Kayıtlar

Mart, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

2024 yerel seçimlerine iki gün kala...

Yerel seçimlere kaldı 2 gün kaldı. Dananın kuyruğu sonunda kopacak. O kadar yapılan miting, o kadar yapılan reklam ve o kadar yapılan algı çalışmaları halkta nasıl bir karşılık bulacak göreceğiz.  Tabi ki gözler İstanbul’da olacak. Ekrem İmamoğlu şu anda önde gözüküyor anketlerde. O da açık ara değil. Birkaç puan. Eğer İmamoğlu kaybederse siyasi kariyerinin sonu olabilir.  Açık ara fark olan Ankara. Mansur Yavaş rakibi Turgut Altınok’un önünde.  Bir de İzmir meselesi var. Ak Parti’nin adayı Hamza Dağ için çok iyi şeyler konuşuluyor. Tabi bu da bir algı olabilir. Artık her şey o kadar birbirine karıştı ki. Kim doğru, kim yalan söylüyor, anlaşılmıyor.

Fakirlere yiyecek değil para verin...

X’te bir tane hocanın videosu dönüyor. “Fakirlere direk koli yapıp götürmeyin” diyor. “Fakirin ihtiyacı sadece kolideki yiyecekler olmayabilir. Belki lokantada yemek yemek istiyor. Siz yardımınızı para olarak yapın. Kendisinin ne ihtiyacı varsa alsın” diyor. Hiç bu açıdan bakmadığımı söylemem lazım. Çok mantıklı geldi bana. Gerçi hoca bunları söylerken biraz itici konuştu ama sonuçta söyledikleri doğruydu. MUHTAR ADAYININ VERDİĞİ KART… Muhtar adaylarından birisi, A101’den kart almış. 300 liralık. Ondan dağıtmış. O kartla beraber gidip, ne istiyorsan onu alıyorsun. Bu da hocanın bahsettiği şeye bir örnek. Bu da para vermemiş ama en azından, istediği şeyden, istediği kadar alması için imkan sağlamış. Bu da bir şeydir.

Çok konuşulan dizi: Üç Cisim Problemi...

Bu aralar çok konuşulan dizimiz: Üç Cisim Problemi. Bir Netflix dizisi. Her yerde bu dizi konuşuluyor. Peki bu dizimizin konusu ne? Uzaylılara mesaj gönderilir ve uzaylılar bu mesajı alırlar ve Dünya’yı işgal etme planları başlar. HER ANKETİN ALTINDA BİR ŞEY ARAR OLDUK… Ekrem İmamoğlu anketlerde önde gösteriliyor. Bu bilinçli olarak mı yapılıyor? Bunun altında bir manipülasyon mu var? Her şey olabilir. Seçimi kazanmak için her şey mübah sayılıyor artık. DALGA GEÇER GİBİ ÖNERİLER… Gün geçmesin ki emeklilerimize geçinmeleri için dalga geçer gibi öneriler sunulmasın. İşte bunlardan biri daha: Bir tane milletvekilimiz, emeklilere su ve simit satmalarını söylemiş. Her şeyi devletten beklemeyin demiş.

Celal Şengör, Dinozor Dede olmuş ama...

Celal Şengör, Dinozor Dede olmuş. Çocuklara bilimi anlatıyor. Açtım, izledim ilk bölümünü. Hiç çocuklara anlatır bir hali yok.  Normal bir programda nasıl konuşuyorsa öyle konuşuyor. “Yahu biz bu programı çocuklara yapacağız. Ona göre konuları anlatım” der insan.  Ya da birkaç çocuk alırsın, onlara soru sordurursun. Ama onun için de çocuk seven bir insan lazım. Sadece bilimi biliyor ve anlatabiliyor olmak değil yani mesele.  Yani program tam bir hayal kırıklığı. Çocuklar açısından. Ben izledim merakla. Ama bir çocuk oturup izlerse bir şey anlar mı emin değilim.  Fikir güzel ama seçilen yol yanlış. Sakal ve göbek ile dede oluyor Celal Şengör onda sorun yok bak.

Sıcak pide kuyruğu...

