Yayınlar

Eylül, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dünyadan kaçmak için uyumak...

Resim
       Bazen şu dünyaya hiç inancım kalmıyor. İşte o anda, “Uyumak en iyisi” diyorum. Uyumak ve bu dünyadan uzaklaşmak. Uyumayı, bu dünyadan uzaklaşma aracı olarak kullanmak. Galiba bununla ilgili ünlü biri, bir şeyler söylemişti. Ama kimdir, ne söylemiştir hatırlamıyorum şimdi. foto kaynak: unsplash.com “KES BABALIK NASİHATİ” Gündelik veya güncel konularla ilgili görüşlerimi yazıyorum ya buraya. Sanki ahkam kesiyormuşum gibi geliyor bana. İçimden kendi kendime, “Kes babalık nasihatı. Bıktık nasihatten” demek geliyor. BULMAYI UMDUĞUM PARA KAZANMA TEKNİĞİ NE?      İnternetten para kazanma teknikleri ile ilgili yazılar ve videolar hep aynı teknikleri anlatıyorlar. Buna rağmen her gördüğümde yine de ilgilimi çeker, okur veya izlerim. Sonra, “Hep aynı şeyleri anlatıyorlar yavv” deyip hüsrana uğrarım sanki. Duymak istediğim bir teknik var galiba. Ama ne, onu bende bilmiyorum.  

Hastanelerde yer kalmazsa, sende kına yakarsın...

Resim
       Bir tanesi çıkmış diyor ki: “Kasım sonu hastanelerde yer kalmayacak” Sende kına yakarsın o zaman. Bu tür insanlara sinir oluyorum.       Çünkü yorumları art niyetli. Bi rezillik olsa da iktidar zor durumda kalsa mantığındalar bunlar. Ama bazıları söylese bunu, bu kadar sinirlenmem.  foto kaynak: unsplash.com      Mesela devamlı yayınlara çıkan Mehmet Ceyhan hoca. Mesela o adam dese, kasım sonu hastanelerde yer kalmayacak. Bak o zaman başımla beraber. Çünkü o adamın yorumunda art niyet yok. Tamamen bilimsel konuşuyor. BİR AYDA KİTAP BİTİRDİM. TEBRİK EDİN BENİ…      Bir ay veya bir aydan daha fazla sürede de bitirmiş olsam da tebrik edin beni. Savaş ve Barış kitabını bitirdim. Bazı günler hiç okumadım.       Bazı günler 3-5 sayfa. Ama yine de bitirmenin gurur ve mutluluğunu yaşıyorum. Ama yeni kitapta daha kısa sürede ve her gün daha fazla okuyarak kitabı bitirmek istiyorum.

Masumlar Apartmanı'nı beğeneceği hiç aklıma gelmezdi...

Resim
     Yaşar’ın normalde dizilerle işi olmaz. Ama Masumlar Apartmanı ’nın çok methini duyunca izlemek istemiş ve beğenmiş. “Bende izledim ilk bölümünden 15-20 dakika kadar. Ama beni sarmadı.  foto kaynak: haberler.com      Kadın devamlı ellerini yıkıyor” dedim. “O ellerini yıkayan Ezgi Mola işte” dedi. “Biliyorum lan biliyorum Ezgi olduğunu” dedim.        “Herkesin sevebileceği bir dizi olmayabilir. Psikolojik bir dizi” dedi. Aynen, bu tarz diziler bana hitap etmiyor. Ama Ezgi harika oynamış. KALİTELİ BİR ANİMASYON FİLMİ ÖNERİSİ: COCO…      Bu akşam kanal D’de Coco diye bir animasyon filmi vardı. Filmi izlemeye başlarken beklentim yüksek değildi.       Ama film bittiğinde harika bir akşam geçirdiğimi söylemeliyim. Gerçekten kaliteli bir animasyon. Uzun zamandır bu kadar kaliteli bir iş görmemiştim.       Bir hikayesi var ve o hikaye çok güzel. Animasyon sevenlere gönül rahatlığıyla önerebilirim.

