29 Eylül 2015 Salı

Aof mezunu olmanin yollari...

   Bana deselerdi ki, "Bi gun aof'den mezun olacaksin", inanmazdim. "Hayir, ben yapamam" derdim. Ama simdi bak, mezun oldugum 2 yildan fazla oldu. Bu islerde olay, biraz kendine guvene bakiyor. E biraz da, calisma sekline. Belki de en onemli seyi atlamayayim. Bir de istedigin bolumu okumak. Bizim zamanimiza gore aof, bir cok bolum imkani sunuyor. Size tavsiyem, bu f irsatı degerlendirin. Ahh keske, bizim zamanimizda da boyle bolum bollugu olsaydi. Gerci ben istedigim bolumu okudum. Ama, daha baska okumak istedigim bolumlerde vardi.
           YARDiMCi KiTAPTAN
                        CALiS
   Bi cuval dolusu para veriyon ama,  aof kitaplari cacik. Roman gibi. Oku oku bitmiyor. Ben bi uniteyi, bastan sona, bir saatte okudugumu bilirim. Ki, ben devamli tekrar yaparak calisan biriyim. Simdi bu kitapla, nasil tekrar yapabilirim? Sorarim size. Neyse ki, yardimci kitaplar var. 30 sayfalik bi uniteyi, 4 sayfaya sigdiriyorlar. Ben de rahat rahat calisiyorum. Burada onemli olan,  duzenli calismak. Erkenden calismaya baslayin derim. Gunde bi unite, bi unite.
           TESTLERi MUHAKKAK
                          COZ
    Yardimci kitaplarda, unitenin sonunda testler var. Uniteyi bitirdikten hemen sonra, sicagi sicagina coz. Bakalim ne kadarini anlamissin. Orada takildigin yer,  hemen cikar karsina zaten. Don,  hemen orayi tekrar et. Farkindaysan,  olaya ilk anda mudahale etmis oluyorsun. Boylelikle, kendine guvenin gelir. Bos calismadigini,  kendine kendine soylersin. Kendini motive etmis olursun.
            SON 10 GUN KALA
                TEKRAR ET
    Bak bu da onemli. ilk calistigin uc-dort uniteyle, zaman gectikte kopukluk olacak. O bilgileri tazelemen gerekiyor. Aof de olsa,  calismadan mezun olamazsin. Emek vereceksin. Uniteyi tekrardan sonra,  testleri yine coz. Kafana iyice yerlessin. Sen boyle yaptikca, o dersin mantigini kavrayacaksin. Mantigini kavrarsan, bilmedigin soru ciksa da, yaparsin. Tum bunlari yaptiysan, gonul rahatligiyla sinavlarina gir. Her yil sinif ini gec. Ve en sonunda mezun ol. iste bu kadar. Simdiden kolay gelsin. Mezuniyetinizi simdiden kutluyorum. Hadi saglicakla kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


28 Eylül 2015 Pazartesi

Kanli ay, twitter'i salladi...

    Dun aksam twitter, kanli ay ile sallandi. Uzerine ne mavralar yapildi, ne espriler dondu. Ben, bu tutulma olaylarini halen anlayabilmis degilim. Hep karistiririm. Yok, ay dunyanin onune gecince su olurmus. Yok, dunya arkadan dolanip, ayin onune gecince su olurmus. Cografya dersinde gormusuzdur muhakkak. Ama simdi esamesi okunmuyor. Twitter, gercekten haber alma araci haline gelmis. Benim, hic kanli aydan falan haberim yoktu. Twitter sayesinde haberim oldu.
          SEN COK YASA TWiTTER
    Gercekten de, sen cok yasa twitter. Olup bitenden haberdar ediyor insani. Dun aksam baktim twitter'da kanli ay tweetleri birbiri ardina atiliyor, "Yine aya bi seyler mi oluyormus?" dedim. Ben disari cikip bakmadim zaten. Ciksam da gorebilir miydim, orasi da ayri bir muamma. Sag olsunlar, twitter'dakiler ani anina gelismeleri paylastilar. Yok, ay kirmizi olmaya basladi. Yok yok, kararmaya basladi falan.
       KANLi AY UZERiNE KOMiK
                      TWEETLER
    Bazilari, bu isi gercekten biliyorlar. Mizah dolu tweetler atiyorlar. Sag olsunlar, eglenceli vakit gecirtiyorlar bize. Bi ara, olaya bende kendimi kaptirdim. Bi iki tweet de, araya ben sikistirdim. Bende de hic merak yok be kardesim. insan, girer bi google'a,  kanli ay nedir, ne degildir arastirmaz mi? Yok. O bende yok. Merak etmiyoruz birader. Bakip bakip, yazip yazip geciyoruz. Koskoca Einstein bile, nasil Einstein oldugunu soranlara merak demis. Dilerim,  cocuklarima gensel olarak gecmez bu durum. Onlar da benim gibi meraksiz olmasinlar. O zaman ne diyoruz. Merak guzel sey, guzel sey merak. Hadi saglicakla kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


27 Eylül 2015 Pazar

Arkadasim Semih'le hasret gidermeceler...

