Yayınlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aof mezunu olmanin yollari...

   Bana deselerdi ki, "Bi gun aof'den mezun olacaksin", inanmazdim. "Hayir, ben yapamam" derdim. Ama simdi bak, mezun oldugum 2 yildan fazla oldu. Bu islerde olay, biraz kendine guvene bakiyor. E biraz da, calisma sekline. Belki de en onemli seyi atlamayayim. Bir de istedigin bolumu okumak. Bizim zamanimiza gore aof , bir cok bolum imkani sunuyor. Size tavsiyem, bu f irsatı degerlendirin. Ahh keske, bizim zamanimizda da boyle bolum bollugu olsaydi. Gerci ben istedigim bolumu okudum. Ama, daha baska okumak istedigim bolumlerde vardi.            YARDiMCi KiTAPTAN                         CALiS    Bi cuval dolusu para veriyon ama,  aof kitaplari cacik. Roman gibi. Oku oku bitmiyor. Ben bi uniteyi, bastan sona, bir saatte okudugumu bilirim. Ki, ben devamli tekrar yaparak calisan biriyim. Simdi bu kitapla, nasil tekrar yapabilirim? Sorarim size. Neyse ki, yardimci kitaplar var. 30 sayfalik bi uniteyi, 4 sayfaya sigdiriyorlar. Ben de rahat rahat calisiyorum. Burad

Kanli ay, twitter'i salladi...

    Dun aksam twitter, kanli ay ile sallandi. Uzerine ne mavralar yapildi, ne espriler dondu. Ben, bu tutulma olaylarini halen anlayabilmis degilim. Hep karistiririm. Yok, ay dunyanin onune gecince su olurmus. Yok, dunya arkadan dolanip, ayin onune gecince su olurmus. Cografya dersinde gormusuzdur muhakkak. Ama simdi esamesi okunmuyor. Twitter, gercekten haber alma araci haline gelmis. Benim, hic kanli aydan falan haberim yoktu. Twitter sayesinde haberim oldu.           SEN COK YASA TWiTTER     Gercekten de, sen cok yasa twitter. Olup bitenden haberdar ediyor insani. Dun aksam baktim twitter'da kanli ay tweetleri birbiri ardina atiliyor, "Yine aya bi seyler mi oluyormus?" dedim. Ben disari cikip bakmadim zaten. Ciksam da gorebilir miydim, orasi da ayri bir muamma. Sag olsunlar, twitter'dakiler ani anina gelismeleri paylastilar. Yok, ay kirmizi olmaya basladi. Yok yok, kararmaya basladi falan.        KANLi AY UZERiNE KOMiK                       TWEETLER    

Arkadasim Semih'le hasret gidermeceler...

     Arkadasim Semih, askerden izne geldi. Bugun, ogleden sonra da aradi, "Bulusalim" dedi. Aksam, 17:00 otobusune bindim. Bi kalabalik, bi kalabalik. Hadi, bizde bayramlarda boyle. Ya istanbul'da yasayanlar ne yapiyor her gun, her gun. 17:30'da,  Duzce Merkez'deydim. Duzce Krempark Avm'nin onunde bulustuk.         iLK iZLENiM:ZAYiFLAMiS    Koca Semih, zayiflamis. Bu adamin zayiflayacagi aklima gelmezdi. Hemen soyledim zaten, "Zayiflamisin" dedim. O'da bana aynisini soyledi. Aslinda, ben askerde daha da kilo almasini bekliyordum Semih'in. Durumu sonradan anladim. Anlatti, "Cok stres altindayim. Tam 8 kilo verdim" dedi. Bu adami stresten baska bir sey zayiflatamazdi zaten. Merak edenler icinde soyleyeyim. Semih,  komutan habercisi.       ETHEMiN YERi TERCiHiMIZDi     "Karnim ac. Bi seyler yiyelim mi?" soruma, bekledigim cevabi aldim. "Yiyelim abi". Her zaman gittigimiz donerci vardi, "Oraya gidelim&quo

Eskiyi ozluyorum...

