Kayıtlar

Şubat, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sempatk Rahşan Gülşan...

Resim
     Benim en büyük hatalarımdan biri, bir filmi izledikten sonra- sonra dediysem, hemen biter bitmez- iyi ya da kötü diye değerlendirme yapmam. Çünkü beğenmediğim bir filmi bir iki gün sonra aslında beğenmiş olduğumu fark edebiliyorum.      Rahşan Gülşan ’ın, Hakkı Alkan’ın Youtube kanalına konuk olduğu bir videoyu izledim. Sempatik tavrı, işini anlatırken gözlerinin parlaması falan. İnsan imreniyor ve onun gibi olmak istiyor.      Amerikan filmlerinde niye katiller esprilidir? Gerçek katillerin psikolojileri de gerçekten de böyle mi işler? foto kaynak: youtube.com      Programına çağırdığı konuğun devamlı lafını kesen sunucular çıldırtıyor beni. Adam tam bir şeyler anlatıyor. Dinliyorum. Araya giriyor. Konu darman duman. Eskilerin deyimiyle insicamı bozuyorlar. Benim de sinirlerimi tabi.      Bayadır Cüneyt Özdemir ’in Youtube kanalını izlemiyordum. Dün izledim bir videosunu. Videonun sonunda, “Kanalıma abone olun” diyordu. Bari sen yapma Cüneyt.      Kitap

Ahmet Ümit, imza yerine kaşe basıyor...

Resim
foto kaynak: sozcu.com.tr       Ahmet Ümit , kollarındaki ve parmağındaki rahatsızlığından dolayı imza günlerinde imza yerine kaşe atıyor. Bu durumu çokça eleştirenler olmuş. Oysa ki çok masumca bir şey bu. Bunda köpürecek, eleştirecek ne var anlamadım. Normalde kendisi de imza günü yapmak istemediğini ama çok talep geldiğini söylüyor. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? İlk defa mı duydunuz benim gibi sizde?

33 şehit...

Resim
foto kaynak: cnnturk.com      33 şehit… 33 can… 33 evlat… Sanki nefes almakta zorlanıyorum. Sanki devamlı bir yutkunma hissi içindeyim. Sokaklarda insanlar var ama sanki hepsi sessiz konuşuyorlar. Herkesin üzerinde 33 şehitin hüznü var sanki. Bakamam cenaze törenlerine. Yürek yakan ağıtları kaldıracak bir yüreğim yok. 33 şehit adına unutulmayacak bir çizik atıldı kalbimize. Ne zaman hatırlansalar sızlayacak.

Devrim otomobili, Necmettin Erbakan'ın fikri miydi?

Resim
foto kaynak: haberturk.com      İlk yerli otomobil fikri Necmettin Erbakan ’dan mı çıktı? Devrim otomobilinin fitilini ateşleyen Necmettin Erbakan mıydı? Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları” kitabına göre öyle. Bakanlar Kurulu’na o zaman bir mühendis olarak gelen Necmettin Erbakan bir sunum yapar. Ve sunumdan sadece 3 ay sonra Devrim otomobili için ilk toplantı yapılır. Daha sonra üretime de geçilir. Ama sadece 4 tane üretilir. Ve bu girişimin sonu gelmez.

Trump'ın elindeki dosyaya göre korona virüste Türkiye ne durumda?

Resim
foto kaynak: milliyet.com.tr       ABD Başkanı Donald Trump’ın , korona virüs ile ilgili yaptığı basın toplantısı sırasında elindeki kağıtta virüse iyi hazırlanan ülkeler arasında Türkiye de var. Bence bu iyi bir gösterge. Şimdi Sağlık Bakanlığı’da elinden geleni yapmaya çalışıyor. Dışardakiler vatandaşlarımız için uçak gönderip onları alıp geliyor. Şüpheli görülenleri 14 gün karantinaya alıyor. İran sınırını kapatıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı televizyonda görmediğimiz gün yok. Bence süreç iyi yönetiliyor.

Herkes bir gün İnstagram'da serumlu fotoğrafını paylaşacak mı?

