Kayıtlar

Ocak, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Her Blogger'ın okuması gereken bir kitap: Martin Eden...

Resim
      Martin Eden kitabını okumaya başladığımda bu kitapla ilgili bloğumda böyle bir başlık ile bu kitabı tanıtacağımı bilmiyordum. İlk başlarda sarmadı beni. İlerleyen sayfalarda daha bir zevk aldım. Gerçi bu duruma her gün kitabı parça parça okumam da neden olmuş olabilir. “Parça parça okunmayacakta nasıl okunacak ki bir kitap zaten?” diye sorabilirsiniz.  foto kaynak: unsplash.com      Bazıları günlük 50 sayfa 100 sayfa okurlar. Ben ise günde 10 ya da 20 sayfa okudum. Bu da anlatılanla aramda bir bağ kurmamı engellemiş olabilir. Neyse, öyle ya da böyle sonunda bitirdim kitabı. Bu kitap her Blogger’ın okuması gereken bir kitap . Çünkü Martin Eden hayatını yazmaya adıyor. Ve tamamen geçimini yazarlıktan sağlamayı düşünüyor.       Bu uğurda neler yaşıyor, neler kaybediyor? Ve sonunda hedefine ulaşıyor mu? Cevabı kitapta. Bir ara kitabı okurken, “Bu kitapta anlatılan benim” dedim. Sizde bakalım öyle diyecek misiniz?

1999 yılında yazılmış bir blog yazısını okumak...

Resim
     21 Ocak 2020 Salı. Neden bu şekilde tarih atarak başladım bu yazıya. Dün internette bloglarla ilgili araştırma yaparken bir blog yazısı ile karşılaştım. Bir günlük yazısı. 1999 yılında yazılmış. Tam 21 yıl önce. O kişi de yazısına o günün tarihini atarak başlamış. Ne tuhaf değil mi? Belki o yazıyı yazan kişi hayatta bile değil şu an.  foto kaynak: unsplash.com      Ve ben okuyorum o yazıyı. Kim bilir belki bundan yıllar yıllar sonra yazdığım bu yazıyı da bir başkası okuyup, aynı benim düşündüğüm şeyleri düşünüp, hissettiklerimi hissedecek. Fazla nostaljik mi davranıyorum sizce? Bilmem kaç yıllar sonra bir başkasının hislerine tanık olmak, o hisleri benim de yaşamam ilginç geliyor bana.

Hafta içi hayata dahil değil mi?

Resim
     Yeni bir haftaya başlıyoruz. Çoğunluğumuzda moraller bozuk. Daha hafta sonuna 5 gün var. Her hafta aynı şey değil mi? Ama elbette yine Cuma gelecek. Yine hafta sonu olacak. Gelmez denen kaç gün gelmedi mi? Bazı şeyleri kaçırıyoruz gibime geliyor. Cumaları beklerken, hafta sonlarını beklerken. Hani derler ya. Kendinizi hedefe odaklamayın. O hedefe giderken aldığınız yol da hedefe dahildir.  foto kaynak: unsplash.com      Sanki hayat bizim için sadece hafta sonundan, daha doğrusu tatillerden ibaret. Peki hafta içi? Öfleye pöfleye geçirdiğimiz hafta içi ne olacak? Onu hayatımızdan saymayacak mıyız? Hayatı kaçırıyoruz dostlar. Bu kaçırdığımız günleri hayatımıza nasıl dahil edeceğiz? Kandırmayalım kendimizi. Sevdiğimiz işi yapamıyoruz işte. En azından şimdilik. O zaman ne yapmamız gerekiyor? Bunun bir yolu var mı?

Bloggerların ilk yazıları- Rehitu blog...

