okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okuduklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zorba kitabı yorumum...

Zorba kitabını bitirdim. Zorba’nın hayatla ilgili soruları güzeldi. Patronla olan arkadaşlığı güzeldi. 5 üzerinden 3 verdim kitaba. Okumanızı tavsiye ederim. Siz 3 verdiğime bakmayın. Bu bilindik kitabı okuyun.

YAZDIRILAN KİTAP…

Neptünlü Cadı, kitap alışverişi yapmış. Aldığı kitaplardan birisi de Bedri Ruhselman’ın, İlahi Nizam ve Kainat adlı kitabı. Yazarı ve kitabını ilk defa duydum. Yazarı, kitabı kendisi yazmamış, kendisine yazdırılmış. Öyle diyormuş. Spiritüel durumlar var yani. YouTube’dan izlemelik konu çıktı. Teşekkürler Neptünlü Cadı.

DAHA EĞLENCELİ BİR GASSAL…

Belki de Konuşmalıyız YouTube kanalı, Gassal dizisinin 2.sezonunu izlemişler. “Biraz daha eğlenceli” demişler bu sezon için. Evet, bu yorumu başkalarından da duydum. 3. sezonu olmasın ve tadında bırakın lütfen.

Yarıda bıraktığım iki Yaşar Kemal kitabı...

Yaşar Kemal’in iki kitabını okuyup yarıda bırakmıştım. Ama denemelerini çok sevmiştim Yaşar Kemal’in. Yarıda bıraktığım iki kitabı ise: Yer Demir Gök Bakır ve Deniz Küstü kitaplarıydı. Yaşar Kemal deyince akla ilk gelen kitap olan İnce Memed’i ise daha okuma fırsatı bulamadım.

BEKLENTİSİZLİK, MUTLU MU EDER?

Az önce İnstagram’da, John Steinbeck’in sözüne denk geldim. “Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk” diyordu. İnsan denen varlıklar olarak bizler, hiçbir beklenti içinde olmadan nasıl yaşayabiliriz ki? İnsanın doğasına ters değil mi durum?

GÜLDÜREYİM DERKEN SAÇMALAMAK…

Yeni nesil komedyenler var. YouTube, İnstagram ya da X’de, elbet denk gelmişsinizdir. Dün akşam bunlardan birini izledim. Komedi yapmak uğruna çok saçma şeyler konuşabiliyorlar. En az bi 20 dakika izledim. Bu 20 dakikalık bölümde birkaç falsosuna denk geldim.

Bir aşkın ortasına düştüm...

Kütüphaneye gittim. Biraz kitaplara baktım. Daha elimdeki kitaplar bitmediği için yeni kitap almadım. Kütüphaneden sonra Murat Abi’nin yanına uğradım. Ülkenin bugünü ve geleceği hakkında konuştuk. Bu sohbetimize her zaman ki gibi çay da eşlik etti tabi. Akşam eve geldim. Galatasaray’ın Avrupa Kupası maçı var. Sparta Prag ile deplasmanda. Gecenin 23.oo’de maç. O saatte maç mı olur? Gerçi maçı Exxen yayınlıyor. Exxen yok ben de. Para verip de almam zaten. Boyuna takılıyor diye millet dert yanıyor. Huzur kitabından birkaç sayfa okudum. Bir aşk hikayesinin içine düştüm. Bakalım sonu ne olacak? Ahmet Hamdi Tanpınar kitaplarını seviyorum. Tekrar köşe yazılarını okumaya dönüyorum. Ama kendimi çok sıkmadan. Zira çabuk sıkılıyorum.

Başka Biri Olmanın Romanı...

Sadece arka kapak yazısına bakıp aldığım Başka Biri Olmanın Romanı güzel çıktı. Yazarı Mahmut Coşkun. İlk defa duyduğum bir yazar. Zaten iki kitabı varmış. Agah adında bir üniversite hocamız var. Özgürce düşünmeyi ve kendi fikirleri ile var olmayı öğrencilerine öğretmeye çalışan bir hoca. Aile kavramına da bakış açısı çok enteresan bu hocamızın. Peki öğrencilerine kendi fikirleri ile var olmayı öğretebildi mi? Aile dediğim kuruma olan farklı bakış açısı neydi? Bunlar da kitapta.

ALPER GEZERAVCI UZAYLI GÖRDÜ MÜ?