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş için başarılı veya başarısız, niye diyemem?

Resim
      Ekrem İmamoğlu olsun, Mansur Yavaş olsun nasıl bir belediye başkanı olduklarını şimdilerde öğrenmek çok zor. Çünkü medyanın bir yanı yerin dibine batırıyor, bir bölümü de çok övüyor.  foto kaynak: unsplash.com      Bu işin aslı astarını bir dahaki seçim sandığında göreceğiz. İstanbul ve Ankara’da yaşayanlar,   gerçekten başarılı bir belediye başkanlığı yapıp yapmadıklarını oylarıyla ortaya koyacak.       O zamana kadar ne sövenlere, ne de övenlere aldanırım da iyi veya kötü bir şey düşünürüm belediye başkanlıkları hakkında. SENARYO İŞİNİ ÇÖZEN DİZİLER ALIR YÜRÜR…      Ben bu dizilerin senaryolarının yazım sürecini merak ediyorum gerçekten. Dizi başladığı zaman finali belli değil mi? Yoksa reyting alırsa duruma göre senaryoyu devam ettiririz mi diyorlar?       Bana göre böyle diyorlar. Çünkü diziler çok güzel başlayıp saçma sapan yerlere gidiyor. Ondan sonra da yayından kaldırılıyor.        Böyle yapa yapa kaç diziyi perişan ettiler. Bu senaryo işini çözen yapımcının çoğunlu

Çok içerik girmek, kaliteyi düşürüyor mu?

Resim
       Dün Yaşar ile konuşuyoruz. Bir tane YouTuberdan bahsediyoruz. İlk başlarda yayınlarının güzel olduğunu, sonradan bozduğu konusunda hem fikirdik.       “Sonradan siyasete girdi. Orada batırdı” dedi. Yaşar’ın bu görüşüne katıldım. Ayrıca bir ekleme de ben yaptım: İlk başlarda seviyor ve takip ediyordum.  foto kaynak: unsplash.com      Kişisel gelişim üzerine videoları güzeldi. Sonra canlı yayınlara başladı. Oradaki konuşmaları bana cıvık geldi. Sonradan soğudum ve takibi bıraktım” dedim.       Ve son olarak da bu yazının başlığını oluşturan düşüncemi dile getirdim: “Abi ne zaman ki çok içerik girmeye başladı. Çekecek konu bulamayınca siyasete, ona buna girdi.        Yani bir işte çok içerik girmeye başladığı zaman işler cortluyor” dedim. Başka bir ifade ile çok içerik, kalitenin düşmesine neden oluyor.

Niye her şeyimizi sosyal medyada paylaşıyoruz?

Resim
       Niye böyle bir dünyadayız? Niye her şeyimizi paylaşmalıyız? Blogda yazı yazarak görüşlerimizi, İnstagram’da hikayelerle anlarımızı, YouTube’da konuşmalarımızı vb. niye hayatlarımız şeffaf hale getiriliyor? Bir şey bildiğimden değil, sadece acaba diyorum. Bunun üzerine düşünmeli. foto kaynak: unsplash.com BARIŞ İÇİN SAVAŞMAK…      Bazen ülkeler savaştan kaçamıyorlar. Ne kadar barış yanlısı da olsan olmuyor. Karşı taraf rahat durmuyor. İlle savaş ile anlatacaksın meramını. Savaşacaksın ama yine barış için savaşmış olacaksın. Bu devirde barış için bile savaşmak gerekli. KARŞI TARAF KIRILACAK DİYE GÖRÜŞLERİNİ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNME…      Karşı tarafla görüşleriniz çakıştınız mı? Çekinmeden bangır bangır söyleyeceksin düşüncelerini. Alttan almayacaksın. “Bunu söylersem karşıdaki kırılır” demeyeceksin. Asıl böyle düşünürsen kaybediyorsun çünkü. Sen düşünceni söyle . Karşı taraf canı nasıl isterse öyle anlasın.

Pandemi ne zaman bitecek derken şimdi de ikizdemi çıktı...

