Kişisel Blog Yazıları, benim için sadece yazmak değil, yıllar içinde biriken düşüncelerimin, yaşanmışlıklarımın ve iç hesaplaşmaların yazılarıdır. 2014 yılından bu yana Yaşamdan Yazılar’da düzenli olarak yazılar yazmaktayım. Başlangıçta her türlü konuya değinen yazılardan oluşan bu blog, zamanla kişisel bir hal almaya başladı.
Artık
blogda ne yazacağımı biliyordum. Ben de bunu bir seri haline getirmeye karar
verdim. Kişisel Blog Yazıları serisi işte bu şekilde doğdu. Ve tüm hızıyla devam
ediyor. Bugün itibariyle 120’inci yazısına ulaşmış bulunmaktadır.
Kişisel Blog Yazıları Nedir?
Kişisel
Blog Yazıları, içinizden geçen yazılardır. Bir otobüs yolculuğunu da
yazabilirsiniz, moralinizin neden bozuk olduğunu da ya da mutluluktan uçma
nedeninizi de kelimelere dökebilirsiniz.
Bu
blogda yer alan kişisel blog yazıları tam da size verdiğim örneklerin vücut
bulmuş halidir. İyi hissettiğimde de, kötü hissettiğimde de, yazacak bir şey
bulamadığımda da yazdım. Yani hayatta ne varsa, bu blogda o var.
Bloğun
ismini Yaşamdan Yazılar olarak koymamın nedeni de buydu zaten: Yaşadığım
hayatta ne varsa, bu blogda da o olacaktı. Evde, işte ne konuşuyorsak, bu blogda
da onu bulmasını istiyordum okuyucunun.
Bu
yazamam ya da yapamam gibi bir endişeniz varsa hiç olmasın. Blog demek zaten
hayat demektir. Belli bir konuda yazan ve teknik konular içeren bloglar elbette
vardır, onlar ayrı. Ama burada benim bahsettiğim: İçinde hissettiğin duyguları
yazıya dökmek.
O
yüzden hiç endişe etmeyin. “Kötü mü yazarım? Okuyanlar yazımı beğenir mi? Ya
yapamazsam?” gibi soru işaretleriniz olmasın hiç. Mükemmeliyetçilik, sadece
yazı dünyasında değil, hayatın her aşamasında insanın önüne engel koyar. O
engeli bir kenara koyun ve yazmaya başlayın.
Neden Kişisel Blog Yazıları Yazıyorum?
Öncelikle
kendim için yazıyorum. Sonra da sizler için. Çünkü insan bazen yaşadığı
şeyleri, sadece kendisi yaşıyormuş gibi düşünüyor. Asla öyle değil. Bu blogdaki
yazıları okuduğunuzda, “Evet, ben de bunları yaşadım, yaşıyorum. Yalnız
değilmişim” diyeceksiniz. Gerçek bir hayata dokunmanın ferahlığını bulacaksınız
bu yazılarda.
Kendimi
tanımak için yazıyorum. İnsan yazarak kendini tanıyabilir mi? Evet,
tanıyabilir. Bazen potansiyelinizin ortaya çıkması için kendinizi zorlamanız
gerekir. Seri mantığında da biraz da bu var. Kendimi zorlamak. İçimden yazma
konusunda daha neler çıkabileceğini görmek.
Bazen
çok sert yanımı gördüğüm oldu. Bazen ise çok ufak detayların bile beni
incittiğine şahit oldum. Bazen kendimi çok bencil buldum. “Bugün ne yazsam?”
diye kendime sorduğumda kendimle ilgili farkında olmadığım duygularımla
yüzleştim. Sırf bunun için bile yazmak heyecan verici.
Eğer
blog yazmaya yeni başlayacaksanız hemen seri mantığına girmenize gerek yok. Haftada
bir, haftada iki, haftada üç derken yavaş yavaş günlere yayabilirsiniz
yazılarınızı.
Bir Seri Olarak Kişisel Blog Yazıları
Kişisel
Blog Yazıları serisi başlatmamın amacı: Bu bloğun canlı bir blog olduğunu ve
her gün yeni yazı girildiğinin okuyucuda farkındalığını oluşturmak. Ve tabi
kendim için de her gün yeni yazı girme enerjisini bu seri ile ayakta tutmak.
Ayrıca
da başka bloglara ve yeni blog açmak isteyenlere ilham olmak. İstendiğinde bazı
şeylerin yapılabilir olduğunu kendime ve herkese göstermek.
Seriye
başlamadan önce de her gün yazdığım yazılar oluyordu. Ama yazıma ilk defa denk
gelen bir okuyucu her gün yazdığımı nereden bilecekti? Biraz da suya yazı
yazmak gibi bir şey oluyordu bu.
Ama
seri olunca algılanış çok farklı oluyor. Seriyi gören bir okuyucu, her gün
yazan birine ilgi duyuyor, istikrarına ve sabrına imreniyor. Bu da yazıların
okunmasını kolaylaştırıyor.
Kişisel Blog Yazıları Serisi Ne Zaman Kadar Devam Edecek?
Bu
seride hedef 1000 yazıya ulaşmak. Benim hedefim: Hayatla, yazıyı birleştirmek.
İç içe geçirmek. Günlük yazılar yazarak hem bendeki, hem de toplum olarak ruh
dünyamızdaki, hem de dünyanın içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmak. Yıllar
sonra birileri bu yazıları okuyunca hem benim iç dökme yazılarımı okumuş olacak
hem de yazının yazıldığı dönem hakkında bilgi sahibi olmuş olacak.
Bugünleri,
geleceğe taşımak amacım. Bugünün ruh dünyasını anlamak isteyenler için yaşamdan
kesitler sunmak. Burhan Felek’in, Eski İstanbul Hikayeleri kitabındaki gibi.
Üstad kadar olmasa da ucundan kulağından biraz olsun bugünün atmosferini
yazılarıma yansıtabilirsem ne mutlu bana.
Bu Seri Kimler İçin, Kimler Okumalı?
Günlük
okumayı sevenler. Siz de benim gibi günlük okumayı seviyorsanız, bu yazıları
seveceksiniz. Ünlü yazarların günlüklerini okumayı çok severim. Benim gibi
günlük yazan blogları da.
Yazmaya
başlamak isteyenler: Yazmaya başlamak istiyorsanız bu seri, sizler için. Bu
serinin yazılarını okurken yazılara yorum yapan diğer blogları da
tanıyacaksınız. Ne kadar çok blog olduğunu ve ne kadar çok insanın yazdığını
göreceksiniz. Bu da size yazmak için ilham verecek.
Hayatın
içinden gerçek metin arayanlar: İşte benim en sevdiğim nokta. Kişisel blog
yazıları demek, hayatın içinden yazılar demektir. Okulda, evde, işte, sokakta
gördüğümüz, konuştuğumuz şeylerdir. En çok bu yönü yakalayacak sizi.
Yazarken
tıkanan yazarlar: Bir blog yazarının veya bir yazarın en çok başına gelen
şeydir tıkanmak. Ben de bu seriyi yazarken çok tıkandım. O tıkandığım, yazmaya
konu bulamadığım anları da yazı konusu yaptım. Bu yazılar da size ilham
verebilir. Siz de tıkanıklığınızı bir yazıya çevirirsiniz.
Son Sözler
Bu
seri şu anda 120’inci yazısında. Her gün yazılmaya ve seri büyümeye devam
edecek. Çünkü kişisel blog yazıları benim için sadece bir içerik değil, bir
alışkanlık. Alışkanlıklar da insanın hayattaki yönünü tayin eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder