Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #270

*Bir insan, işinde çok iyi olabilir. Sırf bu yüzden o kişinin, hayranı olabilirsin. Ama özel hayatında nasıl biri olduğunu bilsen, tanısan belki de nefret edeceksin. Şarkıcı, futbolcu veya yazar. Her neyse işte. İnsanları değerlendirirken bunu da göz önünde bulunduralım derim. Her insan dört dörtlük olacak diye bir kaide yok sonuçta.

*Ahmet Ümit’in yeni kitabı çıkıyormuş. Roma’nın Beş Günü, yeni kitabının adı. İşte böyle çalışkan yazarlara hayranım ya. Durmadan kitap çıkartıyor. Kim bilir kaçıncı kitabı olmuştur. Düşünüyorum da: Ahmet Ümit, öteki tarafta ne yapacak? Yazmaya aşık olan bu adam, öteki tarafta da yazma imkanı bulabilecek mi? Bu duygusunu nasıl tatmin edecek?

İstanbul Hatırası hiç hesapta yoktu...

*Hiç hesapta yokken Ahmet Ümit’in, İstanbul Hatırası kitabına başladım. Aslında başka bir kitaba başlayacaktım. Ama bugün kütüphaneye gittiğimde gördüm ve hemen aldım. İşte şimdi de okumaya başladım.

*Çok Güzel Hareketler Bunlar’da, Gürhan Altundaşar bıyığını kestirmiş. Devamlı bıyıklı görmeye alıştığımız için bıyıksız hali bir garip geldi.

*Gürhan Altundaşar’ın bıyıksız halini Çok Güzel Hareket Bunlar 2’de, Toksik Aile skecinde gördüm. Bu skeci beğendim, komikti. İzlemenizi öneririm.

*YouTuber Alper Rende, dünyanın en büyük hapishanesi Cecot’a gitmiş. Biraz izledim ama beni sarmadı. Belki sizin hoşunuza gidebilir.

*Melike Şahin’den pek hoşlanmıyorum ama Nasır şarkısı gerçekten güzel. Dinlemenizi öneririm.

*Sosyal medyada yeni bir akım başladı. Yeni yılın girmesine ya da bu yılın bitmesine kaç gün kaldı haberleri yapmak. Daha bugün gördüm. Hatta İnstagram’da da paylaştım. 2024 yılının bitmesine 50 gün kalmış.

*Çalışma saatleri çok yüksek. Benim bir hayalim var: Çalışma saatleri ülke genelinde 8 saat olsun. Gece vardiyası da olmasın. Geri kalan zamanda insanlar hayatlarını yaşasın. İşi değil, yaşamı önceleyelim yani.

*Düzce’nin ilk açılan avm’si olan Krem Park’da iki tane kitapçı vardı. Biri kapandı. Beyaz Kitabevi diye bir kitapçıydı. İşte o kapandı. Şimdi sadece D&R kaldı. Arkadaşım, “Adamlar marka. Bunlar devam eder” dedi. Umarım devam ederler. Kitapçılar kapanmasın.

*İnsanlık, uzayın gizemini çözebilecek mi acaba? Biz görebilir miyiz o günleri?

Ahmet Ümit'in yeni kitabı: Yırtıcı Kuşlar Zamanı...

Ahmet Ümit’in yeni kitabı, Yırtıcı Kuşlar Zamanı çıkmış. Başkomser Nevzat var bu kitapta. Başkomser Nevzat’ı seviyorum. O yüzden bunu duyunca sevindim. Keşke Ahmet Ümit gibi yazarlar hep yaşasalar, hiç ölmeseler. Hep kitap yazsalar. Ahmet Ümit gibi üretken yazarları her zaman sevmişimdir.

MAÇ SAATİ GELSE ARTIK…

Bu akşam Fenerbahçe- Galatasaray maçı var. Bir Galatasaraylı olarak heyecanla bekliyorum maçı.

ÜŞÜMEK, ÖZLENİR Mİ?

Sonunda havalar soğumaya başladı. Çok sıcak bir yaz geçirdikten sonra, soğuklar başlayınca, “Özlemişim üşümeyi” dedim.

SEN NASIL BİR ŞİRKETSİN YA?

