Günde 1000 kelime yazmak yazısını okuduktan sonra gaza
geldim ve dün akşam bu yazıyı kaleme aldım. Bu
akşam internette takılırken yine 1000 kelime yazmak mevzuulu yazıya rastladım.
“Keşke bende 1000 kelime yazabilsem” dedim. Hevesle o yazıyı yeniden okudum.
Ama ilk okuduğum zamanki yazıyı bulamadım. Yazıyı parça parça bölmüşler. Kesip
biçmişler. Anlamsız yapmışlar yani.
Ama beni gaza getirecek birkaç paragrafını
okumak fırsatım oldu. İşte o gazla şimdi oturmuş 1000 kelime yazma
uğraşındayım. Her akşam yazmayı planlıyorum. Bakalım ne zaman kadar devam
ettirebileceğim? Yazıda özellikle okuduğum bir paragraf bana acayip gaz verdi.
“Misafirlikte uyandım 1000 kelime yazdım. Evde uyandım 1000 kelime yazdım”.
Yani adam nerede olursa olsun kendini 1000 kelime yazmaya şartlamış.
Bu ne güzel bir irade
ya. Artık bir noktadan sonra günde 1000 kelime yazmazsa eksiklik hissetmeye
başlamış. Diş fırçalamak gibi sıradan bir şey olmuş her gün 1000 kelime yazmak.
Ya şimdi söyleyin bana. Siz bunları okuyunca gaza gelmiyor musunuz? “Keşke bende günde 1000 kelime yazabilsem”
diye iç geçirmiyor musunuz?
İşte bu yazıdan sonra bende hevesle
oturdum bilgisayarın başına. Normalde aklımda bir konu bulup 100 kelime yazıp
blogda yayınlamak vardı. Bu akşam bu yazı yine benim aklımı karıştırdı. Bu kafa
karışıklığının sonucu olarak bu yazıyı yazıyorum işte. Evet, günde 1000 kelime
yazmak hayal değilmiş. En azından bu akşamlık. Her gün kedi kaymak yer mi
göreceğiz.
Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/adult-blur-business-indoors-261453/
