Ntv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ntv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Koronavirüsten Amerika'da ölenlerin sayısı 88 bin olmuş...


     ABD’de koronadan ölenlerin sayısı tam 88 bin olmuş. İlk başlarda Amerika’da pek vaka çıkmıyordu. İtalya alıp yürümüştü. Sonra Amerika bir açıldı, pir açıldı. Pandeminin merkezi Amerika oldu.

     Ntv’yi izlerken kapı kollarını silmemiz gerektiğini gördük koronadan korunmak için. Siz her gün kapılarınızın kollarını siliyor musunuz? Babam hemen kalkıp eline ıslak mendili alıp tüm kapıların kollarını sildi haberi gördükten sonra.

     Kim derdi ki maske yapanlar gün gelip paraya para demeyecek. Şu anda en değerli şeyler maske ve sabun. Birde böyle plastik maskeler çıktı. Onların altı açık. Gerçekten onlar koruyabiliyorlar mı?

     Bill Gates için koronayı o üretti diyorlar. Bundan yıllar önce virüs için tatbikat yapması da insanın aklında soru işareti oluşturuyor.

Oğuz Haksever için belki de hayırlısı budur...


Oğuz Haksever, Ntv’den ayrılmış. Bu beklenen bir durumdu. Ama bu beklenen durumun dışında kendisinde de bir asabiyet var gibiydi son zamanlarda. O malum olay, sonra rejiye söylenmesi. İşinde mutsuz olanların verdiği tepkiler gibi geldi bana. Her son bir başlangıçtır. Belki de bu ayrılık kendisi için hayırlara vesile olacak. Oğuz Haksever için vakit, şapkasını önüne koyup düşünme vaktidir şimdi.



Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=61ZY6A9ATRM


Man of the year ödül töreni izlenimlerim...

     Man of the year ödül törenine denk geldim bugün Ntv’de. Canlı yayını izleyememiştim. Ne zaman yayınlandığından da haberim yoktu. “Bir denk gelsem de izlesem” diyordum. Başka bir şey isteseymişim olacakmış. Bir kere oturma düzenine hayranım. 

     Harika bir sahne düzeni var. Ortada yuvarlak bir sahne. Konuklar o sahnenin etrafında yuvarlak bir düzende oturmuş. Sanki Türkiye’de değil, Amerika’daki bir ödül törenini izliyorum hissi uyandırıyor. Sevdiğim bir diğer yanı da verilen ödül sayısının az olması. Mesela Altın Kelebek ödül töreninde millet ödül vermekten bıkıyor. Hem gelen konuklar hem de biz izleyiciler de sıkılıyoruz. Burada ise bir saatte bitti. Man of the year kendine has bir ruhu var.

Man of the year

     Man of the year ödül töreninden önce bir de ödül alanlar fotoğraf çektiriyor. Dans ediyorlar falan. Bu sene çekimlerde herkes kırmızı renklere bürünmüştü. Kırmızı çok yakışan bir renk. Hele Gülse Birsel’e çok yakışmış. Dansını da çok sevdim ben. Bu erkeklere ödül veren bir tören. Ama yılın kadını olarak da bir kadına ödül veriliyor. Bu sene yılın kadını Gülse Birsel’di. 

     Gülse Birsel yılın kadını olacak ne yaptı? Sadece bir film yaptı. Tamam, senaryosunu yazdığı ilk filmi. Ama bu yılın kadını olması için yeterli mi? Bunda emin olamadım. Bu arada bir not daha Gülse hakkında. Man of the year töreninde ödül alanlardan biri de Ferzan Özpetek’ti.

     Man of the year ödül konuşması ilgi çekiciydi. Ferzan Özpetek aldığı ödüllere baktığında o geceye kendince damgasını vuran olayları hatırlarmış. Bu ödüle baktığında ise Gülse Birsel’in telefon numarasını almasını hatırlayacağını söyledi. 

     Gülse, siyah bir elbise seçmişti. Oldukça şıktı. Ödül konuşması ise esprili yapmaya çalıştı ama doğru dürüst anlaşılamadı. Ya da komik değildi. Ben hiçbir şey anlamadım açıkçası. Sadece komik olmayan o değildi. Cem Yılmaz da bekleneni veremedi. Esprileri hiç komik değildi. 