İphone 7’lerde artık Whatsapp kullanılmayacakmış. Tam bir rezalet bu. Benim ki de İphone 8. Sıra, bana da gelecek anlaşılan. Whatsapp olmayınca telefon çöp demek. Kardeşim, anladım güncelleme vermiyorsun. Ama uygulamaların kullanılmasını neden engelliyorsun?

Ahmet Ümit'ten bayram için polisiye kitap önerisi...

Yazar Ahmet Ümit, bayram tatili için polisiye kitap önerisi yaptı. Önce kendi ifadesiyle, “Polisiyenin kraliçesi Agatha Ablamıza bin selam olsun” dedi. Sonra kitap önerisine geçti. Agatha Christie’nin, Roger Ackroyd Cinayeti kitabını önerdi. En iyi romanlarından biri olarak görüyormuş bu romanı. Daha önce okumayanlar için bayram tatilinde iyi gideceğini söyledi. Keyifli okumalar.

 

 

 

Ters köşe bir hikaye önerisi...

Bir hikaye okumak ve finalinde ters köşe olmak isterseniz, size bir önerim var: Ahmet Ümit’in, Çıplak Ayaklıydı Gece kitabından Pezevenk adlı hikayesini okuyabilirsiniz. Hikayede bir katil veya bir kurban yok. Ama yine de heyecanlı bir hikaye.

BÖYLE YAŞLANMAK LAZIM…

TRT 1’de Benim Güzel Ailem dizisini izledik dün akşam. Erdal Özyağcılar baya yaşlanmış. Ama ne mutlu ki hala işini yapıyor. Sanatçıların böyle yaşlandıklarını görünce de üzülüyor insan.

ÖLÜM, BİR NİMET MİDİR?

İnstagram’dan biri, bir anket açmış. “Ölümsüz olmak ister miydiniz?” diye sormuş. 107 kişi hayır, 62 kişi evet demiş. Bir yerden duymuştum. Ölümün de bir nimet olduğuna dair bir sözü. Bu sözü söyleyip, sizi düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum.

Bab-ı Esrar'ı daha önce okumuşum ya ben...

Ahmet Ümit’in, Bab-ı Esrar kitabını aldım kütüphaneden. Okumaya başlar başlamaz kitabı daha önce okuduğumu hatırladım. Ne zaman okuduysam artık, o zamanlar okuduğum kitapları not almıyormuşum.

DİZİLERE GERİ DÖNÜYOR…

Yılmaz Erdoğan televizyon dizilerine döneceğini açıklamış. Ama hangi dizide oynayacak, ne zaman başlayacak dizi, detaylara hakim değilim. Katıldığı bir YouTube programında söylemiş.

PARTİLİLERDEN ÇOK MUHALEFET EDEN GAZETECİ…

Fatih Altaylı, Kemal Kılıçdaroğlu’na acayip sallıyor. Belki partide onun kadar muhalefeti kimse yapmıyordur Kılıçdaroğlu’na. Eleştirmesi güzel de her zaman her zaman da hoş olmuyor bence. Bu kadarını partililerin yapması lazım, bir gazetecinin değil.

BUHARLAŞMADAN İŞE GİTMEK…

Dün öğlenleyin işe giden kardeşim, “Buharlaşmadan iş yerine gidebildiğime şükrettim” dedi. Ben de bugün 19:00’dan sonra ekmek almaya gittim. Ama hava hala sıcaktı. Güneş ışığı hala yakıyordu.

 

Ahmet Ümit'in kısa polisiye hikayeleri...

Ahmet Ümit’in, Şeytan Ayrıntıda Gizlidir kitabını okuyorum. Kısa kısa hikayelerden oluşan bir kitap. 5-6 sayfada olayı anlıyoruz ve hemen katile ulaşıyoruz. 10-12 sayfalık hikayeler de var tabi. 

“10 sayfalık polisiye hikaye mi olur ya?” demiştin ilk. Ama sonra hikayeleri okudukça olduğunu gördüm. Şimdi de diyorum ki, “Sadece bir polisiye olay için 150-200 sayfa okunur mu?” diyorum. Anlayacağınız bu kısa hikayeler kolaycılığa alıştırıyorlar beni. 