Uzaya giden ilk Türk olan Alper Gezeravcı açıklama yapmış. Şu ana kadar herhangi bir uzaylı ile karşılaşmadığını söylemiş. Kendisiyle yapılan röportajları izledim. Orada yaşadıklarını anlatırken gerçekten bir heyecanla, bir hevesle anlatıyor. Ben bu halini çok sevdim.

SQUİD GAME’İN İKİNCİ SEZONUNDAN İLK GÖRÜNTÜLER…

Daha bugün arkadaşım Faruk ile Squid Game dizisi hakkında konuşmuştuk. Akşam eve geldim. Sosyal medyada dizinin ikinci sezonundan bir kesit yayınlandığını gördüm. Bu sefer izlemeyi düşünmüyorum. İlkini herkes çok bahsetti diye izlemiştim. Gerçi hikayesi de ilgi çekiciydi yalan yok. Ama ruhum ikinci bir sezonu kaldıramaz.

GEZMEYE GİTMEK YA DA GİTMEMEK…

Bir arkadaşım veya kardeşim beni gezmeye çağırdığında gitmek istemiyorum. “Şimdi kim kalkıp gidecek?” diyorum. Ama gezmeye gittiğimde de “İyi ki gelmişim” diyorum. Tıpta ya da bilimde bunun bir adı var mı acaba?

Paulo Coelho deyince aklıma gelen tek kitap Simyacı'dır...

360’daki Ben Bilirim yarışmasında Paulo Coelho’nun bir kitabını sordular. Bilemedim. Veronika Ölmek İstiyor’muş cevap. Kitabın ismini duymuştum. Ama film zannediyordum. Belki de filmi de vardır bilmiyorum. Paulo Coelho dendiğinde aklıma gelen tek kitap Simyacı’dır benim. Başka kitabını da okumadım. Lisede mi okumuştum o kitabını da? Onu da hatırlamıyorum şimdi neyse.

SEVİYORUM AMA BAŞTAN SONA DEĞİL…

Evet, Arka Sokaklar’ı seviyorum ve izliyorum. Evet, Kardeşlerim’i seviyorum ve izliyorum. Ama bu şu demek değil: Bir bölümü oturup baştan sona izliyorum. Sıkılıyorum o zaman. Bizimkiler izlerken arada onların yanına gidip izliyorum bi 5-10 dakika. En fazla da yarım saat. Bu devirde insanı her şey sıkıyor mirim her şey.

 

Tuna Kiremitçi'ye haksızlık ettim...

Tuna Kiremitçi’ye, Mezun Cinayetleri kitabı nedeniyle haksızlık ettim. ilk başta kitabı beğenmedim. “Bu karakter burada bunu demez ki. Çok acemice falan” dedim. Gerçi bazı yerlerde hala öyle düşünüyorum. Ama genele bakarsak Tuna Kiremitçi, polisiye yazarlığını da yapmış. Mezun Cinayetleri kitabını bitirdim. Katili tahmin edemedim. Gerçi bir polisiye romanda katili bulduğumu tarih yazmaz. Perihan Başkomiser, gerçekten bir ev hanımıymış izlenimi veriyor. Kitabı okuyanlar bunu biliyorlardır. Konumuz ise şöyle: Lisenin birinde aşure günü yapılıyor. O gün çatıdan, eski mezunlardan biri düşüp, ölüyor. Fakat ölüm şüphelidir. Sonra cinayetler seriye bağlanır. Bu cinayeti tabi ki de Perihan Uygur Başkomiser ve ekibi çözecektir. Yeni bir polisiye daha yazmış Tuna Kiremitçi. Onu da okumak lazım.

Tuna Kiremitçi, polisiyeyi yapamamış...

Kahvaltıda baktık Arka Sokaklar’ın son bölümünü yayınlıyorlar. Onu izledik. İş olmasaydı oturup tamamını izlemek vardı rahat rahat. İşin olmadığı bir hayat sipariş verebiliyor muyuz? Tuna Kiremitçi’nin, Mezun Cinayetleri kitabına başladım. Benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Tuna Kiremitçi’nin polisiye roman yazmada alması gereken daha çok yol var. Roman hoşuma gitmedi ama bir röportajında Ahmet Ümit için, “Ustam” demesi hoşuma gitti. Deep, blog yazısında kitap önerisi olarak Hakan Günday’ın bir kitabını da yazmış. Yorum olarak da yazdım ona zaten. Hakan Günday benlik değil. Daha adlı kitabını okumuştum. İçim kararmıştı. Eski Blogger Nurcan Tokaç ile Oppenheimer üzerine bir röportaj yapmıştım onu yayınladım. Başka röportajlar da gelebilir.