     Arkadasim Semih, askerden izne geldi. Bugun, ogleden sonra da aradi, "Bulusalim" dedi. Aksam, 17:00 otobusune bindim. Bi kalabalik, bi kalabalik. Hadi, bizde bayramlarda boyle. Ya istanbul'da yasayanlar ne yapiyor her gun, her gun. 17:30'da,  Duzce Merkez'deydim. Duzce Krempark Avm'nin onunde bulustuk.
        iLK iZLENiM:ZAYiFLAMiS
   Koca Semih, zayiflamis. Bu adamin zayiflayacagi aklima gelmezdi. Hemen soyledim zaten, "Zayiflamisin" dedim. O'da bana aynisini soyledi. Aslinda, ben askerde daha da kilo almasini bekliyordum Semih'in. Durumu sonradan anladim. Anlatti, "Cok stres altindayim. Tam 8 kilo verdim" dedi. Bu adami stresten baska bir sey zayiflatamazdi zaten. Merak edenler icinde soyleyeyim. Semih,  komutan habercisi.
      ETHEMiN YERi TERCiHiMIZDi
    "Karnim ac. Bi seyler yiyelim mi?" soruma, bekledigim cevabi aldim. "Yiyelim abi". Her zaman gittigimiz donerci vardi, "Oraya gidelim" dedim, "Gelmisken lahmacun yiyelim" dedi. Rotamiz belli olmustu. Ethemin Yeri'ne gittik. Ethemin Yeri, Duzce'nin en meshur pide, lahmacun salonudur. ikinci kata ciktik. Balkona gectik. Gelip geceni izlemek guzel oluyor. ikimizde, ikiser lahmacun soyledik. Bir de 1lt kola.
         BEKLENMEYEN KONUK
    Kendimi lahmacun yemege kaptirmisken, baktim biri kafami tutuyor. Bi de sesini degistirmis, bi seyler soyluyor. Baktim. Atos' tan Sahin. Onu da soframiza davet ettik. Konumuz, tabi ki askerlikti. Bedelli, kisa donem, acikogretim ucgeninde dondu sohbet. Ben askerligi yaptim. Sahin yapmadi. Sahin'in ne yapmayi dusundugu hakkinda konustuk. O da tam net degil.
   ANKARA HAKKiNDAKi GORUSU
   "Ankara'yi bu kadar guzel beklemiyordum" diyor. Bende Semih'in Ankara'yi bu kadar guzel bulacagini beklemiyordum. Semih'in daha 8 ayi var. Yol uzun. Ama her yolun da bi sonu var. Kismetse,  mayista burda. Cuma gunu gidiyor. Eger f irsat bulursak, bi kere daha gorusmeyi planliyoruz. Bir dahaki yaziya kadar sağlıcakla kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


26 Eylül 2015 Cumartesi

Eskiyi ozluyorum...

Capsi Sun'i da ozluyorum :)

    Her gecen yil, bir onceki yilimi ozluyorum. Su anda bulundugum durumdan hosnut degilim. Ama eminim gelecek yil, bu gunleri de ozleyecegim. Lisedeyken ortaokulu, universitedeyken liseyi ozledigim gibi. Tum ruhumla, eskiyi ozluyorum. Sanki bir yanim eskide, gecmiste yasiyor. Ne zaman ortaokulumun, lisemin onunden gecsem, hemen o gunlere duyulan ozlemim depresiyor. "Keske, simdi yine ogrenci olsam da,  su okulun kapisindan girsem iceri" diyorum.
         NiYE ESKiYi OZLUYORUM?
    Buna cok net bi cevabim yok. Nedenini bilmiyorum, ama ozluyorum. Bu durum, sanki tek bende oluyor. Baska hic kimse, bu durumu yasamiyor. Sadece bu duygu icin söylemiyorum bunu. Her duygu icin, boyle dusunuyorum. Sanki, diger insanlarin, sapasaglam bi ruh dunyalari varmis gibi. Yaziyi yazmadan once, google'da arastirma yaptim. Durum hic de oyle degil. Megerse benim gibi, ne kadar da eskileri ozleyenler varmis. Nedense, bi rahatladim sayfalari gorunce. "Evet, eskiyi ozleyen bi tek sen degilsin. Normalsin merak etme" rahatlamasiydi.
            BiLECiK GUNLERiM
   Bilecik gunlerimi ozlerim mesela. Kardesim, Bilecik Universitesi'ni kazanmisti. Ailecek oraya gitmistik. Annemler, buyuk odada otururken,  ben, diger kucuk odaya gecerdim. Umit Yasar Oguzcan'in, siir kitabini okurdum. Kitap, eski bi basimdi ve sararmisti. Belki de o yuzden, o kitabi sevdim. O kitap sayesinde,  Umit Yasar Oguzcan ile tanismistim. Ve o kitaptan sonra, Umit Yasar Oguzcan, en sevdigim sairlerden biri oldu. O donem, cok siir okudum. Hatta, begendiklerimi, bi defterde bile topladim. iste, o siir dolu gunlerimi ozluyorum mesela.
          iNSAN ESKiYi OZLEMELi
   Cagri merkezinde calistigim yillari ozluyorum mesela. Guzel bi 3 yil gecirmistim, cagri merkezinde. Ornekleri daha da cogaltabilirim. Eminim, sizin de vardir. Böyle ozlediginiz yillar. insan, bence eskiyi ozlemeli. Arada dalmali. Gitmeli. Bu cok guzel bir duygu. Belki huzunlendiriyor insani ama. Olsun. Bu duygu yasanilmali. Bir dahaki yaziya kadar sağlıcakla kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
   


25 Eylül 2015 Cuma

Bayram sevinci...

    Bir farklilik oldugu otobusten belli. Bindigim otobus tika basa dolu. Her bayram boyledir otobuslerimiz. Hosuma gitmiyor da degil bu durum. Otobuste calan telefonlar, adeta,"Nerde kaldin diyorlar?". "Geldim, geldim. Otobusteyim. 15 dakikaya ordayim" lar. Belli. Bayram sevinci yasanacak. Belki cok yakin bi arkadasiyla. Belki de canindan cok sevdigini soyledigi sevgilisiyle. Ben insanlari seyretmeyi seviyorum. Akip giden hayati goruyorum onlarda.
               DUZCE MERKEZ
                TiKLiM TiKLiM
    20-25 dakikalik bi yolculuktan sonra Duzce'deyim. Cilimli ile Duzce arasi normalde 20 dakikadir. Ama otobusun kirmiziya takilma, yolcu bindirme gibi durumlara bagli olarak, bu sure de degisiyor tabi. Otobusten iner inmez hemen kalabalik carpiyor gozume. Ayni zamanda otobusten inen herkes gibi bende, rahat bi nefes aliyorum. Otobuste tika basa olunca,  temiz havaya hasret kaliyor insan. Duzce Krempark Avm'nin yanindan,  yurumeye basliyorum merkeze dogru.
             MEDiTASYON GiBi
    Karinca gibi yogun insan toplulugu. Kimi sevgilisiyle, kimi arkadasiyla, kimisi de kalabalik arkadas gruplariyla dolasiyor. Cogunluk gencler tabi. Herkesin elinde artik bi organi haline gelmis cep telefonlari. Millet olarak bagimlisi olduk telefonlarin. Gulme sesleri geliyor. Bazisi da bayram bayram sevgilisiyle tartismis. Ona telefonda laf anlatmaya calisiyor. Tun bunlar bana meditasyon gibi geliyor. Seviyorum insanlari izlemeyi. Benim de bayram sevinci halim budur.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com

