Yayınlar

Haziran, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sabahattin Ali'nin ölümü...

Resim
     Sabahattin Ali’nin ölümü ile ilgili bir yazı yazmak yoktu aklımda. Bugün Güneri Civaoğlu ile Şeffaf Oda’nın konuklarından biri Nebil Özgentürk ’tü. Konu bir ara Sabahattin Ali’ye geldi. Sabahattin Ali’nin cesedi hala kayıpmış. “Nasıl yani?” dedim. Tamam, onun bir faili meçhule kurban gittiğini biliyordum. Ormanda kafasına vurularak öldürüldükten sonra cesedini buldular sanıyordum. Meğer işin aslı öyle değilmiş.      Bugün bunu öğrenince şok oldum. Programdan duyduklarımın yanında internetten de araştırma yaptım. Ama programdaki gibi net ifadelerle cesedinin hala kayıp olduğu bilgisine rastlamadım. Cesedinin hala nerede olduğunun bilinmemesi. Sabahattin Ali’nin ruhu acaba bundan huzursuzluk duyuyor mudur? Farkında mıdır bu durumun?      Sabahattin Ali , yazdıkları dolayısıyla hapise girer. Bu hapise girişlerinden birinde de Sinop cezaevinde, Aldırma Gönül şiirini yazar. Hani sonradan şarkısı yapılan. Ve hala dillerde olan ve unutulmayan. Devamlı hapise girmekten dola

Türk Hava Yolları 85.Yıl reklamı çok güzel olmuş...

Resim
     Türk Hava Yolları 85.yıl için çok güzel bir reklam filmi hazırlamış. Belki de kısa film de diyebiliriz. Aynı zamanda Türkiye’nin 85.yıllık tarihi gibi de olmuş. İlk yurt dışı uçuşu 1947 yılında yapılmış. Sonra 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ’nda yolcu uçaklarının koltukları sökülmüş. Ve o şekilde ordumuzun hizmetine sunulmuş.            Reklamda sıra, eve dönüş 1985 yazısında. Bir yerde kapalı olan Japon’ları kurtarıyoruz. Bu eve dönüş hikayesi nedir diye internetten baktım. İran-Irak savaşı zamanı. İran’daki Nissan firmasında çalışan 215 mühendis ve teknik elemanın oradan çıkarılması lazım. Ama Saddam, “Sivil uçakları vuracağım” diyor. Kimse de gidemiyor tabi. Türk Hava Yolları’ndan başka. Başbakan Turgut Özal ’ın onayıyla beraber oradaki Japonları alıp ülkemize getiriyoruz.       Sonra uçakta dünyaya gelen sürpriz yolcu dedikleri, bebekcik. Hamile kadına yardımcı olan hostes de sanki hostes değil de bir ebe gibi. O kadar profesyonel yaklaşıyor kadına. O kadını görünc

Siyasi yazılar yazmak istiyorum ama yazamıyorum...

Resim
                                              SİYASİ KONULAR       Siyasi konular yazamıyorum. Ben siyaseti severim. Tuttuğum defterlerde de çokça siyasi yazılar yazmışımdır. Ama blogda yazamıyorum. Çünkü siyasi ortam hiç uygun değil. Herhangi bir partiye ve liderine eleştiri yapsam, hemen yanlış anlaşılma durumum var. AKP’yi eleştirsem CHP’li olacağım, CHP’yi eleştirirsem de AKP’li. Hemen etiketleniyorsunuz yani.       2002’den beri siyaset izlemeyi severim. Buna da kafa yorarım. Benim gibi siyaseti seven arkadaşlarımla da tartışmayı severim. Ama blogda yazamıyorsun yani. Hani blog yazarlarına hep önerilir ya, sevdiğiniz konularda yazın diye. Siyaset de benim sevdiğim konulardan biri. Bir tane blog yazarı. Bundan 5-6 yıl önce bir yazı yazmış. Ve o yazı nedeniyle adamı ifadeye çağırmışlar. Dava falan açılmış. Gel de bu ortamda yazı yaz hadi.                                                                       GÜNLÜK SİYASİ MAKALELER       Günlük siyasi makaleler

Bulmaca çözme hevesim depreşti...