Resim
       Evet dostlar. Pandeminin bitmesini beklerken şimdi de ikizdemi çıktı karşımıza. Vücutta aynı anda hem koronanın hem de normal gribin olmasına deniyormuş.       Güçlerini birleştiriyorlar anlayacağınız. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamasında bir nokta dikkatimi çekti. “Virüs hala hasta etme özelliğini kaybetmedi” dedi.  foto kaynak: unsplash.com      İşte o özelliği bir kaybetse, her şey bir anda normale dönecek. Sanki hiç bunları yaşamamış gibi olacağız. 2020’NİN BİTİŞİNE KAÇ GÜN KALDI DİYE SAYANLAR…       2020 ’de bunca şey başımıza geldikten sonra artık 2020’nin bitmesini gün gün sayanlar var. Bugün İnstagram’da bir hikayede gördüm.       Eğer onu yazacağımı bilseydim bitişine kaç gün kaldığını da not alırdım. “Şu kadar gün kalmış, bizde ittirsek hemen geçmez mi ki?” gibisinden bir şey yazıyordu. E haksız da sayılmazlar.

Dünyanın adaletsiz bir yer olduğunu kabullenmek...

Resim
      Dünya adaletsiz bir yer diye kabullenip köşemize mi çekilelim? Şu dünyada yaşanan onca adaletsizlikleri görünce sanki bunu kabullenmekten başka bir seçenek kalmıyormuş gibi geliyor bana. foto kaynak: unsplash.com PARAN VARSA NEDEN HAKARET EDİLMEYİ İSTERSİN?      Gelin kaynana programlarına katılanların evlerine bakıyorum da ne kadar güzeller. Belli oluyor ki hali vakti yerinde insanlar. Hal böyleyken ne işiniz var o programlarda? Değer mi hakaret etmeye ve başkalarından hakaret yemeye? Gerçekten anlamıyorum ben bu insanları. FIRINDAN EKMEK ALANLARIN AYIPLANMASI…      Babam anlattı. Eskiden fırından ekmek alanları ayıplarlarmış. Çünkü o zamanlar ekmek evde yapılırmış . Tam da bugün tüm doktorların istediği gibi. Ama gel zaman git zaman evde ekmek yapan kalmaz olmuş. Artık hazırcı olduk. “Her şeyin hazırı var. Uğraşmaya gerek yok” diyoruz. Nereden nereye değil mi? Bu yazımı podcast olarak dinlemek istersen videoya tıkla.

Hiç unutmuyoruz kırgınlıklarımızı...

Resim
       Bir sohbetimiz sırasında sevdiğim arkadaşlarımdan biri, zamanında yaptığımız bir tartışmayı hatırlattı bana. “Çoktan unutmuştur o tartışmayı” diye düşünüyordum ben oysaki.  foto kaynak: unsplash.com      Meğerse unutmamış. Tıpkı benim gibi. Bende unutmadım. Hadi ben kendimi biliyorum. Ben hep kendime yük yaparım böyle mevzuları.       Ama arkadaşımın da böyle bir huyu olduğunu bilmiyordum. Yani anladım ki: Sevdiğimiz insanlarla yaşadığımız mutluluk da, kavga da unutulmuyor. Beynimizin bir köşesinde duruyor öylece. SADECE BİR MEVSİMİ SEVMEK EKSİKLİK GİBİ GELİR BANA…      Kendimi şanslı sayanlardanım ben. Çünkü ben her mevsimi seviyorum. Nedense sadece belli bir mevsimi sevmek eksiklik gibi gelir bana. Yerine göre üşümek de güzeldir, yerine göre sıcaktan yanmakta. Geceyi de severim ben, gündüzü de. Her şeyin ayrı güzellikleri var.  

İnsanlık ipini kopardı...