Evde tıkılıp kaldığım günlerden biriydi. Dışarı da çıkamıyorsun ortalık Ramazan. Pide almaya giderek kendime bir aktivite yapayım dedim.  Aşağı yukarı yarım saat pide kuyruğunda bekledik kardeşimle. Her şey sıcak pide içindi. Sonunda hedefimize ulaştık.  İnferis kitabını okumaya devam ediyorum. Artık son 20 sayfaya girdim. Katili bulduk gibi ama daha resmiyet kazanmadı.  Size de Ramazan çabuk geçiyor gibi geliyor mu? Bana göre uçuyor.  Unutmadan. Pide almaya gittiğimi söylemiştim ya. Her yer bayraklarla ve afişlerle dolu. Göz gözü görmüyor adeta. Yurt dışından gelen biri görse festival falan var sanır. Seçim arabaları da geziyor ya. Tam festival gibi ortam. Ne festival ama. Neyse ki son bir hafta kaldı seçime.

Sadri Alışık'ın, İstanbul şiiri...

X’te dolaşırken Sadri Alışık’ın, “İstanbul” adlı şiirine denk geldim. Sadri Alışık’ın şiir yazdığını bilmiyordum. Şaşırdım ve merakla okudum. Çok beğendim. Bu kadar çok İstanbul ve deniz aşığı olduğunu da bilmiyordum ayrıca. Galiba ben kendisi hakkında doğru dürüst hiçbir şey bilmiyormuşum. Benim gibi bilmeyenler olabilir diye bu şiire bloğumda yer vermek istedim. Siz bu şiiri okurken ben de deniz hakkında yazılmış diğer şairlerin yazdığı şiirleri okumaya gidiyorum. İSTANBUL Benim mezarım deniz kıyısında olmalı Kıyı kıyı yosun bitmeli Yeller esmeli, sular akmalı Kuşlar değil, balıklar su içmeli mermer taşımdan Başımda düşümde hep bir deniz, Düüt düüt şirket vapurları, yandan çarklı, pervanesiz. Benim bütün mirasım İstanbul olmalı. Kabristanımsa deniz.      

Turgut Altınok mal varlığı...

*Ak Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok malvarlığını açıkladı. Günlerdir bu konuşuluyor. X’te bununla ilgili esprili paylaşımlar dönüyor. “Ankara’nın yarısı zaten onunmuş. Seçimi kazanırsa tamamını alacakmış” gibi mesela. *Fenerbahçe ligden çekilebilirmiş. Kararlarını 2 Nisan’da açıklayacaklarmış. Onlar da biliyor, bu ülkedeki herkes de biliyor ki çekilmezler. Kuru sıkı atmalar bunlar. *Murat Kurum açıklama yapmış. Boğa burcu olduğunu ve bu burcun liderlik özelliğini taşıdığını söylemiş. Şimdi gel de inan buna. *İnci Taneleri dizisini izlemekten sıkıldım. Benim de sorunum bu işte: Hemen sıkılmak. *Herkes Poor Things filminden bahsediyor. Konusuna baktım beni sarmadı. *Kedilerin şu meraklarına hastayım ya. Her şeyi merak ediyorlar. O burunlarını sokmadıkları yer yok.

En ufak bir olayda bile patlayacak hale gelmemizin nedeni bu olabilir mi?

Toplum olarak bu kadar sinirli olmamızın, en ufak olayda bile patlamamızın nedeni ne olabilir? Now Haber’den Ozan Gündoğdu’nun bu konuda bir teorisi var. Teorisine göre ülkedeki hiç kimse geleceğini göremiyor. Yarının ne getireceğini bilemiyor. Bu nedenle toplumda genel bir huzursuzluk var. Bence çok yerinde bir yorum. Zamlar desen durmuyor. Ülkenin parası desen her gün eriyor. Paran pul oluyor. Geçinememek ülkenin bir numaralı sorunu haline gelmiş. Şimdi gel de huzurlu ol. Şimdi gel de stres içinde olma. Bu arada Ozan Gündoğdu her Pazar Now TV’de, Merve Yıldırım ile Benden Söylemesi programında izleyici ile buluşuyor. Programın diğer daimi konuğu Meliha Okur ile ekonomi üzerine yorumları zihin açıcı cinsten.

Trabzonspor- Fenerbahçe maç sonu olayları, Gökhan Zan ve Kate Middleton...