Resim
      Bloggerların ilk yazıları diye bir arama terimi var Google’da. Ama bunu yazıp arattığınızda çıkan sonuçların bununla hiç alakası yok. İlk blog yazısının nasıl olması gerektiği, yeni blog açacaklara tavsiyeler gibi yazılar var.       Bu aradığımız terime en yakın Türkiye’nin ilk blogları var. İlk yazıları içinde, ayrı ayrı bloglara girip çıkmanız lazım.       Madem böyle bir başlık var. Bu başlığın hakkının verilmesi gerektiğini düşündüm. Ve benim takip ettiğim, daha doğrusu blog yazmaya başladığımdan beri benimle beraber yazmaya devam eden blogların ilk yazılarını paylaşmak istedim.       Popüler olanlardan da paylaştıklarım olacak tabi ki. Ama öncelik benim takip ettiğim bloglar. Yani benim takip ettiklerim arasından popüler olan bloglar.      Bu serinin ilk konuğu Rehitu olacak. Yani Recep Hilmi Tufan abim. Rehitu, isminin kısaltması. Akılda kalıcı bir blog ismi. Aslında çok eski bloggerlardan kendisi.       Ama zamanında açtığı bloğu kapatmış. Za

Çocukluğumun güzel anılarından: Takvim yapraklarını koparmak...

Resim
     Dedemlerde geçen çocukluğumu özledim . O zamanlar TRT 1’de müzik koroları olurdu. Dedemler onları dinlerdi. O zamanlardan bir kulak aşinalığım vardır. Ne zaman bir korodan müzik dinlesem o günlere giderim. O günlerde yapmayı sevdiğim en güzel şeylerden biri de takvim yapraklarını koparmaktı gün gün. Her gün bi hevesle koparırdım o takvim yapraklarını.  foto kaynak: sahafvekitap.com      Günün sözüne bakardım. Tarihte bugün ne olduğuna bakardım. Sonra arkasındaki günlük bilgilere. Kimi zaman bir fıkra olurdu, kimi zaman dini bir hikaye, kimi zaman tarihi bir şahsiyetimizi anlatırdı. Büyük zevk alırdım o takvim yaprakları okumalarından. Ve tabi ki takvimin olmazsa olmazları. Günün yemekleri, erkek ve kız çocuklarına isimler. Ahh nerede o güzel günler.

Beni benden daha iyi anlatan blog yazısı Duo Diyet'ten...

Resim
     Beni benden daha iyi anlatan bir blog yazısı. Bunu laf olsun diye söylemiyorum. Gerçekten öyle. Duo Diyet ’in benim bloğumu tanıttığı yazısından bahsediyorum. Çok fazla, önüne gelen her bloğu tanıtmaz kendisi. O yüzden tanıttığı bloglar arasında yer almaktan mutluluk duyuyorum. Radarımdaki blog diye bir kategori yapmış. Orada takip ettiği blogları ayrıntılı bir şekilde tanıtıyor.       Bugün benim hakkımda yazdıklarını tekrar okudum. O kadar mutlu oldum ki. O kadar güzel şeyler yazmış ki. İnsan arada sırada böyle güzel şeyler okumak istiyor kendisi hakkında. Ben kendimi anlatmaya çalışsam bu kadar güzel anlatamazdım. Bu yazı o kadar iyi anlatmış ki beni. Bloğumla ilk defa tanışanlar, bloğumdan önce bu yazıyı okumalılar bence. O kadar iddialıyım. Duo ’ya tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Ve öve öve bitiremediğim bu yazıyı okumanız için şuraya bırakıyorum.

Niye kelime hazinem genişlemiyor benim?

Resim
     Kitap okuyorum, köşe yazısı okuyorum, blog yazısı okuyorum . Ama tüm bu okumalarıma rağmen, sanki kelime hazinem hiç genişlemiyor gibi geliyor bana. Sanki hep yerimde sayıyorum. Hep aynı kelimelerle yazıyorum. Sanki konuşma dilindeki gibi belli kelimeler arasında yazıp duruyorum. Kitap okuyorum dedim ama. Öyle ahım şahım bir okuma değil benimkisi.  foto kaynak: unsplash.com      Genelde ben bir kitabı 15 günde bitirir, sonra bir 15 gün ara verir, sonra yeni bir kitaba başlarım. Bu ara verme işinin bazen bir aydan fazla sürdüğü bile olur. Köşe yazılarını ve blog yazılarını daha fazla okurum. Merak ediyorum, okuduğum bu köşe yazılarının ve blog yazılarının kelime hazinemi geliştirmeme hiç mi etkisi olmuyor?

