Kayıtlar

Eylül, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Depremden korunmak için dua okunur mu, okunmaz mı?

Resim
     Olur tabi. Evleri sağlam yaparsan, millete depremde nasıl davranacağını öğretirsen, operatörler altyapısını depreme göre hazırlarsa olur. Asıl tam da o zaman dua olur aslında. Ama sen çürük çarık binalar yap, millet depremde ne yapacağını bilmesin, sonra dua et. Olmaz kardeşim olmaz. İşte tam da o zaman olmaz. Foto kaynak: haberglobal.com.tr BİLMEM HANGİ UYGULAMALARDAN MAÇ İZLEMEK… Bazı uygulamalardan ya da linklerden maç izleyenler oluyor. Ben bunu tasvip etmiyorum. İzlemiyorum da. İzlemeyerek iyisini yapıyormuşum. Bu akşam kanal D haberlerinde gördüm. Bu uygulamalar virüslü oluyormuş. Cihazın kamerasını açıp sizi izleyebiliyorlarmış. Sadece bu da değil. Ayrıca kredi kart bilgilerinize ulaşabiliyorlarmış. En iyisi ne idiğü belirsiz uygulamaları indirmemek ve kullanmamak.

Cüneyt Özdemir, depremde telefonları neden kullanamadığımızı anlattı...

Resim
      Cüneyt Özdemir , Amerika’da Silikon Vadisi’nde bu iş üzerine çalışan Türk mühendislerine bunun nedenini sormuş. Aldığı cevaplar şaşırtmadı. İşin içinde yine para var.       Operatör şirketleri internetin daha yaygın kullanılması nedeniyle alt yapı yatırımlarını hep internet üzerine yapmışlar. Ses ile iletişim için gereken alt yapı çalışmalarını önemsememişler. Bu nedenle Whatsapp kullanılmaya devam etmiş. Ama telefonla görüşme cortlamış. Bu birinci neden.  Foto kaynak:finansgundem.com      İkinci neden ise: Mesela bir yerin konuşma için belirlenmiş kotası var. Diyelim ki İstanbul’un bir bölgesinde 10 bin kişinin konuşması için alt yapı hazırlanmış. Ama olağanüstü durumlarda herkes telefona yüklenince doğal olarak 10 bin kişiyi geçiyor. Bu sefer 10 bin kişi sınırı geçildiği için sistem kaldırmıyor. Ve kimse birbirine ulaşamıyor.       Bu gibi durumlar için yapılan yazılımlar varmış. Bu gibi durumlarda mesela o hat üzerinde kapasiteyi 50 bine çıkar gibi. Y

Murat Yıldırım'dan Kenan İmirzalıoğlu'na Kim Milyoner Olmak İster...

Resim
İÇİNDEKİLER      ·       Tam Murat Yıldırım’a alışmışken.      ·       Bilgi yarışması için en uygun format: Kim Milyoner Olmak İster’dir.      ·       Yeni sunucuyu kısa sürede açıkladılar.      ·       Kenan İmirzalıoğlu programı sunabilir mi?      ·       Bilgi yarışması sunan sunucunun bilgili olanı makbuldür.      ·       Murat Yıldırım gibi Kenan İmirzalıoğlu’da oyunculuğa dönmek isterse.      ·       Şansa bak ki soracağı ilk soru 1 milyonluk soru olacak. İKİ İŞİ BİR YÖNETEBİLİR ZANNETMİŞTİM…      Kim Milyoner Olmak İster’den Murat Yıldırım ayrılmıştı biliyorsunuz. Ayrılma nedeni olarak yeni bir diziye başlamasını gösterdi. Daha doğrusu bir oyuncu olarak yeniden ekranlara dönmeyi istedi.      Bu çok normal. Asıl mesleği zaten sunuculuk değil. Bir gün bu olacaktı zaten. Ama ben dizi ve yarışmayı aynı anda yürütebilir diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Foto kaynak:diziseti.tv TAM MURAT YILDIRIM’A ALIŞMIŞKEN…      Kendisine alışmıştı

5.8'lik İstanbul depremi ve Düzce'de yaşananlar...