     “Şimdi salondaki gözlemlerinden neler çıkarmıştır o” dedim. Bir gözlem yapmış oda kısa pantolondu. Ödül alanlardan biri ile ilgili. “Ona pantolon alalım falan” dedi. Man of the year her şeye rağmen çok prestijli bir tören olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/wood-sign-arrow-blur-137596/


İşinin, sevebileceğin bir yanını bul...

     Ntv’de Arka Koltuk diye bir program var. Bu programda, her hafta, iş dünyasında başarılı olmuş kişiler konuk ediliyor. Programın sunucusu, Berfu Güven. Programın bu haftaki konuğu, Opet’in kurucusu Nurten Öztürk’tü. Bu programı her hafta takip ettiğimi söyleyemem. Ama denk gelirsem, izlerim. Bu hafta da denk geldim, izledim. Her zaman, başarıya giden yolda neler yapmış insanlar, hep merak etmişimdir. O yüzden, bu program ilgimi çekiyor. Öyle süresi fazla uzun da değil. Yarım saatlik bir program. Bu yazımın konusu, bu programda öğrendiklerimden oluşacak. Konu döndü dolaştı, her zamanki klasik tartışmaya geldi. Sevdiğin işi yapmak muhabbeti. “Bakalım Nurten Öztürk’ün bu konuya bakışı nasılmış?” dedim.

işinin sevebileceğin bir yanını bul

                                            
                                                          SEVDİĞİN İŞİ YAP SÖYLEMİ
     Aynen şöyle dedi: “Ya sevdiğiniz işi yapacaksınız. Eğer ki sevdiğiniz işi yapamıyorsanız, yaptığınız işte seveceğiniz bir yan bulacaksınız”. Daha önce böyle bir bakış açısı duymamıştım. Bu konuyla ilgili duyduğum bir söz daha vardı. Kimin söylediğini şu an hatırlamıyorum. Oda şöyle diyordu: “Sevdiğin işi yapacağım diye vakit kaybetme. Yaptığın işi sev”. Bu sözde beni etkilemişti. Tamam bu söz, iyi güzel bir sözdü de. Yaptığım işi nasıl seveceğimi anlatmıyordu. Ama Nurten Hanım, bu sorunun cevabını verdi. Evet, çoğumuz sevmediğimiz işlerde çalışıyoruz. Sabahları ayaklarımızı sürüyerek işe gidiyoruz. Çıkış saati gelince de, çocuklar gibi şen oluyoruz. Yaptığın işte sevdiğin bir yan bulmak. Kulağa hoş geliyor.
                                                     KOÇ’LA ORTAKLIĞA GİDEN BAŞARI
     Nurten Hanım, akaryakıt sektörüne girdiklerinde daha fatura nedir bilmiyormuş. “Ama benim de işin ucundan tutmam gerekiyordu. Ben de bildiğim yerden, temizlikten girdim olaya” diyor. Peki bu soruyu kendinize sormanızı istiyorum. Yaptığınız işte, sevdiğiniz bir yan var mı? Hiç işinize bu açıdan bakmış mıydınız? Nurten Hanım ile ilgili birkaç bilgi daha vereyim. Aslında eşi ve kendisi öğretmenmiş. Sonradan akaryakıt sektörüne girmişler. Şirketin ilk ismi Öztürkler petrolmüş. Sonradan Opet olmuş.  Bu arada Opet’teki temiz tuvalet kampanyasının mimarı da kendisiymiş. Sonradan Koç Holding ortaklık teklif etmiş. Şimdi Koç Holding’le yüzde 50 ortaklar. Daha sonradan otel işine de girmişler. Otel işinde de o kadar başarılı olmuşlar ki. Antalya’da yapılan G-20 zirvesi, onların otelinde yapılmış. Orada da bir ayrıntı verdi kendisi. Obama’nın korumaları, zirveden önce müşteri gibi otele gelmişler. Otelin hizmetinden memnun kalmışlar. Ondan sonra o otelde karar kılınmış.  Çok güzel bir programdı. Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz. 