Evde vakit geçirmeyi seven biri daha...

Resim
      Evde vakit geçirmeyi benim kadar seven başka biri daha olamaz diye düşünürdüm. Ama öyle değilmiş. Evde zaman geçirme konusu açıldı geçenlerde iş yerinde. “Beni evin bir yerine bırak. Yarın gel bak, bıraktığın yerde beni bulursun” dedi Anıl. Eve olan bağımlılığını bu kadar net açıklayan birini gördüğüm için şaşırdım, bir. Birde Anıl’dan bu açıklamayı beklemezdim.  foto kaynak: unsplash.com      Bizim eski basketçi ve eski İstanbul’lu arkadaşımın daha çok gezmekten hoşlanacağını düşünmüştüm hep, bu da iki. Ben evde kaldığımda sıkılmam. Kitap okurum, bloğa yazı yazarım , Youtube’dan takip ettiğim kanalların son videolarını izlerim. İlla yapacak bir şeyler bulurum yani. Aslında çocukken akşamlara kadar gezerdim. Ama şimdilerde evde vakit geçirmeyi daha çok seviyorum.

Kendimize hayır diyebiliyor muyuz?

Resim
      Kişisel gelişimciler hep söylerler. İnstagram’da da günde bilmem kaç defa görürüz? “Hayır” deyin derler. Tamam, başkalarına hayır diyelim de. Peki insan kendisine de hayır diyebilir mi ? Bir an düşündüm. Başkasına hayır demek, kendime hayır demekten daha kolay geldi. Mesela ekmek. Ekmek yemeyi minumuma düşüreceğim diye ne zamandır bir düşüncem var. Ama bir türlü bunu gerçekleştiremedim. Çünkü kendime hayır diyemiyorum.  foto kaynak: unsplash.com      Yiyecekten örnek verdim. Çünkü hemen aklımıza gelen şeyler onlar oluyor. Bu işi yemekten alıp ruhsal olarak da örnekler verebiliriz. Her insanın ruhunda da düzeltmek istediği şeyler vardır. Hepsi kendine özel. Peki, o ruh ve düşünce dünyamızdaki istemediğimiz şeylere ne kadar hayır diyebiliyoruz. İşin özü: İş sadece başkalarına hayır demekle bitmiyor. Birde kendimize hayır demek var.

Piri Reis'in dünya haritasında Deccal'in yaşadığı ada gösteriliyor mu?

Resim
      Piri Reis ’in dünya haritasında Deccal ’in yaşadığı ada gösteriliyor mu? Öncelikle bu haritanın nasıl çizildiği konusunda birkaç şey söyleyeyim: İnanması güç olsa da değişik fikirler var. Bu denli kapsamlı bir haritayı çizmek için ancak uzaylıların yardımıyla olacağını söyleyenler var. Bunun dışında başka bir iddia ise: Astral seyahat yaparak ancak bu haritayı çizebileceği. Peki kendisi ne diyor bu konuda?  foto kaynak: twitter.com      Denizlerin ve hayvanların dile gelip ona yardım etmeleriyle çizdiğini söylüyor. Deccal meselesine girersek. Fotoğrafta gördüğünüz kırmızı saçlı adam Deccal mi ? Bu adamın üzerindeki Arapça ifade de, “Bu canavarın yedi karış boyu vardır. Gözlerinin aralığı bir karıştır” yazıyor. Hemen onun üzerinde ise kırmızı bir ada var. Yoksa Deccal şu an o adada mı? Bu sorular hala gizemini koruyor.

Beyaz Show'un ilk programının konukları kimdi?