Resim
foto kaynak: kizlarsoruyor.com      Ünlülerden biri serum yerken çekilmiş bir fotoğrafını koymuş İnstagram ’a. Sadece ünlüler mi peki? Benim kaç tane arkadaşım da serum yerken çekilmiş fotoğraflarını koydular İnstagram’a. Yani ünlü ya da ünsüz ol. Bir moda olmuş gidiyor bu. Bir gün herkes serumla fotoğraf çektirecek. Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak gibi bir söz oldu bu. F acebook ve İnstagram'da aynı gönderiyi paylaşmak... İnstagram hikaye sıralaması neye göre oluyor?  

Acun'un uçağı var ama mütevaziliği de uçak gibi...

Resim
foto kaynak: hurriyet.com.tr      Az önce Enes Batur ’un, Acun Ilıcalı ile olan videosunu izledim. Acun’un özel uçağı ile beraber buz hokeyi maçına gidiyorlar. Enes, uçak ile ilgili bir şeyler soruyor. Acun da sanki sıradan bir şeye cevap verir gibi veriyor. Hiç büyüklenme yok. Bu adamın en çok bu huyunu seviyorum galiba. Nelere sahip ama bu onu değiştirmiyor. Sanki ne kadar kazandıysa o kadar mütevazi sahibi olmuş adam.

Kitapçıyı bomboş görünce garibime gitti...

Resim
     Ne zaman kitapçıya gitsem adım atacak yer olmazdı. Ama son gittiğimde bir iki kişi vardı sadece. Bomboştu. Çünkü hafta içi gitmiştim. Bir yandan kitaplara rahat rahat bakacağım için sevindim. Bir yandan da bomboş görmek bir garibime gitti. Çünkü hep dolu görmeye alıştığım bir yerdi.  foto kaynak: unsplash.com      O bomboş halinde gezdikten sonra kitapçıyı dolu gezmeyi daha çok sevdiğimi anladım. Çünkü tüm kitap meraklılarıyla bir aradayım. Herkes kitaplara bakıyor. Kimisi oradaki çalışana telefonundan, “Bu kitap var mı?” diye soruyor. Peki siz nasıl seversiniz kitapçıyı? Dolu mu, boş mu?

Hıncal Uluç, Whiplash filmindeki tekniği mi kullanıyor?

Resim
      Hıncal Uluç , Galatasaray’ın 20 yıl sonra Şükrü Saraçoğlu’nda kazanmasından sonra bile hem Galatasaray’ın, hem de Fatih Terim’in performansını beğenmemiş. “Yahu hiç mi iyi bir hareketi olmadı bu Fatih Terim’in?” diye sormadan edemedim.  foto kaynak: hurriyet.com.tr      Sonra Whiplash filminde izlediğim bir sahne geldi aklıma. Müzik hocası öğrencisine, aferin kelimesinin çok tehlikeli bir kelime olduğunu söylüyordu. Çünkü aferin demek, sen doğru yoldasın ya da bu senin için yeterli demek manasına geliyor onun için. O nedenle aferin kelimesini kullanmıyor. Devamlı içindeki potansiyeli çıkarması için zorluyor öğrencisini.       “Acaba Hıncal Uluç da bu taktiği mi kullanıyor?” diye sordum kendime. Oda Galatasaray’ı eleştirirken hiç aferin demez. Hep kötü yanlarını görür. Bunun nedeni 2000 yılındaki Fatih Terim performansına ulaşması için olmasın. O eleştirdikçe, Fatih Terim , “Şimdi neyi eleştireceksin?” dedikçe o başka kötü yanını söylüyor. Ta ki 2000 yılındaki perf

Sevdiği işte çalışanlar da mutsuz olurlar mı?

Resim
foto kaynak: unsplash.com       Sevdiği işte çalışanlar da mutsuz bir hayat sürüyorlar mıdır acaba? Yani olay sevdiğin mesleği yapmakla da bitmiyor mu? Kardeşimin bu konuda bir teorisi var. Diyor ki, “Bir insan ne kadar sevdiği işi yapsa da ona yapabileceği işin üzerinde bir iş yüklediğin zaman o kişi mutsuz oluyor.” Bunu söyler söylemez, “Bingo” dedim. Evet, bu. Mesela bir doktor günde 50 hasta bakabilecekken ondan 100 hasta bakmasını istemek gibi.

Korona virüsünün aşısını buldular mı?