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/gBQfzprVXak

Sezen Aksu belgeselini izledim...

     Dün gece kanallara baktık. Doğru dürüst bir şey yoktu. En sonunda Atv’de Kim Milyoner Olmak İster yarışması varmış. Onu bıraktık. O reklam arasına girince de tekrar kanalları zaplamaya başladım. Baktım Ntv’de Sezen Aksu belgeseli var. Ntv’nin bu sanatçılarla ilgili belgesellerini seviyorum. Güzel yapıyorlar. Kardeşimle beraber izlemeye başladık. Başladığı on dakika falan olmuş herhalde. Öyle çok bir şey kaçırmamışız yani. Sezen Aksu’yu, Sezen Aksu yapan şarkılar, Onno Tunç ve Aysel Gürel ile tanışmasından sonra yazılıyor. Sezen Aksu, Onno Tunç ve Aysel Gürel iyi bir üçlü oluyorlar. Bu üçlünün güzel enerjisinden unutulmayacak şarkılar doğuyor. Bir zaman sonra Sezen Aksu ile Onno Tunç arasında bir aşk başlıyor.
sezen aksu

                                       SEZEN AKSU’NUN AŞIK OLDUĞU ADAM                      
     İkisi arasındaki aşk filmlerde gördüğümüz gibi fırtınalı bir aşktır. Kavgaları çoktur. Ama o kavgalardan sonra, daha bir sevgiyle bir araya gelirler. Bu o kadar tutkulu bir aşktır ki. Bu kavgaları nedeniyle ayrı kaldıkları zamanlarda bile, özlemlerini dile getiren şarkılar yazarlar. Ve o şarkılar bugün bizi alıyor, özlediğimiz sevdiklerimize götürüyor. Ama bir an geliyor. Ne kadar da birbirlerini sevseler artık bu ilişki yürümüyor. Ve ayrılıyorlar. Sadece Onno Tunç ile değil Aysel Gürel ile de yolları ayrılır Sezen Aksu’nun. Artık o yalnızdır. Aysel Gürel ile unutulmayan şarkılara imza atmışlardır. Bunlardan biri de Firuze’dir. Normalde söz yazarı olarak ikisinin ismi geçer.
                                                 DOSTLARINI BİR BİR KAYBEDER
     Ama yıllar sonra Sezen Aksu gerçeği dile getirir. “Nezaketinden dolayı benim de ismi mi geçirdi. Yoksa tamamen sözler Aysel Gürel’e aittir” der. Sezen Aksu, Onno Tunç ve Aysel Gürel’den sonra Uzay Heparı ile çalışmaya başlar. Sezen Aksu, kaybettiği ışığı tekrar yakalamıştır. Yine çok güzel şarkılar çıkmaya başlar ortaya. İkisi çok iyi bir uyum yakalamıştır. Ama ne yazık ki bu uyum daha fazla devam etmez. Uzay Heparı geçirdiği motosiklet kazası sonrası hayatını kaybeder. Böylece ilk yıkımı yaşar Sezen Aksu. Uzay’dan birkaç yıl sonra bu defa aşık olduğu adam Onno Tunç, kullandığı tek kişilik uçakla geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybeder. Bu da ikinci darbe olur onun için. Ve en son da Aysel Gürel’i uğurlar bu dünyadan. Böylelikle Sezen Aksu’nun çok iyi anlaştığı ve çok iyi şarkı yazdıkları kimse kalmamıştır hayatta. Şunu söyleyebilirim: Sezen Aksu’nun en sevdiğimiz şarkıları bu insanlar varken yazılmış. Onlardan sonra da öyle çok patlayan, efsane olan bir şarkı çıkmamış ortaya.

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Cnn Türk tartışma programlarında lider...