10 sayfada hemen katili buluyorsunuz. Bu arada Ahmet Ümit okumayı özlemişim. Bir ara sıkılmıştım. Bu kitaptan sonra da okumadığım kitaplarından birini alacağım okumak için. 

Hikayeleri okurken insana basit geliyor. “Ben de yazabilir miyim acaba?” diyorsunuz ama boşuna. O 10 sayfalık hikayenin altında yılların yazarlık birikimi var ne de olsa.

Ahmet Ümit'e göre hayatın anlamı...

Ahmet Ümit, “Hayatın anlamı, mutluluk değildir” demiş. Peki nedir hayatın anlamı? Yine kendisi cevap vermiş, “Eğer hayatın bir anlamı varsa o da bu anlamı aramaktır” demiş.

GÜMBÜR GÜMBÜR BİR OKUMA DEĞİL…

Yolcu Nereye Gidiyorsun adlı kitabı okumaya devam ediyorum. Okuyorum dediğime bakmayın. Öyle her gün, gümbür gümbür bir okuma değil. 10 sayfa ancak okumuşumdur bu akşam.

ARTÇI OLMUŞ…

Ufak bir artçı deprem olmuş. Bizimkiler söylediler bana. Ben fark etmedim. Şiddeti 2,9 olarak açıklandı.

YAPMA BE FATİH ALTAYLI…

Fatih Altaylı’nın, programına konuk olan Gülse Birsel’i aşırı övmesi iticiydi.

ŞIMARMIŞ GİBİ GİBİ…

Doğu Demirkol biraz şımarmış gibi geldi bana. Cüneyt Özdemir’e konuk olduğu programı izledim. Konuşmaları falan öyle hissettim.

BİR SORU…

Çok klasik olan sorulardan biri. Niye eskiyi özler insan? İlk etapta bu soruya verilecek herkesin bir cevabı vardır. Yoksa yok mudur?

FATURAYA BAKIN…

Bir arkadaşıma 1930 lira doğalgaz faturası gelmiş. Kış içimizi üşütürken, faturalar cebimizi yakacak.

SEÇİMLER MAYIS AYINDA MI?

Seçimlerin, 14 Mayıs’a alınacağına dair kanaatler güçleniyor. Her an kendimizi seçim atmosferi içinde bulabiliriz. Mitinglere hazır olun.

YABANCIYA EV SATIŞI…

Kanada, yabancıya ev satışını yasaklamış. Konut fiyatları artıp kendi vatandaşı ev alamayınca böyle bir uygulamaya gidilmiş. Biz de de yasaklanmalı mı sizce? Bana kalsa ben hiçbir zaman yabancıya konut satışına onay vermem.

KORE DİZİLERİ BAĞIMLISI OLACAK MI?

Kore dizileri bağımlılığı diye bir şey var. Devamlı dizi izleyen bir arkadaşım da Kore dizileri izlemeye başlamış. Bakalım onda da bağımlılık yapacak mı?

NE KADAR DA KOLAY KONUŞUYORLAR…

Esra Erol’a çıkan insanlar, mahrem şeylerini ne kadar da kolay bir şekilde milyonların önünde konuşuyorlar.

OLUR, NEDEN OLMASIN…

Ali Babacan, altılı masa teklif ederse, “Aday olurum” demiş. Neden olmasın ki?

GÜNAHLARIMIZI TÜİK HESAPLASA…

İnstagram hesabımda da paylaştım. Bir tane Twitter kullanıcısı, “Günahları TÜİK hesaplasa herkes cennetlik” demiş.

YILDIZ TİLBE, 2023’E BOMBA BİR DÜET İLE GİRDİ…

KÖFN ile Yıldız Tilbe’nin, O Ses Türkiye’de yaptığı düet harikaydı. Yıldız nasıl girdi şarkıya öyle. Asıl senden böyle şarkılar bekliyoruz be Yıldız.

 

 

 

 

 

Başkomiser Nevzat dizi oluyor...

     Ahmet Ümit, Twitter hesabından duyurdu. Başkomiser Nevzat dizi oluyormuş. Uyarlama çalışmaları başlamış. O3 Medya tarafından dizi yapılacakmış. Hekimoğlu dizisinin de yapımcısı diye hatırlıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam eğer.