Resim
foto kaynak: milliyet.com.tr      Çin’den açıklama var. Söylenene göre Korona virüsünün aşısını bulmuşlar. Ama daha testleri devam ediyormuş. Hani bir aşının yapılması en az bir yılı alıyordu. Bu adamlar nasıl buldular peki bu aşıyı? Bu arada virüs İran’a kadar geldi. Sınır kapımızı kapattık. Şu ara İtalya’da çok etkisini gösteriyor virüs. Umarım bizim ülkeye uğramaz.

20 yıl sonra Fenerbahçe'yi, Kadıköy'de yendik...

Resim
     20 yıl sonra Fenerbahçe’yi, Şükrü Saraçoğlu stadında yenmeyi başardık. En son yendiğimiz zaman da takımın başında Fatih Terim vardı. Bunca sene sonra yenmek yine Fatih Terim ’e nasip oldu. Fenerbahçe’yi deplasmanda 3-1 yendik.  foto kaynak: fotomac.com.tr      Donk, Falcao ve Onyekuru attı gollerimizi. Fenerbahçe’nin golünü ise Max Kruse attı. Bu maçla ilgili bir arkadaşım, “Top kaleye girmiyor, orada büyü var” demişti. Çok mavrası döndü bu konunun. Hakaret olmadıktan sonra böyle dokundurmalar güzel. Galatasaray taraftarı olarak bu akşam mutlu mesut uyuyacağız.

Sigara paketindeki fotoğrafların, sigarayı bırakmada etkisi oluyor mu?

Resim
      Yeni sigara paketindeki fotoğraflar eskisine göre daha da büyütüldü. Marka isimleri ise tersine daha da küçültüldü. Sigara içen bir arkadaşıma sordum, “Bu fotoğraflar seni hiç etkiledi mi?” diye. “Yoo” dedi. Anlayacağınız bu fotoğraflar sigara içenleri gram etkilemiyor. Ne kadar hastalıkları, sigara içenlerin gözüne sokarsak, o kadar etkilenip sigarayı bırakırlar düşüncesi yanlış bir düşünce.  foto kaynak: haber7.com      Artık bunun yerine başka argümanlar kullanmalıyız. Olayın daha da derine inmeliyiz. Sevgili dostum Tarık da sigara içenlerden biri. Çok sinirlendiği zaman sigaraya sarılanlardan. “Yoksa kendime hakim olamam, karşımdakine zarar verebilirim” diyor sigara içmediğinde. İşte bunları göz önüne alarak sigara ile mücadelede başka yöntemler denenmeli. Silahsız bir Türkiye için 4 kural...

Her yerde duyduğum şarkı: Bu hikayede yanan ben oldum- Nahide Babashlı...

Resim
     Bir şarkıyı her yerde duymaya başladığım zaman anlarım ki, o şarkıyı blogda yazmam vaktim gelmiş demektir. Bu hikayede yanan ben oldum, Nahide Babashlı . Şarkı aslında 2019 Kasım ayında çıkmış. Ama ben daha yeni yeni duymaya başladım. Nahide Babashlı ismini ise ilk defa lise arkadaşım Suat’tan duymuştum. Bir ara Aleyna Tilki hakkında bir yazı yazmıştım. O yazımı okuyunca, “Onu bırak, Nahide’ye bak” demişti.  foto kaynak: youtube.com      İşte ilk ismini duymam böyle olmuştu. Geçtiğimiz hafta iş yerindeki kafelerden birinde duydum. Sonra serviste de denk geldim. Bu kimmiş diye Youtube’a yazınca Nahide çıkmasın mı. Suat geldi hemen aklıma. Şarkı Youtube dünyasında fazla ses getirmemiş. Şu ana kadar sadece 17 milyon kişi tarafından izlenmiş. Ama ben beğendim. Ve bunu da sizinle paylaşmak istedim. Aleyna Tilki, Yalnız Çiçek şarkı değerlendirmesi ...

Atakan Kayalar'a önce annesine nasıl davranılması gerektiği öğretilmeli...