Resim
Capsi Sun'i da ozluyorum :)     Her gecen yil, bir onceki yilimi ozluyorum. Su anda bulundugum durumdan hosnut degilim. Ama eminim gelecek yil, bu gunleri de ozleyecegim. Lisedeyken ortaokulu, universitedeyken liseyi ozledigim gibi. Tum ruhumla, eskiyi ozluyorum. Sanki bir yanim eskide, gecmiste yasiyor. Ne zaman ortaokulumun, lisemin onunden gecsem, hemen o gunlere duyulan ozlemim depresiyor. "Keske, simdi yine ogrenci olsam da,  su okulun kapisindan girsem iceri" diyorum.          NiYE ESKiYi OZLUYORUM?     Buna cok net bi cevabim yok. Nedenini bilmiyorum, ama ozluyorum. Bu durum, sanki tek bende oluyor. Baska hic kimse, bu durumu yasamiyor. Sadece bu duygu icin söylemiyorum bunu. Her duygu icin, boyle dusunuyorum. Sanki, diger insanlarin, sapasaglam bi ruh dunyalari varmis gibi. Yaziyi yazmadan once, google'da arastirma yaptim. Durum hic de oyle degil. Megerse benim gibi, ne kadar da eskileri ozleyenler varmis. Nedense, bi rahatladim sayfalari gorunce. "

Bayram sevinci...

    Bir farklilik oldugu otobusten belli. Bindigim otobus tika basa dolu. Her bayram boyledir otobuslerimiz. Hosuma gitmiyor da degil bu durum. Otobuste calan telefonlar, adeta,"Nerde kaldin diyorlar?". "Geldim, geldim. Otobusteyim. 15 dakikaya ordayim" lar. Belli. Bayram sevinci yasanacak. Belki cok yakin bi arkadasiyla. Belki de canindan cok sevdigini soyledigi sevgilisiyle. Ben insanlari seyretmeyi seviyorum. Akip giden hayati goruyorum onlarda.                DUZCE MERKEZ                 TiKLiM TiKLiM     20-25 dakikalik bi yolculuktan sonra Duzce'deyim. Cilimli ile Duzce arasi normalde 20 dakikadir. Ama otobusun kirmiziya takilma, yolcu bindirme gibi durumlara bagli olarak, bu sure de degisiyor tabi. Otobusten iner inmez hemen kalabalik carpiyor gozume. Ayni zamanda otobusten inen herkes gibi bende, rahat bi nefes aliyorum. Otobuste tika basa olunca,  temiz havaya hasret kaliyor insan. Duzce Krempark Avm'nin yanindan,  yurumeye basliyorum merke

Oncesi ve sonrasiyla bayram namazi...

     Ben Duzce'nin Cilimli ilcesinde yasiyorum. Bizim bayram namazi vaktimiz, 07:26'diydi. Namaza yetisebilmek icin, telefonun alarmini 06:30'a kurmustum. Ama gerek kalmadi. Saat 06:00'da kendiligimden uyandim. "Yarim saat var. Tekrar uyumanin bi manasi yok" dedim. Tekrar yatmadim. 06:30'a kadar telefondan kose yazisi okudum. Facebook'a, Twitter'a girdim. Saati 06:30 yaptim. Kalktim. Abdest aldim. Ustumu giyindim. Yediye on kala evden ciktim.           HER BAYRAM NAMAZA        MUSTAFA ABi iLE GiDERiZ     Yediye on kala cikmamin sebebi: Mustafa Abi, o saatte cik dedigi icindi. Mustafa Abi karsi komsum. Uzaktan da akraba ayni zamanda. Disari ciktim. Baktim yok. "Mustafa Abi!" diye seslendim bi kac kere. O da hazirmis zaten. Hemen cikti. Bu sefer erken cikmistik. Diger bayram namazlarina gore. Diger namazlarda,  ya son anda yetisiyorduk, ya da biz geldikten bi kac dakika sonra namaza basliyorduk.             CAMiYE GiTTiGiMiZDE

Faturaliya gectim, rahat ettim...

   Ben daha once 30 liraya her ay 2gb internet paketi yapiyordum. Bi de 1 lira yukleme ucreti. Oldu ma sana 31 lira. Benim isim internetle. E blogcuyuz. Her an yazi yazma potansiyelimiz var. internetsiz nasil yaparim? Konusmaya ya da mesajlasmaya da fazla ihtiyacim yoktu. E su aralar sevgili de yok. E o zaman ne yapayim konusmayi, ne yapayim mesajlasmayi. Ama hic de lazim olmuyor degil hani. Ozellikle de mesajlasma. O yüzden faturaliya gecme zamani gelmisti.              FATURALiYA GECME        KONUSUNDA CEKiNGENDiM    Nedendir bilmem. Herhalde faturali hakkinda duyduklarimdan olsa gerek. Kontorlude fazla para odeme gibi bi durum yok. Ama faturalida oyle degil. Soylenen fiyat farkli, sana gelen fatura farkli. Bunlar benim hic de sevmedigim islerdir. Ben hesabimi bilmek isterim. Sürpriz fatura ile karsilasmak istemem. iste bu nedenledir ki faturaliya gecmedim. Ama zamanla akilli fatura falan cikti ya. Faturaliya gecmek yavas yavas aklima yatmaya basladi.             ARAMASALAR Yi

Hayir diyememek...