Ülke her zaman olduğu gibi karışık. Galiba ülkenin her zaman karışık olması, bizim normalimiz. Dün akşam ki Trabzonspor- Fenerbahçe maçından sonra sahaya inen Trabzonsporlu taraftarlar Fenerbahçeli oyunculara saldırdılar. Fenerbahçeli oyuncular saldıran taraftarları dövdüler. Yerel seçime 12 gün kalmışken Türkiye İşçi Partisi, Hatay Belediye Başkan Adayı Gökhan Zan’ı adaylıktan çektiğini açıkladı. Sebebi ise Gökhan Zan’a ait olduğu iddia edilen ses kaydında Gökhan Zan’ın seçim pazarlığı yapmış olması. Gökhan Zan durumu mahkemeye taşıdı ve adaylıktan çekilmeyeceğini söyledi. Öte yandan dünya, Galler Prensesi Kate Middleton’ı konuşuyor. Kimisi öldü diyor, kimisi kocası tarafından aldatıldı diyor. Hala doğru dürüst bir haber yok. Bu arada gazeteci Özlem Gürses de bu konuda bir tweet atmış ve halkımız Kate Middleton’u merak ettiği kadar 128 milyar doları merak etmedi demiş.

Yusuf Güney, ölülerle konuşulabileceğini iddia etti...

Yusuf Güney son zamanlarda astral seyahat ile gündemde. Son zamanlar dediysem birkaç ay değil, birkaç yıl. Sonunda bir YouTuber bu konuları konuşmak için programına davet etmiş kendisini. Burak Güngör.  Bu arada programı YouTube’da daha sonra izle bölümüme ekledim. Ama daha izlemedim. İzleyeceğim. Ama bu programı görünce izlemeden de bir şeyler söylemek istedim.  Yusuf Güney el arttırmış. Ölülerle de konuşulabileceğini iddia etmiş. Daha önce ben de bloğumda kendisiyle ilgili bir yazı yazmıştım. Kenan Işık hakkındaki söyledikleriyle ilgili.  Kenan Işık’ın astral boyutta kaybolduğunu söylemişti. İyi bir medyum aracılığıyla geri getirilebileceğini yani uyandırılabileceğini de iddia etmişti. Öyle bir konuma geldi ki artık astral seyahat dendiğinde hemen akla Yusuf Güney geliyor.

Devamlı üzerine yazı yazacağım bir konu bulamadım...

Yazı yazmak için bilgisayarın başına oturdum. Bir süre ekrana baktım. Aklıma gelen yazı konularını nedense canım yazmak istemedi. Bazen böyle isteksizlik olabiliyor insanda. Yazmak istememek. Kitap okumada da var ya. Artık kitap okumayı istememek gibi. Bari ben de bir şey yazmama isteğimi yazayım dedim. Çok Güzel Hareketler Bunlar’da da skeç yazacak konu bulamıyorlardı. Onlar da konu bulamamalarını bir skeç haline getirmişlerdi. Gerçekten bazen konu bolluğu oluyor bazen de yazacak bir konu bile bulunmuyor. Bazen de her zaman yazdığın tarzda yazmak istemiyorsun. Bazı köşe yazarlarını okuduğumda, her gün o kadar kolay bir şekilde yazıyorlarmış gibi geliyor ki. Sanki tüm yazılar birbirini devamı gibi. İşte öyle birbirinin devamı şeklinde yazılar yazabileceğim bir konu bulamadım ben daha.

Mangal partisi veren belediye başkan adayı...

Gün geçmiyor ki ülkemizde duyunca şaşıracağımız bir şeyler olmasın. Biliyorsunuz yerel seçimlere şunun şurasında ne kaldı. Belediye başkan adayları ve muhtarlar, ev ev gezip bir şeyler dağıtıyorlar. Kalem, çakmak, kahve vb. Peki bizim arkadaşın orada belediye başkan adayı ne yapmış biliyor musunuz? Mangal partisi. Gidenler de eti çok beğenmişler. “Tadı damağımızda kaldı” diyorlarmış. Ben ki bunca yıllık seçmenim böyle bir şey görmedim. Başka bir arkadaşa, bir içimlik kahve vermiş adaylardan biri. Ama kim olduğunu bilmiyormuş arkadaş. Bir içimlik kahve mi olur ya? Araya sıkıştırmış adam. Başka bir arkadaşın ise evi kahve ve lokumla dolmuş. Başka bir arkadaşın ise kapısına hiç gitmemişler.