Resim
foto kaynak: ajansspor.com      Günlerdir bu çocuk konuşuluyor. Herkes onun hakkında bir fikir ileri sürüyor. Kimisi Amerika oyunu diyor kimisi Amerika’nın işi gücü yok bu çocukla mı iş görecek diyor. Bunların doğruluğunu bilemem. Ama bildiğim tek şey var: Atakan Kayalar iyi bir okul hayatından önce annesine nasıl davranılması gerektiğinin eğitiminin verilmesidir. Annesinin koluna dokunup seni şöyle alalım dediğini duyduğumda resmen yerle bir oldum.

Küresel ısınma varken cemre düşmesi ne çare...

Resim
foto kaynak: unsplash.com      İş yerinde çay içerken yan masada cemrenin nereye düştüğünden bahsediliyordu. Havaya mı, suya mı, toprağa mı? Küresel ısınma almış başını giderken cemrenin nereye düştüğünün önemi mi kaldı Allah aşkına. İnsanoğlu olarak dünyayı hızla kıyamete götürüyoruz. Ve bu durum kimsenin umrunda değil. Marsa gidip kurtulma hayalleri var. Ama oda boş bence. Bu kafayla oranın hakkından da geliriz biz. En çok okunan kişisel bloglar listesinde niye yokum? yazıma da göz atabilirsin.

Slov müzikler dinleyerek uyumak istiyorum sadece...

Resim
foto kaynak: unsplash.com       Müzik dinleyerek uykuya geçmek istiyorum. Ama öyle hareketli müzikler olmayacak. Slov, sakin ve duygusal. Şu an bu yazıyı yazarken dinlediğim Sezen Aksu şarkısı gibi mesela. Tüm dünyadan kopmak istiyorum. Sadece dinlediğim şarkının duygusallığında kaybolmak.       Lisede iki kankimden biri olan Suat’ın evinde kalmıştım bir gece. Bilgisayarından müzik açmıştı. O zamanlar winamp diye bir program vardı. Bilenler bilir. Bilgisayarda çalan müziği dinleyerek uykuya geçmiştik. O güzel günlere selam olsun. Bu yazımı da okumak istersin belki. Aşk anısına hüzünlü veda...

Oğuzhan Koç'a karşı ön yargılısın çünkü...

Resim
     foto kaynak: milliyet.com.tr        “ Oğuzhan Koç ’u bir türlü sevemiyorum” dedi bir tanesi. “Çünkü ona karşı ön yargılısın” dedim. Sana göre şaklabanlık yapan biriydi, bir komedi programında. Şarkı söylemekle ne alakası olacaktı ki. Önüne gelen de şarkıcı oluyordu zaten. Bu da onlardan biriydi işte. Ama bilmiyorsun ki en başından beri onun gönlünde yatanın şarkı söylemek olduğunu. Bulutlara Esir Olduk şarkısına esir oldum yazımı da okuyabilirsin.

Yeni nesil şarkıcılık...

Resim
     Yeni nesil bir şarkıcılık türedi, farkında mısınız? Yeni nesil şarkıcılığa en büyük örnek olarak Zeynep Bastık ’ı gösterebiliriz.       Artık moda olan, var olan şarkıları yeniden seslendirmek. Ama güzel seslendirmek. O şarkının hakkını vermek.       Zeynep Bastık gerçekten şarkıların hakkını veriyor. Sonra, kendisi ilk defa sıfır bir şarkı söyledi. Sonuç hüsran oldu. Yeni bir şarkının tutması kolay değil. foto kaynak: milliyet.com.tr      Ama bilinen şarkıları söylersen, ama gerçekten iyi söylersen, tutması çok kolay. Yeni yapılan şarkılar da şimdiki hayatlarımız gibi abuk zaten.       Ne varsa eski şarkılarda var. Çünkü onların bir hikayesi var. Zeynep Bastık yeni nesil şarkıcılık ile daha ne kadar devam eder, bilinmez.       Onun geleceği aynı zamanda, bu yeni nesil şarkıcılığın nerelere gidebileceğine dair örnek teşkil edecek bizim için. Zeynep Bastık'ı fark etmekte geç kalmışsın Ahmet Hakan yazımı buraya tıklayarak okuyabilirsin.

Her şey yoruyor beni bu aralar...