Resim
     İşyerindeki sebilden şişeme suyumu doldurdum ve masama doğru yöneldim. İçeri girmemle beraber herkesin ayakta olduğunu gördüm. Herkes birbirine, “Deprem oldu, deprem oldu” diyordu. Tam deprem sırasında ayakta olduğum için depremi fark etmedim. TELEFONLA KİMSEYE ULAŞAMAMAK…      İş yerinde de ilk defa depreme yakalanışım bu ayrıca. Öğrendik ki İstanbul’da 5.8’lik bir deprem olmuş. O buraya yansımış. Herkeste bir tedirginlik oldu. Bazıları aşağıya inmek istedi. İstanbul’da yakınları olan onlara ulaşmak istedi. Ama ne mümkün. Hiçbir hat çekmiyordu. Tüm operatörler kilit olmuştu. Neyse ki Whatsapp üzerinden yakınlarından bilgi alabildiler. İSİMLERİ KOCA AMA ALT YAPILARI ZAYIF OPERATÖRLER…      Daha bu kadarcık bir depremde telefonlar pert oluyorsa, kimse kimseye ulaşamıyorsa durum vahim demektir. Halk olarak hadi biz hazır değiliz. Peki o koca koca telefon operatörleri de mi hazır değil? Demek ki hazır değillermiş. Umarım bugün yaşananlardan sonra gerekli önlemleri

Elini sallasan gripli birine çarpıyor...

Resim
HERKES GRİP, HERKES HASTA…      İş yerinde herkes hasta. Herkes grip. Herkes öksürüyor. Mesela Öznur. Gribi çok ağır atlatıyor. Salı günü doktora gitmişti. Bir gün rapor almıştı. Bugün gelmiş ama ne gelme. Yine burnundan konuşuyor. Daha tam iyileşememiş yani. Bugünü zor yaptı. İki gün izin aldı. “İnşallah bu iki günde iyileşirim” diyerek evinin yolunu tuttu. BENDE DURUMLAR NASIL?      Bende grip olma aşamasındayım. İlaçlarla tam yakalanmadan geçirmeye çalışıyorum. Daha tam atlatamadım. KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARINI OKUMAYI SEVİYORUZ, İÇİNDEKİLERİ UYGULAMAYI DEĞİL…      Bir arkadaşımı kişisel gelişim kitabı okurken gördüm. Bir başka görüşümde bu sefer o kitaptan notlar alıyordu. Bende bir zamanlar notlar almıştım. Ama ne işime yaradı? Hiç. İşte tam o anda bunu düşündüm. Galiba bizler kişisel gelişim kitaplarını sadece okumayı seviyoruz, içindekileri uygulamayı değil. Zaten bu kitaplarla ilgili söylediğimiz bir cümle vardır, “Adam çok güzel yazmış. Ama içindekileri uy

Cem Yılmaz film yapamıyor mu?

Resim
     Tv8’de Arif ve 2016 filmini izledim. Çok eğlenceli, bol gülmeli bir film bekliyordum. Dakikalar geçtikçe filme ilgim azaldı. Odaklanamamaya başladım. Sıkılmaya başladım. Eğer para verip sinemada izleseydim o parama acırdım. Ciddi ciddi yukarıdaki bu soruyu sormaya başladım. Tamam, stand-up senin işin. Ama film senin işin mi? Bu benim düşüncem. Elbette ki çok sevenler olabilir. Ama ben Cem Yılmaz filmlerini sevemiyorum. Sıkıyor beni. Foto kaynak: finansgundem.com

Neslican Tay ile ilgili beni derinden etkileyen iki söz...

Resim
      Neslican Tay ’la ilgili gözüme çarpan iki cümleyi paylaşmak istiyorum. Birincisi kendisine ait: “Benim yerime sol bacağınızı sevin” demesi. Bu nasıl bir sözdür? Sağlıklı olduğumuz her ana şükretmemiz gerektiğini gösteren, her zaman aklımızın bir köşesinde olması gereken bir söz. Diğer söz ise onun için bir başkasının yazdığı bir söz. İnstagram’da denk geldim. “Gittiğin yerde kanserle savaşmak zorunda olmayacaksın”. Bu sözde çok etkiledi beni. HER İYİLİĞİN ALTINDAN ÇIKAN ADAM…      Son dönemde Haluk Levent ’i şarkıcılıktan çok yaptığı güzel işlerle duyar olduk. Nerede güzel bir şey oluyorsa onun altından Haluk Levent çıkıyor. Dün akşam haberlerde gördüm yine. Neslican Tay’ın anne ve babasına baş sağlığına gitmiş. Bu adamın yaptıklarından sonra nasıl değerlendireceğimi bilemiyorum. Bu adama şarkıcı değil de ne denmeli? İşte o ifadeyi bulamıyorum. HİÇ BİR MESLEK DIŞARIDAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL…      Kardeşim Pınar hayvanları çok sever. Hatta bu sevgisinden dolayı

Ahmet Hakan, Yetenek Sizsiniz Türkiye'de jürilik yapabilir mi?