En çok kitabını okuduğum yazar Peyami Safa...

Akşam ezanı okuyor. Saat 17.52 geçiyor. Dışarısı soğuk ve hafiften rüzgarlı. Yine akşam olmakta. Tek tük yağmur attı ama sonradan durdu. İstanbul’da kuvvetli yağış bekleniyormuş. Bu havada en güzeli, vurup kafayı yatmak. Bu havalarda yatak çekiyor insanı. Ama ben bunu yapmadım. Bunun yerine kitap okudum. Peyami Safa’nın Mahşer kitabını sonunda bitirdim. Bu kitabı okuduğum için mutluyum. Bazı yerleri sıksa da. Okuma listeme baktım da. Bu zamana kadar en çok Peyami Safa kitaplarını okumuşum. Bu akşam Atv’de, Kardeşlerim var, onu izleriz. Bir yandan da Galatasaray deplasmanda Hatayspor ile oynayacak. Onu takip edeceğiz. Böyle de bir akşam olacak işte. İyi akşamlar millet. Güzel bir akşam olsun.

Roman okumaktan başkası sarmıyor beni...

Kafka’nın günlüklerinden okudum birkaç sayfa. Sarmadı beni. Okuyup da beğendiğim bir günlük olmadı şimdiye kadar. Ama yine de okumaya devam. Tarihe düşülen notlar sonuçta, okunmalı. Bir tane deneme yazarının kitabını okuyorum. Aynı şeyleri evirip çevirip anlatmış. Sen yazarken sıkılmadın mı ya da millet okurken fenalık geçirmedi mi? Aydaki Kadın kitabına devam ediyorum Bahçede bir davet var. Davette konuşulanları okuyorum kaç sayfadır. Ama okunuyor. İlgimi çeken yerleri vardı. Artık bu hafta bitirmeyi düşünüyorum. Galiba benim kitap okumaktan anladığım roman okumak. Deneme okuyup da, günlük okuyup da beğendim bir kitap olmadı bugüne kadar. Kurgu dışı denen dünya bana hitap etmiyor galiba, herhalde, sanırsam.

 

 

 

 

 

Susan Sontag'ın, günlüklerinde yüzleştiği iki şey...

Yazar Susan Sontag’ın günlüklerin birkaç sayfa okudum. Çok gençken yazdığı günlükler. O günlüklerde tanrının olmadığını ve lezbiyen olduğunu yazıyor. Şimdilerde böyle bir şeyi kim günlüklerine yazabilir ki? Şimdinin günlükleri Twitter ve İnstagram denebilir. Peki bunlara yazabilir mi? Yazamaz. Ama yine de günlüğe ya da bir deftere yazabilirdi. Yaşasın, hiçbir zaman ölmeyecek olan kalem ve kağıt. Bu iki konuda gün gelip fikirleri değişti mi bilmiyorum. Önemli olan hayatta yönünü bulmaya çalışan bir genç kızın hissettikleri. O isyan dönemlerinde hiçbir kurala bağlı kalmayı istemiyorlar. Ve her şeyi yok sayıyorlar. Kendisi çok günlük tutmuş. Günlük tutan bir diğer yazar Andre Gide’nin yeni çıkan günlük kitabını alıp, 5-6 saat içinde kitabı bitirmiş. Benim için hayranlık verici, bir oturuşta kitabı bitirmesi.

Ters köşe bir hikaye önerisi...

Bir hikaye okumak ve finalinde ters köşe olmak isterseniz, size bir önerim var: Ahmet Ümit’in, Çıplak Ayaklıydı Gece kitabından Pezevenk adlı hikayesini okuyabilirsiniz. Hikayede bir katil veya bir kurban yok. Ama yine de heyecanlı bir hikaye.

BÖYLE YAŞLANMAK LAZIM…

TRT 1’de Benim Güzel Ailem dizisini izledik dün akşam. Erdal Özyağcılar baya yaşlanmış. Ama ne mutlu ki hala işini yapıyor. Sanatçıların böyle yaşlandıklarını görünce de üzülüyor insan.