Resim
     Dün akşam Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’yi izlerken bir skeçte duygusal bir sahne oldu. Hemen o duygusal sahnenin moduna girdim. O an anladım ki içim dışım komedi olmuş. Biraz da izlediğim şeylerde duygusallık arar olmuşum.      Günlerce evden çıkmak istemiyorum. Günlerce evde yatmak. Hayata karışmak istemiyorum. Kimseyle muhatap olmak istemiyorum. Sadece kendimi dinlemek. foto kaynak: unsplash.com      Bu aralar her şey yoruyor beni. Çalışmak yoruyor, insanlar yoruyor.      Yanımda birileri durmadan konuşuyor mesela. Ama ben konuşmasın istiyorum. Sussun istiyorum. Ama karşımdaki sevdiğim biri olduğu için, kalbini kırmak istemediğim için, “Artık konuşmasan” diyemiyorum.      Bazen ölümü düşünüyorum. Aslında çokça aklımıza gelmesi lazım ama bazen düşünüyoruz işte. Bir gün ben olmayacağım. Bir varmış, bir yokmuş. Bazen hayatı çözdüğümü sanıyorum yazısını okumak için tıkla.

Kitap okumayı bıraktım, şimdilik...

Resim
  Kitap okuma faaliyetlerimi askıya aldım. Yine sıkılma dönemim geldi. Bazen böyle oluyorum. Hiç kitap okumak istemiyorum. Aslında roman okumaktan sıkıldım desem daha doğru olur. Kütüphaneden roman dışında kitaplar aldım. Sadece düşünce yazılarından oluşan. Mesela İsmet Özel’in Faydasız Yazılar kitabı. Anlatımı sade değildi. “Ne demek istemiş” dediğim yerler oldu. Artık ne dediğini anlamaya çalışmaya bile sabrım yok. Aldığım gibi geri verdim kitapları. Şimdilik kitap okuma defterini kapattım. Canım tekrar kitap okumak çekene kadar.     foto kaynak: unsplash.com      Gündelik hayat ifadesini Haşmet Babaoğlu’nun yazısında okudum. Bu ifade çok hoşuma gitti. Bir ara hayata dair yazılar yazan  (tıkla ve oku)  blogları okumayı sevdiğimi söylemiştim. Şimdi bunun yanına şunu da ekliyorum: Gündelik hayat üzerine yazan blogları okumayı da seviyorum.      Cnn Türk’ün alt yazıları o kadar yavaş akıyor ki. İnsanın bir sonraki kelimenin gelmesini beklemeye tahammülü olmuyor. Tamam, ço

"Bloğunun ismi çok klasikmiş"

Resim
     Tuğba’ya bloğumun adının Yaşamdan Yazılar olduğunu söyleyince, “Çok klasikmiş” dedi. Son zamanlarda bende öyle düşünmeye başladım.      Görevimiz Tehlike   serisinin daha ilk bölümlerini izlemeden, bu akşam beşinci bölümünü izledim. Neden film serilerini sondan izlemeye başlıyorum ben?      Görevimiz Tehlike ile ilgili son bir not daha: Tom Cruise acayip yaşlanmış. foto kaynak: unsplash.com/      Çalışarak hep başkalarını zengin ediyoruz. Onlar zevki sefa içinde, bizde asgari ücretle yaşamaya çalışıyoruz.       Çağrı merkezinde çalışmak insanı tahammülsüz yapıyor.            Bazen çağrı merkezinde çalışmanın delilik olduğunu düşünüyorum.      Youtube’da tıklanma rekoru kıracak yeni bir şarkı yapılsa da dinlesek. O şarkının an be an büyüdüğüne şahit olmak çok güzel. Her yerde o şarkı çalar, tüm sosyal medya ondan bahseder, şarkı için tepki videoları çekilir. Ortalık toz duman yani. Bloglar ve bloğum hakkındaki diğer yazılarımı buradan okuyabi

Ruhi Çenet Ermenistan'a gitti ve Ermenilere bizim hakkımızda ne düşündüklerini sordu...