     Daha kadro belli değil tabi. Şimdi size soru: Başkomiser Nevzat’ı sizce kim oynamalı? Aslında o role ben Ahmet Ümit’in kendisini düşünüyorum. Kitapları okurken Başkomiser Nevzat deyince aklımda Ahmet Ümit belirirdi.

     Haluk Bilginer olabilir mesela. Ama galiba onun devam eden bir dizisi var. Başka kim olabilir? Aslında bu role cuk oturacak birkaç kişi var gibi ama aklıma gelmiyor şimdi. Peki sizce kim olabilir?

     Durun, durun, şimdi aklıma geldi. Daha önce TRT 1’de yayınlanan Karanlıkta Koşanlar dizisinde Uğur Yücel oynamıştı. Yine o olabilir bak. Uğur Yücel ismine siz ne dersiniz?

TEPKİKOLİK’TE SIRA, KURYELERİN TEPKİSİNDEYDİ…

     Tepkikolik’in, YouTube kanalında kuryeler, kurye kazalarına tepki verdiler. Tepkikolik’in bu bölümünü seviyorum. Daha önce doktorlar, dizi ve filmlerdeki doktor müdahalelerine tepki vermişlerdi mesela. Çok izlenmişti o video.

     Ama bu video şimdilik o kadar izlenmişe benzemiyor. 5-6 saat olmuştur yayınlanalı anca 91 bin kişi izlemiş. Programa katılan tüm kuryelerin samimiyetine inandım ben.

     Röportaj Adam’da kuryelerle ilgili bir video yapmış. Ona da tepki verdiler. “Dertlerimizi anlatmış adam. Nereden almış bu bilgileri?” dediler. Röportaj Adam’da kanalında yaptığı videoların hakkını veriyor şimdi. Ben videoyu ilgiyle izledim. İzlemenizi öneririm.

    

Sait Faik, "Yazmasaydım, çıldırırdım" diyordu. Peki ya Ahmet Ümit yazmasaydı ne olurdu?

     Ahmet Ümit çok sıkılgan biriymiş. O kadar ki, Sait Faik’in o ünlü sözünü, “Yazmasaydım çıldıracaktım”ı, “Yazmasaydım çok sıkılırdım” diyerek anlatıyor bu sıkılganlık derecesini.

SİNOVAC MI BİONTECH Mİ TARTIŞMASINI ADİLE NAŞİT İLE MÜNİR ÖZKUL YAPARSA…   

     Adile Naşit ve Münir Özkul’un efsanevi turşu neyle olur tartışması var ya. Onun capsini yapmışlar. Adile Naşit, “Sinovaaaak” diye bağırıyor. Münir Özkul ise, “Bionteeeek” diye bağırıyor. Böyle mizaha hayranım. Nereden akıllarına geliyor. Bu tarz capsleri ben de yapmak isterdim.

BARINAMIYORUZ DİYENLER ALGI PEŞİNDELER Mİ?

     Barınamıyoruz tartışması devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yersiz/yurtsuz kalan öğrenci olmadığını ve sokaklara yatan gençlerin algı oluşturmak için yattıklarını söyledi. Daha önceki yıllarda böyle bir tartışma olmuş muydu? Yoksa ilk defa bu sene mi oluyor?

    

Edebiyat işçisi olarak tanımlanmak...

     Ahmet Ümit, şair Küçük İskender için, “Edebiyat işçisiydi” dedi. Bu tanımlamayı çok beğendim. Yıllarını edebiyata vermek ve sonra da böyle anılmak çok güzel.

BU KADRO İLE ZOR…

     Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’nde grubundaki ilk maçında İstanbul’da, Borissia Dortmund’a 2-1 yenildi. Sergen Yalçın’ın yedek kulübesi çok zayıf. Devler liginde bu yedek kulübesi ile bir yerlere gelmek çok zor.

ÇOK GÜZEL BİR SOHBETTİ…

     Yekta Kopan’ın, Ahmet Ümit ile yaptığı edebiyat sohbeti harikaydı. Ahmet Ümit’in, “Aşkımız Eski Bir Roman” kitabı özelinde, edebiyata dair konuştular. Muhakkak izlemenizi öneririm. YouTube’a, “Yekta Kopan’la Yazar Söyleşileri” yazarak aratmanız yeterli.