24 Eylül 2015 Perşembe

Oncesi ve sonrasiyla bayram namazi...

     Ben Duzce'nin Cilimli ilcesinde yasiyorum. Bizim bayram namazi vaktimiz, 07:26'diydi. Namaza yetisebilmek icin, telefonun alarmini 06:30'a kurmustum. Ama gerek kalmadi. Saat 06:00'da kendiligimden uyandim. "Yarim saat var. Tekrar uyumanin bi manasi yok" dedim. Tekrar yatmadim. 06:30'a kadar telefondan kose yazisi okudum. Facebook'a, Twitter'a girdim. Saati 06:30 yaptim. Kalktim. Abdest aldim. Ustumu giyindim. Yediye on kala evden ciktim.
          HER BAYRAM NAMAZA
       MUSTAFA ABi iLE GiDERiZ
    Yediye on kala cikmamin sebebi: Mustafa Abi, o saatte cik dedigi icindi. Mustafa Abi karsi komsum. Uzaktan da akraba ayni zamanda. Disari ciktim. Baktim yok. "Mustafa Abi!" diye seslendim bi kac kere. O da hazirmis zaten. Hemen cikti. Bu sefer erken cikmistik. Diger bayram namazlarina gore. Diger namazlarda,  ya son anda yetisiyorduk, ya da biz geldikten bi kac dakika sonra namaza basliyorduk.
            CAMiYE GiTTiGiMiZDE
                   KiMSE YOKTU
    Bayram namazi icin o kadar erken gitmisiz ki. Camide tek tuk insan vardi. Saate baktim. 07:10 geciyordu. Ama disarisi kalabalikti. Namaza baslamaya az kala cami doldu. Biz Mustafa Abi ile genelde yukarda kiliyoruz namazi. Asagisi cok kalabalik oluyor. Biz de o yuzden yukariyi tercih ediyoruz. Sabah biraz hava serin gibiydi. O yuzden hirkayla gittim. Ama namaz kilarken bi yandim, bi yandim ki. Namaz biter bitmez hemen cikardim hirkayi.
                FiRiNDAN EKMEK
              ALMA GELENEGiMiZ
   Her bayram namazindan sonra,  hemen caminin karsisindaki f irindan ekmek almak icin siraya gireriz. ilk zamanlar ekmekler sicak oluyordu. Sicak sicak kahvalti da cok guzel gidiyordu. Sonradan bozdu. Artik ekmekler normal. Biz yine de alalim istedik. Adet yerini bulsun diye. Ordan Mustafa Abi pastaneye girdi. 5 liralik kiymali borek aldi. Bende aldim. "Sabah sabah cayla iyi gider" diye dusundum. Onun da pek sicak oldugu soylenemezdi. Eve gelirken sokaklarda kimse yoktu. Kimseyle bayramlasmak zorunda kalmadan evlere girdik. Bi bayram namazi daha boylece bitmis oldu.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


23 Eylül 2015 Çarşamba

Faturaliya gectim, rahat ettim...

   Ben daha once 30 liraya her ay 2gb internet paketi yapiyordum. Bi de 1 lira yukleme ucreti. Oldu ma sana 31 lira. Benim isim internetle. E blogcuyuz. Her an yazi yazma potansiyelimiz var. internetsiz nasil yaparim? Konusmaya ya da mesajlasmaya da fazla ihtiyacim yoktu. E su aralar sevgili de yok. E o zaman ne yapayim konusmayi, ne yapayim mesajlasmayi. Ama hic de lazim olmuyor degil hani. Ozellikle de mesajlasma. O yüzden faturaliya gecme zamani gelmisti.
             FATURALiYA GECME
       KONUSUNDA CEKiNGENDiM
   Nedendir bilmem. Herhalde faturali hakkinda duyduklarimdan olsa gerek. Kontorlude fazla para odeme gibi bi durum yok. Ama faturalida oyle degil. Soylenen fiyat farkli, sana gelen fatura farkli. Bunlar benim hic de sevmedigim islerdir. Ben hesabimi bilmek isterim. Sürpriz fatura ile karsilasmak istemem. iste bu nedenledir ki faturaliya gecmedim. Ama zamanla akilli fatura falan cikti ya. Faturaliya gecmek yavas yavas aklima yatmaya basladi.
            ARAMASALAR YiNE
            GECECEGiM YOKTU
   "Yavas yavas aklima yatmaya basladi" dedim ama. Faturaliya gecmek icin de herhangi bir girisimim olmadi. ise baslamistim. Sabah 08:00'de ise gidip gece 23:00'de gelirsen, vakit mi kalir insana. Ha birde calismazken, daha yuksek tutarda odeme yapmak da akil kari degildi. Bi gun calisirken Turkcell'den telefon geldi. "Bakiyoruz. Sadece internet icin cok miktarda para oduyorsunuz. Gelin sizi faturaliya gecirelim" dediler.
          40 LiRAYA UCU BiR ARADA
               PAKETi SUNDULAR
   Teklifleri suydu: Ayda 40 liraya, konusma, mesajlasma ve internet paketi. "Oo guzelmis" dedim. "Ya 500 dakikayi asarsam?". "Akilli fatura var. 500 dakikayi gecince duracak" dediler. "Oo harikaymis o zaman". "Ne yapmam gerekiyor faturaliya gecmek icin?" dedim heyecanla. Onay vermek yeterliymis. Daha once kimlik fotokopisi ve bir de fatura istiyorlardi. Burokrasiyi kaldirmislar. Onayi verdim. 10 dakika sonra faturaliya gecmistim.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
         
  


22 Eylül 2015 Salı

Hayir diyememek...