Resim
     Uzun zamandır bulmaca çözmüyordum. Ama sağ olsunlar birkaç gündür Kübra, Cansu ve Şeyda’nın sayesinde bulmaca çözme hevesim depreşti. Bu saydıklarım yan yana masalarda çalıştığım arkadaşlarım. Galiba Cansu başlattı bu bulmaca işini. Posta gazetesi almış. Ondan Kübra’ya sıçradı. Ondan da Şeyda’ya. Baya baya kafalarını verip çözmeye çalışıyorlar.       Zamanında ne uğraşmıştım bu bulmaca işine. Bende o zamanlar Posta’nın bulmacasını alırdım. Bence en iyi bulmaca eki. Her gün alır, bir önceki gün çözemediklerimin cevaplarını yazardım defterime. Artık o hale gelmiştim ki, arka sayfadaki bulmacayı birkaç dakikada çözerdim. O günleri hatırladım. Arka sayfadaki bulmaca az biraz zorlaşmış. Ama yine de çözülüyor. Cansu, Kübra ile baş başa verip çözdüler. Bizde Şeyda ile. Güzel vakit geçti. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/person-writing-on-puzzle-win-paper-233221/

Hafta sonu için mi yaşıyoruz?

Resim
     Çalışanlar olarak isteğimiz bir an önce hafta sonunun gelmesidir. O en güzel gün cuma. O gün, diğer günlere göre daha bir motive gideriz işe. Çünkü bugün cumadır ve yarın hafta sonuna açılan kapıdır. Peki hafta sonu oluyor da ne geçiyor elimize? Bir anda pazartesi olmuş. Yine pazartesi sabahı suraklar asık, tutuyoruz işin yolunu.       Sonra yine hafta sonunu bekliyoruz. Yine gelsin Cuma. Ya hayat hafta sonundan mı ibaret? Bizler hafta sonu için mi yaşıyoruz? Bir şeyleri kaçırıyoruz. Bir şeyleri ıskalıyoruz. Devamlı hafta sonunun hayalini kurarak bir yaşam geçer mi? Hayatımızın yönünü başka bir tarafa çevirmeliyiz. Ama ne tarafa? Ne yaparsak bu kısır döngüden çıkıp çekiveririz hayatımızı? Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/mountains-nature-sunset-summer-91224/

Bu ramazan ayı da bitiyor...

Resim
      Ramazanın son 4 günü. Bu ramazan da bitiyor be. Sağ olana her gün geliyor. Geçen ramazan hayatta olup da bu ramazan hayatta olmayanlar var. Onu bırak, daha bugün hayatını kaybedenler var. Bayramı göremeyecek olanlar. Belki bende, belki bu yazıyı okuyan siz de bayramı göremeyeceğiz. Ecel vade artık.        Bayram geliyor diye bir yandan seviyorum. Ramazan ayı gidiyor diye de bir yandan üzülüyorum. Az önce annem söyledi. “Ramazan güle güle gelirmiş, ağlaya ağlaya gidermiş” diye. “Bu dünyaya iyi ki gelmişim” diye hep bu güzel günlerde söylüyorum. “Yaşamak güzel şey” diyorum. Tabi bunu o kadar az söyletiyor ki bu dünya. Daha çok, “Bu dünya çekilecek dert değil” dedirtiyor insana. Bir daha ki ramazan ayını görebilmek, bu güzelliği tekrar tadabilmek umuduyla. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/ortakoy-mosque-1115765/

Aleyna Tilki, Yalnız Çiçek şarkı değerlendirmesi...