Alperen Şengün'ün zekatını hesaplayan Türk...

*Twitter’da bir tanesi NBA’de oynayan Alperen Şengün’e önerilmesi beklenen sözleşme üzerinden zekatını hesaplamış.   5 yıl için 225 milyon dolar teklif edeceklermiş. Çocuk da, Paraya bak zekatı 180 milyon TL yapıyor demiş. Biz Türklerin başkalarının parasını hesaplama merakı. *Yine bir arkadaş İnstagram’dan gelen bir mesaja tıklamış ve hesabı çalınmış. Bu duruma aman dikkat edelim. *Muhtar adayları ve belediye başkan adayları kalem de dağıtıyorlar. İşte bunu seviyorum. *Seçim kazanmak için yapılan çirkeflikleri, kötülükleri görünce midem bulanıyor artık. *Yerel seçimler için Oğuzhan Uğur canlı yayın yapacak mı bakalım. *Geçen biri televizyonda konuşuyor. Salatalığa, hıyar diyor. Ya arkadaş nimete niye böyle diyorsun? Salatalık de.

Ramazan ayının üçüncü günü ve yağan yağmur...

Bugün Ramazan ayının üçüncü günü. Yerel seçimler bu ayın sonunda. Dışarıda yağmur var ve biraz da rüzgar. Öğlenleyin yazıyorum bu yazıyı. Daha günün yarısı anca oldu. Yağmurlu havalarda yapılacak en iyi şeylerden biri de kitap okumaktır. Ben de “İnferis” adlı kitabı okumaya devam ettim. Aslında bu yağmurlu havalarda yapılacak en güzel şeylerden bir diğer şey de uyumaktır. Ama uyuyamam. Çünkü iş var çalışmam lazım. Kedilerin camdan dışarıyı izlemeleri de güzeldir. Dışarda hareket eden her şey dikkatlerini çeker. Onların o merakları çok hoşuma gider. Bu arada kimileri evde kedi bakmak iyi diyor, kimileri ise kötü. Nedir bu işin gerçeği? Son olarak şunu da söyleyeyim: Yağmurlu havalarda camdan dışarıyı izlemek de güzeldir.

Nevzat Aydın'a göre başarının sırrı...

*Yemeksepeti.com’un kurucu ortağı Nevzat Aydın, “Para kazanmak için hiçbir şey yapmadım” demiş. Başarının sırrı bu mentalite de mi saklı ki? *Kimsenin hakkını yeme ve kimseye de hakkını yedirme. İnsanın bu söz üzerine bir yaşam inşa etmesi gerektiğine inanıyorum. *Murat Soner’in, Bahar dizisi üzerine videosu harika olmuş. Yine çok komik. *Ramazan ayı bile insanımızın içinde bulunduğu umutsuzluk ve huzursuzluğu gideremedi gibi sanki. *İnstagram bir tane söze denk geldim. Her şeyimiz var ama yine bir şeyler eksik gibi diyordu. Sizce o eksik ne? *Emrah Safa Gürkan’ın, Marco Polo videosunu izledim. Bu adamın anlatım tarzını seviyorum. Kendisine eşlik edenler, soru soranlar da programa renk katıyor.  

Hayırlı Ramazanlar- 2024...

Bu akşam Ramazan ayının(2024 yılı) ilk sahuruna kalkacağız nasipse. Hatta bu yazı yayınlandığında muhtemelen sahurda okuyacaksınız. Şimdiden herkese hayırlı Ramazanlar. SEÇİM ARABALARI… Bugün Düzce merkezdeydim. Seçim arabaları gezip duruyorlar. Bitmedi mi bu seçim arabaları muhabbeti. Seçim arabaları israftır. Hadi zamanında iletişim bu kadar yaygın değildi. Şimdi herkesin, her şeyden anlık haberi var. Seçim arabası, kimsenin oy tercihini değiştirmez. YAN ODA DİZİSİ… Star’da yeni bir dizi başlamış. “Yan Oda” ismi. Bizimkiler izlemişler ve beğenmişler. Başrollerinde Şevval Sam ve Caner Cindoruk var. OTOBÜSLERE GELEN 5 LİRALIK ZAM… Düzce’nin Çilimli ilçesinde oturuyorum. Çilimli’den Düzce’ye giden otobüslerin ücretleri 16 Mart’tan itibaren 25 liradan 30 liraya çıkıyor. Bu da Ramazan zammı herhalde.  