    Siz de de hayir diyememek gibi bir sorun var mi? Bende yillardir bu sorun var. Ustesinden gelmeye calisiyorum. Ne cok basarili oldum. Ne de cok da basarisiz. Orta karar bir tutum sergiledim su ana kadar.
              DUN HAYiR DEDiM
    Mutluyum. Belki zor oldu ama hayir dedim. ilk baslarda boyle zor olacak diye dusunuyorum. Ama zaman gectikce taslar yerine oturacak. Ben istersem evet demeliyim. Dun biri benden bi sey istedi. ilk etapta hemen hayir diyemedim tabi. Hayir diyememek duygum depresti bi anda. Karsimdakini de kirmak istemiyordum. Bi emaneti bi yere birakmami istiyordu.
         NEDEN YAPAMAYACAGiMi
                    ANLATTiM
   O isi gercekten yapamazdim. Bu isi uzerime almamaliydim. Hayir diyememek duygum galip gelmemeliydi. "Ne yapsam da hayir desem" diye dusunurken. Neden bu isi yapamayacagimi karsimdakine onu kirmadan anlatmaya basladim. Ben anlatirken her one surdugum bahaneye bi care uretiyordu. Galiba yine evet diyecektim. Ama en sonunda buldugum bahaneye bi sey diyemedi.
           BU iSE iNANCiM YOK
                       DEDiM
   Gerci bahane de degil, yalan da degil. Bana gore o kadar zahmete katlanilacak onemde bi durum yoktu ortada. Sonunda, "Tamam" dedi. Bende icimden kocaman bir, "Ohh" cektim. Bir hayir diyememe mucadelesinden ben galip cikmistim. Karsimdaki ister istemez biraz bozuldu. Ama uzun surmedi. Kisiligimi ortaya koymustum. Karsimdakine soyledigi her seyi kabullenecek biri olmadigim mesajini vermis oldum.
                  ONEMLi OLAN
                    DEVAMLiLiK
   Bir kere hayir demekle is bitmiyor tabi. Her zaman tetikte olmak lazim bu duyguyu yenmek icin. Hayir diyememeyi surekli bir hale getirmek lazim. Bunun icin sizin de onerileriniz varsa beklerim. Bir dahaki yaziya kadar sağlıcakla kalin.
Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com

             


21 Eylül 2015 Pazartesi

Suc ve Ceza yarida kaldi...

    ise baslamadan once Suc ve Ceza romanina baslamistim. ilk baslarda cok bunaltti beni. Ama ortalara dogru belli bir standarta oturdu. Acikcasi ilerleyen sayfalarda ne olacak merak ediyorum. Ama okuyamiyorum. Sabah sekizde cikip,  gece on bir bucukta evde olursam nasil okuyabilirim ki? Zaten yorgunluktan oluyorum. Birak kitap okumayi, kolumu kaldirmaya halim olmuyor.
             BAYRAMDA OKUMAYA
                         DEVAM
   Aslinda, ben bir kitabi okumaya basladigim zaman yarida birakmayi sevmem. Birakirsam tamamen okumayi birakirim. Ama Suc ve Ceza oyle olmadi. Yarida biraktim. Bilerek, isteyerek. Ama devam etmek niyetiyle. Bir turlu geri donemedim. Devamli calis, calis. Ama bayram tatiliyle beraber onumde bir f irsat dogdu. Arefe gununden itibaren kurban bayrami tatilim basliyor. Bu 7 gunluk tatil boyunca hedef im:Kitabi bitirmek olacak.
             BELLi OKUMA SAATiM
                    OLACAK AMA
   Amasi: is yerinde belli calisma saatim yok. Kimi zaman aksam 18:00'de cikiyoruz. Ama cogunlukla da mesaiye kalip gece 22:30'da cikiyoruz. Siz de takdir edersiniz ki,  boyle belirsiz bir ortamda okumayi rayina oturtmak zor. Eger rayina oturtabilmis olsaydim, coktan Suc ve Ceza bitmis olurdu. "Bu kadar isin gucun arasinda niye kitap okumaya calisiyon ki. Sende bi alemsin" diyenler olabilir. Benim de cevabim su, boyle diyenlere: Okumak benim icin bir hobi. Okumak meditasyon gibi.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


20 Eylül 2015 Pazar

Pazar gunu uykusu...

