Yaşar Kemal şiir yazmayı neden bırakmıştı? Yaşar Kemal, gazeteci Oral Çalışlar’a, “Nazım Hikmet bana ‘Yaşar şiiri bıraktığına üzüldüm, bu zengin dilde büyük şiir yapılabilir’ demişti. Gazeteci Oral Çalışlar da bunun üzerine, “O zaman niye şiir yazmayı bıraktınız?” diye sorunca, Yaşar Kemal, “Nazım’ı okuduktan sonra” demiş ve devam etmiş, “Nazım beni çarpmış, büyülemişti, onu okuduktan sonra şiir yazmamaya karar verdim. Ondan sonra şiir yazmak içimden gelmedi.”
Yaşar Kemal şiir yazmayı neden bıraktı?
Bu yazarlar da hep intihar ediyor...
Bir arkadaşla okuyup anlayamadığımız kitaplar üzerine konuşuyorduk. Virginia Woolf’un, Kendine Ait Bir Oda kitabını okuyup anlamamış. Yarıda bırakmış. “İntihar etmiş o” dedim. Arkadaş da, “Bu yazarlar da hep intihar ediyorlar ya” dedi. Hemen Türk yazarlardan intihar eden var mı diye zihnimi yokladım. Aklıma Nilgün Marmara geldi.
HAYALİNE ULAŞMAK, SONUN BAŞLANGICI MI?
Hayalini kurduğun şeye ulaşınca her şey bitmiş oluyor mu? Hayat
bir anda anlamsızlaşıyor mu? Birkaç kişiyle konuştum. “Hayalimdeki şeyi oldum.
Şimdi ben ne yapacağım? Yeni bir hedef lazım bana” diyenler oldu. Hayallerine ulaşmak
pek de güzel bir şey değil mi yoksa?
YAZAR DEDİĞİN TOPLUMUN RUH HALİNİ BİLECEK…
Peyami Safa’nın Mahşer adlı kitabını okuyorum. Kitaptaki
yazar, “Toplumu analiz ederiz. İçinde bulunduğu ruh halini biliriz” diyor. Gerçek
bir yazar böyle olmalı işte. İçinde yaşadığı toplumu gözlemleyebilmeli.
Toplumun içinde bulunduğu psikolojik durumu eserlerine yansıtabilmeli.
Matt Haig de intihar etmeyi düşünmüş...
Bu aralar bloglarda olsun, İnstagram kitap hesaplarında olsun çok popüler olan bir kitap var. Gece Yarısı Kütüphanesi. Yazarı: Matt Haig. Bir podcastte onunla ilgili bir yayına denk geldim. Bu yazar da zamanında intihar etmeyi düşünmüş. Ama etmemiş, yaşama tutunmuş. Bunu da kitaplaştırmış. Yaşama Tutunmak İçin Nedenler kitabın adı. Yazarlar, yazar oldukları için böyle bunalım yaşadıkları anları kaleme alıyorlar. Peki ya işi gücü yazarlık olmayanlar? Sen, ben, o? Biz böyle bir şey düşündüğümüzde bunu nasıl ifade ediyoruz? Yoksa ifade edemiyoruz da içimizde kalıp, yine bize sıkıntı mı oluyor? Çoğunlukla sıkıntı oluyor. Kim en yakın arkadaşına, “Ya kanka ben intihar etmek istiyorum” diyebilir ki? Eğer varsa böyle bir arkadaşınız süper. Ama ya bunu itiraf edince arkadaşınız sizi yargılarsa? İşte bu yüzden içte kalıyordur. Bir soru daha: Şu dünyada her insanın aklından bir kere de olsun intihar etme düşüncesi geçmiş midir?
Ercan Kesal'ın yazma rutini...
*Ercan Kesal, gece 22:00’da yatıp 02:00 ya da 03:00’de kalkarmış. Millet uykudayken yazmak ve okumanın daha verimli olduğunu söylüyor.
*Biri çıkıp da komedi dizisi yapsa ya. Berbat komedileri
bile özledik.
*Eylül ayına girmemizle beraber hava bir serinledi. O kadar
sıcak olmuştu ki son günlerde, biraz serinliği bile özlemişiz.
*Netflix, Fatih Terim belgeselini acayip şişirdi.
*Kılıçdaroğlu, 6’lı masanın adaylığı üzerinde anlaşması
durumunda aday olmaya hazır olduğunu söyledi.