    Siz de de hayir diyememek gibi bir sorun var mi? Bende yillardir bu sorun var. Ustesinden gelmeye calisiyorum. Ne cok basarili oldum. Ne de cok da basarisiz. Orta karar bir tutum sergiledim su ana kadar.               DUN HAYiR DEDiM     Mutluyum. Belki zor oldu ama hayir dedim. ilk baslarda boyle zor olacak diye dusunuyorum. Ama zaman gectikce taslar yerine oturacak. Ben istersem evet demeliyim. Dun biri benden bi sey istedi. ilk etapta hemen hayir diyemedim tabi. Hayir diyememek duygum depresti bi anda. Karsimdakini de kirmak istemiyordum. Bi emaneti bi yere birakmami istiyordu.          NEDEN YAPAMAYACAGiMi                     ANLATTiM    O isi gercekten yapamazdim. Bu isi uzerime almamaliydim. Hayir diyememek duygum galip gelmemeliydi. "Ne yapsam da hayir desem" diye dusunurken. Neden bu isi yapamayacagimi karsimdakine onu kirmadan anlatmaya basladim. Ben anlatirken her one surdugum bahaneye bi care uretiyordu. Galiba yine evet diyecektim. Ama en sonunda buldu

Suc ve Ceza yarida kaldi...

    ise baslamadan once Suc ve Ceza romanina baslamistim. ilk baslarda cok bunaltti beni. Ama ortalara dogru belli bir standarta oturdu. Acikcasi ilerleyen sayfalarda ne olacak merak ediyorum. Ama okuyamiyorum. Sabah sekizde cikip,  gece on bir bucukta evde olursam nasil okuyabilirim ki? Zaten yorgunluktan oluyorum. Birak kitap okumayi, kolumu kaldirmaya halim olmuyor.              BAYRAMDA OKUMAYA                          DEVAM    Aslinda, ben bir kitabi okumaya basladigim zaman yarida birakmayi sevmem. Birakirsam tamamen okumayi birakirim. Ama Suc ve Ceza oyle olmadi. Yarida biraktim. Bilerek, isteyerek. Ama devam etmek niyetiyle. Bir turlu geri donemedim. Devamli calis, calis. Ama bayram tatiliyle beraber onumde bir f irsat dogdu. Arefe gununden itibaren kurban bayrami tatilim basliyor. Bu 7 gunluk tatil boyunca hedef im:Kitabi bitirmek olacak.              BELLi OKUMA SAATiM                     OLACAK AMA    Amasi: is yerinde belli calisma saatim yok. Kimi zaman aks

Pazar gunu uykusu...

   Pazar gunu yatis gunum oldu. Haftanin yorgunlugunu cikariyorum. Uykunun dibine vurdum. 11:00'de bi uyandim. Bi sosyal medyaya baktim. Bloga girdim. Okunma sayilarini kontrol ettim. Bi yarim saat sonra tekrar yattim. Saat 14:00 gibi annem uyandirdi. "Kalk oglum. Cayi yaptim. Kahvalti hazirladim" diye. Televizyonda Kanal D acikti. Buyur Burdan Bak'in sonuna denk gelmisim. Kalktim. Gectim sofranin basina. Hemen kumandaya uzanip zap yapmaya basladim.              TURK FiLMi iMDADiMA                          YETiSTi    Kanallara baktim. Hic bir sey yok. Bu pazar gunu neden izlenecek seyler olmaz ki. Neyse ki kanal 7'de Gulsah Kucuk Anne vardi. Ona baktik. O f ilmde beni iki sey etkiliyor. Bir: Gulsah'in babasinin hapishaneye girdikten sonra, bir de annesinin araba kazasi gecirip hastaneye yatmasinin haberini almasindan sonraki, hickirarak aglayislari. Sabah sabah icimi dagladi. ikincisi ise: Filmin son sahnesinde Gulsah, insaatin tepesinde bilmem kac metre

Otobuste uyumak muhtesemligi...