Resim
       Twitter artık şöyle bir hal aldı: Eğer trendlerde bilinmedik bir isimle karşılaşırsanız bilin ki, ya öldürülmüştür, ya öldürmüştür, ya bir hayvana eziyet etmiştir ya da intihar etmiştir. İnsanlık ipini kopardı dostlar.    foto kaynak: unsplash.com NE OLACAK BU DOLAR’IN HALİ?      Gerçekten ne olacak bu Dolar’ın hali? Daha nereye kadar yükselecek? 7,63 oldu. Kaç olacak? 10 mu olacak? Peki biz vatandaşlar nasıl etkileneceğiz bu durumdan? Bakalım gelecek günler neler gösterecek? Biz notumuzu buraya düşelim. GECENİN SESSİZLİĞİNDE MÜZİK DİNLEMEK Bİ BAŞKA… Gecenin o sakinliğinde, slov müzik dinlemek de ayrı bir güzel oluyor. Daha bir derinden etkiliyor beni. O anlarda şunu fark ediyorum: İnsanın hüzne de ihtiyacı var. İnsan zaman zaman hüzünlenmeli ve içinden geliyorsa ağlamalı da.

Sen kendi reklamını yapma bırak da yazıların reklamını yapsın...

Resim
       İnstagram’dan takip ettiğim köşe yazarları var. Hikayelerinde yazılarının haberini yapıyorlar. Bu bana pek hoş gelmiyor.       Zaten sen ünlüsün. Zaten tanınan bir gazetecisin. Okuyan okuyordur seni. Bu saatten sonra seni takip edenlerde ne artma olur ne de azalma.       Safın bellidir. Muhalif mi yoksa yandaş mı olduğun bellidir. Siyaset yazıyorsan bu böyledir. Hal böyleyken yazılarının reklamını yapmaya ne gerek var ki?  foto kaynak: unsplash.com      Hadi ben yapsam neyse. Ben yırtmaya çalışan bir blog yazarıyım. Bu nedenle ben çatır çatır yazılarımın reklamını yapabilirim.       İnstagram senin özel alanın. Orada, günlük hayatından kesitler paylaş bizle. Bırak yazının reklamını yapmayı. Birde hevesle paylaşmaları yok mu?       Sen kendinin reklamını yapma. Bırak yazdıkların ve konuştukların senin reklamını yapsın.

Para edecek blog yazısı yazamıyorum...

Resim
      Şöyle bir bakıyorum da. Ne blog yazılarımda ne de YouTube videolarımda para edecek işler yapmıyorum. Boşuna ahhlanıp vahlanmanın manası yok yani gönül. foto kaynak: unsplash.com EĞER YENİ BİR BİLGİSAYAR ALIRSAM…      Yeni nesil diz üstü bilgisayarlar var, İncecik. Daha pratik ve göze hoş geliyor. Eğer gün gelip yeni bir diz üstü bilgisayar almaya karar verirsem gönlüm onlardan yana olacak. HEM MANTIKLI, HEM DE MANTIKSIZ BİR SORU…      Bir tane kişisel gelişim videosunda ya da İnstagram’daki bir yazıda denk gelmiş olabilirim. Eğer bir yerde çalışmasanız ve hiçbir sorumluluğunuz olmasa- evlilik ve çoluk çocuk gibi- nasıl bir hayat yaşamak isterdiniz? Nasıl bir yaşam planlardınız kendinize? İlk bakışta çok saçma bir soru gibi. Ama biraz düşününce mantıklı gibi de sanki.

Beyaz ile İbrahim Büyükak beraber program yapacaklar...

Resim
  foto kaynak: fragmanlar.co       Acun , Netflix benzeri bir platform kuracak. Bu platformda olacak programlardan birini şimdiden açıkladı. Beyaz ile İbrahim Büyükak ’ın ortak bir şey yapacaklarını söyledi. Yani Beyaz Show başlamıyor. Ama ortaklaşa ne yapacaklarını söylemedi. Bu arada Beyaz, bu senede O Ses Türkiye jürisinde olmaya devam edecek. Eğer ikisinin enerjisi tutarsa çok harika bir iş ortaya çıkabilir.

Acun Ilıcalı, Netflix benzeri bir platform kuruyor...

