Kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #88: Bu yazı nasıl başladı, nereye gitti?

Saat 22.02 geçiyor. Ben bilgisayarımın karşısına geçmiş bu yazımı yazıyorum. Yanımda da çayım var. Dışarda da kar. Bir parmak kadar. Nerede eskisi gibi dizlere kadar yağan karlar. Yok efendim yok. Eskiler başkaydı. Eskiden yapay zeka mı vardı efendim? Herkesin zekası kendineydi. Herkesin, kendine yetecek kadar zekası vardı. Bir de keleş oğlan vardı ki sormayın. Keleş oğlan kim mi? Kim olacak yahu, Keloğlan. Çok akıllıydı ve sivri zekalıydı. Bakın o zamanlar sivri zeka varmış işte. Her şey yapay zeka ile başlamadı yani. Bir de Nasreddin Hoca vardı. Verdiği cevaplar karşısında millet, öylece kalırdı. Ne diyeceğini bilemezdi. Hazır cevaptı rahmetli. Bu yazı nasıl başladı, nereye gitti böyle? Bu akşamlık da böyle bir yazı olsun o halde.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #87: Yapay zekaya göre ben kimim? Posterimi yaptı.    

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #89: Geceden çalmaya çalışırken...

Kar tanelerinin hissettirdikleri...

     İşyerinde içerisi sıcak olunca, camı açtılar. Benim arkam cama dönüktü. Baktım yanımdakiler, kardan falan bahsediyorlar. Hemen kafamı çevirdim, “Aaa kar yağıyor” dedim. Hem de pala pala cinsinden. Kaç günden beri televizyonların bahsettiği kar, sonunda gelmişti. Bu arada bu kar, yılın ilk karı. Aslında daha önce her tarafı bembeyaz görmeliydik ama, şu küresel ısınma falan, mevsimler değişti. Artık neyin ne zaman olacağını kestiremiyor insan. Doğru dürüst kar yağmadan, kış geçebiliyor ya da doğru dürüst sıcak olmadan da yaz. Haziran ayında soba mı yakılır ya. Gerisini siz düşünün. Ama kar yağması, bir yandan da iyi oldu, soğuk kırıldı. Dün ne soğuktu öyle. 

kar, çocuk olmak, yılın ilk karı, yaşadıklarım
Kar, ne güzel de yağıyorsun

                                                SOKAK LAMBASI VE KAR
     Servisten indim, eve gidiyorum. Kar yağmaya devam ediyor. Sokaklar bomboş. Yerler daha yeni yeni kapanıyor. Yine sokak lambaları sarı sarı yanıyorlar. Onlara kar taneleri eşlik ediyor. Nedense bu görüntü bana hep aşkı, sevdayı anlatır. Daha çok da mecburen ayrılmış, kavuşamamış sevgilileri. Benden önce o sokaktan biri geçmiş. Ayakkabı izleri daha yeni yeni kapanıyor karla. Bende yürürken arkama baktım, bıraktığım izlere. Özlemişim karda yürümeyi. Ardımda ayakkabı izlerimi bırakmayı. Eve geldim. Bizimkiler, “Karı da beraber getirdin” dediler. Şu an kar yağışı devam ediyor. Çatılar az biraz doldu. Ama sabaha kadar her tarafı doldurur mu, bilinmez. Şimdilik yavaş bir tempoda yağıyor.
                                         ÇOCUK OLACAKSIN ŞİMDİ ÇOCUK
     Yağan karı izlemek, huzur veriyor insana. Bu yazıyı yazarken, bir yandan da müzik dinliyorum. Hele birde slov şarkılar çıkınca, eski anılarım depreşiyor. Karla ilgili güzel anılarım geliyor aklıma. Ve karla ilgili yazdığım bu yazının, kim bilir kaçıncı yazı olduğu. Yaşamanın güzel yanlarından biri de bu. Kar yağıyor diye sevinmek. İlkbahar geldi diye sevinmek. Yaz geldi diye mutlu olmak. Sonbahar, hüzün ayı olmasına rağmen, onu bile yaşamayı istemek, özlemek ve yaşamak. Bilmiyorum, yetişkin olarak yağan bu karın tadını ne kadar çıkarabiliyoruz. Çocuk olmak lazım ya çocuk. Kar yağıyor diye havalara uçmak ve gözlerin parlaması. Anne, babaya, dedeye herkese, “Yarın kar topu oynayacağız tamam mı?” demek.