ÖLÜM, BİR NİMET MİDİR?

İnstagram’dan biri, bir anket açmış. “Ölümsüz olmak ister miydiniz?” diye sormuş. 107 kişi hayır, 62 kişi evet demiş. Bir yerden duymuştum. Ölümün de bir nimet olduğuna dair bir sözü. Bu sözü söyleyip, sizi düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum.

Peyami Safa'nın Sözde Kızlar kitabı...

Peyami Safa’nın, Sözde Kızlar kitabını bitirdim. Beğendiğim kitaplarından biri oldu bu kitap. Mütareke döneminin bunalımlı günlerinde, babasını aramak amacıyla İstanbul’a gelen bir genç kızın macerası çerçevesinde, yüksek tabakanın içinde bulunduğu ahlaki çöküşü ele alan bir kitap. Bu arada Peyami Safa’nın ilk romanlarındanmış bu kitap.

İNTERNETSİZ BİR GÜN…

TRT 1’de, Hayatımın Neşesi dizisinde bir günlük internet kullanmama vardı. Evdeki herkes isyan etti bu duruma. Ama evin annesinin ısrarı nedeniyle mecbur kabul edildi. Aile, sessiz sinema oynayarak geçirdi o akşamı. Bir de küçük erkek kardeş, ablasının suratına bakarken, “Yüzünü hiç bu kadar yakından görmemiştim. Sivilce mi vardı sen de?” diye sordu. Yakınımızın yüzündeki değişikliği fark edemeyecek kadar dünyadan kopuyor muyuz gerçekten?

Bab-ı Esrar'ı daha önce okumuşum ya ben...

Ahmet Ümit’in, Bab-ı Esrar kitabını aldım kütüphaneden. Okumaya başlar başlamaz kitabı daha önce okuduğumu hatırladım. Ne zaman okuduysam artık, o zamanlar okuduğum kitapları not almıyormuşum.

DİZİLERE GERİ DÖNÜYOR…

Yılmaz Erdoğan televizyon dizilerine döneceğini açıklamış. Ama hangi dizide oynayacak, ne zaman başlayacak dizi, detaylara hakim değilim. Katıldığı bir YouTube programında söylemiş.

PARTİLİLERDEN ÇOK MUHALEFET EDEN GAZETECİ…

Fatih Altaylı, Kemal Kılıçdaroğlu’na acayip sallıyor. Belki partide onun kadar muhalefeti kimse yapmıyordur Kılıçdaroğlu’na. Eleştirmesi güzel de her zaman her zaman da hoş olmuyor bence. Bu kadarını partililerin yapması lazım, bir gazetecinin değil.

BUHARLAŞMADAN İŞE GİTMEK…

Dün öğlenleyin işe giden kardeşim, “Buharlaşmadan iş yerine gidebildiğime şükrettim” dedi. Ben de bugün 19:00’dan sonra ekmek almaya gittim. Ama hava hala sıcaktı. Güneş ışığı hala yakıyordu.

 

Ahmet Ümit'in kısa polisiye hikayeleri...

Ahmet Ümit’in, Şeytan Ayrıntıda Gizlidir kitabını okuyorum. Kısa kısa hikayelerden oluşan bir kitap. 5-6 sayfada olayı anlıyoruz ve hemen katile ulaşıyoruz. 10-12 sayfalık hikayeler de var tabi. 

“10 sayfalık polisiye hikaye mi olur ya?” demiştin ilk. Ama sonra hikayeleri okudukça olduğunu gördüm. Şimdi de diyorum ki, “Sadece bir polisiye olay için 150-200 sayfa okunur mu?” diyorum. Anlayacağınız bu kısa hikayeler kolaycılığa alıştırıyorlar beni. 

10 sayfada hemen katili buluyorsunuz. Bu arada Ahmet Ümit okumayı özlemişim. Bir ara sıkılmıştım. Bu kitaptan sonra da okumadığım kitaplarından birini alacağım okumak için. 

Hikayeleri okurken insana basit geliyor. “Ben de yazabilir miyim acaba?” diyorsunuz ama boşuna. O 10 sayfalık hikayenin altında yılların yazarlık birikimi var ne de olsa.

Musullu Süleyman kitabını neden okumalısınız?

