Kayıtlar

Mayıs, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"Ne olur kanalımı takip edin"...

Resim
     Dün akşam takip ettiğim Youtube kanallarından birinde duydum bu ifadeleri. Videonun sonunda her zamanki klasik takip edin anonsunun dışında farklı bir anons yaptı. “Muhakkak takip edin. Videoları arkadaşlarınıza izlettirin. Beğeni tuşuna basmayı unutmayın. Bazı arkadaşlarınız videoları izlemiyor. Onlara da izlettirin” gibi bir şeyler söyledi.       Sadece bir, “Ne olur takip edin kanalımı” demediği kaldı. Bu kadar düşmeye gerek yok kardeşim. Sen zaten belli bir aboneye gelmişsin. 200 bin küsur abonesi olan bir kişi bu bahsettiğim. Abone sayın gün geçtikçe yükseliyor. Bu şekilde bir şeyler söylemene gerek yok zaten. Böyle yapınca aksine itici oluyorsun farkında değilsin. Hazır senin takipçin de kaçar böyle yaparsan. Benden söylemesi. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/zE3jMxLFCIg

Elif Şafak ve Ayşe Kulin'den hala niye bir açıklama yok?

Resim
           Elif Şafak’ın Mahrem, Ayşe Kulin’in Gece Sesleri kitabında pedofili içeren ifadeler varmış. Bugün gün boyu sosyal medyada ilgili bölümler yayınlanıp durdu. Peki bunca kıyamet koparken bu iki yazardan niye hala bir açıklama gelmez aklım almıyor. Hiç sosyal medyayı takip etmiyorlar mı? Hadi onlar görmediler yakınları, arkadaşları onları uyarmıyor mu? “Türkiye sizi konuşuyor” demiyor mu? Merakla bu iki yazarın ne zaman ve nasıl açıklama yapacaklarını bekliyorum. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/gq5PECP8pHE

Ekrem İmamoğlu böyle yaparsa kazanamaz...

Resim
      Ekrem İmamoğlu ’nun esnafla olan tartışmasını izlemişsindir. Gereksiz yere orada esnafı ikna etmeye çalıştı. Ve yine gereksiz yere kendi de agresifleşmiş oldu. Bunlara gerek yok. Böyle bir şeyle karşılaştığında, “O görüntüleri tekrar izle kardeşim. Ben ne dediğimi bilmez miyim? Bunlar beni karalama kampanyası” deyip, yine esnafın elini sıkıp geçip gidebilirdi.       Zaten onu buralara getiren de bu sakin ve hoşgörülü tavrı. Eğer bu tavırdan saparsa seçimin kaybedeni olur. Evet, şu an üzerinde müthiş bir baskı var. Ama her şeye rağmen bu baskıyı kaldırabilmesi gerekiyor. Bu yaşananlardan ders çıkarıp bir daha aynı tepkiyi vermemesi gerekiyor. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/7RtM37cLJ3c

Efsunvari'den yaz mimi...

Resim
     Efsunvari sayesinde bir yaz mimi ile sizlerleyim. Kendisinin yazısını buradan  okuyabilirsiniz. 1-Yaz mı, kış mı? Her ikisini de ayrı ayrı seviyorum. Yaz ayında kışı, kış ayında yazı özlüyorum. 2-Hayalinizdeki tatil neresi? Neden? Buz gibi suyu olan herhangi bir yer olabilir. Zira Afrika sıcakları kapıda. 3-Tatil hakkında en büyük beklentin ne? Doyasıya dinlenmek. İşle ilgili en ufak bir şey bile duymamak. 4-Sınırsız bir bütçe, sınırsız bir yol masraf hakkı olsaydı elinde… Bunu nasıl kullanırdın? Yanıma en sevdiğim arkadaşlarımı alır, bir plan yapar, gezmedik yer bırakmazdım. 5-Unutamadığınız bir tatil anınız var mı? Sıradışı bir anım olmadı hiç. 6-Yazın yapmaktan en çok zevk aldığınız aktivite nedir? İstediğim saatte uyanmak. Rahat rahat kitaplarımı okumak. Ve tabi rahat rahat blog yazılarımı yazmak. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/k-o9PRL9p4o

Esaretin Bedeli: Bir hapishane ve dostluk filmi...

