uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #109: Yağmur, uyku ve bir pazar akşamı

Bugün, yağmurlu bir pazar günüydü. O yüzden evden çıkmak istemedim.

Ama gelecek hafta çıkmayı düşünüyorum. Çünkü ondan sonraki hafta Ramazan geliyor. Ramazan ayında anca iftara çıkılır. Gerçi bu sene iftara gider miyim bilmiyorum.

Geçen senelerde iş yeri olarak iftar yapıyorduk. Ama sonradan o da kalktı.

Belki bizim Yaşar ile iftara gideriz. İftardan sonra bir kafede oturup çay/kahve içmek ve muhabbet etmek acayip sarıyor. Sırf bunun için bile iftara gidilir.

Bu yağmurlu havada yapılacak en güzel şeylerden biri de uyumak. Duş aldıktan sonra yattım uyudum. Kalktım. Yemek ve çay faslı.

Sonra Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izledik.

İş arkadaşlarıyla Whatsapp’tan yazıştık. “Bu hafta biter mi?” diye birbirimize sorduk ve kendimizi avuttuk. Öyle böyle saati 23.38 yaptık.

Bugün yazıma yapılan yorumları daha yayınlayamadım. Yarın tüm bloglara uğrayıp, yazılara yorum yapıp bendeki yorumları öyle yayınlayacağım.

Başka da yazacak bir şey yok galiba. O zaman bu akşamlık da yazıya son noktayı koyalım. Şimdiden herkese iyi haftalar. Haftanın nasıl bittiğini anlamayalım.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #108: Okunmasa da yazmaya devam etmek 

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #110: Yazma hevesi kaçar bazen

Tahammülsüzlük- Kaptan Amerika- Uykuya direnmek...

     Kötü iş günlerinden birini daha geride bıraktım. Çağrı merkezlerinde çalışanlar bilirler. Bazı zamanlar çok tahammülsüz olursunuz. İşte bu tahammülsüzlük çağrı merkezindeki gününüzün zor geçeceğinin habercisidir.

     Akşam kanal D’de İlk Yenilmez: Kaptan Amerika vardı. Sıska çocuğun birden süper kahramana dönüşmesi güzeldi. Sonra gösterilerde boy gösterip durdu. Oralarda sıktı. Filmin sonunda 70 yıl uyuması bombaydı. Diğer filmlerini izlemek için bu filmde gerekli motivasyonu bulduğumu söyleyemem.

tahammülsüzlük

     Uykuya direniyorum, evet. Sabahları zor kalkıyorum, evet. Akşam 22:00’da yatsam uyurum, evet. Ama 22:00’da yatarsam bana günden bir şey kalmayacak ki. 00:52 geçiyor bu satırları yazarken. Uykumu alamama ama yine de erken yatmama, benim hayatımın gerçeği.


Yaşadıklarım kategorisindeki diğer yazılarımı buradan okuyabilirsin.

Sevgili günlük #1...