Resim
      Beyaz Show’un ilk programının konukları kimdi? Şu aralar Beyazıt Öztürk, Beyaz Show’a ara vermiş olsa da merak edilen konulardan biri de programın ilk konukları. İlk konuklarını ben daha önceden de biliyordum. Bir aralar Beyaz Show bittikten sonra eski programlardan bir kolaj koyuyorlardı. Orada görmüştüm ilk konuklarının Hande Ataizi ve Okan Bayülgen olduğunu.  foto kaynak: milliyet.com.tr      Bu arada Okan Bayülgen o zamanlar Atv’deymiş. Şimdilerde bu kanal ve ismin bir araya gelmesi imkansız gibi. İşte o zamanlar Atv’de, efsane olduğu söylenen Gece Kuşu programını sunuyormuş. O günlerde Hande Ataizi neden ilk konuk olarak seçilmiş hiçbir fikrim yok. Son bir not: Beyaz Show sadece bir süreliğine Star’a geçip sonra tekrar kanal D’ye gelmiştir.

İphone 6s telefonumu niye her gün şarj etmek zorunda kalıyorum?

Resim
foto kaynak: unsplash.com      Telefondan anlayan arkadaşlarım Mustafa ve Tolga’ya sordum. “Her gün İphone 6s telefonumu şarj etmek zorunda kalıyorum. Neden böyle?” diye. İkisi de ayarlar kısmından bir yere girdiler. “Batarya %80’e yaklaşmış” dediler. “Yani, ne demek?” diye sorduğumda, “Senin batarya bitmiş. Yeni bir batarya almam lazım” dediler. Birde bu çıktı şimdi. “Orijinal batarya mı alayım yoksa ucuz batarya mı?” Kafamda yine deli sorular yine.

Nasıl buyurmuş Zerdüşt anlamadım...

Resim
foto kaynak: unsplash.com       Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabını okudum. Ama tamamını değil. Sadece bir kısmını. Yazdıklarını anlamadım çünkü. Bir süre sonra da sıkıldım ve bıraktım. Aslında ben felsefeyi seven bir insanımdır. Kitabı anlamamamda kitabın çevirisinin de etkili olabileceğini düşünüyorum. Bir arkadaşım, “ İş Bankası yayınları mıydı okuduğun kitap?” diye sordu. Hayır cevabım üzerine birde İş Bankası yayınlarından okuma kararı verdim.

Ben artık oynamak istemiyorum...

Resim
     Eskilerden bir diziye denk geliyorum. “İmkanım olsa da televizyonun içine girip, o sokağa geçebilsem. Oradan da doğru bizim eve. Daha küçük yaşlardaki Cem’e.  Foto kaynak: unsplash.com      İşinin gücünün sabahtan akşama top oynamak olan o çocuğa. O güzel günlere. Büyümek büyük sorumluluk . Her şeyi yüklenmek demek. An geliyor, “Ben oynamak istemiyorum ya. Çalışmak falan istemiyorum” deyip bırakasım geliyor.

8 Ocak 2020 Çarşamba gündemi...

Resim
     TürkAkım doğalgaz boru hattı açıldı.      Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüştü. Bu görüşme sonucunda 12 Ocak’tan itibaren Libya için ateşkes çağrısında bulunacakları açıklandı. foto kaynak: ntv.com.tr      İran, ABD’nin Irak’taki iki üssünü vurdu.      ABD Başkanı Trump, İran’ın yaptığı saldırılarda hiçbir Amerikan askerinin zarar görmediğini söyledi.      Avustralya’daki yangınların dumanları Brezilya’ya ulaştı.

Hedeflediğin şeyi gerçekten yapmak istiyor musun?

Resim
     Bazen hedeflediğim şeyleri düşünüyorum da, “Gerçekten bunu yapmak istiyor muyum?” diye soruyorum kendime. Bazı hedeflerimi gerçekten yapmak istemiyormuşum. Sadece hedeflemişim.  foto kaynak: unsplash.com      Hedeflediğim şeyin kendime yararı olacağı konusunda kendimi ikna edememişken, o hedefe nasıl ulaşırdım ki? Başarı üzerine konuşulan bir yerde de tam da bu yazdığım şey konuşuldu. “O şeyi gerçekten yapmak istiyor musun ?” diye sorun kendinize diyordu. Artık bir şeyi hedeflerken bunu göz önünde tutuyorum.

