Kayıtlar

Eylül, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fatih Terim, milli takımı bırakmalıdır...

Resim
 Fatih Terim aslında Euro 2016 bittiğinde istifa etmeliydi. Ama nedense etmedi. Ben yıllardır bırakması gerektiğini savunuyorum. Çünkü kendisi de milli takımda mutlu değil. Kendisi bir kulüp takımında çalışmak istiyor. Önceleri bunu söylerken şimdi birde Arda Turan meselesi çıktı. Birisi çıkıp deseydi ki, “Gün gelecek bu baba-oğul gibi olan ikili bir gün ters düşecekler. Arda Turan milli takıma çağrılmayacak”. Buna kim inanırdı ki? Ki bu Arda, Barselona’da hiç top oynamazken çağrılıyordu. Hatta o zamanlar ne açıklama yapmıştı Terim. “Hiç oynamasa bile her zaman Arda’yı milli takıma çağırırım” demişti. Şimdi anlaşılan o ki, Terim milli takımın başındayken Arda milli takımda olmayacak.  Fatih Terim için milli takım serüveni şimdilik bitmeli                                      ARDA VE DİĞER OYUNCULAR      Fatih Terim, bugün açıkladığı milli takım kadrosunda Arda’yı yine almamış. Bu nasıl bir iştir? Elinizde Arda gibi, dünyanın en büyük takımlarından birinde oynayan oyuncunuzu m

Yavuz Seçkin sinema seyircisini küçümsedi...

Resim
     Yavuz Seçkin, Yıldızlar Da Kayar diye bir film çekmiş. Benim de haberim yeni oldu. Hafta sonu bir magazin programında gördüm. Film üzerine açıklamalar yaptı. Filmi beklenen ilgiyi görmemiş. Nasıl görsün ki? Benim bile yeni haberim oldu. Diyebilirsiniz ki, “Senin ne özelliğin var ki, benim bile yeni haberim oldu?” diyorsun. Ben genelde sosyal medyayı takip ederim. Televizyonda haftanın yeni çıkan filmleri bölümlerine denk geldiğimde izlerim. Zaten bir film tutulduysa o filmden her yerde bahsediliyor. İlk önce sosyal medyada patlıyor. Daha sonra televizyonda haberleri yapılıyor. Ama bu film ile ilgili bir haberi ne sosyal medyada okudum, ne de televizyonda izledim. Yavuz Seçkin hatalı bir açıklama yaptı                                          VİZYON TARİHİ YANLIŞ      Buradan Yavuz Seçkin bir ders çıkarmalı. Öncelikle filminin tanıtımını doğru dürüst yapamamış. Reklam önemli. Ayrıca bir komedi filminin vizyon tarihi sömestr tatilidir bence. Okullar tatil olduğu için g

Bazen hayatı çözdüğümü sanıyorum...

Resim
      Ben bazı zamanlar, “Hayatı çözdüm” diyorum. Ama bunu demekle kalıyorum. Çünkü sonradan bakıyorum ki, hayatı çözememişim. Sadece hayatı çözdüğümü sanmışım. Bilmiyorum sizde benim gibi hissediyor musunuz? Anlatmaya çalıştığım olay, özel hayatımla ilgili de olabilir iş hayatımla ilgilide. Yani belli bir ayrımım yok. Bir olay karşısında davranışlarım, o olayla ilgili sorunun hemen çözülmesini sağlıyor. O olaydan yola çıkarak bu davranışımın, tüm olayların çözümünde işime yarayacağını düşünüyorum. Yani en başta dediğim, “Hayatı çözdüm” noktasına geliyorum. O andan sonra, hayatımın tüm aşamalarında o olay karşısında verdiğim tepkiyi veriyorum. Ama kısa süre sonra bir de bakıyorum ki. Yanlış alarmmış. Duvara toslayıp kalıyorum. En büyük yanılgılarımdan biri aslında                                   BAŞARILI OLDUĞUM KÜÇÜK ALANLAR      Dönüyor muyum en başa. Sonra başka bir olaydaki davranışımı tüm hayatıma adapte ediyorum. Onda da hüsrana uğruyorum. Sonra yine başa. Böyle

Şort giyen hemşire vakası...