   Sabahlari ise giderken otobuste uyumayi sevmem. Cunku ise gidiyorumdur. Calisacagimdir. Oyle uykunun tadi cikmaz. Uykunun tadi,  eger otobus eve gidiyorsa cikar. Nasil olsa eve gidiyorsun. Evde yatacaksindir. Ohh mis. O zaman rahat rahat uyuyabilirim otobuste. Goz kapaklarima engel olmam. Kapanmalarina izin veririm. Dusunuyorum da. Ben keyif adamiyim herhalde. Boyle seylerin tadini cikarmayi biliyorum.             HiRKAM YASTiGiMDiR                          BENiM    En sinir oldugum seylerden biri: Otobus camina kafayi dayayinca,  kafanin cama carpip durmasi. insan boyle uyuyabilir mi? Ama benim cozumum var: Hirkam. Canim hirkam benim. Kendisini hirka olmanin disinda, yastigim olarak da kullaniyorum. Yumusacik. Yastik niyetine cama yasliyorum onu. Kafami da koyuyorum. Ohh bee. Hayat bana guzel. Otobuste uyumak simdi guzel. Simdi tatli.            OTOBUSTE UYUMAK                        LEZZETi    Otobusun sesi. Yolcularin konusmalari. Ninni gibi geliyor bana. iste tam sevdigi

Bir gun herkes gozluklu olacak...

   Bu benim tezim. Cunku goz doktorlari her goz rahatsizligi olana gozluk verdikleri icin. Bir gun herkes gozluklu olacak. Gozluk takmaya basladiktan sonra, yanimdan gelen gecene daha dikkatli bakmaya basladim. Yanimdan gecen bi dunya insanin yarisi gozluklu. Simdi ben nasil bu tezi savunmayayim.             GOZLUKCU iSiNE Mi                       GiRELiM     Bizim is yerindekilerle ara sira makara yapariz boyle. Su ise mi girsek, bu ise mi girsek diye. Ben de o yuzden diyorum ki. Gozlukcu isine mi girsek :) Bu iste para var abi. Her hastaya gozluk yazmaya hevesli doktorlar oldukca, sirtimiz yere gelmez. Paraya para demeyiz. isin sakasi bir yana. Soyledigimde de gerceklik payi yok degil haa. Her gecen gun saglik sektoru ha babam buyuyor. Bu pastadan bi dilim de biz alsak olma mi? :)              HEP GOZLUK TAKMA                 HEVESiM VARDi    Harry Potter'i cok severdim. Cok izlerdim. Acaba ondan mi? Harry Potter etkisi mi diye dusunmuyor degilim. Ne bileyim abi, gozlu

iphone 6 plus alacam abi...

   Bugune kadar, hic iphone 6 plus kullanmadim. Tercihim hep Samsung'dan yanaydi. Once,  Samsung s3 mini aldim. Belli bir sure onu kullandim. Bir yil olmustur yine kullandigim. Sonra maddi durum elverince. Samsung Grand Neo aldim. Ekrani daha buyuk. Benim isim, internetle. Blog yazmaya baslamadan once de, yine benim isim internetleydi. Ben kose yazisi okumayi severim. Takip ettigim yazarlar vardir. Gazete mansetlerine bakarim. Kisacasi: Hayatimda blog yokken de, internete ihtiyacim vardi.           SAMSUNG YAVASLIYOR    Sadece Samsung'lar da mi boyle,  yoksa tum androidler de de, belli sure sonra yavaslama oluyor mu,  bilmiyorum. Ama benim, Samsung grand neo yavasladi. Mesela mesajlara basiyorum. Hemen gelmiyor. 4-5 saniye bekliyor. Ben istiyorum ki, bastigin an ekran gelsin. O yuzden, arkadaslarim yeni telefon aldiklarinda, hemen hizlarina bakarim. Bizim Semih, askere gitmeden bi kac ay once, iphone 4s aldiydi. Hemen hizina baktim tabi. Harika. Gidesiye kadar kullandi. Hic

Karsinizda ben: Beceriksiz...