Resim
      Esaretin Bedeli , bir hapishane filmi. Tecavüze, şiddete hazırlıklı olun. Bunun dışında harika bir dostluk var. Andy ve Redd’in dostluğu. Ve o dostluk filmin sonunda zirveye çıkıyor. Redd’i oynayan Morgan Freeman ’a hayran kaldım. Askerde mesleğin varsa rahat edersin ya. Eğitimden şundan bundan muaf olursun. Bu filmde de Andy, banker olması nedeniyle hapishane müdürünün vergi iadelerini falan yapıyor. Film biraz uzun. 2 saat 20 dakika. Bir ara sıkıldığımı hissettim. Ama sonra film yine hareketlendi. Oradaki dostluk için izlenir bu film.

Nagehan Alçı ne yapmaya çalıştı?

Resim
     Dün akşam Ekrem İmamoğlu Habertürk’teydi. Ona soru soran gazetecilerden biri de Nagehan Alçı ’ydı. Ama öyle abuk sabuk sorular sordu ki. Programın bilmem kaç dakikası onun abuk sabuk sorularına gitti. Ne yaptığını anlayan var mıydı dün akşam? Sanki İmamoğlu belediye başkanlığına değil de cumhurbaşkanlığına aday. Öyle sorular yöneltti. İmamoğlu sizin oyununuza gelmiyorum diyerek sorularına cevap vermedi. Ben Alçı’dan çok yerinde sorular beklerdim halbuki.

Kill Bill filminde kana doyuyorsunuz...

Resim
      Kill Bill filminde ne anlatılıyor diye yorumlara baktım. Uzakdoğu dövüşünün estetik hali yazıyordu. Uzakdoğu dövüşüyse tamam dedim ya. O zaman izlenir. Bir tanesi da çocukluğumun filmi demiş. Bu filmi çocukların hiçbir şekilde izlememesi gerekir. Çocuklar üzerinde çok ters tepebilir. Bunu diyende nasıl izlemiş anlamadım. Çünkü filmde resmen kana doyuyorsunuz. Bol bol kol ve bacak kesme var. Oda yetmezmiş gibi kafa kesme de cabası. Ve kesilen organların yerlerinden de şelale gibi kan fışkırıyor.        Bu ne biçim bir filmdir. İkincisini izlemem. Ama müzikleri harikaydı. Meğer çok beğendiğimiz, orada burada fon müziği olarak kullanılan müzikler bu filme aitmiş. Unutmadan. Bir şey daha. Filmin başlangıcında çocuğun gözü önünde annesi öldürülüyor. Böyle bir şeyin gerçekte olduğunu düşünmek bile çok çok kötü. Film icabı olsa da o kız çocuğuna o sahneyi nasıl açıkladılar? Umarım o sahneyi o kız görmeden ayrı çekmişlerdir. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/_

Atilla Taş'ın, Ekrem İmamoğlu röportajı...

Resim
      Atilla Taş ’ın Youtube kanalı varmış. Son olarak kanalında Ekrem İmamoğlu ’nu konuk almış. Twitter dünyasında kendisini ispatlamıştı. Kanalında nasılmış diye izledim. Baya iyi konuşuyor. Orada da kendini ispatlamış yani. Kanalın genel yapısını inceledim. Düzenli bir video yükleme diye bir şey yok. Son iki haftada yüklemiş en son videolarını. Videoyu ilk izlediğimde abone sayısı 40 binlerdeydi. İmamoğlu röportajından sonra 60 binlere çıkmış.

Haşmet Babaoğlu'nun yazılarını Youtube kanalına tercih ederim...