Resim
       Acun Ilıcalı , Netflix’e benzer bir platform kuracakmış. Platformun adını Ali Taran koymuş. Ama daha adını açıklamadı. Bir törenle açıklayacaklar herhalde.  Foto kaynak: milliyet.com.tr      Eğer her şey yolunda giderse 2021 Ocak ayında yayın hayatına başlayacakmış. Bu platformda sadece yarışmalar olmayacak. Belgesellerde olacak.       Mesela, Dumlupınar belgeseli . Bu belgeselin de çok izleneceğini düşünüyor Acun. Özellikle ismini çok merak ediyorum. “Çok beğendim ve hayran kaldım isme” dedi. Böyle söyleyince insan ister istemez merak ediyor.

Koronavirüsten dolayı ölüm korkusu yaşadım...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com       Koronadan dolayı çok tedirgin olanlar, ölüm korkusu yaşayanlar var. Eve kapandığımız ilk dönemde bende çok çekiniyordum. Ama zamanla alıştım. O korkuyu üzerimden attım. Sonuçta tedbir almaktan başka çaremiz yok. Ölüm gelirse de yapacak bir şey yok. Sonuçta bir gün öleceğiz. Kendimi böyle düşüne düşüne rahatlattım.

Bazen müşteriler bana sinir harbi yaşatıyor...

Resim
       Bazen müşteriler beni çok sinirlendiriyor. Dakikalarca o siniri üzerimden atamıyorum. Yerimde duramıyorum. Kalkıyorum, oturuyorum, söyleniyorum.       Bunlar dindirmiyor sinirimi. Bir şeyler fırlatmak, dağıtmak veya parçalamak işimi görür diye düşünüyorum o anlar için.  foto kaynak: unsplash.com             Çağrı merkezinde çalışanlar için çok güzel bir söz söyler bizim Murat Kaygısız. Onu kulağa küpe etmek lazım ama yapamıyorum işte.       “Kafaya müşteriyi değil sadece kulaklığı takacaksın” der. İlk duyduğum zaman da çok etkilemişti bu söz beni. Hala da etkisini sürdürür.       Ama olmuyor işte. Bunları bilmeme rağmen sinirlerime hakim olamadığım zamanlarım oluyor. Her işin kendine göre zor yanları vardır tabi.       Peki sizler, yani bu yazıyı okuyanlar, çalıştıkları işlerinde benim gibi çok sinirlendikleri anları oluyor mu?

Selçuk Tepeli, Fatih Portakal'dan daha mı muhalif?

Resim
       Fox haberin devamlı takipçilerinden, “ Selçuk Tepeli , Fatih Portakal’dan daha muhalif” gibi şeyler duydum. Ben Fox haberin devamlı takipçisi değilim.  foto kaynak: cumhuriyet.com.tr Denk gelirsem izlerdim. O yüzden ikisini kıyaslama şansım yok. O yüzden bu yazıyı okuyanlar arasında her ikisini de takip etmiş olanlar varsa yorumlasınlar.      Selçuk Tepeli daha önce Habertürk’te sabah haberlerini sunarken de yorumlarında muhalifti. Ama bu muhalifliği aynı şekilde Fox’a aktardı mı yoksa muhaliflik dozunu daha da mı artırdı bilmiyorum.

Kişisel blog yazıları 9...

Resim
     Hikmet Anıl Öztekin , YouTube kanalında izlenmesi gereken filmler videosu yapmış. Hafta sonu o filmlerden izlemek istiyorum.      Öğretmen filmlerini seviyorum. Tabi dizilerini de. Bir okula bir öğretmen gelir ve her şey değişir. O öğretmen, öğrencilere hayat sevinci aşılar. Yeteneklerini keşfetmelerini sağlar. Ve ortaya bir dünya güzellik çıkar. Önerilen filmler arasında öğretmen filmleri de var. Onları izlemek için sabırsızlanıyorum. foto kaynak: unsplash.com      Planlayarak yapılan hiçbir şeyin tadı olmuyor. Ama spontane gelişen her şey ayrı bir güzel oluyor.      Bazen durmadan yazmak istiyorum. Sayfalarca sayfalarca. Ama o kadar yazacak şeyim yok. Roman ya da hikaye yazmada ise hiç gözüm yok. Ben böyle kendi halinde deneme.      Son bir not: Kişisel blog yazıları serisini nasıl buluyorsunuz?   Yoksa bir yazıda bir konuyu okumak daha mı iyi?       VİDEO İLE İLGİLİ NOT: Eğer bu yazıyı sesimden dinlemek istersen videoya tıkla. Tabi yazıyı birebir ok