Resim
     Aranızda, bu anda yaşayabilme olayını yapabilen var mı? Geçmişi ve geleceği düşünmeden, sadece anı yaşayan. Bana imkansızmış gibi geliyor.      Ruhi Çenet   (isme tıkla ve videoyu izle)  için daha önceki yazımda Ermenistan’a gittiğini yazmıştım. Orada yaptığı röportajları yayınladı. Ermenilerin bize bakışı çok sert. Biri, “Türkler, hayvandır” dedi. Biri, “Senin dedelerin benim dedelerimi kesti” dedi. Çarpıcı bir video olmuş. Bence izlenmeli. foto kaynak: medyafaresi.com      İnternet kablolarının okyanusların altına döşenme hikayesini biliyor musunuz? Eğer sizde benim gibi bilmiyorsanız Barış Özcan ’ın (isme tıkla ve videoyu izle) bu konudaki son videosunu izleyebilirsiniz. Gerçekten enteresan. Barış Özcan hakkında yazdığım yazıları okumak için buraya tıkla.      Hıncal Uluç   (isme tıkla ve yazıyı oku) gerçekten olaylara farklı bir açıdan bakabiliyor. Mesela KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın çok tepki çeken açıklamaları hakkında yazmış. Öyle düşünen

Sevgililer günü değil de çiçekçiler günü desek...

Resim
     Bugün 14 Şubat sevgililer günü . Aslında bu güne sevgililer günü değil, çiçekçiler günü demek lazım. Bugün en çok kazanan çiçekçilerdir desek yanlış olmaz herhalde. İş yerindeki danışma, çiçek bahçesi gibi olur bugün.      İş güvenliği toplantısı vardı dün. Makara yaparak, gülerek, eğlenerek, az da olsa bir şeyler öğrenerek güzel bir 1 saat geçirdik.      Bahsettiğim bu iş güvenliği toplantısından çıkışa 15 dakika geldim. O ara takım liderimiz feedback toplantısı yapacağımızı söyledim. Tabi ilaç gibi geldi. Arkadaşım Anıl, “Sevap havuzuna mı düştün lan?” dedi. foto kaynak: unsplash.com      Burnu büyüklerden, kendini bi halt zannedenlerden nefret ediyorum.      Bizim iş yerindeki kafeci Şafak, Fenerbahçe ’lidir. Son yaşanan gelişmeler üzerine konuştuk. “Aziz Yıldırım’ın kıymetini bilememişiz” diyor.      Şu meşhur kargocu olayını bugün kardeşim de yaşamış. Bir yere gitmek için evden çıkmış bugün. Kapıda, “Geldik, bulamadık” diye kargocuların bıraktığı

Hekimoğlu dizisi tuttu mu?

Resim
      Hekimoğlu dizisi gerçekten sevilmiş. Dün akşamki (11.02.2020) bölümü AB grubunda 1’inci olmuş. Total’de de 4’üncü olmuş. Aslına bakarsan orada da iyi izlenmiş. Sanki maya tuttu. Bu dizi alıp yürüyecek gibi. İlk bölümden sonra da bir yazı yazmıştım. O yazımda, “Bana tutmayacak gibi geliyor” demiştim. (O yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsin) Ama yanılmışım.  foto kaynak: hurriyet.com.tr      O bölümlerinden sonra bende diziyi izlemeye devam ettim ve sevdim. Salı akşamlarımızı doldurduk artık. Daha önceleri salı akşamları izleyecek bir şeyimiz yoktu. Artık, Hekimoğlu var. Dün akşamki bölümde Hekimoğlu’nun kendisiyle olan savaşı vardı. Yine bölümün sonunda hastalığın nedenini buldu. Bu arada yeni bölümün tanıtımını gördük. Gelecek bölüm çok eğlenceli gözüküyor. Daha başka hangi diziler hakkında yazdım, okumak istersen buraya tıklayabilirsin.

Yoksa bende telefonda konuşamama fobisi mi var?

Resim
     Arkadaşlarımla telefonda konuşamama diye bir durumum var. Daha doğrusu tıkanma. An geliyor, ben susuyorum, karşı taraf susuyor. Ortamda bir sessizlik. İşte benim sevmediğim an, bu an. İşte bu anları yaşamamak için özellikle telefon açıp konuşmaktan çekiniyorum. Bunun yerine mesaj yazıyorum. Birde telefonu ne zaman kapatacağımı kestiremiyorum. Zamanlamayı tam yapamıyorum.  foto kaynak: unsplash.com      Bu sefer karşımdakinde, “Bu hemen telefonu kapatmaya çalışıyor ” izlenimi uyanıyor. O nedenle, “Artık kapatalım” cümlesini ben kurmuyorum. İşte böyle dostlar. Belki bu anlattığım çok saçma bir şey. Ama bu böyle. Ama bu akşam her şeyi göze alıp aradım bir arkadaşımı. Bayadır aramadığım bir arkadaşımdı. Aradım ve konuştum. Ama bu çözüm olmadı tabi. Bu durum, böyle gelmiş böyle gider. Daha neler neler yaşadım. İstersen buradan okuyabilirsin.