Resim
Acun ’un yeni hedefi Ahmet Hakan ’mış. Yetenek Sizsiniz Türkiye’de jürilik yapmasını istiyormuş. Çok iyi bir jüri olabilir. Sergen Yalçın gibi bir tarzı olabileceğini düşünüyorum. Ama program eskisi gibi izlenmiyor. Her yıl aynı yarışmacıların katılması ve artık yetenek olarak sergilenebilecek bir şeyin kalmaması yarışmayı ilgi çekicilikten çoktan çıkardı. Ama tüm bunlara rağmen Ahmet Hakan’ın jürilik performansını görmek için bile izlerim. foto kaynak: haberaktuel.com TRİLEÇE DENEN TATLININ HAYRANIYIM… Bir tatlı bu kadar hafif olabilir mi? Ve yemesi bu kadar zevkli. Genelde tatlılarla pek aram yoktur. Ama trileçe başka. Sanki bir tepsi olsa yermişim gibime geliyor. İş yerinde yemek listesinde adını gördüğüm zaman ağzım kulaklarıma varıyor. Ve yerken, “Yok böyle bir tat” diyorum. Sadece Trileçe üzerine bir dükkan açıp bu tatlıdan herkesin haberi olsun istiyorum. Ve sanki çok da para kazanırmışım gibime geliyor. Ama sadece böyle zannetmekle kalırım herhalde. Çünkü bu tü

Blogda daha güzel yazılar yazmam için kat etmem gereken daha çok yol var...

Resim
       Blog arkadaşlarımın bloglarındaki yazılarını okuyorum. Hayran kalıyorum. O kadar güzel yazıyorlar ki. “Keşke bende duygularımı bu kadar güzel ifade edebilsem” diyorum. Ve diyorum ki: “Sen güzel yazmıyorsun oğlum. Daha senin kırk fırın ekmek yemen lazım”. Belki de böyle hissetmemin nedeni: Kitaplarla fazla haşır neşir olmamaktır.       Hiçbir zaman düzenli bir kitap okuru olmadım. Bazı zamanlar çok düzenli okudum. Ama an geldi sıkıldım. Uzunca bir süre kitabı elime almadım. Sonra özledim tekrar okumayı. Ve başladım yeni bir kitaba. Benim için okuma dünyamdaki döngü buydu hep. İstikrarlı değildim okumada.  foto kaynak: https://unsplash.com/photos/o032ZyI93GY      Devamlı kitap okuyanların yazdıkları yazılar o kadar güzel oluyor ki. İnsan okumaya doyamıyor. Ben böyle okumaya doyulmayan yazılar yazdığımı pek düşünmüyorum. En azından genelinde. Ben daha çok yazmaya önem verdim. Elimden geldiğince yazdım. Bir ara haftada bir yazıyordum. Sonra ayda bir. Ama aldığım en

"Sana Blogger'dan bir blog açalım ne dersin?"

Resim
  HIRKA ZAMANI GELDİ…          Sabahları ve akşamları havalar serin olmaya başladı. Artık hırka zamanı. Çoğu kişide artık hırka ile geliyor işyerine. Bu akşam bu konu üzerine konuşurken Ebru, “Kışı sevmiyorum” dedi. “Üst üste kıyafet giymek hiç hoşuma gitmiyor. Tişörtümü giyip evden çıkmam lazım benim. Yaz ayı benim ayım” dedi. “Her mevsim ayrı bir güzeldir be Ebru” dedim bende. İŞE YENİ BAŞLAYANLARIN HEYECANI…      İşe yeni başlayanlar var. Serviste heyecanla çağrıda yaptıklarını anlatıyorlar. Böyle anlattıklarını görünce kendi ilk günlerim aklıma geliyor. Şimdi o heyecandan eser kalmadı diyebilirim. Her şeyi öğrenmek istiyorlar. “Şu nasıl oluyor, bu nasıl oluyor?” diye soruyorlar. Bizde onlara anlatıyoruz. Zaman geçtikçe onlar da bizim gibi heyecanlarını kaybedecekler. İLERİSİ İÇİN PLANIM YOK…      Bir ara Meltem geldi yanıma. “İleride ne yapmayı düşünüyorsun?” dedi. “Hiç bilmiyorum Meltem. Şimdilik böyle devam ediyoruz bakalım. Nereye kadar giderse” dedim. Bi