İçinde aşk olsun, Batıniler olsun, Alamut Kalesi olsun, bir insanın yaşadığı problemlere nasıl harika çözümler ürettiği olsun... “Evet, tüm bunları içinde barındıran bir roman okumak istiyorum” derseniz Musullu Süleyman kitabını okumalısınız.

Kitap sayesinde Batınilik hakkında kısa bir bilgi sahibi oluyorsunuz. Alamut Kalesi’nde nasıl bir düzen işliyordu o zamanlar, onu öğreniyorsunuz.

Merak etmeyin: Bu konuları hiç de sıkıcı olmayan bir dille anlatıyor kitap. Ayrıca kitap bittiğinde az çok bu konu hakkında bilgi sahibi olacağınız için genel kültür olarak da kendinizi geliştirmiş oluyorsunuz.

Kitabın yazarı Ahmet Mithat Efendi. Kendisinin ilk defa bir kitabını okudum. Beklentimin üzerinde iyi çıktı kitap. Kitap iyi çıkınca da yazarın bir başka kitabı olan Felatun Bey ile Rakım Efendi kitabını aldım kütüphaneden.

İşte bu yazarları ilk defa okuyorum...

Bir cuma akşamından merhaba millet. Bugün kütüphaneden kitap değiştirdim. Daha önce aldığım üç kitaptan sadece Bir Akşamdı kitabını bitirebildim. Diğer iki kitabı yarıda bıraktım. Bugün aldığım yeni kitaplara gelirsek: Ölmeye Yatmak, Ayaşlı ile Kiracıları ve Yolcu Nereye Gidiyorsun adlı kitaplar. Bu üç yazarın, ilk defa kitaplarını okuyacağım. Adalet Ağaoğlu, Memduh Şevket Esendal ve Samiha Ayverdi bu yazarlar. Hangi yazarlar bana hitap edecek bakalım.

DÜNYAYA BİR DE BU AÇIDAN BAKAN VARMIŞ…

Bir Akşamdı kitabından dikkatimi çeken bir cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Şu dünyada hiçbir şey olmak istemez ve ancak bu türlü düşünenlerin bir şey olduklarına kanidir.” Bir şey olmak için hiçbir şey olmamak. Enteresan bir bakış açısı.

ARKA SOKAKLAR YOKSA JURASSIC WORLD VAR…

Normalde cuma akşamları kanal D’de, Arka Sokaklar’ı izlerdik. Ama diziye ara verilince cuma akşamlarımız boş kaldı. Show TV’de, Kızılcık Şerbeti’ni izliyorduk yokluktan. Bu akşam kanal D’de, Jurassic World’e denk geldik. Onu izledik. Dinozor efektleri gerçekçi gelmedi bana. İlk filmlerdekiler daha gerçekçiydi. Teknoloji ilerledikçe daha sahici olacağına daha kötü olmuş.

BİR AKŞAMDI KİTABINA 5 ÜZERİNDEN KAÇ PUAN VERDİM?

Peyami Safa’nın, Bir Akşamdı kitabını bitirdim. Eve tıkılıp kalmış ve hayatı yaşamak isteyen bir kızımız var. Ama hayatı yaşamak nasıl bir şeydir? Hayat nasıl yaşanır? Kitap boyunca bu sorunun peşinden gidiyoruz. Çok aman aman bir roman değil. Okunur mu okunur. Bu gibi durumlarda kitaba notlamak daha iyi olur diye düşünüyorum. Bu kitaba notum: 5 üzerinden 3’tür.

TİVİTLERİN ALTINDA NEDEN GÖRÜNTÜLENME RAKAMLARI YAZIYOR?

Artık her tivitin altında ne kadar görüntülendiği de yazıyor. Tamam da niye? Bunun mantığını çözemedim. Reklamverenler için bir kolaylık mı bu? “Şu tivit daha çok görüntülenmiş. O zaman bu hesapla reklam anlaşması yapalım” desinler diye mi?

İSTANBUL’A YERLEŞİR MİYİM?

Bir arkadaşım İstanbul’a yerleşmeyi düşünüyor. Şimdilerde İstanbul’da iş bakıyor. Eğer istediği gibi bir iş bulabilirse oraya taşınacak tamamen. Bana da teklif etti. “Sen de yerleşsene İstanbul’a” dedi. “Ben büyük şehirde yapamam. Alışmışım Düzce’nin küçüklüğüne” dedim.

 

Mario Levi'den okuduğum ilk kitap...