Resim
   Daha onceleri, beceriksiz oldugumu kabullenmezdim. Ama artik kabulleniyorum. Evet, ben bir beceriksizim. Annem bu durumu cok onceden gordu. Bana hep derdi ki, "Elin bi seye de yakissin". Sagolsun. Simdilerde yasimiza hurmeten, bu sozu kullanmiyor artik. Annemden yillar sonra bu sozu, bi abimden de duydum.               DUN iTiBARIYLE                KABULLENDiM    Dun o abiden, o sozu duyduktan sonra, cizgi f ilmlerdeki gibi,  beynimdeki ampul bir anda yandi. Tum belirtiler tek bir seyi gosteriyordu. Galiba ben,  beceriksizdim. Hemen bi rahatlama geldi. Meger, beceriksiz oldugumu kabullenmemek, ne de agirlik yapiyormus ruhumda. Sanki,  ruhumdaki birikmis olan agirliklari attim. Bi haf ifledim.          GERCEKLE YUZLESiNCE     Beceriksiz oldugum gercegiyle yuzlesince. Haf ifledim, haf ifledim ama. Uzuldum de. Kim beceriksiz biri olmayi ister ki. Ama iyi de oldu. Bundan sonra bir ise kalkisirken,  bunu da goz onunde bulunduracagim.          NELERDE BECERiKSiZiM?

KPSS maceram basliyor...

   Bu benim Kpss'ye ikinci girisim olacak. Onceki girisim, askerden geldikten sonraydi. iki yil once. Askerden, nisanda geldim. Haziranda sinava girdim. Tabi, dogru durust calisma firsati yakalayamadim. Zaten askerde calisma firsatim olmadi. "Askerde de hazirlanabilirdin" diyenler oluyor. Askerligin psikolojisi farkli. Ben o ortamda calisamadim. Ben evde ya da dersanede olacagim. Belli bir calisma sistemi kuracam ve ona gore devam edecegim. O yuzden o ortam bana uygun degildi.          BU SENE UMiDiM DAHA COK    Bu sene onumde uzun bir donem var. Bu donemi en iyi sekilde degerlendirmeyi dusunuyorum. Dersaneye gitme gibi bir planim yok. Evden calisacagim. Zaten istesem de gidemem. Calisiyorum. Belli bir saatten sonra calismadan olmuyor. Hem calismak, hem de kpss' ye hazirlanmak zorundayim. Farkindayim. Ikisini bir arada goturmek zor. Ama su an icin boyle devam etmek zorundayim.            ENDiSEM MATEMATİK     Su hayat yolunda matematik ile hic aram duzelmedi. Bi

Pazartesi sendromum varrrrr...

   Evet. Beyler, bayanlar. Haykiriyorum, "Pazartesi sendromum varrrr". Koskoca bir pazar tatilinden sonra sabahin korunde kalk. Ustunu giyin. Offff, offfff. Bir insanda pazartesi sendromu niye olur ki? Sizin bu konuda varsa bi cevabiniz, buyrun yorum bolumune. Tartisalim, konusalim. Su pazartesi sendromunu didik didik edelim. Bu millet niye her pazartesi boyle diye.            BU YAZiYi DURAKTAN                    YAZiYORUM     Ozellikle durakta yazmayi tercih ettim. O duyguyu, o sendromu zirvede yasarken, sicak sicak yazmak istedim bu duygulari. Aklima su soru da geliyor, "Acaba sevdigim bi meslegi yapsaydim, yine de pazartesi sendromu yasar miydim?". Bu yaziyi okuyan, sevdigi meslegi yapan sansli kisilerden biriyseniz. Ozellikle sizden rica ediyorum. Bu soruyu cevaplayalim. Gercekten merak ediyorum. Sevdigim meslegi yapsam, pazartesi sendromunu yasamam gibi geliyor bana.         OGLEDEN SONRA GECiYOR     Hele o ise ilk baslayis ani var ya. Orada bi yuzumu go

Pazar gunu tatil demek...

   is aradigim zamanlar, benim icin pazar gununun bir onemi yoktu. Sali, carsamba gunu gibi bir gundu benim icin. Ama calismaya basladiktan sonra, pazar gunu, degerini ve onemini bir kez daha hatirlatti bana.            PAZAR DEMEK TATİL                       DEMEK     Pazar demek tatil demek. Bu tatil gununde olabildigince dinlenmeye calisiyorum. Uyumanin dibine vuruyorum. Ama bu her zaman olmuyor. inadina gibi, sabah sekizde dokuzda uyaniyorum. Okul zamaninda da boyle olurdu. Hafta ici  zar zor kalkardim. "Cumartesi, pazar on, on ikiye kadar yatacam derdim". Ama nerdee. Sabah yine sekizde dokuzda acardim gozleri. Ayni bu durum, calisma hayatimda da devam ediyor iste.           PAZAR GUNUNU UYUYARAK                          GECiRMEK    Tamam, sabah sekizde uyaniyor olabilirim. Ama bu daha sonra uyumayacagim anlamini tasimiyor. Kalkip kahvalti falan yapiyorum. Televizyona bakiyorum. Oyle boyle saat 14:00 ya da 15:00 oluyor. Benim gozler yine kapanmaya basliyor. Yine bi

Benimki nasil bir kisilik???