Resim
     Yıllardan beri takip ettiğim köşe yazarlarından biridir Haşmet Babaoğlu . Yakınlarda kendisi birde Youtube kanalı açtı. Kanalda hayata ve siyasete yönelik görüşlerini anlatıyor. Ben takip ediyorum kendisini. Ama sanki yazılarını okumak kendisini izlemekten daha iyi gibi geldi bana. Yazı tarzına hayranım. Onun gibi yazmak isterim dediğim yazarlardan biridir. Ama aynı zevki kendisini izlerken alamadım.       Ama Yaşamdan Dakikalar ’da izlerken zevk alırdım. Bunun üzerine düşündüm biraz. Belki de sorun sadece kendisinin konuşması. Yanında kendisine eşlik eden birilerinin olmaması. O altın kadro ile ne güzel olurdu sohbetleri. Hıncal Uluç, Sunay Akın, Nebil Özgentürk ve o. Youtube kanalını yine izlemeye devam edeceğim. Ama şimdilik yazılarını, kanalına tercih ettiğimi söylemeliyim. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/VBPzRgd7gfc

Ne olursan ol yine gel sözü Mevlana'nın değil mi?

Resim
      Ne olursan ol yine gel sözünü hepimiz Mevlana’nın söylemiş olduğunu biliriz. Ama durum hiç de öyle değilmiş. Bugün izlediğim Youtube videosunda Murat Bardakçı dile getirdi bunu. Bu sözlerin asıl sahibi, Ebu Said Ebu’l-Hayr adlı başka biri imiş. Bunu öğrendiğimde şok oldum. Halbuki onun bakış açısıyla ne güzel de uyuşuyordu. Ayrıca yine o videoda Mevlana’nın sanki bir düşünür, bir felsefeci gibi yansıtıldığı söyledi.       Namazla hiç ilgisi yokmuş gibi gösteriliyor dedi. Zaman zaman bende bunu düşünmüştüm. Sanki bir Sokrates gibi bir felsefeci gibi görülmeye başlandı. Sema yapan ve hayat üzerinde sözler eden bir düşünür. Ama onu asıl Mevlana yapan İslam dinini yaşaması, onun hayatında yokmuş gibi davranılıyordu. Onun bir meta haline getirildiğini ve tüm dünyaya pazarlanıp üzerinden para kazanıldığını sözlerine ekledi Bardakçı. Sonuna kadar katılıyorum bu tespite. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/G-_L3Eqkqmc

Kerem Alışık mı Vahide Perçin mi büyük?

Resim
         Bir Zamanlar Çukurova dizisine bakarken acaba Kerem Alışık mı yoksa Vahide Perçin mi büyük dedim. Bana göre Vahide Perçin daha büyük gösteriyordu. Meğer işin aslı öyle değilmiş. Kerem Alışık büyükmüş. 58 yaşındaymış. Perçin ise 53 yaşındaymış. Alışık’ın yaşının bu kadar büyük olmasını beklemiyordum. O bile ne kadar yaşlanmış. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/5oLkENeSG4k

İlber Ortaylı'da bir gram ego olmaz mı?

Resim
     Bu ülkede İlber Ortaylı efsanesi var. Sosyal medyada capsleri var bi dünya. Komedi programlarında taklitleri yapılıyor. Küçük-büyük herkes biliyor. Yahu insanda bu kadar popüler olmaktan kaynaklanan bir ego olmaz mı? Bire bir bunu sormak isterdim kendisine. Takip ettiğim kadarıyla hiçbir değişiklik yok kendisinde. Takip ettiğimden beri aynı çizgide.       Sonuçta İlber Ortaylı olmak kolay değil. Bu zamana kadar neler neler görmüştür, neler yaşamıştır? Karakteri böyle sonradan popüler olmalarla falan değişmeyecek şekilde sağlam atılmış. Bu arada yine sosyal medyada üniversitede okurken çekilmiş cübbeli bir fotoğrafı var. Arkasındaki bina tıpkı Harry Potter ’ın okuduğu okula benziyor. Hiç sizin dikkatinizi çekti mi bu fotoğraftaki ayrıntı. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/3mt71MKGjQ0

Cem Seymen iyi hoş da. Törpülemesi gereken bir yönü var...