   Pazar gunu yatis gunum oldu. Haftanin yorgunlugunu cikariyorum. Uykunun dibine vurdum. 11:00'de bi uyandim. Bi sosyal medyaya baktim. Bloga girdim. Okunma sayilarini kontrol ettim. Bi yarim saat sonra tekrar yattim. Saat 14:00 gibi annem uyandirdi. "Kalk oglum. Cayi yaptim. Kahvalti hazirladim" diye. Televizyonda Kanal D acikti. Buyur Burdan Bak'in sonuna denk gelmisim. Kalktim. Gectim sofranin basina. Hemen kumandaya uzanip zap yapmaya basladim.
             TURK FiLMi iMDADiMA
                         YETiSTi
   Kanallara baktim. Hic bir sey yok. Bu pazar gunu neden izlenecek seyler olmaz ki. Neyse ki kanal 7'de Gulsah Kucuk Anne vardi. Ona baktik. O f ilmde beni iki sey etkiliyor. Bir: Gulsah'in babasinin hapishaneye girdikten sonra, bir de annesinin araba kazasi gecirip hastaneye yatmasinin haberini almasindan sonraki, hickirarak aglayislari. Sabah sabah icimi dagladi. ikincisi ise: Filmin son sahnesinde Gulsah, insaatin tepesinde bilmem kac metre yukseklikte kaliyor. Babasi Fikret Hakan onune yatip kopru oluyor. Gulsah'da babasinin ustunden annesi Hulya Kocyigit'in kucagina gidiyor. Etkileyici bi sahne. izlememis olanlar google'dan aratabilir.
       TS-GS MACiNiN YORUMLARiNi
                         OKUDUM            
   Dun aksam 23:00'de falan uyudum. Onun icin yorumlara falan bakamamistim. "Bakalim yorumcular Trabzonspor karsisinda Galatasaray'i nasil bulmuslar?" diye okumaya basladim kose yazilarini. Mehmet Demirkol ile Hakan Unsal, Hamza Hoca'nin oyun stratejisini begenmisler. Ridvan Dilmen ise begenmemis. Tabi herkes Erkan'in pozisyonunu konusuyor. Ne guzel be pazar gunu tatil. Ve ben kose yazisi okuyorum. Benim icin buyuk bir keyif.
          ARiFE GUNU TATiLiM
                     BASLiYOR
   Bu arada arife gunune kadar calisiyorum. Arife gunu itibariyle tatilim basliyor. Ben bir raf fabrikasinda calisiyorum. Ayni zamanda bu seneki kpss' ye hazirlaniyorum. ilk defa yazimi okuyanlar olabilir. Onlar icinde bu kucuk bilgileri de paylasmak istedim. E pazarimiz daha devam ediyor. Saat daha 17:24. Keyf i surmeye devam edelim o zaman. Paylasmaya deger bi seyler olursa, bi ikinci yaziyi da yazarim. Simdilik sevgiyle kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
           

                             


19 Eylül 2015 Cumartesi

Otobuste uyumak muhtesemligi...

   Sabahlari ise giderken otobuste uyumayi sevmem. Cunku ise gidiyorumdur. Calisacagimdir. Oyle uykunun tadi cikmaz. Uykunun tadi,  eger otobus eve gidiyorsa cikar. Nasil olsa eve gidiyorsun. Evde yatacaksindir. Ohh mis. O zaman rahat rahat uyuyabilirim otobuste. Goz kapaklarima engel olmam. Kapanmalarina izin veririm. Dusunuyorum da. Ben keyif adamiyim herhalde. Boyle seylerin tadini cikarmayi biliyorum.
            HiRKAM YASTiGiMDiR
                         BENiM
   En sinir oldugum seylerden biri: Otobus camina kafayi dayayinca,  kafanin cama carpip durmasi. insan boyle uyuyabilir mi? Ama benim cozumum var: Hirkam. Canim hirkam benim. Kendisini hirka olmanin disinda, yastigim olarak da kullaniyorum. Yumusacik. Yastik niyetine cama yasliyorum onu. Kafami da koyuyorum. Ohh bee. Hayat bana guzel. Otobuste uyumak simdi guzel. Simdi tatli.
           OTOBUSTE UYUMAK
                       LEZZETi
   Otobusun sesi. Yolcularin konusmalari. Ninni gibi geliyor bana. iste tam sevdigim ortam. iste tam o noktada uyku beni cagiriyor :) Bende birakiyorum kendimi uykunun kollarina. Arada uyaniyorum. Duragi kacirmayayim diye, "Ooo daha varmis. Uyu uyu" deyip tekrar daliyorum uykuya. Duragi kontrol etmek icin uyandigimda, "Ulan ne tatli uyuyorum bee" diyorum icimden. O kadar lezzetli bi sey iste otobuste uyumak.
          OTOBUSTEKi UYKUYU
          EVDE BULAMiYORUM
   Gelgelelim. O leziz uykuyu evde bulamiyorum. Tabi yatagin guzelligi ayri. Yastik, yorgan ve yatak uclemesine kim hayir diyebilir ki. Ama uykuya gecmekte zorlaniyorum. Bi de sabahlari uyandigimda, tatli bi uyku uyudugumu hissedemiyorum. Bu uyku problemini bi turlu cozemedim zaten. Kaliteli uyuyamiyorum abi. Yataktan dayak yemis gibi kalkiyorum. Ama otobuste uyumak oyle mi. Hayatimdaki guzel seylerden biri: Otobuste uyumak.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


18 Eylül 2015 Cuma

Bir gun herkes gozluklu olacak...

   Bu benim tezim. Cunku goz doktorlari her goz rahatsizligi olana gozluk verdikleri icin. Bir gun herkes gozluklu olacak. Gozluk takmaya basladiktan sonra, yanimdan gelen gecene daha dikkatli bakmaya basladim. Yanimdan gecen bi dunya insanin yarisi gozluklu. Simdi ben nasil bu tezi savunmayayim.
            GOZLUKCU iSiNE Mi
                      GiRELiM
    Bizim is yerindekilerle ara sira makara yapariz boyle. Su ise mi girsek, bu ise mi girsek diye. Ben de o yuzden diyorum ki. Gozlukcu isine mi girsek :) Bu iste para var abi. Her hastaya gozluk yazmaya hevesli doktorlar oldukca, sirtimiz yere gelmez. Paraya para demeyiz. isin sakasi bir yana. Soyledigimde de gerceklik payi yok degil haa. Her gecen gun saglik sektoru ha babam buyuyor. Bu pastadan bi dilim de biz alsak olma mi? :)
             HEP GOZLUK TAKMA
                HEVESiM VARDi
   Harry Potter'i cok severdim. Cok izlerdim. Acaba ondan mi? Harry Potter etkisi mi diye dusunmuyor degilim. Ne bileyim abi, gozlugun baska bi havasi var. Herhalde bende o havanin ruzgarina kapildim. istedim, istedim. Evrene mesaj ustune mesaj gonderdim. Sonunda oldu. Fi tarihinde cercevelerle tanistim. Tarihini tam olarak hatirlamiyorum iste. O kadardir takiyorum bu cerceveleri.
         SiNEK UCUSMALARiYLA
                       BASLADi
   Her sey, sabahlari universiteye gitmek icin otobus bekledigim durakta basladi. Ne giris yaptim be. Neyse devam edeyim. Sol gozumde sineklere benzeyen karartilar ucusmaya basladi. ilk baslarda dikkate almadim. Baktim sonra gecmiyor. Caldim doktorun kapisini. Gozume damla damlatti. "Aksama kadar net goremeyeceksin" dedi. Gercekten de oyle oldu. Saate bakiyordum. Boyle flumsu goruyordum. "Gozunde catlak falan yok. Sana bi 0,75 gozluk yaziyorum" dedi. iste boylece gozluklu oldum. Hala da kullaniyorum. iyi bir beraberligimiz var. Neyse sabah sabah bu kadar mavra yeter. Gorusuruz beyler, bayanlar. Kendinize iyi bakin :)