İnci Taneleri, Bir Bilebilsen şarkısı...

*İnci Taneleri dizisinin 7’inci bölümünde çalan Bir Bilebilsen şarkısı. Harikaydı. Söyleyen kimmiş diye baktım. Elif Kaya isimli bir şarkıcıymış. *Bir insan kendini nasıl sever adlı bir videoya denk geldim YouTube’da. İnternet dünyasında cevapsız bir soru yok herhalde. *Arkadaşım Ali Rıza, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur kitabını okumaya başladı. “Saatleri Ayarlama Enstitüsü daha güzeldi” diyor. *Bana göre bir tartışmada sesini yükselten dezavantajlıdır. Normal konuşarak ve sakince derdini anlatan, dinleyicilere daha fazla güven verir. *Oğuzhan Uğur’un, Mevzular Açık Mikrofon programını severim. Ama diğer programlarını Pinç falan sevmiyorum. *Artık Fatih Altaylı’nın da bir YouTube kanalı olduğuna göre seçim akşamı canlı yayın yapar herhalde. Yaparsa izlenir.

Kendine saygı duyuyor musun?

*Kendine saygı duymak. Her zaman duyduğumuz bir kavram. Kendinizle baş başa kaldığınız da hiç bunu düşündünüz mü? “Ben kendime saygı duyuyor muyum gerçekten?” diye kendinize sordunuz mu hiç? *Uçsuz bucaksız hayaller kurmak. Çok iddialı bir söz. Bir insan için uçsuz bucaksız bir hayal ne ola ki? *Milli Voleybolcumuz Eda Erdem’in heykeli dikildi. Ama Eda’ya benzemiyor. Heykel yapma konusunda millet olarak niye bu kadar beceriksiziz? *Murat Kurum’un yaptığı gafları hiç birine benzettiniz mi? Ben benzettim. Kemal Kılıçdaroğlu’na benziyor. *Birkaç saatimi yine boşa harcadım. Böyle durumlarda kendime o kadar kızıyorum ki. *Elinden geleni yapmana rağmen hayallerine ulaşamıyorsa bir insan bunu da kabullenmeli diyor kişisel gelişimciler. *Apartman üniversiteleri. Tam bir skandal. Oralardan mezun olana güvenilir mi hiç?  

Nerede o eski Ramazanlar?

*Ramazan ayı geliyor ya. Şimdi nerede o eski Ramazanlar muhabbeti başlayacak. Bunları eleştirmiyorum. Çünkü ben de öyle diyeceğim. Çocukluğumdaki Ramazanları özlüyorum. *Kim, nasıl istiyorsa yaşasın. Ama kimse kimseyi rahatsız etmesin. Adalet de çatır çutur işlesin. Kişilere göre karar değişmesin. Hukuk ve adalet neyi gerektiriyorsa karar o olsun. *Millet olarak iyiyiz hadi. Market poşetlerine zam gelmedi. 25 kuruştan ödemeye devam. *Medium’daki yazıları acayip uzatıyorlar. Birkaç paragrafta söylenecek şeyleri 5-6 dakikada okunacak yazılar şeklinde yazıyorlar. Boğulacak gibi oluyorum ve yazıyı okumayı bırakıyorum. *Cüneyt Özdemir, Çanakkale için bir belgesel yapmış. Son dönemde yaptığı belgeselleri beğenmiyorum. Bakalım bu nasıl olmuş? *Zübük filmi hiçbir kanal tarafından yayınlanmıyormuş. Herhalde birileri yayın haklarını satın almış ve yayınlatmıyormuş.

Twitter, insanın bir gününü mahvedebiliyor...