TAKSİ MESELESİ…

     Son günlerde haberlerde devamlı taksi haberleri görüyoruz. Kısa mesafe için taksilerin yolcu almamaları. Müşteri olarak devamlı turist tercih etmeleri ve vatandaşları almamaları gibi şikayetler var.

Türkçeyi iyi kullanmak için...

     Ahmet Ümit bir röportajında, Türkçeyi iyi kullanmak için bu toprakların yazarlarını okumamız gerektiğini söylüyordu. Ben de bundan yola çıkarak, okunmamış Türk yazar bırakmama düşüncesindeyim. Her yazarın en az bir kitabını okumak istiyorum. Mesela kütüphaneye bu son gidişimde Yekta Kopan’ın, Aile Çay Bahçesi kitabını aldım. Vedat Türkali’nin de Yalancı Tanıklar Kahvesi’ni. İki yazarın da ilk defa kitaplarını okuyacağım. Ve bundan heyecan duyuyorum.

ŞÜKÜR Kİ TERMİK SANTRAL YANGINI SÖNDÜRÜLMÜŞ… 

     Dün gece yatarken yangın termik santrale sıçramış ve santralde patlamalar yaşanmaya başlamıştı. Sabah kalktığımda santraldeki yangının söndürüldüğünü ve soğutma çalışmalarına geçildiğini gördüm. Santralin sadece bir ünitesi zarar görmüş. Neyse ki bu yangını söndürebildik. Darısı diğer ormanlarımızın başına.

TÜRKLER OLARAK EĞER Kİ İNANIRSAK…

     Ahmet Ümit’in, Kar Kokusu kitabını okuyorum. Kitapta bir davaya, bir ideale kendini adamış Türkler var. Gerçekten bu tür konularda biz samimiyiz. Eğer bir şeye gönülden inanmışsak, tüm içtenliğimizle tüm fedakarlıkları ortaya koyuyoruz bir bir.

    

Direk cinayetle başlayan kitap...

     Ahmet Ümit’in, Kar Kokusu kitabına başladım. 100’üncü sayfaya geldim ama güzel mi değil mi, çözemedim. Kitabımız direk cinayetle başladı bu arada. Karların üstünde bir ceset. Karlar erimeden katil bulunacak mı bakalım.

BU FİLM İZLENİR Mİ?

     Katil, ceset demişken dün akşam Atv’de, Doğu Ekspresinde Cinayet adlı bir film vardı ama izleyemedim. İzleyen varsa aranızda, izlediğime değecek bir film mi? Eğer yorumlarınız olumlu olursa izlemeyi düşünüyorum.

SABAHLARI TATLI BİR YOĞUNLUK…

     Saat 10:00 gibi kütüphaneye gittim. Ama o saatte bile hava çok sıcaktı. Sabah sabah gitmişken, eve simit almadan dönmek olmazdı. Sabahları lokantaların ve pastanelerin o yoğunluğunu seviyorum. Yeni bir günün başladığının habercisi o yoğunluk. Tatlı bir yoğunluk.

10 sayfalık polisiye hikayeler okumak...

     Kütüphaneden Ahmet Ümit’in, Agatha’nın Anahtarı kitabını aldım. Meğer hikayelerden oluşan bir kitapmış. 10 sayfalık polisiye hikayeler. Benim için enteresan bir deneyim olduğunu söylemeliyim. Ben hep baştan sona bir hikayenin, daha doğrusu bir romanın içinde yol almaya alışmışım.

KANAL İSTANBUL GERÇEKTEN GEREKLİ Mİ?

     Kanal İstanbul projesi gerçekten gerekli mi? Gönül rahatlığıyla, “Evet, gerekli” diyemiyorum. İktidar yanlısı bir uzman konuşsa, “Gerekli” der; Muhalefet yanlısı bir uzman konuşsa, “Gereksiz” der. Gel de çık işin içinden. Kanal yapıldıktan sonraki etkilerine bakarak karar vereceğiz anlaşılan.

MUHALEFETE GÜVENEMEYEN MİLLET…

     Hala bu millet, Erdoğan gittikten sonra muhalefetin ülkeyi yönetip yönetemeyeceğine dair endişe işinde. Yoksa çoktan seçimde Erdoğan’ı kaybetmiş görebilirdik. Ama muhalefet güven vermiyor.