     Sevgili günlük, ramazan ayı güzel geçiyor. Birde şu uykusuzluk olmasaydı. Akşam yorgun argın işten geliyorum. İftardan sonra üzerime bir ağırlık çöküyor. Yorgunlukla o ağırlık bir birleşince. Kendimi yatağımda, başımı yastığımın üzerinde buluyorum. Sonra gece 01:30’da yeniden kalk. 10 dakika yataktan çıkmak için, kendimle savaşıyorum. Yataktan kalkıp sofraya oturduktan sonra da, uyku sersemliğim bir müddet daha devam ediyor. Sonra sonra uykum açılıyor. 03:20 gibi ezan okunuyor. Sonra bir daha yat, uyumaya çalış. Sabah 07:30’da bir daha kalk. Kalkıyorum ama. Gel de bana sor birde. Hala ilkokula giden çocuklar gibi, “Tatil gelsin, saatlerce uyuyacağım” diyorum. Yorgana sıkı sıkı sarılmış, uyuyan, bizimkileri görünce, “Keşke bende böyle yatabilsem” diyorum.
sevgili günlük, ramazan ayı, uyku, yaşadıklarım
GECE VARDİYASINDA RAMAZAN
     Sevgili günlük… Ramazan ayının ilk haftası, gece vardiyasına denk geldi. Bunun benim için daha iyi olacağını düşünmüştüm ilk başta. Ama işler hiç de düşündüğüm gibi olmadı. İşten gece 00:30 ile 01:00 arasında geliyorum. “Hiç uyumadan sahuru yapar, öyle yatarım” diyordum. Birkaç gece de denedim bunu. Ama perişan oldum. Gece uykusu kadar tatlı bir şey yok. Hani derler ya, “Gündüz ne kadar uyursan uyu, gece uykusunun yerini tutmaz” diye. Öyleymiş. Gece uykusunu transit geçip, sahurdan sonra 04:00’de yatınca, olanlar oldu. Uykumu alamadım, doğru dürüst dinlenemedim. Uykusunu alamamış bir insan kadar çekilmez birisi yoktur. Kendi çekilmezliğimden biliyorum.
BLOG YAZISIZ KALMAMALI
     Sonraki günlerde işten geldikten sonra, en azından 1 saat uyumaya çalıştım. Hiç uyumamaktan iyiydi. O bir saatlik uykunun ardından sahura kalkmak ise, tam bir ölümdü. Öyle böyle ramazan ayını yarıladık, hatta son 10 gününe de girmiş olabiliriz. Bu sene ramazan, hızlı geçiyor benim için. Ne ara bu kadar günü ardımızda bıraktık. Zaten normalde de zaman su gibi akıp geçiyor ya. Ne olduğunu anlayamadan günler bir çırpıda geçip gidiyor. Bu zaman sıkışıklığı arasında hiç bloğa bakamadım. Anca şimdi yazabiliyorum. Bu yazı için bile fedakarlık yapıyorum. Şu anda kafayı yastığa koyar koymaz uyuyabilecek bir durumdayım. Ama bloğumu daha fazla yazısız bırakamazdım. Bir daha ki görüşmemize kadar, kendine iyi bak sevgili günlük.

Bende uyku hastaligi mi var?

    ise gireli neredeyse iki ay olacak. Ama ben hala sabah kalkmaya alisamadim. Hala yataktan dayak yemis gibi kalkiyorum. Sunun caresini bilen varsa soylesin. Resmen is yerinde ayakta uyuyorum. Devamli uykulu bir halim var. Böyle ruh gibi dolasiyorum ortalikta. Yani kendime ogleden sonra baslayan bir is mi bulayim? Boyle bir sey olmayacagina gore,  galiba en iyisi vardiyalı bir ise girmek.
            ERKEN YATAMiYORUM
    "Erken yatmazsan tabi boyle olur?" diyebilirsiniz. Erken yatamiyorum derken, gece 12-1 gibi yatiyorum. Peki ama neden? Mesai oldugunda aksam 22:30'da cikiyorum. 23:00 otobusune biniyorum. Evet, dogru duydunuz. Servisim de yok. Yol da yarim saat. 23:30'da evdeyim. E hemen yatmiyorum tabi. Haberlere bakiyorum. Herhangi bir haber kanalinda. Biraz da izlenecek bi seyler varsa dizi, program gibi onlara bakiyorum. Saat oldu 01:00.
         SABAH TEKRAR 06:15'TE
                         KALK
    Simdi o saatte yatinca sabah nasil dinc kalkabilirim? O yuzden de dayak yemis gibi kalkiyorum iste yataktan. Cok uykucuymusum. Bunu yeni kesfettim. Zaman zaman da,  acaba bende uyku hastaligi mi var diye soruyorum kendime. Gerci bilmiyorum uyku hastaligi diye bir hastalik var mi? Acaba doktora gitmeli miyim? Siz ne diyorsunuz? Yoksa doktor, "Git isine evladim" mi der bana. Derse pis bozulurum. Gelecek gunlerde bir degisme olursa paylasirim. Simdilik saglicakla kalin.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com