*Mario Levi’nin ilk defa bir kitabını okudum. Kitabın adı: Bu Oyunda Gitmek Vardı. Kitabı beğendim. Puanlamak gerekirse 5 üzerinden 3 derim. Bundan sonra Mario Levi kitapları okumaya devam ederim.

*Bloglarda bazen çok güzel yazılara denk geliyorum. Mesela iki tanesini kaydettim. Dönüp dönüp okumak için.

*İktidar medyası elinden geleni yapıyor. Chp ve İyi partinin arasını bozmak için.

*Gülşen bilmem kaç konserini iptal etmiş. Şarkıcılar bu kadar çok konser veriyorlarmış mı yahu?

*İsmail Küçükkaya, Halk TV için, “Fakir kanalız” demiş. Ama iddialara göre transfer ücreti olarak yüklü miktarda para almış. Sosyal medyada, “Bu nasıl tezatlık?” diye soruyor millet. Ama her şeye rağmen ya Halk TV’den ya da İsmail Küçükkaya’dan bu konuda açıklama olması en güzeli olacak gibi.

*Boyun düzleşmesi olmayan kalmayacak bu gidişle herhalde.

*Baba dizisi bitmemiş miydi? Haluk Bilginer’in başrolünde oynadığı. İkinci sezon tanıtımı gelmiş baksana.

*Bu sene O Ses Türkiye olacak mı acaba?

*Hüseyin Rahmi Gürpınar, eldivensiz dışarıya çıkmazmış.

*Güreşi sevemedim gitti.

*Ülke olarak anladığımız tek şey ev yapmak. Sadece beton.

*Kaç gündür bi gazete alacağım, alamadım bir türlü.

*Sorun heykel yapmakta değil. Sorun sadece heykel yapıp belediyecilik hizmetlerini doğru dürüst yerine getirmemekte.

*Omzum ağrıyordu. Cabral diye bir kas gevşetici içtim.

*Çok sevdiğim bir şey olsa da, “Az ye, ölçüyü kaçırma” diye kendimi uyarıyorum.

 

    

Evin kuytu bir köşesini, kendine okuma alanı yapan çocuk...

     Ercan Kesal’ın, Peri Gazozu kitabını okumayı bitirdim. Daha önce de yazdığım gibi bir doktorun anıları kitabı. Sadece doktorluk mesleğiyle ilgili değil, kendi özel hayatıyla ilgili de notlar var. Ama genelde mesleğinde yaşadıklarının ağırlıkta olduğu bir kitap. Kitapta beni en çok saran şeylerden biri: Çocukluğunda kitap okumaya olan tutkusu oldu. Kitap okurken uyuya kalması. Evin kuytu bir köşesini kendine okuma alanı yapması gibi.

SİYAH PİRİNÇ FESTİVALİMİZ…

     Ece Mumay geldi. Onu dinlemeye gittik. Çilimli olarak siyah pirinç ile olan yakınlığımızı çözemedim. Siyah pirinç üretim merkezi değiliz ki festivalini yapalım. Ama herhalde birinci siyah pirinç festivali yaptığımıza göre artık bol bol siyah pirinç üreteceğiz demek ki. Gece 22:00 gibi gittik. Tam o saatlerde Ece Mumay çıktı sahneye. 10-15 dakika izleyip geldik. Seyyar satıcılardan gelen mis kokular sarmıştı ortalığı. Izgara köfte almak istedim. Babam, “Kim bilir nelerden yapılmıştır. Güven olmaz” dedi. Öyle deyince almadım ben de.

SARAY GİBİ EVDE NE KADAR KALABİLECEKLER?

     Kardeşlerim’in yeni sezon ilk bölümünü izledik. İlk yarım saatinden edindiğim izlenime göre, dizi kaldığı yerden devam ediyor. Bu sene de kendini izletecek gibi. Ömer ve kardeşleri lüks bir yaşam sürmeye başlamış. Ömer, kocaman evlerinde parti veriyor. Bakalım o evde ne kadar daha oturmalarına izin verecek senaristler? Dizinin tamamını izlemedim. Belki de dizinin sonunda o evden çıkmış bile olabilirler. Bakalım tekrar- dizideki kötü karakterlerin deyimiyle- o kümese dönecekler mi?