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
           


17 Eylül 2015 Perşembe

iphone 6 plus alacam abi...

   Bugune kadar, hic iphone 6 plus kullanmadim. Tercihim hep Samsung'dan yanaydi. Once,  Samsung s3 mini aldim. Belli bir sure onu kullandim. Bir yil olmustur yine kullandigim. Sonra maddi durum elverince. Samsung Grand Neo aldim. Ekrani daha buyuk. Benim isim, internetle. Blog yazmaya baslamadan once de, yine benim isim internetleydi. Ben kose yazisi okumayi severim. Takip ettigim yazarlar vardir. Gazete mansetlerine bakarim. Kisacasi: Hayatimda blog yokken de, internete ihtiyacim vardi.
          SAMSUNG YAVASLIYOR
   Sadece Samsung'lar da mi boyle,  yoksa tum androidler de de, belli sure sonra yavaslama oluyor mu,  bilmiyorum. Ama benim, Samsung grand neo yavasladi. Mesela mesajlara basiyorum. Hemen gelmiyor. 4-5 saniye bekliyor. Ben istiyorum ki, bastigin an ekran gelsin.
O yuzden, arkadaslarim yeni telefon aldiklarinda, hemen hizlarina bakarim. Bizim Semih, askere gitmeden bi kac ay once, iphone 4s aldiydi. Hemen hizina baktim tabi. Harika. Gidesiye kadar kullandi. Hic de sikayet ettigini duymadim.
            iPHONE ALMA ZAMANi
                           GELDİ
   Semih'te hic sikayet etmeyince,  kararimi verdim. Artik bende bir iphone'lu olacaktim. iste tam o aralar da, iphone 6 plus cikti. Bekledigim iphone buydu. Diger iphone'lar, kucuk ekranliydi. Bu ise,  dev gibiydi. Ama bi sorun vardi ki, fiyati. Fiyati ucuyordu. Bende uzun bir planlama yaptim. iphone 6 plus,  fiyati dustugunde alacaktim. Gecen yemekhanede bu konu acildi, "Ya dedim. Bu iphone 6 plus ne kadar?" Dediler ki, "3000 ile 3500 arasi".
          iPHONE 6 PLUS ALACAM
                            AMA
                   BiR YiL SONRA
   Hemen orda dahiyane plani mi acikladim. iphone 6 plus bir yil sonra, f iyatı dusunce alacaktim:) " O zaman ne kadar olur?" dedim. "2500 falan" dediler. Bekledigim f iyat araligi bu degildi. Bilal, "iphone'larin f iyati cabuk dusmuyor" dedi. Evet, dogru. Bizim Semih'te, iphone 4s'e,  bin kusur lira vermisti. Her seye ragmen kafaya koydum. Iphone 6 plus alacam abi:))

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


16 Eylül 2015 Çarşamba

Karsinizda ben: Beceriksiz...

   Daha onceleri, beceriksiz oldugumu kabullenmezdim. Ama artik kabulleniyorum. Evet, ben bir beceriksizim. Annem bu durumu cok onceden gordu. Bana hep derdi ki, "Elin bi seye de yakissin". Sagolsun. Simdilerde yasimiza hurmeten, bu sozu kullanmiyor artik. Annemden yillar sonra bu sozu, bi abimden de duydum.
              DUN iTiBARIYLE
               KABULLENDiM
   Dun o abiden, o sozu duyduktan sonra, cizgi f ilmlerdeki gibi,  beynimdeki ampul bir anda yandi. Tum belirtiler tek bir seyi gosteriyordu. Galiba ben,  beceriksizdim. Hemen bi rahatlama geldi. Meger, beceriksiz oldugumu kabullenmemek, ne de agirlik yapiyormus ruhumda. Sanki,  ruhumdaki birikmis olan agirliklari attim. Bi haf ifledim.

         GERCEKLE YUZLESiNCE
    Beceriksiz oldugum gercegiyle yuzlesince. Haf ifledim, haf ifledim ama. Uzuldum de. Kim beceriksiz biri olmayi ister ki. Ama iyi de oldu. Bundan sonra bir ise kalkisirken,  bunu da goz onunde bulunduracagim.
         NELERDE BECERiKSiZiM?
   El yatkinligi gereken islerde. Mesela: Su anda bir fabrikada calisiyorum. Kpss sinavina kadar. Gun icerisinde bi suru is yapiyoruz. Ve ben, hic bir isi dogru durust yapamiyorum. Verilen isi yapiyor muyum? Yapiyorum. Ama sikinti var iste.
                NE OGRENDiM?
    Eksik bir yanimdan kacmanin, onunla yuzlesmemenin, aslinda bir avantaj olmadigini. Boyle yaparak ruhumu baskiladigini. Kabullendim. Rahatladim. Siz de hemen boyle yapin. Bi deneyin. Bakin nasil da rahatlayacaksiniz.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com

      

15 Eylül 2015 Salı

KPSS maceram basliyor...