Polisiye okumak isteyenlere önerim: Ahmet Ümit'in Kavim kitabı...

 

Ahmet Ümit Kavim
foto kaynak: unsplash.com

     Sonunda Ahmet Ümit’in Kavim kitabını bitirdim. Zevk alarak okuduğum bir kitap oldu. Polisiye okumak isteyenlere önerimdir. Kitabı okurken, “Katil o mu, bu mu?” diye hiç kafa yormadım. Akışa bıraktım kendimi. Ama katili öğrendiğimde, “Yok artık” dedim. Beni ters köşe yapan kitapları seviyorum.

Ahmet Ümit'in Kavim kitabı acayip sardı...

 

Ahmet Ümit
foto kaynak: unsplash.com

     Ahmet Ümit’in Kavim kitabı tam da bugün acayip bir şekilde sardı beni. Kaç gündür okuyorum ilk defa bugün bırakamadım kitabı. Ama devamını getirmedim. Birkaç gün daha yaşamak istiyorum bu heyecanı.

Ahmet Ümit, imza yerine kaşe basıyor...

Ahmet Ümit
foto kaynak: sozcu.com.tr

     Ahmet Ümit, kollarındaki ve parmağındaki rahatsızlığından dolayı imza günlerinde imza yerine kaşe atıyor. Bu durumu çokça eleştirenler olmuş. Oysa ki çok masumca bir şey bu. Bunda köpürecek, eleştirecek ne var anlamadım. Normalde kendisi de imza günü yapmak istemediğini ama çok talep geldiğini söylüyor. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? İlk defa mı duydunuz benim gibi sizde?

Patasana kitabını okumak için 5 neden...

Patasana



     Patasana kitabını neden okumalısın? İşte gerekçelerim.

     1-Ahmet Ümit deyince akla ne gelir? Polisiye… Cinayet. Bu kitabında da cinayet var arkadaşlar. Şunu söyleyeyim: Katili ben tahmin edemedim. “Katil bu muymuş lan?” dedim.

     2-“Roman okuyacağım ama aşk olsun istiyorum” diyenler. Tabi kitap bir aşk kitabı değil. Ama içinden aşk geçiyor beyler-bayanlar.

     3-Arkeoloji sevenler. Ben bu arkeoloji işlerini falan seviyorum. Sakın Ahmet Ümit’in, kitabı arkeolojiye boğduğunu sanmayın. Dozunda ve çok anlaşılır, bunu belirteyim. Bir arkeoloji grubu nasıl seçiliyor? Nasıl kazıya gidiyorlar? Kazıda neler yapıyorlar?

     4-Kitabın bir bölümünde, askeri timimizin dağlarda nasıl mücadele ettiği anlatılıyor.  

     5-İçinde birkaç tane yemek tarifi geçiyor. Yeni yemek adları duymak ve yemekler hakkında sohbetler okumak için.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/close-up-of-flower-247787/

Ahmet Ümit de sevilmiyormuş...

     Bugün Ahmet Ümit’in Patasana kitabını okumaya devam ettim. Devam etmek denilebilirse tabi. 5-10 sayfa okudum okumadım, gözlerim kapanmaya başladım. Kitap okurken niye böyle oluyorum ya? Kitabı bırakıp yattım. Sözde uyukluyordum. Uyku muyku yok tabi. Sonra da devam etmedim kitabı okumaya. Meğer Ahmet Ümit’i de sevmeyen ne çokmuş. Genelde herkesin Ahmet Ümit’i herkesin seveceğini düşünürdüm oysa.

     Kitabı alacağım zaman kitabın muhabbeti geçiyor aramızda. Yan yana çalışıyoruz zaten çağrı merkezinde. 5-10 kişi dahil oluyor ne konuşulursa. Mesela Zeynep. Daha önce hiç Ahmet Ümit okumamış. Ama bu son dönemde bir okumaya başlamış. Sonra tüm Ahmet Ümit kitaplarını okumaya başladı. Ama bazı arkadaşlarım hiç hoşlanmadıklarını söylediler. Kitaplarından ziyade kendisinden de.