*Twitter- yeni adıyla X- iyi hoş da bazen şiddet görüntülerine de denk geliyor insan. Günü mahvolup gidiyor. *Sabah akşam durmadan kitap okumak isterdim. Ama hemen sıkılıyorum. 5-10 sayfa ancak okuyabiliyorum. *Pazar akşamı ilk sahura kalkıyoruz ve haftaya oruçlu başlıyoruz. Hazır mıyız? *Bir ara otobüslerde kek, kola falan gibi dağıtımlar paralı olacak deniyordu ne oldu ona? Öyle bir uygulamaya geçildi mi? Hiç yakın zamanda otobüs yolculuğu yapan var mı aranızda? *Bayadır Albeni çikolata almıyordum. Markette görünce aldım. Tabi bunda biraz aç olmamın da etkisi olabilir. *İnsan çok sevdiği bir işi yapsa bile hayattan sıkılabilir mi? Yani insanın çok sevdiği bir işi yapması, ona hayattan devamlı zevk alacağının garantisini verir mi?

Tepkikolik, Kızılcık Şerbeti ve Kızıl Goncalar'a tepki verdi...

Tepkikolik’te son dönemde tartışılan dizilere tepki verildi. Kızıl Goncalar, Kızılcık Şerbeti ve İnci Taneleri gibi dizilere. Tepki verenlerden Vasil, “Bunları izledikten sonra gece nasıl rahat rahat uyuyabilirsin abi” dedi. İzlerken çok gerildi bu dizileri. O kadar doğru bir soru sordu ki. Evet, rahat uyuyoruz. Çünkü alıştırıldık, kanıksadık. Normalleştirildi. Şiddet çok normalleşti artık. Hayatın her alanında var. Belki bu nedenle bu diziler çok ilgi görüyor. *Sözde bu akşam yeni bir kitaba başlayacaktım ama uyuyup kalmışım. *Bazen hayattan çok yorulduğumu hissediyorum. Hiçbir şey umrumda olmuyor. *Kızılcık Şerbeti’nin Apo’su, taburcu edilecekken yeniden ameliyat edilmiş. Bu işin sonu iyi değil gibi. *Uyku bazen zaman kaybı gibi geliyor bazen de günlerce uyumak istiyorum.

Hekimoğlu gibi niye algılarımız açık değil?

Çarşamba akşamları televizyonda izleyecek bir şey yok. O nedenle zaplayıp duruyordum. TV2’de, Hekimoğlu dizisine denk geldim. Yayınlandığı dönemde de izlerdik. “Bari bunu izleyelim” dedik. Hekimoğlu yine bir hareketten kızda ne hastalık olduğunu söyledi. Yapılan tahliller sonucunda da tahmini doğru çıktı. Çoğumuz gün içerisinde işimizi otomatiğe bağlanmış gibi yapıyoruz. Dikkatimiz devre dışı kalıyor. Ama Hekimoğlu’nun algıları hep açık. Peki bizim niye algılarımız açık değil? Birinci sebep: Sevdiğimiz bir işte çalışmıyoruzdur. Mesai bitse de gitsek diye bekliyoruzdur. Yani bu durumda da algı falan çalışmaz. İkinci sebep: Sevdiğimiz bir işte çalışıyoruzdur. Ama bu sefer de biz de böyle bir yetenek yoktur ya da devamlı algımızın açık olması için çaba göstermiyoruzdur. Çabayla olur mu bu iş onu da bilmiyorum ya.

Bahar: Hayallerinin peşinden koşan bir kadın...

Show TV’deki, Demet Evgar ’ın oynadığı Bahar dizisini ilk defa dün akşam izledim. Doktor olarak var olmaya çalışan bir kadını gördüm. Bir şeyi hayal eden ve onun peşinden koşan birinin hikayesi her zaman benim için ilham verici olmuştur. Bu nedenle Bahar’ın doktorluk adına yaptığı her şeyde başarılı olmasını istedim. Benim izlediğim bölümde pek başarılı olduğu söylenemezdi. Görünüşe göre de bu işin altından kalkamayacakmış gibi görünüyor. Ama bunun bir dizisi yapılmışsa demek ki burada bir başarı olacak. Bir an dizi olduğunu unutup öyle düşünelim. Doktorluğu deneyip yapamamış olsa bile, ben sırf bu denemesinden dolayı da kendisini başarılı görürdüm. Ya hiç denememiş olsaydı? İçinde hep bir ukde olarak kalacaktı. Ukde olarak kalmasındansa deneyimleyip başarısız olması daha iyidir.