   Bu benim Kpss'ye ikinci girisim olacak. Onceki girisim, askerden geldikten sonraydi. iki yil once. Askerden, nisanda geldim. Haziranda sinava girdim. Tabi, dogru durust calisma firsati yakalayamadim. Zaten askerde calisma firsatim olmadi. "Askerde de hazirlanabilirdin" diyenler oluyor. Askerligin psikolojisi farkli. Ben o ortamda calisamadim. Ben evde ya da dersanede olacagim. Belli bir calisma sistemi kuracam ve ona gore devam edecegim. O yuzden o ortam bana uygun degildi.
         BU SENE UMiDiM DAHA COK
   Bu sene onumde uzun bir donem var. Bu donemi en iyi sekilde degerlendirmeyi dusunuyorum. Dersaneye gitme gibi bir planim yok. Evden calisacagim. Zaten istesem de gidemem. Calisiyorum. Belli bir saatten sonra calismadan olmuyor. Hem calismak, hem de kpss' ye hazirlanmak zorundayim. Farkindayim. Ikisini bir arada goturmek zor. Ama su an icin boyle devam etmek zorundayim.
           ENDiSEM MATEMATİK
    Su hayat yolunda matematik ile hic aram duzelmedi. Bi turlu anlayamiyorum. Yapamiyorum. Yapamadikca moralim bozuluyor. Sonra, "Yok ya yapamiyorum" sizlanmalari basliyor. Yurdumun her sinavinda oldugu gibi, kpss' de de sizi, milyonlarca adayin onune geciren matematik. O yuzden olmazsa olmaz. Bana on-on bes net yeter. Ona gore calisacagim.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


14 Eylül 2015 Pazartesi

Pazartesi sendromum varrrrr...

   Evet. Beyler, bayanlar. Haykiriyorum, "Pazartesi sendromum varrrr". Koskoca bir pazar tatilinden sonra sabahin korunde kalk. Ustunu giyin. Offff, offfff. Bir insanda pazartesi sendromu niye olur ki? Sizin bu konuda varsa bi cevabiniz, buyrun yorum bolumune. Tartisalim, konusalim. Su pazartesi sendromunu didik didik edelim. Bu millet niye her pazartesi boyle diye.
           BU YAZiYi DURAKTAN
                   YAZiYORUM
    Ozellikle durakta yazmayi tercih ettim. O duyguyu, o sendromu zirvede yasarken, sicak sicak yazmak istedim bu duygulari. Aklima su soru da geliyor, "Acaba sevdigim bi meslegi yapsaydim, yine de pazartesi sendromu yasar miydim?". Bu yaziyi okuyan, sevdigi meslegi yapan sansli kisilerden biriyseniz. Ozellikle sizden rica ediyorum. Bu soruyu cevaplayalim. Gercekten merak ediyorum. Sevdigim meslegi yapsam, pazartesi sendromunu yasamam gibi geliyor bana.
        OGLEDEN SONRA GECiYOR
    Hele o ise ilk baslayis ani var ya. Orada bi yuzumu gorseniz. "Yuzun sirke satiyor" dersiniz. Disardan oyle. Peki ya icerden? icerisi karisik. Homurdanmalar, bagirmalar. Psikolojik bi savas. Ama sonra sonra, zaman ilerledikce, kan degerlerim normale donuyor. Cikan tansiyonum iniyor. Bu dedigim olaylar ogleden sonra oluyor. Oyle ya da boyle, bir pazartesi sendromunu daha atlatmis oluyorum.
          YA DA FAZLA KASMAYiN
    Yani. Sonucta kassaniz da bi sey degismeyecek:)) Kucuk mutluluklar bulun kendinize. Öyle atlatmaya calisin. (Simdi de psikolog yanim tuttu:)) iste bloglamayi bu yuzden seviyorum. Kafana gore takiliyorsun. E bu kadar lak lak yeter. iyi pazartesi sendromlar herkese:))

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com



  
          


13 Eylül 2015 Pazar

Pazar gunu tatil demek...

   is aradigim zamanlar, benim icin pazar gununun bir onemi yoktu. Sali, carsamba gunu gibi bir gundu benim icin. Ama calismaya basladiktan sonra, pazar gunu, degerini ve onemini bir kez daha hatirlatti bana.
           PAZAR DEMEK TATİL
                      DEMEK
    Pazar demek tatil demek. Bu tatil gununde olabildigince dinlenmeye calisiyorum. Uyumanin dibine vuruyorum. Ama bu her zaman olmuyor. inadina gibi, sabah sekizde dokuzda uyaniyorum. Okul zamaninda da boyle olurdu. Hafta ici  zar zor kalkardim. "Cumartesi, pazar on, on ikiye kadar yatacam derdim". Ama nerdee. Sabah yine sekizde dokuzda acardim gozleri. Ayni bu durum, calisma hayatimda da devam ediyor iste.
          PAZAR GUNUNU UYUYARAK
                         GECiRMEK
   Tamam, sabah sekizde uyaniyor olabilirim. Ama bu daha sonra uyumayacagim anlamini tasimiyor. Kalkip kahvalti falan yapiyorum. Televizyona bakiyorum. Oyle boyle saat 14:00 ya da 15:00 oluyor. Benim gozler yine kapanmaya basliyor. Yine bi yatiyorum. iki uc saatte oyle uyuyorum. Yani pazar gununu uykuya boguyorum.
          PAZAR GUNLERi SAAT
                       UCUYOR
   Siz de farkindasinizdir. Pazar gunleri saat ucuyor. Hemen ogle oluyor. Hemen aksam oluyor. Hafta ici isteyken boyle vakit akmaz. Gecen her dakika pazartesi sendromum basliyor. Cunku gecen her dakika pazartesiye akiyor. Su an aksam saat 19:13. Pazartesi sendromunu yasamaya basladim.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


12 Eylül 2015 Cumartesi

Benimki nasil bir kisilik???