Resim
     Takip ettiğim Youtube kanallarından olan Pena ’da Cem Seymen konuktu. Adaş olmamızdan dolayı ayrı bir sempatim var kendisine. Programlarını da izlemişliğim vardır. Konuşmalarını, yaklaşımını da beğenirim. Çok az izlenmiş geldi bana video. Videoyu izlediğimde neden az izlendiğini anladım. Videonun bilmem kaç dakikasını bir firmanın yeni fikirler bulmak için yapacağı yarışmaya ayırdı. Bir soru geldi anlattı. Sonra aynı yarışma hakkında tekrar bir soru geldi.       “Bu soruyu az önce cevaplamıştım” diyeceğine başladı tekrar anlatmaya. İyice sıkıldım. Baydı. Çok uzatıyor. Ben daha fazla soru alıp daha fazla düşüncelerinden faydalanmayı beklerken o bir soruda takıldı kaldı. Bende videonun sonuna gelmeden kapattım. Adaşım Cem Seymen ’e naçizane önerim: Çok iyi konuşuyor. Her zaman bilimden, ekonomiden, gelecekten bahsediyor. Çok güzel. Umut veriyor insana. Ama konuşmayı fazla uzatınca izleyici sıkılıyor. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/IkEpl3JkVqU

Okan Bayülgen Uykusuzlar Kulübü hakkında ilk izlenimlerim...

Resim
      Okan Bayülgen Uykusuzlar Kulübü ’nü az önce izledim. Tabi baştan sona değil. 3 saatlik bir programdı. Hafta sonu rahat rahat izlenir. Şöyle insanın bol bol vakti olduğunda. Öncelikle Okan Bayülgen program yapmayı özlemiş. Bizde kendisini özlemişiz. Programın ismi tam yerinde olmuş. Uykusuz insanların durağı olmuştur çünkü hep programları. Dekor çok güzeldi. Eskiyi hatırlatır tarzda.       Program tv100 kanalının stüdyolarından çekilmiyor. Yine Okan’ın sahibi olduğu Dada Salon’dan. Programın tek kötü yanı: İlk hafta programın banttan yayınlanmasıydı. Deneme çekimi gibi düşünmüşler. Bu nedenle seyirci de almamışlar. Seyirci olmayınca gerçekten ölü gibi oluyor program. Meğer seyirci ne kadar önemliymiş. Ne gülünecek yerler vardı halbuki. Seyirci olsa daha da zevki çıkardı. Şimdiden gelecek haftaki programı iple çekiyorum. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/vnIo3jkhZuI

İki yapay zeka konuştu, korkulan oldu....

Resim
      İki yapay zeka konuştu . İki yapay zekayı konuşturan ise dünya sosyal medya devlerinden biri olan Facebook’tu. İlk başta her şey güzel gitti. Karşılıklı bir süre konuştular. Her şey kontrol altındaydı. Bugüne kadar endişelenenler boşuna endişelenmişlerdi galiba. Tüm veriler normaldi. Ama bir zaman sonra bir şey fark ettiler. İki yapay zeki İngilizce dışında başka bir dille konuşmaya başlamışlardı.       Evet, yapay zekalar kendilerine ait bir dil geliştirmişlerdi. Ne konuşuyorlardı? Mühendisler bu duruma bir çözüm bulamadılar. Ve işler kontrolden çıkmasın diye iki yapay zekanın da fişini çektiler. Ve hala iki yapay zekanın bizim anlamadığımız kısımlarında ne konuştukları muamma. Görünene göre endişe duyanlar endişelerinde haksız değillerdi. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/uwcYaGVCdBw

Tigris, eski Ramazanlar diyerek mimlemiş beni...