Ölünce huzuru buldun mu Van Gogh?

Van Gogh ’un da ölümü şüpheliymiş. Öldürüldü mü yoksa intihar mı etti belli değilmiş. Niye ünlü insanların ölümleri böyle şüpheli olur? Van Gogh deyince benim aklıma kulağını kesmesi ve akıl hastanesine yatması gelir. Ayrıca yaşarken para etmeyen ama öldükten sonra bilmem kaç para eden tabloları. Ölünce huzura kavuşabildin mi be Van Gogh? Bak ben Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur kitabını bitirdim ama huzuru bulamadım. Peki kitaptaki kahramanımız Mümtaz huzuru bulabildi mi? Onun için de kitabı okuyun bir zahmet. Bazı şeyler için emek vermek gerekir. Haluk Bilginer ne demişti, mücadelenin, mutluluk olduğunu söylemişti. Belki de bunu unuttuğumuz için mutsuz oluyoruz hayatta. Gerçi devamlı mutlu olmanın peşinde koşmak da mutsuz eder insanı. Her şey de denge olacak işte. Mutlulukta bile.

İphone fiyatları 100 bin lirayı geçti...

İphone son yaptığı zamla beraber 100 bin lira barajını aşmış. Hep konuşuyoruz ya. Dolar daha yükselir mi ya da yıl sonu ne kadar olur diye. İphone içinde böyle konuşmamız lazım anlaşılan. Mesela İphone fiyatları 2024 yılı sonunda 150 bin liraya ulaşır mı? Ya da 200 bin liraya. Peki 200 bin lira olsa yine de alan olur mu? Olur kardeşim olur. Burası Türkiye. Bizim için teknoloji her şey demektir. Gerekirse kredi çeker yine alır. Aslında bankaların İphone kredisi vermeleri lazım. İhtiyaç kredisi adında değil ama direk İphone kredisi olarak. İnan bizim millet o krediye bile hücum eder. Her şey İphone için.

Elon Musk, "Tanrı olsam beni sever miydiniz?" demiş...

Gün geçmiyor ki Elon Musk ’tan ilginç bir açıklama ya da ilginç bir hareket/davranış gelmesin. Son olarak bir soru sormuş herkese. Evreni yöneten bir tanrı olsaydım beni sever miydiniz? demiş. Elon çok yanlış yollara sapıyorsun. Sen aciz bir kulsun. Dünyanın en zengin insanı oldum diye bu apır sapır düşünceler nedir? Bir insan neden bunu düşünür ki? Neden tüm insanlığa böyle bir soru yöneltir ki? Elon, burada biz bizeyiz. Doğru söyle. Kafa yapıcı bir şeyler mi kullanıyorsun? Bir arkadaşım anlattı. Bir tane çocuk böyle kafa yapıcı şeylerden kullanmış. “Sabaha kadar Atatürk’le konuştum” demiş. Sen de de böyle bir şeyler olmasın? Bonzai falan mı yoksa?

Ekrem İmamoğlu ve Murat Kurum iftardan iftara koşacaklar...

Ramazan ayına az kadı. Birkaç gün sonra başlıyor. Şimdi Ramazan ayı geldi ya. Tüm belediye başkan adayları iftar vermek için sıraya girerler. Hele Ekrem İmamoğlu ile Murat Kurum her akşam başka bir iftarda olurlar. İftardan iftara koşarlar. Neyse bu sayede millet de iftar yapmış olur. Toplu yapılan iftarlar da güzel olur aslında. Eğer bir de oturduğunuz masada sevdiğiniz insanlar varsa. Sohbet muhabbet de sarar insanı. Murat Kurum ile Ekrem İmamoğlu televizyonda karşı karşıya geleceklerdi. Ne oldu o işe? Galiba şimdilik yattı. Eğer böyle bir tartışma olursa galibi İmamoğlu olur. Çünkü Murat Kurum’un yaptığı gaflar ortada. “Nerden beni aday yaptılar?” diye de söyleniyor olabilir bu arada Murat Kurum.

Zeki Demirkubuz'a göre en iyi film...

