Okuduğum romanlarda,
kazanan mı anlatılıyor, yoksa kaybeden mi? Bunu hiç takip etmedim. İstatistiğini
de tutmadım. Ama Umberto Eco, bu soruyu sordurmamı sağladı. “Gerçekte
romanlarda kazananlar mı, yoksa kaybedenler mi daha çok başroldeler?” diye
sordum kendime. Hemen, en son okuduğum romana, Elveda Güzel Vatanım’a gittim. Ordaki
baş karakter, Şehsuvar Sami’ydi. Peki, o bir kaybeden miydi? Evet, kaybedendi. Sevdiğinden
ayrılmıştı. Ve uğruna canını ortaya koyduğu örgüt, başarıya ulaşamamıştı. “Yoksa,
yoksa. Edebiyatta çok satan bir kitap yazmanın formülü bu mu? Kaybedeni yazmak
mı?” dedim. Umberto Eco: “Gerçek dediğimiz edebiyat kaybedenleri anlatır”
diyor. Umberto Eco’nun bu sözünden sonra, bunun üzerine yazmak istedim.
KAYBEDENLER BİZDE İŞ YAPAR
Kaybeden hikayelerinin
bizim ülkemizde iş yaptığını söylersek, yanlış söylemiş olmayız herhalde. Dram dizilerinin
zirve yapmasından, olur olmaz programların acitasyon yapmasından, rahatlıkla bu
durumu çıkarabiliriz. Toplum olarak da, kaybedenlere karşı ayrı bir
hassasiyetimiz vardır. Belki de toplumun çoğunluğu olarak, kaybetmemizden ileri
gelebilir mi bu durum? Bu soru da şimdi, şu an geldi aklıma. Roman nedir diye,
şöyle bir kurcalarsak. Toplumda yaşananların yazıya dökülmesidir. Bir yazar
toplumu gözler. Ve toplumda gördüklerini bir kurgu içinde kaleme alır. Bazen de
kurguya gerek kalmaz. Sadece kahramanların isim değişikliği bile yeterli olur. O
zaman şöyle bir kanıya ulaşabilir miyiz? Toplumun çoğunluğunun, kaybedenlerden
mi oluştuğu şeklinde bir soru sormuştuk az önce.
KAYBEDENLER DÖNGÜSÜ
Toplumun kaybedenleri
çok ki. Yazılan romanlarda da, kaybedenler anlatılıyor. Ki, romanlar toplumun
bir yansıması dedik. O zaman buradan, Umberto Eco’nun dediğine çıkabilir miyiz?
O yazının sonunda Umberto Eco’nun, kaybedenler kazananlara göre daha çekici
minvalinde bir sözü de vardı. Buradan şunu da çıkarabiliriz o halde. Okurlar, yazarlardan
kaybedenlerin hikayelerini bekliyor. Bu durum kendi içinde birbirini takip eden,
bir döngü halini almış. Toplumda kaybedenler çok. Yazarlar toplumu gözlüyor. Bu
kaybedenleri yazıyor. Hatta kendi de bir kaybeden olabilir. Ve yine hatta,
kendini yazmış olabilir. Bunun neticesinde kaybedenlerden oluşan bir toplumda,
kaybedenlerin hikayelerini okumak istiyor. İsterseniz, siz de şöyle, son
okuduğunuz kitaplara bir göz gezdirin bakalım. O romanlardaki baş kahramanlar
da, kaybedenlerden mi? Genel olarak bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Foto kaynak:Pixabay.com
Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com
