Yaz akşamlarının kendine has sesleri
vardır. O sesleri bizim evin penceresinden dinlemek, ayrı bir zevk verir bana. Evimizin
biraz ilerisinde bir dere vardır. Kurbağa sesleri gelir. Birbirleriyle yarışırcasına
bağırırlar sanki. Sonra sıcaktan bunalıp kendilerini sokağa atmış mahallelinin
konuşma sesleri gelir. Anne-babalarının yanında gezen çocukların bağırış
çağırışları gelir sonra. Arada bazen yakınlardan bazen de uzaklardan köpek
havlamaları sesleri duyulur. Sonra ilerimizde bir yol vardır. Kimi zaman araba
sesi gelir, kimi zaman motorsiklet. Bu akşam bir ara evde yalnızdım. Akşam oldu.
Hava karardı. Oda da karanlığa gömüldü. Bilgisayar ekranından gelen ışık vardı
sadece içeriyi aydınlatan. Bilerek ışıkları açmadım. O ortamın bir parçası
olmayı seçtim.
BU SESLERİ MUHAKKAK
DİNLEYİN
Kendimi bu güzel seslerin akışına
bıraktım. Sadece onları dinledim. İstedim ki dakikalarca o şekilde kalayım. Huzur
duydum o anlarımda. Her mevsimin ayrı bir güzelliği var. O güzellikleri
yakalamaya çalışıyorum. Hani ölmeden önce yapılacaklar listesi vardır ya. İşte o
listeye bu da dahil olmalı. Her insan yaz ayında dinlemeli bu sesleri. Bu keyfi
herkes tatmalı. Hatta bu yazıyı şu anda evinizde ya da odanızda okuyorsanız. Pencerenizden
gelen seslere kulak verin. Kendinizi o seslere kaptırın. Huzur duyduğunuzu
hissedeceksiniz. İnsan yaşadığını anlıyor böyle güzel duygularla. Bu akşam
böyle güzel bir şey yaşayınca, “Bunu yazmalıyım” dedim. Hayatın bu yönlerini
yaşamayı seviyorum.
Foto kaynak:Pixabay.com
Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com
