlı videosunda bahsetti. “Çok emek verdin, çok çalıştın diye başarın garanti değil. Yine de başarısız olabilirsin” dedi. Galiba ben çok çalışınca kesin başarılı olurum diye düşünüyormuşum.