Resim
      Aleyna Tilki yeni şarkı çıkarmış. Şarkının adı: Yalnız çiçek. Şu anda şarkı Youtube trendlerde 1 numara. Şarkı, Yıldız Tilbe’ye ait. Abi ben Yıldız Tilbe’nin bu şarkısını bilmiyordum ha. Aleyna’dan dinledikten sonra internetten baktım. Şarkı 1994’de çıkmış. Ama şarkı Aleyna’ya cuk diye oturmuş. Tabi Emrah Karaduman şarkıyı Aleyna’ya göre düzenlemiş.       Bu Aleyna Tilki’nin üçüncü şarkısı. Ben 3’te 3 diyorum. Bu tip yeni yeni isim yapan şarkıcıların her yeni şarkısının tutması lazım. Hatta mümkünse bir önceki şarkısından daha fazla popüler olması lazım. Aleyna’nın Sen Olsan Bari şarkısı, Cevapsız Çınlama’sını kat be kat geçmişti. Şimdi Yalnız Çiçek, Sen Olsan Bari’yi geçer mi?  Şimdilik öyle bir potansiyel görmüyorum. Sen Olsan Bari, başkaydı sanki. Tabi bu dediğim gibi şimdilik görünen. İlerleyen günler ne gösterir bilemem.       Şu anda şarkı 19 milyon izlenmiş. Klibin 5 Haziran’da yayına verildiğini düşünürsek bu iyi bir rakam olsa gerek. Haa unutmadan. Klibin

Blogger kapanıyor mu?

Resim
      Blogger kapanıyor mu? Kapanırsa kapanır abi. Ne yapalım yani. Google’un, Blogger’ı iplediği de yok zaten. Hiç umursamıyor ki. Tamam, onca verdiğimiz emek boşa gidecek. Tamam, bu hiç hoş bir durum değil. E ölecek halimiz de yok. Başka platformlar bulup yola devam ederiz. Yapacak başka bir şey var mı? Geçeriz Wordpress’e.       Zaten Google böyle bir şey yaparsa, bu alanda Wordpress tekel haline gelir. Tabi bu söylediğim yine Google için bir şey ifade etmeyebilir. Bir ara Blogger kapanmış gerçi. Ama o Blogger kaynaklı değilmiş. Blogda maç yayını falan mı ne yapmışlar. Mahkeme kararıyla kapanmış. Yani işin özü arkadaşlar, Blogger gider Wordpress gelir. O gider, başkası gelir. Elbet yazacak bir yerler buluruz yine. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/laptop-notebook-working-internet-3054/

Erdal Demirkıran'dan Cahit Hoca hikayesi...

Resim
Bir şeyi başarmak istiyorsan özgüvenin olacak. Özgüveni olan bir kişi nasıl başarıya ulaşmış bir örnek vereceğim size. Daha doğrusu Erdal Demirkıran verecek. Geçenlerde yeni bir videosuna rastladım. Videonun başında Kadir Çöpdemir ile harika bir sohbetleri var. Bu arada şu Kadir Çöpdemir gibi olmak isterdim. Olaylara bakışı, yaklaşımı. Onun gibi bir mizah yapım olsun isterdim.  Bu son videoda Erdal Demirkıran’dan Cahit Hoca hikayesini dinleyeceksiniz. Ve kendisine özgüveni olan bir matematik hocasının nerelere gelebileceğini göreceksiniz. Ben ilk izlediğimde, “Bu Cahit Hoca kim ola ki?” dedim. Ama videonun sonunda cevabımı aldım ve hayretler içinde kaldım. Bahsettiğim videoyu buraya bırakıyorum. Bi izleyin bakalım. Siz ne diyeceksiniz? Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/silver-and-black-dynamic-metal-microphone-53462/

TRT propaganda konuşmaları...

Resim
      Muharrem İnce , TRT’nin propaganda konuşmalarına katılmayacağını söylemiş. “Alın 10 dakika sizin olsun” demiş. Bence de haklı demiş. Abi artık TRT ’ye ihtiyaç mı kaldı ya. Artık her lider televizyonlarda kendine yer buluyor. Hem de kaç 10 dakika. Televizyonun tek kanallı olduğu veya özel televizyonların yeni yeni çıktığı dönemlerde TRT’de konuşmanın bir anlamı olabilirdi. Artık hiçbir geçerliliğinin kalmadığını düşünüyorum.       Haber kanalları mitingleri zaten canlı yayınlıyor. Yetmedi yine kanallar liderleri ağırladıkları programlar yapıyorlar. Bol bol propaganda konuşmaları yapıyorlar. Yani kimse TRT’nin bilmem kaç dakikasına muhtaç değil. Muharrem İnce’nin bu çıkışından sonra belki diğer liderlerde bundan sonra propaganda konuşmalarına çıkmayabilirler. Sizin bu konuda görüşünüz nedir? Foto kaynak:  https://www.pexels.com/photo/music-sound-communication-audio-2235/

Ali Koç, Fenerbahçe'de neler yapacak?