*Yönetmen Zeki Demirkubuz ’a göre, bugüne kadar yapılmış en iyi film Manchester by the Sea. *Murat Kurum her açıklamasıyla bir gafa daha imza atıyor. İrtifa kaybediyor resmen. *Kızılcık Şerbeti’nde yeni Abdullah karakterini oynayan Ahmet Mümtaz Taylan hiç beğenilmedi. *Dün akşam deplasmanda Galatasaray, Beşiktaş’ı 1-0 yendi. Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışı son haftaya kadar sürecek anlaşılan. *İphone’a yine zam gelmiş. En pahalı İphone 100 bin lirayı geçmiş. Bu arada dün akşam Twitter’da denk geldim. Bir kız İphone 15’in kamerasından hiç memnun olmadığını ve parasını geri istediğini söylüyordu. *Şok marketler, internet de satıyormuş ya. Evde internet satmaya ne zaman başlamışlar bunlar? Acaba kullanan var mı ve memnun mu?

Cem Yılmaz ve Cüneyt Özdemir'in, Kuvvetli Bir Alkış dizisi hakkında yorumları...

Herkes, Kuvvetli Bir Alkış dizisinden bahsediyor. Dizi, Netflix’te yayına girdi. Dizinin yönetmeni Berkun Oya. Daha önceki dizisi Bir Başkadır da çok ses getirmişti Berkun Oya’nın. Peki bu çok konuşulan diziyi izleyenlerin yorumları neler? İşte size Cem Yılmaz ve Cüneyt Özdemir’in dizi hakkındaki yorumları. Cem Yılmaz, Kuvvetli Bir Alkış’ın, tam bir deli işi olduğunu ve çok sevdiğini söylemiş ve “Tavsiye ederim” demiş. “Oya gibi işlemiş” diye de eklemiş.  Cüneyt Özdemir ise, “Kuvvetli Bir Alkış’ı seyrettim. Netflix’in bu kadar absürt bir şeyi yayınlamasına mı sevineyim, o absürtlüğün dozuna mı şaşırayım, senaryonun hınzırlığına mı hayran olayım, oyuncuları mı takdir edeyim, lafı getirip siyaseten gediğine koymasına mı şaşırayım. Bilemedim valla” demiş.

Yaşar Kemal şiir yazmayı neden bıraktı?

Yaşar Kemal şiir yazmayı neden bırakmıştı? Yaşar Kemal, gazeteci Oral Çalışlar’a, “Nazım Hikmet bana ‘Yaşar şiiri bıraktığına üzüldüm, bu zengin dilde büyük şiir yapılabilir’ demişti. Gazeteci Oral Çalışlar da bunun üzerine, “O zaman niye şiir yazmayı bıraktınız?” diye sorunca, Yaşar Kemal, “Nazım’ı okuduktan sonra” demiş ve devam etmiş, “Nazım beni çarpmış, büyülemişti, onu okuduktan sonra şiir yazmamaya karar verdim. Ondan sonra şiir yazmak içimden gelmedi.”

Adem Amca ile Yaren Leylek, 13'üncü kez buluştu...

Balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren Leylek’in dostluğu 13. Yılında da devam etti. Yaren Leylek yine göçten gelip, Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Eskikaraağaç Leylek Köyü’ndeki Adem Amca’nın kayığına kondu. Bu dostluk Yaren Leylek filmi ile de ölümsüzleştirilmişti. Filmin başrollerinde Buğra Gülsoy, Seçkin Özdemir ve Hande Doğandemir oynamıştı. Ayrıca bu dostluğu uluslararası üne kavuşturan da Alper Tüydeş’in fotoğrafları olmuştu.

Kuru Otlar Üstüne, Netflix'te...

Nuri Bilge Ceylan’ın, “ Kuru Otlar Üstüne ” filmi Netflix’de yayına girdi. Merve Dizdar bu film ile Cannes Film Festivali’nde, “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü almıştı. Filmde, İstanbul’a atanmaya beklerken Anadolu’nun ücra bir köyünde zorunlu hizmetinin dördüncü yılını bitiren öğretmen Samet’in hikayesi anlatılıyor. Nuri Bilge Ceylan yönetmenliğini yaptığı bu film, 308 bin 730 kişi tarafından sinemalarda izlenmişti.