yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #79: Dokuz Günlük Yeni Yıl Notları...

Birkaç gündür Düş Kesiği romanından günde 10 sayfa okuyabiliyorum ancak. Ama sanki böyle okumak daha iyi oldu gibi. Sindire sindire okumuş oluyorum. Kişisel blog yazıları serisinde yeni bir yazı. Merhaba ben Cem. Bloğuma hoş geldin.

Yılbaşı bileti almıştım ya. Hemen heyecan yapmayın. Büyük ikramiye falan çıkmadı. Ama kader yine de yüzümüze güldü, amorti çıktı. Paramızı kurtardık. Amorti ile girdik yeni yıla.

Yeni yıl geldi, gelecek derken, geldi de, üzerinden 9 gün bile geçti. Zaman çok hızlı akıyor. Zamanımızı israf etmeden, hayatta ne yapmak istiyorsak yapmalıyız.

Survivor yeni sezonu başladı. Sezon başlar başlamaz, sezona şimdiden damgasını vuran isim ise Bayhan oldu. Survivor hiç izlemedim. Hala da izlemiyorum. Ama X’de, Bayhan’la ile ilgili videolar hep önüme düşüyor. Şu an için Survivor’ın yıldızı Bayhan.

Elon Musk abimiz demiş ki: “Emeklilik için para biriktirmeye uğraşmayın. Gelecekte bunun önemi olmayacak” Bir de para olmadan nasıl geçineceğimiz de söyleseymiş on numara olurmuş. Hadi beni ikna et Elon.

Yarın akşam Galatasaray- Fenerbahçe, Süper Kupa final maçı var. Bilin bakalım nerede? Atatürk Olimpiyat Stadında. Bu karda kışta orada futbol mu oynanır? Kurt iniyor oraya kurt.

Yılbaşı akşamından beri Cem Yılmaz konuşulmaya devam ediliyor. Yılbaşı akşamı Netflix’te gösterisi yayınlandı. Resmen patladı gösteri. Her yerde gösteriden kısa kısa kesitler akıyor. Bu adam bitti denilirken, küllerinden yeniden doğdu resmen.

Kişisel blog yazıları serisinde, haftanın son günü, cuma günü yazısı ile haftayı kapatıyoruz. Hafta sonunu güzel geçirmeye bakın. Görüşürüz.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #78: Farklı tarzda yazılar yazmak...      

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #80: Taze Ekmek, Kırmızı Çizgim...

 

 

 

Kişisel Blog Yazıları #70: Hoş Geldin 2026...

Hoş geldin 2026. Umarım bize 2025’i aratmazsın. Kişisel blog yazıları serisinde 2025’in son yazısı ile buradayım. Ben Cem. Bloğuma hoş geldin.

Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’in yılbaşı özel bölümü vardı. Geceye bu programla başladı. ilk iki konuk: Ali Congun ve Seda Sayan’dı. Onları izledik. Sonra TV8’e geçtik. O Ses Türkiye Yılbaşı Özel programına. Jüri: Hadise, Murat Boz, Gupse Özay ve Giray Altınok’tu. İyi mi iyi işte. İzlemek adetten olmuş.

Saat 23.32 oldu. Artık 2026 için son 28 dakika. Bazıları eleştirmiş. Bu kadar anlam yüklemeyin falan. Sadece yıl değişecek cart curt. Milletin bi yılbaşı heyecanı var. Onun içine de turp sıkmayın. Biz de biliyoruz. Diğer günlerden farkı yok. Bu akşamın da, yarın akşamın da. Maksat muhabbet olsun. Hayatımıza bir gecelik de olsa renk olsun.

Bu arada, Güray Süngü’nün, Düş Kesiği adlı kitabını okumaya başladım. Oğuz Atay Roman Ödülü’nü almış. Umarım Oğuz Atay’ın, Tutunamayanlar kitabı gibi değildir. Çünkü o kitabı, iki kere yarıda bırakmıştım. Bi 25 sayfa okudum. Evet, Tutunamayanlar’a benzer bir tarzı var. Ama devam etmemi engelleyecek, anlaşılmaz bir yanı yok. En azından şimdilik.

Gizli Sayılar filminin son 20 dakikasını bugün izledim. Son 20 dakikası iyiydi ve heyecanlıydı. Böylelikle uzun bir aradan sonra film izlemiş oldum.

2026, ülkemize güzellikler getirsin. Kaybolmaya yüz tutmuş olan umudumuzu tekrar yeşertsin. Tabii ki olmazsa olmazlarımız. Sağlık, para, huzur, aşk vb. Her şeyin gönlünüzce olduğu bir yıl olsun.

Kişisel blog yazıları serisinde 2026’nın ilk yazısı ile yarın akşam görüşmek üzere.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #69: Bir Yıl Daha Yaşlanırken…                      

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #71: Yılın ilk Gününden Notlar...