Futbol yorumculuğunu bırakmakta çok geç kaldın be Hıncal abi...

Resim
      Hıncal Uluç , 90 A programındaki futbol yorumculuğunu bırakmış. Bence çok geç verilmiş bir karar. Aslında bu kararı 90 Dakika programı bittikten sonra almalıydı. Ama Hıncal Abi durmadı, devam etti. Belki hırsından, belki de futbola olan aşkından. Devamlı programlarda söylerdi. “Bu kötü futbolu izlemek için harcadığım zamana yazık” diye.  foto kaynak: milliyet.com.tr      Her bunu söylediğinde, “Bırak abi o zaman. Tamam, futbol yorumlarını merak ediyorum. Ama ben senin gazetendeki yazılarını da seviyorum. Oradaki f ilme, sanata, hayata dair yazılarını da zevkle okuyorum. Madem futbol izlemek seni bunlardan men ediyor. Bırak o zaman futbol yorumculuğunu” derdim. Sonunda bıraktı. Ama çok geç bıraktın be Hıncal Abi. Merak ediyorum, acaba bundan sonra hiç mi maç izlemeyecek yoksa sadece yorumculuğu mu bıraktı? Hıncal Uluç hakkında yazdığım diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

Ruhi Çenet Çin'de mi kaldı? Ruhi Çenet nerede?

Resim
      Ruhi Çenet Çin’de mi kaldı? Herhalde orada kalacak hali yok. Benim merak ettiğim asıl Ruhi Çenet, karantinaya alındı mı sorusuydu? Çünkü Çin’den gelen vatandaşlarımız 14 gün boyunca karantina altına tutulacaklar. Eğer 14 gün sonunda yapılacak tahlillerde de temiz çıkarlarsa karantinadan çıkacaklar. Aynı yöntemin Ruhi içinde uygulanacağını düşündüm.  foto kaynak: ntv.com.tr      Hatta bu karantina günlerinden de bir video yapar diye düşünmüştüm. Bizim düşündüğümüz bu durumu elbette ki Ruhi de düşünmüş. Ve Çin’den direk ülkeye dönmeden Ermenistan’a geçmiş. Orada da bir video yapmayı planlıyor. Sanırım bu 14 günlük kuluçka süresini dışarıda geçirecek. Ve ülkeye geldiğinde de karantinaya alınma gibi bir sorunla karşılaşmayacak. Bakalım her şey Ruhi’nin planladığı gibi gidecek mi?

Ruhi Çenet, Çin'e yani korona virüsünün kalbine gitti...

Resim
      Ruhi Çenet , Çin’e gitmiş. Millet Çin’den kaçmaya çalışıyor, bizim Ruhi oralara gidiyor. Ruhi kardeşim, ne işin var oralarda? Daha yeni evlisin. Allah korusun virüsü kapacaksın falan. Bu genç yaşında.       Ruhi’nin tek sorunu da virüs olmayacak oralarda. Birde Çin yönetimi kendisini gözaltına alabilir. Kara listede olabilir kendisi. Uygur Türkleri ile ilgili bir video yapmıştı. O videoda Uygur Türkleri yaşananları anlatmıştı kamera karşısında. İşte bu nedenle havaalanında gözaltına alınabilir.  foto kaynak: cnnturk.com      “Eğer benden dört gün içinde haber alamazsanız her yere başvurun” diyor. Adam bile bile ateşe yürüyor. Ama Ruhi’nin bu huyunu seviyorum. Çocuk sanki bir haberci gibi. Haber nerede ise orada olmak istiyor. Elinden gelse oraya gittiğinde virüsü kapmış olanlarla bile röportaj yapacak. O kadar gözünü karartmış.       Birkaç gün önce de Elazığ’daydı, deprem bölgesinde . Hasarlı bir apartmana girdi. Kardeşim o anda bir artçı olsa ne olacak? O ap