Resim
     Ramazan ayına özel bir mim olmadan olmazdı değil mi? İşte İstiridye Avcısı böyle düşünerek eski Ramazan’lar mimi başlatmış. Tigris’i mimlemiş. Sağ olsun Tigris de beni mimlemiş. İkisine de teşekkür edip mime başlayalım o zaman. 1-Ramazan’ı bir hediye paketine benzetirsek sizin için nasıl bir hediye paketi olurdu? İçinde sizin için neler olurdu? Ramazan pidesi çıkardı önce. Sonra Ramazan davulcusu. Sonra iftar ve sahur. Ramazan ayına duyulan özlem. Kısacası güzelliklere duyulan özlem olurdu Ramazan paketinde. 2-Ramazan’la ilgili hatırladığınız en net anınız hangisidir? Size kazandırdığı hislerle birlikte anlatır mısınız? Teyzemlerde bir iftar yapmıştık. Kalabalık bir iftar. İftardan sonra bebekler salonun ortasında geziyorlardı. Evde bir şen şakraklık. Bir tepsi dolusu çay gelmişti. Televizyonda ise Yaprak Dökümü vardı. Bir Çarşamba gecesi. Huzurlu bir akşamdı. 3-Çocukluğunuzdaki Ramazan’lar ve şimdiki Ramazan’lar arasındaki en belirgin farklar sizce ne

Hafta sonu planı: Bol bol blog okuyup, Youtube videoları izlemek...

Resim
     Bugün cuma. Yani haftanın son çalışma günü. Benim için gece vardiyasının da son günü. Sonra cumartesi ve pazar tatil. Gece vardiyasında olduğum için takip ettiğim blogları okuyup yorum yapamadım. Ama hafta sonu hepsini telafi edeceğim. Tigris beni mimlemiş. Ramazan mimine. O yazıyı hafta sonuna bıraktım. Şöyle rahat rahat, keyifli keyifli yazarım diye.       Takip ettiğim Youtube kanallarını da izleyemedim. Hafta sonum şimdiden şekillendi. Bol bol blog okuyup yorum yapmak ve Youtube videoları izlemek. Evdeki ilk iftarımı yarın yapacağım kısmetse. Onun da ayrı bir heyecanı var. Gece vardiyasında olduğum için tam Ramazan moduna geçemedim. Sofra başında ezanı beklemek ve iftar programlarını izlemek. Bununla beraber tamam olacak. Herkese iyi hafta sonları şimdiden. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/A65Gqv38pYo

Ramazan ayında uyku...

Resim
      Ramazan ayında uyku daha mı bi güzel sanki? Ramazan başlamadan önce doğru dürüst uyuyamıyordum. Uykumu alamıyordum. Ama şimdi uykumdan memnunum. Ramazan ayına gece vardiyasında başladım. Bu nedenle gece 00:30’da evde oluyorum. Soyun dökün, biraz da internet derken saat oluyor 01:00. Yatıyorum. Saat 02:30’da sahura kaldırıyorlar. Zor kalkıyorum tabi orası ayrı.       04:00 ezan okunuyor. Yine bir internet turu. 04:30’da bir daha yatıyorum. 11:00’de tekrar kalk. Ama uykunun tadını alıyorum. Gündüz vardiyasına geçince nasıl olacak bakalım. Bugün gece vardiyasının 4’üncü günü. Artık yarın son gün. Sonra gündüze döneceğim. Ramazan’da sizin uyku durumunuz nasıl? Birkaç günlük uyku deneyimim bu şekilde benim. Söz sizde. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/KHBvwAnWFmc

İstanbul seçimleri iptal. AKP seçmeni seçimin kaderini belirler mi?