Hoş geldin 2025...

 

Hoş geldin 2025

Hoş geldin 2025. Güzelliklerle gel bize. Herkese iyi seneler. Hepimiz için, ülkemiz için ve dünya için çok güzel bir yıl olsun. Yılbaşı akşamı, her zaman ki gibi evde ve televizyon karşısındaydık. Her zaman ki gibi TV8’de, O Ses Türkiye Yılbaşı Özel programını izledik. Reklamlarda da diğer kanalları gezdik. YouTube’da da yılbaşına özel programlar vardı. Onlara da şöyle bir baktım.

YILBAŞI PROGRAMLARI…

Eser Yenenler’in, İtiraf Et programı vardı. Biraz izledim ama sıkıldım. Habertürk’te ise, bir haber kanalından beklendiği gibi ülkemiz ve dünya açısından gelecek senenin neler getirebileceği konuşuluyordu. Dünyadaki adaletsizliğin çözümünün sosyalizm benzeri bir sistemde olduğuna dair bir şey söyledi konuklardan bir tanesi. Dünyanın kurtuluşu gerçekten orada mı? Bunu not düşelim bir yere.

HADİSE’NİN DEVİRDİĞİ ÇAMLAR…

Aslında O Ses Türkiye de sıktı, bakmayın siz. Konuk olup, şarkı söylemeyen kimse kalmadı programda. Ama başka bir alternatif yok, mecbur izliyoruz. Baştan sona izlemedim tabi programı. Sosyal medyadan gördüm. Hadise, Narin için Sıfır Tolerans şarkısını söylemiş. Hadise, sen şaka mısın? Aşk şarkısının ne alakası var? Kimse seni uyarmadı mı?

YİNE KÖTÜ BİR HADİSE…

Ondan sonra yine Hadise’den bir pot daha. Kızılcık Şerbeti’nde Fatih’i oynayan Doğukan Güngör’ün şarkı söylemesine, “Ama kötüydü” demesi. Ya arkadaş. Adam şarkıcı değil. Burası bir şov programı. Kötü olacak tabi. Adamı ne utandırıyorsun? Hadise yaş aldıkça olgunlaşacağına daha da çocuklaşıyor.

O SES TÜRKİYE YENİDEN BAŞLIYOR…

Bu arada O Ses Türkiye yeniden başlıyormuş. Bence hiç gereği yoktu. Program olarak miadını doldurdu bana göre. Sadece yılbaşı akşamları olsa daha iyi olurdu.

MASA ALTINDA ÜZÜM YEME…

Bir de bu yıl masa altında üzüm yeme moda oldu. Bazıları İnstagram’da paylaşmış denk geldim. Hiçbir anlamı olmayabilir ama yılbaşına akşamına bir renk kattı işte. Millet üzüm almaya yönelmiş. Üzüm kalmamış. Market market üzüm bulmak için dolaşanlar olmuş. Üzüm lobisinin işi olarak nitelendirdim bu durumu ben. Her şeye komplo teorisi olarak bakan kişiler gibi. Maksat muhabbet olsun.

ÖNEMLİ OLAN, ÜLKE OLARAK İYİ BİR YIL GEÇİRMEMİZ…

Beyaz’ın söylediği bir şey vardı. Artık kişisel olarak değil millet olarak güzel bir yıl geçirmek istiyoruz diyordu. O kadar doğru ki. 2025, ülkemiz için güzel bir yıl olsun.

BUNLAR DA HOŞUNUZA GİDEBİLİR

İyi Seneler... Hoş geldin 2024...

Deep’ten, yılbaşı akşamı için film önerileri…

2017’de bunlar olur mu?

Sizin de mi yeni yıl heyecanınız yok?

      İnstagram’da son günlerde yapılan paylaşımlarda kimsenin yeni yıl heyecanı duymadığı söyleniyor.

     Benim açımdan heyecan var yine. Ama etrafımda, insanlarda, televizyonlarda hiç yeni yıl geliyor havası yok, doğru.

     Peki ya sizce? Siz de heyecan duymuyor musunuz? Sizin etrafınız nasıl?

SOKAK RÖPORTAJLARINA GÜVENİM KALMADI…

     Sokakta yapılan siyasi içerikli röportajlara güvenmiyorum. Evet, senin/benim gibi sıradan bir vatandaş konuşuyor.

     Ama o vatandaşlardan bazıları, duruma göre, işine geldiğine göre konuşuyor. Hatta konuştular. Bunları daha önce gördük.

     Samimi konuşanlar ve içinden geçenleri söyleyenler elbette vardır. Ama bu saatten sonra benim kimseye güvenim kalmadı.

     Güvendiğim tek şey, seçim sandığı.