   İnsanlarda ilk biraktigim izlenim: kendi halinde, sessiz sakin, gerektiginde konusan, biraz da itici biri. Evet. Ben buyum. Ama ilk baslarda. Ben bir ortama girdigim zaman hemen isinamam abi. O sekil bi kisilik olmayi cok isterdim. Soyle girisken falan. Ama nerdeee. Ama yine de hakkimi yemeyeyim. Bazi zamanlar cok girisken olurum. Konusamayacagim kisi, yapamayacagim is yoktur. Ama dedigim gibi her zaman degil. 15-20 dakika. Belkide yarim saat.             KABAK CiCEGi GiBi           SONRADAN ACiLiRiM     Bu deyimi kendim icin kullanacagim hic aklima gelmezdi. Aynen bu deyimdeki gibiyim. Bir ortama alistikca konusmaya, araya girmelere, hatta ve hatta esprilere bile baslarim. Hee, o kadar cok esprili bir kisilik degilim. Ama hepten de bu konuda kabiliyetsiz oldugum soylenemez. Evet. Nerde kalmistik. Heh. Kabak cicegi. Simdi su an dusundum de, ben hic kabak cicegi gormemisim. Yazidan sonra nasipse google'dan bakariz.                KONUSURUM ABİ     Ortama alistim mi, isindim

Gelecege Donus dublaj f iyaskosu...

   Az once kalktim. Yine zar zor bir halde. Sabah kalkmak gibi zor bir sey yok. "Biraz daha uyku, biraz daha uyku" diye diye yataktan zor bela kalktim. Neyse bu konuyu geceyim. Bu konuda soyleyeceklerimi dunku yazimda soyledim. Merak edenler buyrun dunku tap taze yazima. "Tamam anladik sonra?" diyenleriniz icin devam ediyorum.            SABAH SABAH GELECEGE                        DONUS     Her sabah giyinirken muhakkak televizyonu acarim. Actim. Kanallari dolasiyorum. Bi de ne goreyim. Sabah sabah Atv Gelecege Donus yayinliyor. "Ne alaka?" dedim. Normalde aksam yayinlanip reyting alacak f ilmdir bu. Sabah sabah benim favori f ilmimi izlesem mi, izlemesem mi bilemedim. Ben bu tur f ilmleri aksam saatlerinde izlemeyi severim. Her seye ragmen, "Yine de bakayim bari" dedim.          SESLENDiRME BERBATLiGi     En sinir oldugum konulardan biridir. Filmlere orjinal turkce dublajinin disinda dublaj yapmak. Bunu neden yaparlar anlamiyorum. Ben kac k

Bende uyku hastaligi mi var?

    ise gireli neredeyse iki ay olacak. Ama ben hala sabah kalkmaya alisamadim. Hala yataktan dayak yemis gibi kalkiyorum. Sunun caresini bilen varsa soylesin. Resmen is yerinde ayakta uyuyorum. Devamli uykulu bir halim var. Böyle ruh gibi dolasiyorum ortalikta. Yani kendime ogleden sonra baslayan bir is mi bulayim? Boyle bir sey olmayacagina gore,  galiba en iyisi vardiyalı bir ise girmek.             ERKEN YATAMiYORUM     "Erken yatmazsan tabi boyle olur?" diyebilirsiniz. Erken yatamiyorum derken, gece 12-1 gibi yatiyorum. Peki ama neden? Mesai oldugunda aksam 22:30'da cikiyorum. 23:00 otobusune biniyorum. Evet, dogru duydunuz. Servisim de yok. Yol da yarim saat. 23:30'da evdeyim. E hemen yatmiyorum tabi. Haberlere bakiyorum. Herhangi bir haber kanalinda. Biraz da izlenecek bi seyler varsa dizi, program gibi onlara bakiyorum. Saat oldu 01:00.          SABAH TEKRAR 06:15'TE                          KALK     Simdi o saatte yatinca sabah nasil dinc kalkabiliri