Sait Faik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sait Faik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sait Faik, "Yazmasaydım, çıldırırdım" diyordu. Peki ya Ahmet Ümit yazmasaydı ne olurdu?

     Ahmet Ümit çok sıkılgan biriymiş. O kadar ki, Sait Faik’in o ünlü sözünü, “Yazmasaydım çıldıracaktım”ı, “Yazmasaydım çok sıkılırdım” diyerek anlatıyor bu sıkılganlık derecesini.

SİNOVAC MI BİONTECH Mİ TARTIŞMASINI ADİLE NAŞİT İLE MÜNİR ÖZKUL YAPARSA…   

     Adile Naşit ve Münir Özkul’un efsanevi turşu neyle olur tartışması var ya. Onun capsini yapmışlar. Adile Naşit, “Sinovaaaak” diye bağırıyor. Münir Özkul ise, “Bionteeeek” diye bağırıyor. Böyle mizaha hayranım. Nereden akıllarına geliyor. Bu tarz capsleri ben de yapmak isterdim.

BARINAMIYORUZ DİYENLER ALGI PEŞİNDELER Mİ?

     Barınamıyoruz tartışması devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yersiz/yurtsuz kalan öğrenci olmadığını ve sokaklara yatan gençlerin algı oluşturmak için yattıklarını söyledi. Daha önceki yıllarda böyle bir tartışma olmuş muydu? Yoksa ilk defa bu sene mi oluyor?

    

Röportaj yapan yazarlarımız: Yaşar Kemal ve Sait Faik...

     Bir yazarın yaptığı işler, her zaman farklılık gösterir. Çünkü yazar, olayları en ufak noktasına, detayına kadar inceler ve hayata bu yönden bakar. Bu nedenle, yazarların kitap yazmak dışındaki işleri de beni meraklandırır. Bunlardan biri, röportaj yapmaları mesela. Bir gazetecinin yapacağı röportajla, bir yazarın yapacağı röportaj, bana göre farklılık gösterir. Bir yazarın başka bir yazarla röportaj yaptığını düşünsenize. Bir yazarın halinden, en iyi başka bir meslekdaşı, yani başka bir yazar anlar. Bu yönden bakılırsa, o röportajı okumaya doyamayız diyorum. Gazeteci, sadece gazeteci gözlüğüyle röportaj yapacakken bir yazar ise, başka bir yazar arkadaşının daha karanlık noktalarına nüfuz edebilir. Onları deşebilir. Bize daha iyi gösterir, o yazarın iç dünyasını.
röportaj yapan yazarlar

                                                     RÖPORTAJ YAPAN YAZARLARIMIZ
     Şimdilerde yazarlarımız arasından var mı röportaj yapanlar bilmiyorum. Ama yapsalar bir heyecan dalgası yaşatacağı kesin. Edebiyatımıza baktığımızda röportaj yapan yazarlar olarak Yaşar Kemal ve Sait Faik’i gösterebiliriz. Bu yazarlarımız, aynı zamanda röportajda yapıyorlardı. Mesela Yaşar Kemal, Sait Faik ile yapmış. Uzun değil. Ben okudum. Hem de zevkle okudum. Yaşar Kemal sanki röportajı da, bir hikaye yazar gibi yapmış. Röportaj mı okuyorsunuz yoksa hikaye mi, belli değil. Günümüzde röportaj nasıldır? Gazeteci devamlı soru sorar. Karşıdaki yanıtlar. Bu kadar. Ama Yaşar Kemal’de öyle mi? Tamam, o da sorular soruyor. Ama o röportajın içine yediriyor.
ÖNERİ YAZI:KİTAP OKUYACAK VAKİT BULAMIYOR MUSUNUZ?
                                   BUGÜNÜN YAZARLARINDAN KİMLER RÖPORTAJ YAPAR?
     Sonra Sait Faik. Yıl 1947’de röportaj yapmış. Kiminle? Orhan Veli ile. Bu nasıl bir iştir? Röportajı yapan, Türk edebiyatına damga vurmuş hikayeci Sait Faik. Röportajı yapılan ise, Türk şiirine Garip akımıyla damga vurmuş Orhan Veli. Tam bir edebiyat sarhoşluğu. Soran bir değer. Cevaplayan bir başka değer. Şimdilerde yazarlarımız böyle birbirleriyle röportaj yapsalar diye düşündüm. Mesela Ahmet Ümit. Şimdi beraber program yaptıkları için aklıma geldi. İskender Pala ile bir röportaj yapamaz mı? Bundan yıllar yıllar sonra da o röportajı okuyan bir başkası, “Vayy be! İki büyük yazar röportaj yapmış. Ne güzel, ne de iyi yapmışlar?” demez mi? Bugünün yazarları arasında sizce kimler röportaj yapmalılar? Artık söz sizde.
ÖNERİ ÜRÜN:KENDİ BLOG SİTENİ KENDİN YAPABİLİRSİN

Foto kaynak:pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Yazma tutkusu, tutkuların en güzeli...

     Yazma tutkusu ne kadar da güzel bir duygudur. Bu tutkuya sahip insanlar, yazmak için yaşarlar. Ben ve benim gibi milyonlarcası. Ne şekilde olursa olsun yazmak isterim. Bloğa, günlüğe, Twitter'a, Facebook'a. Her yere. Boş beyaz bir kağıdı ya da ekranı doldurmak gibisi var mı ya. Bazen yazma tutukluğu yaşarım. Hepimizin başına geldiği gibi. Bi ara o duyguyu felaket yaşadım. Ama yazmam da lazımdı. Bizim televizyonu yazdım. Şöyledir, böyledir, tüplüdür falan diye. Tutku böyle bir şey işte.

   YAZMASAYDIM ÇILDIRACAKTIM
      Büyük hikayecilerimizden Sait Faik, "Yazmasaydım, çıldıracaktım" demiş. O büyük usta kadar olmasa da biz de yazma isteğini aşırı duygularla yaşıyoruz. Bugüne kadar yazdığım hikaye sayısı 10'u geçmez. Hikayecilik ayrı bir yetenek. Ama hikayeci olmak o kadar çok isterdim ki. Ben daha çok günlük tutuyorum. Ayrıca şu an içinde bulunduğunuz bloğumda yazıyorum. İçimdeki yazma isteği bana bu bloğu açtırdı. İyi ki de açmışım. Bu blog kitlelere ulaşmamı sağlıyor. Benim gibi yazma sevdalılarıyla tanışıyorum.
  KALEM VE KAĞITTAN VAZGEÇMEM
       Artık ne kadar bilgisayar ya da akıllı telefonlardan yazsak da ben kalem ve kağıttan vazgeçemiyorum. Bir hafta kağıt, kalemi elime almasam özlüyorum. O yüzden iyi ki günlüğüm var. Ne kadar teknoloji ilerlerse ilerlesin ben kağıt ve kalemden vazgeçmem. Her zaman hayatımda olacaklar. Kağıt kokusunu, kitap kokusunu çok severim. O koku huzur verir bana. Bu arada biz edebiyatseverler için kötü bir gün. İki büyük yazı ustası Harper Lee ve Umberto Eco hayata gözlerini yumdu. Eserleriyle yaşayacaklar artık.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com