*Avrupalılar, Rusya’nın doğalgaz vanalarını tamamen
kapatmasından dolayı kışı Türkiye’deki otellerde geçirecekmiş.
*12 Dev Adam, Gürcistan’ı bi yenemedi. Yenseydi, grupta 3’te
3 yapıp gruptan çıkmayı garantileyecekti.
*Kız Kulesi’nin sadece kule kısmı kalmaz umarım.
*Festivalin son gününde sahnede Mustafa Ceceli vardı.
Umberto Eco'nun okuduğunuzda sizi çarpacak sözü...
İnstagram’da gezerken bir söze denk geldim. Ve okur okumaz çarptı beni. Ve bu sözü paylaşmak istedim.
Ve hemen kimin
söylediğine baktım. Umberto Eco’ymuş.
İşte o muhteşem
söz: “Ne yani; böylesi korkunç bir dünyanın, bir de cehennemi mi var?”
Bu söz benzeri
birkaç söz daha hatırlıyorum.
Ama anlatımı
farklı ve ilk okuduğunuzda sizi çarpan cinsten bir söz bu.
Bu dünyanın
aslında cehennem olduğuna dair düşünceler hiç de az değil. O kadar kötülükler
görüyoruz ve yaşıyoruz ki.
İnsan bu soruyu
sormadan edemiyor kendine. Ama değil.
Kötülük ve
zalimlik yapanların yanına, yaptıkları kar kalmamalı.
En ağır şekilde
cezalarını çekmeliler. O yüzden cehennem var ve burası değil.
Hayatını yazıları ile kazandı...
Peyami Safa’nın, Bir Tereddüdün Romanı adlı kitabını okumaya başlamadan önce, yazarın hayatının kısaca anlatıldığı ilk sayfalara baktım.
Her zaman o kısmı
severim zaten. Bildiğim yazar da olsa okurum.
Bu yazıda, “Hayatını
yazıları ile kazandı” yazıyordu.
Roman ve hikaye
dışında ayrıca gazeteciymiş. Hatta öldüğünde Son Havadis gazetesinin başyazarı
imiş.
“Hayatını
yazıları ile kazandı” cümlesini okuduğumda bittim zaten.
Bir yazar daha ne
ister ki?
KİTAPTAN İLK İZLENİMİM…
Peyami Safa’nın,
Bir Tereddüdün Romanı adlı kitabı okumaya başladım. 29’uncu sayfaya geldim ve
orada bıraktım.
Devamı yarına.
İlk 29 sayfa
olarak, sıkıcı geldi bana. Ama yine de hikayenin nasıl devam edeceğini merak
etmedim değil.
O nedenle
bırakmayacağım okumayı.
SOĞUK BAKLAVA…
Bir arkadaşım
soğuk baklava almış. Kilosu 110 liraymış. “Çok pahalı” diyor. Daha önce hiç
soğuk baklava yememiştim.
“Farkı ne normal
baklavadan?” dedim. Sütlü olmasıymış.
Baklava ve süt
bir arada. Zevkli bir tatlı olarak hayal edemedim şimdi bak.
Ama yine de
denemek isterim. Ona göre kararımı veririm.
RUHİ ÇENET, İNGİLİZCE KANAL AÇMIŞ…
Ruhi Çenet, son 5
aydır kanalına video atmıyormuş. Çünkü İngilizce kanal açmış.
Daha önce çekilen
videolarını İngilizce olarak yayınlamaya başlamış.
Ve o videolardan
biri, Türkiye’deki izlenme sayılarına göre, rekor sayılabilecek bir rakama
ulaşmış.
Dünyanın en soğuk
şehrine yolculuk adlı videosu tam 36 milyon kişi tarafından izlenmiş.
Ruhi Çenet’in
videoları uluslararası. Sadece Türkiye’ye özel değil. O nedenle İngilizce YouTube
kanalında da çok iyi yerlere gelebilir.
İngilizce kanalının
527 bin abonesi var. Türkiye’ye göre çok az tabi bu sayı.
Ama dünyadaki
rakamları bilmiyoruz. Bu videolardan biriyle, bir anda dünyada patlama
yapabilir.
İŞİ BİLEN BİRİ GİBİ KONUŞUYOR…
Yeni, Hazine ve
Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, ekonomik bir geçmişi yokmuş.
Bu baştan ofsayt
bir durum benim için. Hala da öyle.
Ama buna rağmen Nebati’nin konuşmalarında, bu
işi bilen ve kendine güvenen bir insan tipi görüyorum.
Tabi şimdilik.