YENİ YENİ 12 DEV ADAMLAR…

     2022 Avrupa Basketbol Şampiyonası A grubu ikinci maçında Bulgaristan’ı yendi milli takım. Milli takımda yeni yeni isimler var. Daha ilk defa duyduğum. Yetenekliler hepsi de. İlk iki çeyrekte çok zorlandık. Adamların attığı her üçlük giriyor neredeyse. “Biz bunlara yeniliriz aga” dedim. Ama üçüncü ve dördüncü çeyrekte iyi savunma ile Bulgaristan’ı yenmeyi başardık. Bugün de, ev sahiplerinden Gürcistan ile oynayacakmışız. Salon tıka basa dolu olacak. Bu maç kaçmaz dostlar.

TARİHİ ESERLERE RESTORASYON YAPMAYIN LÜTFEN…

     Kız Kulesi’ni çaldılar mı? Kız Kulesi’nin, kule kısmına ne yaptınız? Yine bir restorasyon durumu. Yine bir facia olmaz umarım. Restorasyon yapıyoruz diye kuleyi bezle örtmüşler. Ama bezden karşıdan geçen gemi gözüküyor. Kule kısmını tamamen yıktılar mı ne yaptılar? “Bu zamana kadar iyi ki bu eserlere bir şeyler yapıp, hakkından gelmemişiz” derdim hep. Galiba bu sefer hakkından gelmişiz güzel yapının. O kadar moralim bozuldu ki. Ne olur artık bir şey yapmayın. Dokunmayın. Yıkılırsa kendi yıkılsın.

 

Seçmece hikayeler bana göre değil...

     Daha önce Rıfat Ilgaz’ın hikaye kitabını almıştım. Onu okurken hiç sıkılmamıştım mesela. Onun hikayelerinin hepsi güzel olmasa da istediğim tarzda hikayelerdi. Ama ne zaman hikaye antolojisi kitabını aldım, işte o zaman işler ters gitmeye başladı. Hikaye okumaktan tamamen kopmamaya karar verdim. Bundan sonra hikaye kitabı alırsam bir yazarın hikaye kitabını alacağım. Seçmece hikayeler bana göre değil, en azından bunu anlamış oldum.

    

    

Orhan Kemal'in, beni çok etkileyen hikayesi...

     Orhan Kemal’in, “Önce Ekmek” hikayesi beni çok etkiledi.

KEDİ SAHİPLENMEDEN ÖNCE, KEDİ SAHİPLENDİKTEN SONRA…

     Kedi sahiplenene kadar benim için kedilerin, diğer hayvanlardan herhangi bir farkları yoktu. Ama kedi sahiplendikten sonra kedilerin ayrı bir dünya olduğunu anladım. Ayrıca bir hayvan sahiplenince de tüm hayvanlara sevecenlikle yaklaşıyorsunuz.

MOTORSUZ TEKNE Mİ SATILIR?

     A101 tekne satarak müşteri profilini değiştiriyor mu nedir? Ama tekne satışında pek de ufak olmayan bir detay var. 80 bin liralık fiyata teknenin motoru dahil değil. Motor için ayrıca paraya veriyorsunuz.

BUNA EMİN MİSİN WEBTEKNO?

     Webtekno, tutmuş A101’de satılan tekne ile denize açılmış ve bununla ilgili bir video çekmiş. Aga bu tekne işi ne ses getirdi ya.

ÇEKİM YASASI MI, YAN GELİP YATMA YASASI MI?

     Çekim yasası deyince, sadece olumlu düşünerek ve hiçbir şey yapmayarak hedeflere ulaşma düşünülmüyor herhalde. Dua edip sınava çalışmamaya benzer böyle bir şey. Hiç çalışmadan olur mu?

SONRADAN AÇILAN DİSNEY PLUS…

     Disney Plus abone sayısında Netflix’i geçmiş. Disney Plus’ın içeriği Netflix’i geçecek kadar çok ve kaliteli mi ya?

MATEMATİKTEN KORKAN NESİLLER…

     Matematik korkan nesiller yetişiyor bu ülkede. Bizim zamanımızda korkuyorduk. Acaba hala öğrenciler korkuyor mu matemetikten?

OYUNCULUĞU YAPABİLDİ Mİ ACABA?

     Aleyna Tilki’nin, Exxen’de, “Bu Benim Masalım” diye bir dizisi vardı. Hiç izlemedim o diziyi. Acaba oyunculuğun hakkından gelebilmiş mi?