7.01.2020 gündemi...

Resim
     Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin , İstanbul’a geldi. Yarın Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak Türk Akım doğal gaz boru hattının açılış törenine katılacak.      Pegasus Havayolları’na ait uçağın pistten çıkması nedeniyle Sabiha Gökçen ’de durdurulan uçuşlar yarın sabah 06:00’da tekrar başlayacak. foto kaynak: hurriyet.com.tr      SpaceX yörüngeye 60 internet uydusu gönderdi.      Avustralya’daki yangında kül olan alanlar 10 milyon hektara yaklaştı.

6.01.2020 gündemi...

Resim
      Dünya diken üstünde. İran ve Amerika her an savaşmaya başlayabilirler. Ama ben buna inanmıyorum. Her zaman birbirlerine rajon yaparlar ama bu savaş aşamasına gelmez.      Bizde ise Libya tezkeresi meclisten geçti. Askerimiz oralara gidecek. Allah yardımcıları olsun. foto kaynak: mynet.com      Avustralya’daki orman yangını uzaydan görüntülendi. Yangından kurtarılan hayvanların görüntüleri içleri burktu.      Kanal İstanbul güzergahı havadan görüntülendi.      MİT, yeni binasına kavuştu.     

Yeni polisiye dizi Alef, Blu TV'de başlıyor...

Resim
foto kaynak: hurriyet.com.tr       Blu Tv ’de yeni bir polisiye dizi başlıyor. Adı: Alef . Başrollerinde Kenan İmirzalıoğlu, Ahmet Mümtaz Taylan ve Melisa Sözen oynuyor. Polisiye dizileri her zaman sevmişimdir. Merakla bekliyorum bu diziyi. Bu arada Kenan İmirzalıoğlu, Kim Milyoner Olmak İster’den ne ara vakit buldu da bu diziyi çekti merak ettim. Çünkü bir önceki sunucu Murat Yıldırım yeni başlayacak dizisi Ramo için programı bırakmıştı.

Arkadaşlık mimi- 2020...

Resim
Sezyum beni mimlemiş. Arkadaşlık mimi bu sefer ki. Kendisine çok teşekkür edip hemen sorulara geçelim o zaman. *Çevresi geniş biri misindir? Çevrem geniş değildir. Ama sağlam dostluklarım vardır. *Kolay arkadaş edinebilir misin, yakın arkadaş eşiğinden geçmesi için kafanda belli bir olgu var mıdır? Hemen muhabbete geçerim. Ama sonrası o kişinin konuşması ve davranışlarına bağlıdır. *Arkadaşların seni nasıl tanımlar, taktıkları bir lakap oldu mu?   Samimi biri derler. Bana NT derler. Sadece iş arkadaşlarım NT derler bana. Çağrı merkezi terimlerinden biridir NT. Foto kaynak: unsplash.com *En yakın arkadaşınla ne sıklıkla görüşürsünüz ve buluştuğunuzda neler yapmaktan hoşlanırsınız? İş güçten dolayı ayda bir veya daha fazla. Genelde hayatın nasıl geçtiğinden ve gelecekte neler yapmak istediklerimizden konuşuruz. *Senden farklı siyasi görüşe sahip yakın arkadaşın var mı? Olmaz mı. Ya o konulara hiç girmiyoruz ya da görüşlerimize saygı duyup dinliyoruz

Göbeklitepe'nin belki de hiç çözülemeyecek gizemi...

Resim
foto kaynak: haberturk.com       Göbeklitepe , bundan 12 bin yıl önce yapılmış bir yapı. Tam olarak ne amaçla kullanıldığı belli değil. Kimisi mabet diyor kimisi pazar yeri. Daha avcı-toplayıcı döneminde olan, o zaman insanın bu yapıyı nasıl yaptığı soru işareti. Bir başka soru işareti ise bu yapıyı neden toprakla tekrar kapattıkları? Yani anlayacağınız neden yapıldığı ve neden üstünün toprakla kapatıldığı muamma. Bunun üzerine tamamen teoriler var. Belki de nedenini hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.