CANLARI YANACAK BİR CEZA ALSINLAR…
Cumhurbaşkanı Erdoğan,
pitbull saldırısına uğrayan küçük kızımız Asiye’nin, Antalya Akdeniz
Üniversitesi’ne sevk edildiğini açıkladı.
Tedavisini de
Türkiye’nin ilk yüz ve çift kol nakillerini yapan, Prof. Dr. Ömer Özkan
yapacakmış.
Bu hastaneye
sevki güzel. Ayrıca babasına başka bir yerde iş bulunmuş. Bu da güzel.
Ayrıca Erdoğan,
pitbull sahiplerinin kolayca bu işten sıyrılamayacaklarını açıklamış. Bu da
güzel.
Umarım ceza gibi
cezalar alırlar bu sefer.
ALAN ADIMI YENİLEDİM…
Bloğa başlayalı
kaç yıl olmasına rağmen, ala adı işlerine hiç girmemiştim. Hani şu .com
işlerine.
Blogspot.com
üzerinden devam ettim yıllarca.
Ama okuduğum
yazılarda, Google’ın site olarak bizi ciddiye alması için alan adı almamız
lazımmış.
Ben de geçen sene
aldım. GoDaddy firmasından.
Bir yıllık almış
ve 45 lira ödemiştim. Ama bu yıl. Ama bu yıl.
Dolardaki artış
oraya da yansımış. Bir yıl yenileme ücreti olarak 232 lira verdim.
Keşke geçen sene 2
ya da 3 yıllık alsaymışım. 10 yıla kadar alma şansımız varmış.
Ama bundan sonra
fırsatını bulursam affetmem ve ne kadar yıllık alabiliyorsam, bütçem kaç yıla
yetiyorsa alırım.
GECEMİ ŞÖYLE SONLANDIRDIM…
Dün gece, Ruhi
Çenet’in, dünyanın en kirli şehrine yolculuk videosunu izledim. Daha önce
izlemiştim.
Üzerinden zaman
geçmişti. Tekrar izledim. Çocuk işini iyi yapıyor. O nedenle tekrar tekrar
izleyebilirsiniz videolarını.
Bahsettiği şehir:
Pakistan’ın Lahor şehri.
O video bittikten
sonra Çok Güzel Hareketler’den de bir skeç izleyip, geceyi sonlandırdım.
Yılmaz Erdoğan'a göre şiir ne demek?
Romancı Harry Mulisch, neden yazdığı sorusuna nasıl bir cevap verdi?
Hakan Günday'dan güzel bir söz...
Yılmaz Erdoğan yazmaya nasıl başlamış?
Cemal Süreya'yı hangi şiiriyle tanımıştım?
Sabahattin Ali'nin ölümü...
Sabahattin Ali, iyi ki doğdun...
Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/yellow-and-red-heart-knot-on-black-labeled-book-220314/
Cahit Sıtkı Tarancı: "Şairlik için Türkçe'ye hakim olmak gerekir"...
Albert Camus kendisi olmaktan hep kaçmış...
Ayşe Kulin'in, Nefes Nefese romanına ödül...
Anton Çehov karamsar mıydı?
BUNU DA OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN: Cemal Süreya kitaplığını anlatıyor...
BUNU DA OKUMAK İSTEYEBİLİRSİN: Bir kütüphane hikayesi...
Orhan Kemal, yazar dostu Sait Faik'i anlatıyor...(Video)
Orhan Kemal’in, Sait Faik’i anlattığı bir görüntüyü paylaşmak istiyorum sizinle. Trt arşivinden. Orhan Kemal’in sesini ilk defa duydum. Usta bir yazar olduğu o kadar belli ki. konuşurken şimdi bizler gibi ee’leme gibi bir durumu yok. Hikayede geçen küfürleri bile nasıl nezaketle anlattığına bir bakın. Hikaye demişken. Konuşmasına dikkat edin. Sanki konuşmayı dinlemiyorsunuz da yazısını okuyorsunuz. Yazar gibi konuşuyor sanki. Sizler Orhan Kemal’in bu görüntüsü ve konuşması hakkında neler söylemek isterseniz?
Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com
Shakespeare hakkında daha önce duymadıklarınız...
BİYOGRAFİ: SHAKESPEARE KİMDİR?
Cemal Süreya: "Toplum acımasız"
ÖNERİ YAZI: Akşamı yaşamak...
ÖNERİ YAZI: Yağmur da sevdaya dahildir...