Resim
Bayramın birinci gününden beri konustuğumuz olaylardan biri: Şort giyen hemşire. Hastaneden evine gitmek için otobüse binen hemşire, şortlu diye yolculardan biri tarafindan darp ediliyor. Tekme atılıyor. Yaşanan bu olaydan sonra hemşire otobüsten iniyor. Darp eden kişi ise kaçıyor. Hemşirenin şikayeti üzerine adam yakalanıyor. İfadesinde, "Şort ortama uygun değildi. O yüzden tekme attım" diyor. Ama buna rağmen adam serbest bırakılıyor. Sonradan ortaya çıkıyor ki. Adam psikolojik olarak rahatsız. Manik depresif tanısı konmuş. Adamın kardeşinin ifadesine göre, konan bu tanıya rağmen, adam hastaneye gitmemiş. Bu olayı neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Hangisinden eleştirmeye başlasam bilemedim. En başında bu haberi duyduğumda moralim bozuldu. "Yine mi?" dedim. Kimse giyiminden dolayı darp edilemez BURASI HUKUK DEVLETİ      Artık ben ülkemde şort giyen hemşire gibi bir olayı, bir daha duymak istemiyorum. Kimse, kimsenin giyimine karışamaz. Hele hele karı

Beni Unutma...

Resim
Bloğumda yeni bir şey deniyorum. Ümit Yaşar Oğuzcan'ın, Beni Unutma şiirini seslendirdim. Sizler nasıl bulacaksınız, merak ediyorum. 

Karanlık enerji nedir?

Resim
     Kendimi bildim bileli uzay ve uzaylılar konusu her zaman ilgimi çekmiştir. Ne zaman televizyonda uzayla ilgili bir belgesel görsem izler, Youtube’da uzay hakkında videolar arar ve bloglardaki uzay hakkındaki yazıları okurum. Blog demişken Emre kardeşimin bloğunda sırf uzay için bir kategori var. Emre’nin uzay ve uzaylılar hakkındaki yazılarını zevkle okurum. Emre’nin bloğuna buradan bakabilirsiniz. Uzay konusuyla ilgilenenler Haktan Akdoğan’ı da tanırlar muhakkak. Ara sıra kanallarda çıkar. Onun çıktığı programlara da rast gelirsem onları da kaçırmam. Bugün kanalları gezerken Tgrt Avrupa’da uzayla ilgili bir belgesele denk geldim. Belgeselin adı: Evrende Yolculuktu. Daha önce birkaç defa denk gelmiştim bu belgesele. Ama ortam uygun değildi. Karanlık enerji hala gizemini koruyor                                               TELESKOPLAR VE UZAY      Ortam uygun değil derken. Evdekiler muhakkak diziye falan bakıyorlardır. O yani. Bugün öğle saatlerinde bir şeycikler

Yoruldum artık...

Resim
Umutsuzluğun kapısını çaldım      Yoruldum artık. Her girişimimin geriye tepmesinden. Kendimi olmadığım biri gibi göstermekten. Kendimden ödünler vermekten. Alçaklara düşmekten. Artık takatim kalmadı. Artık akışına bırakma zamanı geldi. Olmayınca olmuyor. Kabullenmek lazım. Fazla zorlamak acıdan başka bir şey getirmiyor. Belki, “Bu sefer olacak. Bu sefer yapacağım” demekten yaptığım yanlışların farkına varamıyorum. Bu yüzden sürekli kaybediyorum. Belki de bu kişisel gelişimciler yalan söylüyorlar. “Devamlı deneyin, vazgeçmeyin” diyerek. Artık umutsuzum. Umut etmek ağır geliyor ruhuma artık. Umut etmelerimin sonu hep hüsran. Hayaller kurmaktan ve onların tuz buz olmasından yüreğim ezildi. Yeniden yeniden ruh dünyamda  bir şeyler inşa etmek zul geliyor artık bana. Hayatın akıntısına bıraktım kendimi.  Foto kaynak:  https://www.flickr.com/photos/mattlineker/14817747429/sizes/l

Blog konularını yazmak için not defteri aldım...

Resim
Not defterim nasıl ama?      Bugün bir kırtasiyede küçük bir not defteri gördüm ve çok hoşuma gitti. Hemen aldım. Kendisini fotoğraflardan görebilirsiniz. Tam aradığım gibi bir not defteriydi. Ufak. Cep boyu. Her zaman yanımda taşıyabileceğim bir not defteri istiyordum. Deminden beri, “İstiyorum, istiyorum” diyorum da. Ama ne yapacağım bu not defterini? Ya biz blogcular bilirsiniz, bazı zamanlar konu sıkıntısı çekiyoruz. Bazen aklımıza çok iyi yazı fikirleri geliyor. Ama yazmayınca uçup gidiyorlar. Şimdi bana, “Telefonuna not etsene” demeyin. Çünkü telefona not etmeyi sevmiyorum. Ben kağıt-kalem seviyorum abi. İlla kağıda not alacağım. İşte bu sebeple bu not defteri çok hoşuma gitti. Şimdi her zaman yanımda olacak. Ve bu not defterini sadece aklıma gelen blog konularını yazmak için kullanacağım.  Bu da içinden bir görüntü

Mehmetçik emanet reklamı duygulandırıyor...