Mutluluk...

            Gözlerini açtı. Birden üşüdüğünü hissetti. Yorgana daha sıkı sarıldı. Gözlerini kapattı. Bu sayede sanki ısınmaya konsantre oluyordu. “Hava da ne soğuk böyle”dedi. Sağ tarafına dönük yatıyordu. Sırt üstü döndü. Artık bir kere uyanmıştı. Daha uyuyamazdı. Gözlerini tekrar açtı. Gözlerini tavana dikmiş bakıyordu. Birden Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bir şiirini hatırladı.

            O şiirde de anlatılan kişi,tavana bakıp ayrıldığı sevgilisini düşünüyordu. Gerçi onun sevgilisinden ayrıldığı bir yıldan fazla olmuştu. Eskisi kadar olmasa da hala onu düşünüyordu. Bunları düşünüp bir süre tavana bakıp durdu. Sonra kafasını pencere tarafına çevirdi. Dışarıda kar yağıyordu. O kadar şiddetli değildi ama. Hani derler ya, “Lapa lapa”diye. O şekilde değildi bu kar yağışı. Yavaş bir tempo tutturmuştu kendine.
            “Kar yağışı izlemek ne güzel” dedi içinden. Evlerinin yanında küçük bir bahçeleri vardı. O bahçede de bir ağaç. Dut ağacı. Yaz ayı en büyük keyiflerinden biriydi. Ağaçtan dutları alıp alıp ağzına atmak. Ağaç,evlerine o kadar yakındı ki. Ağacın dalları balkonlarına kadar geliyordu.
            Balkonlarında yaz ayları hem oturuyorlar hem de dallardan dut topluyorlardı. “Herhalde doğayla iç içe olmak bu olsa gerek” diye düşündü. İşte o dut ağacı şimdi karlar altındaydı. Ağacın bazı dallarında karlar çokca birikmişken, bazılarında ise bir çizgi halini almışlardı. Bir yandan hafif hafif yağan kar, bir yandan da ağacın o karla bütünleşmiş hali. Tam kartpostallık bir görüntü oluşturmuşlardı. “Belki de mutluluk yaşadığım bu andır” dedi.

Foto kaynak:http://www.sitebuilderreport.com/stock-up#q=man&page=2

            
Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com.tr

Yılın ilk karı sonunda geldi...

        Kaç günden beri,”Gelecek” dedikleri kar sonunda geldi.Sabah uyandığımızda kiremitler tamamıyla olmasa da beyaza boyanmıştı.Daha önceki yıllarda olsa şimdiye kadar çoktan kar yağmış olurdu.Ama son yıllarda küresel ısınmadan olsa gerek mevsimler birbirine girdi.Kışın ortasında sıcaktan yanabiliyoruz ya da haziran ortasında donabiliyoruz.Lise zamanında 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramına hazırlanırken daha o zamandan sıcaklar yakmaya başlardı bizi.
        Geçen sene temmuz ayına kadar doğru dürüst sıcak çıkmadı bile.Haziran ortasında insan üşür mü?Üşüdük.İşte bu,mevsimlerin nereden nereye geldiğinin göstergesidir.Kendi elimizle dünyanın sonunu getireceğiz herhalde.Kar,Bolu Dağı’na kadar geliyordu ama bir türlü aşağıya inmiyordu.Haberlerden hep duyuyorduk,”Bolu Dağı’nda kar başladı”diye.Biz de Düzce’liler olarak,”Eli kulağındadır.Bugün yarın bize de uğrar”diyorduk.Ama yok gelmedi.Sonunda bu sabah yılın ilk karı,”Merhaba”dedi.
       Kar gelince bir de,”Soğuk hafifler”derler.Yok,ne hafiflemesi.Dışarısı donuyor.Bir ara dışarıya çıktım ellerim dondu.Ama yerleri çok hafif kar kaplamış.Öyle kar topu yapılacak bir kar yoktu yani.Şu anda yağmaya devam ediyor.Yarın sabaha kadar herhalde kar her yeri doldurur.Kar öyle doldurmalı ki.Adeta kar topu oynamaya çağırmalı sizi.


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com