Ahmet Ümit

     Bu sevmeme olayını daha çok Elif Şafak hakkında duymuşumdur. Çoğu kişiden ondan hoşlanmadıklarını duydum. Bana pek şaşırtıcı da gelmedi. Çünkü onun durumu belli zaten. Ama konuştuğumuz yazar Ahmet Ümit olunca şaşırdım doğrusu. Herkes tarafından beğenilen, kabul gören bir yazar olarak düşünüyordum.

     Bu arada Patasana’nın daha yüzüncü sayfasına gelemedim. Bir türlü okumaya vakit bulamadım. Okumaya vakit bulduğumda da gitmedi kitap. Ama tabi okumaya devam. Ahmet Ümit kitabını 70 sayfa okuyup bırakacak değilim. Kendisini İnstagram’dan da takip ediyorum. İmza günleri oluyor. Kitap yazım sürecinden fotoğraflar paylaşıyor. Bir yazarın dünyasına tanık olmak, keyif verici.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/book-book-pages-college-education-448835/


Ahmet Ümit'e göre çocukların yaratıcılıkları ölüyor...

     Geçen Ahmet Ümit’in bir röportajını okudum. Röportajında, çocukluğundan başlayarak nasıl yazarlık için dolduğunu anlatıyordu. Kendisi Gaziantep’li. Ve onun çocukluğunda hep çocuklara masallar anlatılırmış. “Ben masallarla büyüdüm” diyor Ahmet Ümit. Masallarla büyümesi demek, hayal dünyasını alabildiğine genişlemesi demek. Şimdi çocuklara masal anlatan anne baba mı kaldı? Sabahtan akşama televizyon başında çizgi film, olmadı elinde tablet, telefon. Yeni çağ çocukların elinden hayallerini aldılar galiba. Konuyu biraz daha açayım. Ahmet Ümit’in Ntv’de her cumartesi, Önce Söz Vardı programı var. İskender Pala ve Mario Levi ile beraber yaptıkları. 23 Nisana özel edebiyatta çocuklar konuşuldu. Orada bir konuşmasında şunu paylaştı Ahmet Ümit: “Eskiden masal dinlerken çocuklar, mesela bir dev geçerdi masalda.
Ahmet Ümit

                                                      AHMET ÜMİT’İN SANATÇI BAKIŞI
     Çocuk kendi hayal dünyasına göre kafasında canlandırırdı o devi. Ama şimdi öyle mi? Bir çizgi filmde ya da animasyon filmde çizenin yaptığı bir dev var. Çocuk, ‘Demek ki dev böyle oluyor’ diyor. Yani kendi hayalinde canlanacak olan bambaşka bir dev kısıtlanıyor, sınırlanıyor”. Yani yaratıcılık ölüyor diyor Ahmet Ümit. Daha ben hiç bu açıdan baktığımı hatırlamıyorum olaya. E yazar sonuçta. Dünyaya bizim gibi sıradan bakmıyor. Sanatçı duyarlılığı var. Sanatçı bakışı, sanatçı düşünüşü var. Şimdi böyle bir dünyada çocuklara kitabı sevdirmekte zor olsa gerek. Devamlı televizyonda çizgi film oynarken. Yetmedi ellerinde devamlı tablet varken.
                                               YENİ NESİL ÇOCUKLAR NE ANLATACAKLAR?
     Bir yerde duymuştum. Çizgi filmler çocukları aptal yapıyor diye. Doğru olabilir. Çocuklar robot gibi oluyorlar televizyonun, tabletin başında. Ahmet Ümit’in anlattığından anladığımız. Çocuklar tek bir kalıba sokuluyor. Tek tip düşünüyorlar. Yukarıda anlattığım dev hikayesinde olduğu gibi. Ondan sonra gel bu çocuktan yaratıcılık bekle. Belki son dönemde, büyük yazar ışığı veren yazarların ve kitapların çıkmaması buna bağlanabilir mi? Şu hayatta her şeyimiz rutine binmişken, bu çağın çocukları neyi anlatacaklar ki? Bir de üstüne üstlük yaratıcılıkları örselenirken. Ahmet Ümit’in zamanındaki masallar, aile bağları, mahalle kültürü, köy hayatı, sabahtan akşama sokakta oynama mı kaldı ki? Peki siz neler diyorsunuz bu konuda?

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com