Resim
   Mehmetçik Vakfı'nın hazırlatmış olduğu emanet reklamını izlediniz mi? Ben ilk kez izlediğimde o kadar etkilendim ki. "İşte böyle anlatılır" dedim. "Olurda dönemezsem" diyor Mehmetçik. Hemen eşi atılıyor ordan, "O nasıl söz?" diyerek. Tekrar ediyor, "Olurda dönemezsem çocuğumuz önce Allah'a sonra" diyor hamile eşinin karnını tutarak. Tam bu sırada yaşlı bir amca kalkıyor ordan, "Bana emanet" diyor. Sonra bir kadın, sonra bir üniversite öğrenci grubu. Sonra yaşlı amcaların olusturduğu bir grup. Hepsi sırayla, "Bana emanet" ve "Bize emanet" diyorlar. Sonra Mehmetçik trenin kapısından, "Vatan da bana emanet" diyor. Ve sonra eşi ve tüm halk el sallıyor Metmetçiğin arkasından. İnsanı duygulandıran ve gözlerini nemlendiren bir reklam filmi olmuş emanet. Bu reklam filmini hazırlatan Mehmetçik Vakfına ve reklamı hazırlayan herkese teşekkürler. Şimdi o reklamı koyuyorum. İzlemeyenlerin izlemesi, izl

Hande Yener, Seviyorsun şarkısını dinlemelisin...

Resim
     Bu bir şarkı önerme yazısıdır. Önereceğim şarkı, Hande Yener’den Seviyorsun şarkısı. Herkes Mor şarkısına yönelmişken, ben gözden kaçabilir diye size bu şarkıyı önermek istiyorum. Bu arada yazıyı hazırlarken Wikipedia Hande Yener’i nasıl anlatmış diye baktım. Detaylı bir şekilde hayatını ve müzik kariyerini ele almış. Bence Hande Yener hayranları muhakkak okumalı. Bahsettiğim sayfaya buradan ulaşabilirsiniz. Bu bir ayrılık şarkısı. Şarkı ilk başlarken, “Bu ne böyle?” diyebilirsiniz. Zira ilk bölüm sanki, Afrika’lıların halk danslarında söyledikleri şarkıların girişlerini andırıyor. Ama sonra şarkı yerini buluyor. Benim en etkileyen sözü ise: “Seviyorsun sende hala saklama gözlerin ele veriyor seni, seviyorsun hem de ilk günden daha çok”. Gerçekten de öyle olmaz mı? Sözde ayrılmışızdır ama ilk günden daha bi çok severiz. Şarkıya da buradan ulaşabilirsiniz.  Foto kaynak: dedikoducu.tv

Kurban bayramımız mübarek olsun...

Resim
     Şükür, yine eriştik bir kurban bayramına. Öncelikle herkesin kurban bayramı mübarek olsun. Yine bayram ziyaretleri yapacağız. Uzun zamandır görmediğimiz arkadaşlarımızı, akrabalarımızı göreceğiz. Bunlar ne güzel şeyler. Kurban bayramına özel capsler var tabi birde. Dünden beri sosyal medyada paylaşılıp duruluyor. Harika capsler var. E tabi birde kaçan hayvanlar. Dün Rize’de kaçmış bir tanesi. Saatlerce uğraşmışlar yakalamak için. Klasik bayram haberleri işte. Bugün öğle ve akşama doğru da acemi kasap haberleri gelir. Her kurban bayramı değişmeyen haberlerdir bunlar. Tabi tek dileğimiz millet olarak terörsüz bayramlar görmek. Daha mutlu, daha huzurlu bir ülkede yaşamak. İnşallah gün gelir, o mutlu günleri de görürüz. Foto kaynak: www.nazlim.net

Latife Hanım'ın amcası olan ünlü yazar kim?

Resim
     Dün Youtube’dan izlediğim bir videoda yeni bir şey öğrendim . Bu öğrendiğim yeni bilgi, Mustafa Kemal Paşanın eski eşi Latife Hanım hakkındaydı. Meğer Latife Hanım’ın amcası, hepimizin tanıdığı çok ünlü bir yazarmış. Bu ünlü yazar: Halit Ziya Uşaklıgil. Hani şu meşhur Aşk-ı Memnu kitabının yazarı. Ben duyduğumda çok şaşırdım. Bu arada şunu da belirteyim. Latife Hanım, 75 yaşına kadar yaşamış ve kanserden o yaşta vefat etmiş. Ve bir şey daha: Latife Hanım da bir hatırat yazmış. Ama bunun yayınlanmasına izin verilmemiş. Neden izin verilmediği bir muamma. Şu anda bu hatırat Türk Tarih Kurumu’ndaymış. Bu hatıratta neler yazdığına dair bir takım iddaalar  var. Ama tabi bu hatırat ortaya çıkıncaya kadar, söylenen her şey bir spekülasyon olacaktır. foto kaynak: Zete.com