Fark ettim ki hiç bir konuda derinlemesine bilgi sahibi değilmişim...

Resim
     Mesela bir YouTube kanalında bir kız, filozoflardan bahsediyordu. Oturdum onu izledim. Konusuna çok hakimdi.       Konuşurken hiç teklemiyordu, hiç eee’lemiyordu. O an fark ettim ki. Benim bu aralar, “Ne yazayım ya da ne konuda YouTube videosu çekeyim?” sorusunun cevabı karşımdaydı.  foto kaynak: unsplash.com      Benim insanlara anlatacak bir konum yoktu. Benim bir konu hakkında derinlemesine bir bilgim yoktu. Halbuki kendimi çok da donanımlı sayardım.       Aslında bir hiç olduğumu anladım. Hiçbir konunun üzerine eğilmemişim. Bir konu üzerine uzmanlaşmamışım. Her şeyden azar azar bilgim var.       İlgilendiğim konular var. Ama hiç o konuların derinine inmedim. Hiç araştırma yapmadım. Çünkü araştırma yapmak zahmetli, çünkü emek istiyor. Çünkü araştırma yapma kültürüm yok. Böylece kendi gerçeğimle yüzleşmiş oldum.

Murat Menteş ne kültürlü bir adammış...

Resim
  Murat Menteş ’in katıldığı bir programı izledim. Yorumları çok hoşuma gitti. Olaylara çok farklı bir açıdan bakıyor.       Ve olayları yorumlarken hem şarkılardan, hem filmlerden ve hem de yazarlardan örnek veriyor. Böyle örnekler vermesi bende, “Bu adam nasıl bir kültürlü adamdır.       Her konuşmasında bir filmden, bir şarkıdan ve bir yazarın söylediği sözü örnek veriyor” dedirtti. Ve bende onun gibi olmak istedim ve ona imrendim. foto kaynak: medium.com BAZEN BÖYLE YAPMALI İNSAN DEDİRTEN AÇIKLAMA…    Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi ’nin açıklamasını izledim. Taraftardan anlayış beklediğini söyledi transferler konusunda.       Sonrasında, “Anlayış göstermeseler de fark etmez” dedi. Normalde başkanın o söylemi bana itici gelirdi. Ama şimdi nedense itici gelmedi. Hatta, “Bazen böyle kestirip atmalı insan” dedim.

21 Eylül'de okullar açılmaz çünkü...

Resim
      21 Eylül’de okulların açılacağını düşünmüyorum. Çünkü vaka sayısı artmaya başladı. Hem de çok hızlı bir şekilde artmaya başladı.       Bunun dışında bir adım daha ileri gidiyorum ve “ Sokağa çıkma yasağı kapıda” diyorum. Eylül ayının ortaları ya da ekim başı.  foto kaynak: milliyet.com.tr      Bu şartlarda yüz yüze eğitim yapmak çok riskli. Bir anda vaka sayısı daha da alıp yürüyebilir. Bence yüz yüze eğitim hayal böyle bir durumda.       Herkes evlerinden eğitim görmeye devam. Vakalar öyle bir artmaya başladı ki. İlk dönemi mumla arayabiliriz.       Sanki günlük 75 ya da 100 gibi ölüm sayılarına bir anda ulaşacakmışız gibi. Galiba korona ile asıl mücadelemiz şimdi başlıyor. Şimdiden evde nasıl vakit geçireceğimizi düşünmeye başlayalım bence.