Resim
     Sadece Fenerbahçe’lilerin değil neredeyse tüm Türkiye’nin istediği oldu ve Ali Koç başkan seçildi. İnsanoğlu her zaman değişim istiyor. Kendine yeni umutlar verenin peşinden gitmek istiyor. İşte Fenerbahçe’de bu kişinin adı Ali Koç’tu. Şimdi herkeste bir heyecan var. “Ali Koç ne yapacak?” diye. Ortaya çok büyük bir vizyon ile çıktı.       İsim yapmış teknik direktörler Fenerbahçe ile anılıyor. Öncelikle futbolda büyük işler yaparak başlayacağı düşünülüyor. Ama bunu nasıl yapacak orası muamma. Çünkü UEFA’nın şu mali kriterleri var. Futbolda yapacağı işler dışında birde kurumsallaşma adına ne gibi adımlar atacak bu da büyük bir merak konusu. Öyle bir sistem kurması bekleniyor ki. Futbol artık kendi kendine yetecek. Ve hatta artıya geçecek.      Ben Ali Koç’un yerinde olsam hiç başkanlık falan ile uğraşmazdım. Abi bu başkanlık işlerinde adamı yiyip bitirirler. Hem maddi, hem de manevi olarak. İnsan sağlığından olur ya. Stres üstüne stres yapar. Ben olsam locamdan izl

Millet Bahçesi güzel proje ama...

Resim
     İstanbul Atatürk Havalimanı kaldırılınca o canım araziye ne olacaktı? Muhtemelen oraya siteler ve gökdelenler yapılacaktı. Eminim bu ülkede yaşayan çoğu insan böyle düşünüyordu. Ama hükümet bizi ters köşeye yatırdı. Oraya Millet Bahçesi yapılacakmış. Yani bildiğimiz park. İnsanların o koca koca yapılardan bunaldıkları anlarda kendilerini atacakları bir alan.       Hala bu ülkede böyle bir şeyin yapılabileceğine inanamıyorum. Çünkü bu ülkede TOKİ denen bir kurum var. Nerede boş bir alan görseler apartman dikiyorlar. “TOKİ’ye yine iş çıktı” demiştim bu havalimanı muhabbetini duyduğumda. Ayrıca bu Millet Bahçeleri sadece İstanbul ile sınırlı kalmayacakmış. Birkaç büyük şehire daha bu parklardan yapılacakmış. Valla bu sevindirici bir gelişme.      Bu ülkede güzel şeyler de oluyor haberi, tam da bu haber işte. Her zaman olumsuz şeyleri yazıyoruz. Böyle olumlu gelişmeleri de yazalım. Geleceğe biraz umutla bakmamızı sağlasın. Böyle bir şeyi kim düşündüyse, onu tebrik et

51 bölge nedir?

Resim
     4 Temmuz 1947 gecesi New Mexico’nun Roswell kasabasına bir cisim düşer. İddialara göre bu cisim bir uçan dairedir yani ufodur ve içinde de uzaylılar vardır. Uçağın enkazı, içindeki uzaylılarla beraber kaldırılır. Düşen cismin ufo olduğu dünyada son dakika haberi olarak verilir. Ama daha sonra ABD tarafından yapılan açıklamada düşen cismin ufo değil, meteoroloji balonu olduğu belirtilir.        51 bölgede ufo ve uzaylılar üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Hatta uzaylılara otopsi bile yapıldığı söylenir. ABD, 51 bölgenin varlığını daha öncesine kadar kabul etmiyordu. Ta ki 2013 yılında yayınlanan CIA raporuna kadar. Ama açıklanan raporda da uzaylılar ve ufolarla ilgili bir bilgi yoktur. Gizli casus uçakların üretildiği bir yer olarak bahsedilir 51 bölgeden.      Tüm bu iddialar konuşulurken eski bir Amerikan subayı, 51 bölge ile ilgili bir açıklamada bulunur. Açıklamasında 1947 yılında Rosweel’e düşen şeyin ufo olduğunu söyler. Bu subay, o zamanın 51 bölge h