Yabancı bir youtuberın gözünden Enes Batur'un Dolunay şarkısı değerlendirmesi...

Resim
     Yabancı bir youtuber, Enes Batur ’un son şarkısı Dolunay ’ı değerlendirmiş. Bu youtuber, Enes Batur’u uzun süredir takip ediyormuş. Daha önce çıkardığı şarkıları da dinlemiş. Değerlendirmesi onun için daha değerli. Ses açısından kendini çok geliştirdiğini söylüyor. Klibi ise çok beğendi. Tıpkı benim gibi bir film sahnesi gibi bir klip olduğunu söyledi. Hatta daha da ileriye giderek, “Sanki Game of Thrones’tan bir sahne gibi” dedi.  foto kaynak: acunn.com      Ve son olarak da- bence en bombası- Enes Batur da dahil olmak üzere Türk youtuberların görüntü kalitesine çok önem verdiklerini söyledi. Bu klibinde görüntü kalitesi bakımından çok çok iyi olduğunu söyledi. Yabancı birinin gözünden bunları duyunca, kendi kendimize ne kadar da acımasız olduğumuzu düşündüm. Millet olarak birbirimizi aşağı çekmek için yapmadığımız şey yok. Siz ne dersiniz?

Çiftli sayıları seviyorum o zaman 2020 güzel mi geçecek?

Resim
foto kaynak: unsplash.com       Tekli sayıları sevmem. Hep çiftli sayıları sevmişimdir. İş yerinde molaya çıkarken bile saatin çift haneye gelmesine dikkat ederim. Mesela 15:57 geçiyorsa, 15:58 olmasını beklerim. Bu hesaba göre 2020’nin benim yılım olması gerekir. Ya 2021 ne olacak o zaman? Bu düşünce biraz aptalca da olsa böyle hissediyorum. Her zaman çift rakamlar tek rakamlardan daha makbul benim için. Sizde de böyle bir durum var mı?

Neden hep gizemli diziler izler olduk?

Resim
foto kaynak: webrazzi.com       Atiye dizisi izleyenler tarafından genelde beğenildi. Sadece bizimkiler değil dünyanın her yerinden insanlar tarafından hem de. İmdb puanı 8. Atiye dizisi ve Netflix ’in diğer dizilerinde de olsun göze çarpan bir şey var. Hep esrarengiz, mistik, paranormal ve bilim kurgu dizilerinin tutması. İnsanlık neden hep gizemin peşinde koşar oldu. Normal, sıradan hikayeler niye sarmaz oldu bizi?

Sadece A planı olan Muharrem İnce...

Resim
      C nn Türk ’te Muharrem İnce konuktu. Neden konuk olduğunu da anlamadım. Kurultay yok, seçim yok. Hiçbir gerekçe yokken çıkarmışlar.  O akşam sorulan soruları muhatabı Ahmet Davutoğlu ya da Ali Babacan olsa anlarım. Sonuçta yeni parti kurdular. Ve bu ülkeyi yönetmeye talipler. foto kaynak: internethaber.com      Gelelim Muharrem İnce ’nin program performansına. Hem kanal İstanbul hem de Libya ile ilgili görüşleri soruldu. Görüşlerini açıkladıktan sonra programa katılan diğer konuklar karşı tezlerini sundular. Bu sunulan karşı tezlere cevap veremedi. Yani sadece A planı var. Bu olmazsa B ya da C planları yok.      Çok hazırlıksız bir görüntü çizdi. Bana hiç güven vermedi. Ben dolu dolu çözümler beklerdim kendisinden. Bir arkadaşa bu programı söyledim. Dün akşam Muharrem İnce vardı dedim. Zamanında onu destekleyen biriydi bu bahsettiğim arkadaşım. “Hani şu seçimden sonra kaçan adam mı?” dedi. O akşam çıkıp açıklama yapmaması bitirmiş onu. Siyasette liderlik onun içi