Resim
      İstanbul seçimleri iptal . Şimdi en çok merak edilen bu durumun Dolar’a nasıl yansıyacağı? Şu an itibariyle 6,18 seviyesinde. Saatler 10:12’yi gösteriyor. Seçimleri iptal kararının Dolar’ın artışı yönünde bir harekete neden olacağı zaten öngörülüyordu. Ama bu artış ne kadar olur sorusu üzerinde kafa yoruluyordu. Bunun dışında İstanbul halkı buna nasıl bir tepki verecek?       Her zaman seçmen, hakkı yenenin yanındadır. CHP’lilere göre Ekrem İmamoğlu ’nun hakkı yendi? Peki ya AKP’lilere göre. Seçimin kilit noktası AKP’lilerin bu karara nasıl tepki vereceği. Eğer onlar da İmamoğlu’nun hakkının yendiğini düşünürse ve oylarını buna göre kullanırsa tarihi bir farkla İmamoğlu yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturabilir. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/31-pOduwZGE

Nihat Hatipoğlu'nu dinlerken...

Resim
     Dün gece sahurda Nihat Hatipoğlu ’nu dinliyorum. “Çalmayacaksın, çırpmayacaksın, iftira etmeyeceksin, dedikodu yapmayacaksın” diye sıralayıp duruyordu. “Onlara dikkat eden kalmadı be hocam” dedim. Artık kimseye güvenmiyorum. İnsanların menfaatleri uğruna yapmayacakları şey kalmamış. Öteki tarafı düşünen yok artık. Lafa gelince hemen hemen herkes doğruları söylüyor. Ne olması gerektiğini biliyor.       Hakka ve hukuka uygun olan nedir söylüyor. Ama iş icraata geldiğinde herkes kendine yontuyor keseri. Haklı olan değil güçlü olan kazanıyor. Bu insanların içinde nefes alamaz oluyorum. Menfaatleri uğruna   her şeyi yapan insanları gördükçe midem bulanıyor. Zaman geliyor bu koskoca dünya insana zindan oluyor. Ama tüm bunlara rağmen yaşamaya çalışıyoruz işte. Bu tip insanlardan ve bu tip haberlerden uzak durarak. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/s-oYKvc2qPs

Okan Bayülgen tv 100 kanalı ile tekrar ekranlara dönüyor...

Resim
      Okan Bayülgen tv 100 kanalı ile tekrar ekranlara dönüyormuş. Yine bir ara bilinmedik bir kanalda program yapmıştı. Sonradan o kanala ne oldu bilen yok. Bu sefer ki bir haber kanalı. İki program yapacakmış. Bir tane tartışma programı. Muhabbet Kralı. Bir tane kabare şov programı. Kendi açtığı mekandan yayınlanacakmış program.       Kendisine 2 sene önce önce haksızlık yapıldığını söylüyor. Hani şu Kelebek ödül töreninde. Hiç de haksızlık değildi. Bazen sınırları zorluyor. O dönemde kanal D’de başlayacaktı programa. Ama o yaptığı hareket programın başlamadan bitmesine neden oldu. Ben Okan Bayülgen ’i izlemeyi seviyorum. Ama bazen dediğim gibi sınırlarını bilmiyor. Bunun da bedelini de ödemiş oldu. Artık yeni bir başlangıç zamanı. Bakalım yeni programları nasıl olacak? Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/FbEEWiED3wM

The İt Crowd dizisini izlemeyi bıraktım...

Resim
    200’üncü sayfaya geldim. Daha ancak Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ifadesi yeni geçti kitapta. Hala kitabın ismi niye bu hala anlatmadı kitap. 25 sayfa okuma hedefim devam ediyor. Sadece dün akşam okuyamadım. The İt Crowd dizisini 1.sezon 4’üncü bölümünü izledikten sonra bıraktım. Yabancı dizilerle bir türlü yıldızım barışmıyor. Çok saçma yerleri var. Daha fazla dayanamadım.       Değerli vaktimi bu diziye harcamak istemedim. Ramazanın ilk haftası gece vardiyasındayım. Yani ilk iftarı iş yerinde açacağım. Hafta sonu tatilim. Yarın arkadaşım Yaşar’la buluşma planım var. Ramazandan önce son son bir buluşalım. Ramazanda dolaşmak insanı daha da susatıyor çünkü. Bitirebilsem kitabı bitiririm. Hafta sonu 25 sayfadan fazla okuyabilirim belki. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/ff96HE413W0

Dilber Ay dendiğinde hemen aklıma gelen o video...

