huzur duymak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur duymak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Geçmişten pişmanlık duymak...

geçmişten pişmanlık duymak

     Geçmişten pişmanlık duymak, insanı devamlı rahatsız eden bir durum. O pişmanlık duyduğum şeyleri zamanında yaparken, o kadar emindim ki kendimden. Yine bundan uzun bir zaman önce, “Hayat kısa. Elime ne fırsat geçerse değerlendireceğim” demiştim kendi kendime. Değerlendirdim de. Daha doğrusu öyle sanmışım. Şimdilerde o yaptıklarımın pişmanlığı kaplıyor ruhumu. İnsanın yaşı geçiyor. Koca bir ömürden geriye, yaptıkları kalıyor. Ve o yaptıkların seni tanımlıyor. En büyük huzurun, geriye baktığında huzur duyacak işler yaptığını görmesi olduğunu anladım bir insanın. Peki ya geçmişte kırdığın kalpler? Hem de düzeltemeyecek bir şekilde kırmışsan. Artık her atacağım adımda birden fazla kere düşünüyorum. Geçmişten pişmanlık duymak, yaşamak isteyeceğim en son duygu zira.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/grayscale-photo-of-man-in-black-v-neck-shirt-with-black-background-90764/

Otobüste yaşadığım huzur...

     Otobüsün açık olan kapısına yaklaştım. Kafamı içeri uzattım. “Abi Çilimli’den geçiyor mu?” dedim. “Geçer” dedi otobüs şoförü. Bindim otobüse. Şoförün hemen arkasındaki çiftli koltuğa, cam kenarına oturdum. Cebimden bozuklukları çıkardım. İçinden üç lira ayırıp, şoföre uzattım. Sonra camdan dışarıyı seyre daldım. Otobüste, cam kenarında oturmayı ve etrafı izlemeyi seviyorum bende, bir çok kişi gibi. Az ileride, ışıklara takıldık. Şöyle bir dışarıya baktım. Arabalar, vızır vızır gidiyorlar. Işıklarla her taraf aydınlık. Herkes evine gitme telaşı içinde. Çok sevdiği ailesiyle mutlu ve huzurlu saatler geçirmek için. Eve gitme telaşı içinde olanlar içinde ben ve otobüsteki herkes de var.

yardımlaşmak, otobüs anısı, huzur duymak, yaşadıklarım

                                            ÇAY KANSER YAPIYORMUŞ
     Bunu düşününce, bir anda huzurla doluyorum. Arkama dönüp otobüsteki herkese bakıyorum. Otobüs fazla kalabalık değil. Tekrar önüme döndüm. Şoförün yanında iki kişi oturuyor. Konuşmalarından, şoförle arkadaş oldukları belli. Tatlı bir sohbet tutturmuşlar. Onlara kulak verdim bende. Cam kenarındaki adam, çayla ilgili bir şey duymuş, onu anlatıyor. “Bir-iki saat önce demlenmiş, bayat bir çayı bardağa koyduğunda, tortuları oluyormuş. O tortular bardağın dibine iniyormuş. O çayı içince de o tortu, boğazlara yapışıp kanser yapıyormuş” dedi. Hemen yanındaki bir diğer adamsa buna karşılık, “Ha bi gün önce ölmüşün, ha bi gün sonra ölmüşün ne farkeder” dedi. Bu tip tatlı konuşmalar her zaman olur otobüslerde.
                                          YARDIMLAŞMANIN GÜZELLİĞİ
     Bunun üzerine şoför girdi konuşmaya ve son sözü o söyledi. Gülümseyerek, “Bi bağıra bağıra ölmek var, birde normal ölmek var” dedi. Otobüs yine bir durakta durdu. Otobüse önce, elindeki bir bebekle genç bir kız bindi. Onun arkasından, elinde bebek arabasıyla bir kadın ve 5-6 yaşlarında bir kız. Sonradan binen kadın, elinde bebeği tutan kıza, “Siz oturun ben bebeği alırım” dedi. Meğer bebek, sonradan binen kadınınmış. Genç kızdan yardım istemiş. Kadın, otobüs parasını uzattıktan sonra kızın kucağından bebeğini aldı ve kıza, “Çok sağol” dedi. “Yardımlaşmak ne güzel” dedim içimden. Bu duyguları yaşattığı için, otobüs yolculuklarını seviyorum. Tekrar camdan dışarıyı seyretmeye başladım. İçimdeki huzurla.

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com