BİLGİSAYARIMIN SESİ GİTTİ…

     Bilgisayarımı açtığımda sağ alt köşede ses simgesinin üzerinde kırmızı çarpı işareti vardı. “Ne oluyor lan?” dedim.

     Üstüne sağ klik yapıp, düzelt falan dedim. Yeniden başlat uyarısı geldi. Neyse ki yeniden başlatınca sorun çözüldü.

      

Yeni yıl hedefleriniz gerçekçi olsun...

yeni yıl

     Yeni yıl demek, hepimiz için yeni umutlar ve yeni hedefler demek. Hepimiz için yeni bir sayfa açılıyor yarından itibaren. Dilerim hepimiz bu yeni sayfayı istediğimiz şekilde doldururuz. Tabi bu sayfayı doldurmak için bir takım hedefler belirliyoruz. Açtığımız bu yeni sayfada hüsrana uğramamak için, gerçekçi hedefler seçmemiz çok önemli. Yoksa hayal kırıklıkları tekrar kapımızı çalabilir. Sanmayın ki bunları başarmış, üst perdeden biri olarak yazmıyorum. Sizinle beraber aynı zamanda kendime de yazıyorum bunları. Kelimeler Benim bloğunun sahibi Sezer İltekin, son yazısında bunu yazmış mesela. “Hedef koymak, eğer gerçekçi hedefleriniz yoksa moral bozmaktan başka bir işe yaramıyormuş, bunu öğrendim” diyor. Hedefimizi belirlerken bunu kulağımıza küpe yapalım o zaman.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/person-holding-red-dart-on-green-yellow-and-black-dart-board-226574/

Pazar günleri ben...

Nereye baksanız, her yerde kediler. Mesela nerelerde mi?

      ·       En basiti çöplerde. Nerde bir çöp tenekesi varsa, oralarda bir kedi ordusu var.

      ·       Herhangi bir dizinin ya da filmin herhangi bir sahnesinde, arka tarafından geçer.

      ·       Suikast sırasında, tam da çatışmanın ortasındadır.

      ·       Acilin kapısında doğururken.

      ·       Arabaların motorlarının içinde.

Bu arada kedilerle ilgili bizimkiler bir belgesel yapmışlar. Belgesel ekibi her yerde kedileri çekmiş. Çöplükte, sokakta, damlarda. Belgesel, Amerika’da çok beğenilmiş. Gelecek aylarda da bir festival kapsamında da gösterilecekmiş herhalde. O belgeseli, bizim millet de izlese çok beğenir. Artık bilimsel bir gerçek ki, kedi videoları izlemek insanı rahatlatıyor. E kedi belgeseli de insanı rahatlatır herhalde.


PAZAR OLUNCA BEN

      ·       Hava kararır kararmaz pazartesi sendromum başlar. Gelirler böyle sağdan sağdan.

      ·       Asabi olurum. Normalde sinirlenmeyeceğim şeylere bile sinir olma durumum ortaya çıkar. Söylenirim, tabi içimden. “Yarın pazartesi, iş var zaten” derim.

      ·       Pazarları gündüz saatlerinde moralim yerindedir, iyi bir insanımdır. Ama akşam olduktan sonra, kurt adam olamayacağıma söz veremem.

      ·       İşin şakası bir yana. Bu arada kurt adam olmak istemezdim. Belki Süpermen. Gerçi doğru dürüst telefon kulübeleri de kalmadı. Süpermen olsam, kostümü mü nerede giyeceğim oda ayrı sorun.

      ·       Büyüttüğümüz kadar olmasa da, insan bir pazartesi sendromu yaşıyor be. Tembellik ruhumuzda var. Ama öğleye doğru sendromdan çıkıyor insan ya.
                               
                                                        YENİ YIL TOTEMİ
     Yeni yıla nasıl girersen, öyle gidermiş derler ya. Ben bi zamanlar üniversite sınavı için dershaneye gidiyordum. O zamanlar dershaneler vardı. Bundan kaç yıl önce hesap edin- Yok la yok. Böyle dediğime bakmayın. Kaç sene oldu şunun şurasında, dershanelerin kapandığı.- Neyse işte, konuyu uzatmayayım. Yine böyle yeni yıl geliyor. Hangi yeni yıl hatırlamıyorum. Kantinde oturduk, hep beraber konuşuyoruz. “Yeni yıl akşamı ne yapacaksın?” falan gibisinden. Bir tane kızcağız, “O akşam tam on ikiye, ders çalışıp gireceğim. Böylelikle sınavı kazanacağım” dediydi. Hepimiz kakara kikiri güldüydük. Sonuç mu? Dershanenin yarısında dershaneden ayrıldım. Baktım, bu işin altından kalkamayacağım. O yüzden sınavı kazanıp kazanamadığından bir haberim yok.