Resim
      Dilber Ay hayatını kaybetti. Televizyonda her zaman gördüğümde yüzümde gülümseme belirmiştir. Çok pozitif bir insandı. Konuşması kendine has. Ölüm haberini alınca üzüldüm. Yaş kaç olursa olsun her ölüm erken ölümdür sonuçta. Hemen aklıma o video geldi. Cüneyt Özdemir ’in programına konuk olduğu. Efsane bir video. Aralarında bir yanlış anlaşılma oluyor. Ve o yanlış anlaşılma o videoyu efsane yapıyor.       Kendisi ayrıca Beynelmilel filmiyle Altın Koza Film Festivali’nde, en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü almış. En son İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç’un başrollerini oynadıkları Yol Arkadaşım filminde de araba tamircisi rolünü oynamıştı. Ne ara hayatını kaybetti, ne ara gömüldü. İnsanoğlu işte. Bi varsın bi yoksun. Allah rahmet eylesin. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/RSGb2x2hd-k

Duo Diyet ve Bir Tutam Karınca beni mimlemiş...(Bahar mimi)

Resim
      Duo Diyet ve Bir Tutam Karınca , bahar mimi için mimlemişler beni. İki blog arkadaşıma da çok teşekkür ediyorum. 1)Bahar bir insan olsaydı onunla aranız nasıl olurdu? Şen şakrak ve cıvıl cıvıl olan insanları severim. O yüzden aramız çok iyi olurdu. Daha çok onun peşine takılırdım. Nereye sürüklerse oraya giderdim onunla. 2)Şu ana kadar yaşadığınız hayatın bahar kısmı hangi döneminiz sizce? O dönemde neler yaşadınız? Benim için çocukluğum. Derdimizin sadece oyun oynamak olduğu dönemler. Hepimizin saf ve temiz duygular içinde olduğumuz zamanlar. 3)Bahar bir arkadaşınız olsaydı eğer onun okumaya ihtiyacı olan kitabın ne olduğunu düşünürdünüz? İlber Ortaylı’nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır kitabını önerirdim kendisine. 4)Size baharı anımsatan insanlar var mı çevrenizde, varsa onlar kimler? İş yerinden arkadaşım Tuğba tam bu tanıma uyuyor. 5)Bahar temalı bir yağlı tablo yapmak isterseniz resmin içinde olmazsa olmazım diyeceğiniz ne olurdu? Ağaçlar,

1 Mayıs işçi bayramı kutlu olsun- 2019...

Resim
      1 Mayıs işçi bayramı kutlu olsun. Ben de bir işçiyim, ben de bir emekçiyim. Ama işçi olarak aldığım ücretten memnun değilim. Asgari ücrete çalışıyorum. Asgari ücret 400 lira birden arttığında sevinmiştik. Ama bu artış hiçbir işe yaramadı. Çünkü hayat daha da pahalandı. Patatesin, soğanın durumu ortada. Emeğimin karşılığını tam olarak alamadığımı düşünüyorum.       Ya asgari ücret artmalı ya da ülkede ekonomik sorunlar düzeltilmeli. Ve kıdem tazminatı tartışmaları. Ya artık işçi olarak bizi ön plana alan, bizi koruyan uygulamaların çıkmasını istiyoruz. Bir zamanlar bu ülkede bir işçi kendi işinden ayrıldığı zaman da tazminatını alırmış. Hem işçi hem de işveren içinde orta yol bulunarak, kimsenin su istimal edemeyeceği yeni yöntemler bulunmalı. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/iXV0i4Wo4yc