   İnsanlarda ilk biraktigim izlenim: kendi halinde, sessiz sakin, gerektiginde konusan, biraz da itici biri. Evet. Ben buyum. Ama ilk baslarda. Ben bir ortama girdigim zaman hemen isinamam abi. O sekil bi kisilik olmayi cok isterdim. Soyle girisken falan. Ama nerdeee. Ama yine de hakkimi yemeyeyim. Bazi zamanlar cok girisken olurum. Konusamayacagim kisi, yapamayacagim is yoktur. Ama dedigim gibi her zaman degil. 15-20 dakika. Belkide yarim saat.
            KABAK CiCEGi GiBi
          SONRADAN ACiLiRiM
    Bu deyimi kendim icin kullanacagim hic aklima gelmezdi. Aynen bu deyimdeki gibiyim. Bir ortama alistikca konusmaya, araya girmelere, hatta ve hatta esprilere bile baslarim. Hee, o kadar cok esprili bir kisilik degilim. Ama hepten de bu konuda kabiliyetsiz oldugum soylenemez. Evet. Nerde kalmistik. Heh. Kabak cicegi. Simdi su an dusundum de, ben hic kabak cicegi gormemisim. Yazidan sonra nasipse google'dan bakariz.
               KONUSURUM ABİ
    Ortama alistim mi, isindim mi,  baslarim kabak cicegi gibi yavas yavas acilmaya. Millet, "ilk tanidigimiz adamla bu sen arasinda daglar kadar fark var" der. (Bi not: daglar kadar olmayabilir:) ilk zamanlar agzini bicak acmayan adam ben, baslarim konusmaya. Hatta bazen sacmalarim bile. O kadar yani. Beyler, Bayanlar. Sizce bu bi dengesizlik isareti midir? Degerli yorumlarinizla aydinlatin beni.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


11 Eylül 2015 Cuma

Gelecege Donus dublaj f iyaskosu...

   Az once kalktim. Yine zar zor bir halde. Sabah kalkmak gibi zor bir sey yok. "Biraz daha uyku, biraz daha uyku" diye diye yataktan zor bela kalktim. Neyse bu konuyu geceyim. Bu konuda soyleyeceklerimi dunku yazimda soyledim. Merak edenler buyrun dunku tap taze yazima. "Tamam anladik sonra?" diyenleriniz icin devam ediyorum.
           SABAH SABAH GELECEGE
                       DONUS
    Her sabah giyinirken muhakkak televizyonu acarim. Actim. Kanallari dolasiyorum. Bi de ne goreyim. Sabah sabah Atv Gelecege Donus yayinliyor. "Ne alaka?" dedim. Normalde aksam yayinlanip reyting alacak f ilmdir bu. Sabah sabah benim favori f ilmimi izlesem mi, izlemesem mi bilemedim. Ben bu tur f ilmleri aksam saatlerinde izlemeyi severim. Her seye ragmen, "Yine de bakayim bari" dedim.
         SESLENDiRME BERBATLiGi
    En sinir oldugum konulardan biridir. Filmlere orjinal turkce dublajinin disinda dublaj yapmak. Bunu neden yaparlar anlamiyorum. Ben kac kere bu f ilmi o dublajla izlemisim. Simdi sonradan yapilma dublaj ayni tadi verir mi hic. Moralim bozuldu. Gectim kanali. Zapladim yani. Ben Gelecege Donus hayrani, fani, artik ne derseniz deyin cem zapladim ya. Var mi boyle bir sey.
      YETKiLiLERE SESLENiYORUM
   Burdan yeri geldiginde herkesin seslendigi yetkililere bi de ben seslenmek istiyorum. Sevgili yetkililer. Artik kac kisiyseniz. Su ise bi el atin. Orjinal turkce dublaj disinda dublaj istemiyoruz. Ohh be rahatladim. Su hayatta yetkililere seslenmeden gitseydim gozum acik giderdi. Hadi saglicakla kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


10 Eylül 2015 Perşembe

Bende uyku hastaligi mi var?

    ise gireli neredeyse iki ay olacak. Ama ben hala sabah kalkmaya alisamadim. Hala yataktan dayak yemis gibi kalkiyorum. Sunun caresini bilen varsa soylesin. Resmen is yerinde ayakta uyuyorum. Devamli uykulu bir halim var. Böyle ruh gibi dolasiyorum ortalikta. Yani kendime ogleden sonra baslayan bir is mi bulayim? Boyle bir sey olmayacagina gore,  galiba en iyisi vardiyalı bir ise girmek.
            ERKEN YATAMiYORUM
    "Erken yatmazsan tabi boyle olur?" diyebilirsiniz. Erken yatamiyorum derken, gece 12-1 gibi yatiyorum. Peki ama neden? Mesai oldugunda aksam 22:30'da cikiyorum. 23:00 otobusune biniyorum. Evet, dogru duydunuz. Servisim de yok. Yol da yarim saat. 23:30'da evdeyim. E hemen yatmiyorum tabi. Haberlere bakiyorum. Herhangi bir haber kanalinda. Biraz da izlenecek bi seyler varsa dizi, program gibi onlara bakiyorum. Saat oldu 01:00.
         SABAH TEKRAR 06:15'TE
                         KALK
    Simdi o saatte yatinca sabah nasil dinc kalkabilirim? O yuzden de dayak yemis gibi kalkiyorum iste yataktan. Cok uykucuymusum. Bunu yeni kesfettim. Zaman zaman da,  acaba bende uyku hastaligi mi var diye soruyorum kendime. Gerci bilmiyorum uyku hastaligi diye bir hastalik var mi? Acaba doktora gitmeli miyim? Siz ne diyorsunuz? Yoksa doktor, "Git isine evladim" mi der bana. Derse pis bozulurum. Gelecek gunlerde bir degisme olursa paylasirim. Simdilik saglicakla kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
    
 


Blogger tarafından desteklenmektedir.