    Haber kanallarının tartışma programlarına baktığınızda Cnn Türk öne çıkıyor. Bi zamanlar durum böyle değildi. Ntv daha öndeydi. Gerçi o zamanlar Ntv her şeyiyle öndeydi. İlk haber kanalı olmasının sorumluluğunun bilincinde yeniliklere imza atıyordu. Ama sonra ne olduysa, o performansını kaybetti. Tartışma programlarında liderliği ele Habertürk aldı. Tartışma programları Habertürk'ten sorulur oldu. Didem Arslan Yılmaz ve Ece Üner gibi çok iyi, iki moderatöre de sahipti. Kısa sürede kanal çok yol aldı. Onları yönlendirdiği tartışmaları izlemek gerçekten keyif verici. Eğer onlar da değil de o koltukta sen, ben otursak konuklara tam da o soracağı soruyu sorardık. İşlerini çok iyi yapıyorlar gerçekten.
      Sonra Cnn Türk'te adından bahsettirecek tartışma programları yapmaya başladı. Özellikle de Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge'den çok manşet çıkmaya başladı. Ve de Şirin Payzın. O da çok iyi bir moderatör. Konunun içinde, biliyor. Bazen o kadar tartışılan konudan bi haber moderatörler oluyor ki. Ekran başında asabınızı bozuyorlar. Ama saydığım bu isimler müstesna. Ahmet Hakan'ı seven vardır, sevmeyen vardır. Ben programını seviyorum. Programında gerçekten programın ismi gibi,  tarafsız davrandığını düşünüyorum. O da konuklara çok basitçe sorular sorarak, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Bir de direkt konuğa, "Şimdi ne anlatmak istiyorsunuz bununla" sorularıyla, anlamsız konuşmaların önüne geçiyor. Gündem belirleyen tartışmaların hep Cnn Türk'ten çıkması nedeniyle, Cnn Türk haber kanalları arasında tartışma programlarında lider durumdadır.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com


Ntv'de Akp'yi kayirmis...

       Koskoca Ntv’ye bu yakışmadı. Biz Ntv’yi böyle görmeye alışmadık. Bu akşam saat 17:00 haberlerini beklerken. Ntv’de bir yazı çıktı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yayınlarında adaylardan Recep Tayyip Erdoğan’ı kayırmış. Bunun için yayını beş kez süreyle durdurulmuş. Koskoca Ntv’de bu gibi bir yazıyı görünce üzüldüm açıkçası. Türkiye’nin ilk haber kanalından böyle bir şeyi hiç beklemezdim.

         Ntv’yi sevmemizin nedeni yayınlarındaki tarafsızlığıdır. Bugüne kadar ayakta kalmasının tek sebebi de budur. Ntv’yi Ntv yapan bu tarafsızlığıdır. Bugüne kadar Ntv çok sevilen programlarını yayından kaldırmasına rağmen hala ayakta ise bunu tarafsızlığına borçludur. Nedense Ntv artık bir klasik haline gelmiş (Klasik olmasını da kendisi sağlamıştır) programları yayından kaldırdı. 

         90 Dakika programı. Futbol programında bir çığır açmıştır. Futbol programından çok bir spor programıydı. Tenis, Basketbol, voleybol vs. Spora dair her şey konuşulurdu. İşte böyle bir programı yayından kaldırdı Ntv.

NTV
foto kaynak: unsplash.com


         90 Dakika’da bağırma çağırma olmazdı diğer programlar gibi. Ben Kenan Onuk’un son zamanlarına yetiştim. İyi ki yetişmişim. Bir program nasıl yapılır. Nasıl yönlendirilir. Kenan Onuk sayesinde onu gördüm. O bizi bırakıp gittikten sonra da aynı formata devam edildi. Sadece Kenan Onuk’un anısına kaldırılmamalıydı 90 Dakika. 

          İlk başta sadece Hıncal Uluç ve Haşmet Babaoğlu vardı. Bence en güzel zamanları da bu zamanlardı. Öncelikli olarak sporda haftanın olayı konuşulurdu. Ama sırayla. Önce sözü Haşmet Babaoğlu alırdı. Konuşma sırasında Ne Hıncal Abi ne de Kenan Abi sözünü kesmezdi. Sonra Hıncal Abi sözü alırdı. Bu sefer o konuşurken kimse sözünü kesmezdi. İşte böyle konuşana saygılı bir programdı 90 Dakika.

          90 Dakika’nın yayından kaldırılması üzerine Haşmet Babaoğlu bir yazı kaleme aldı. Yazıda,”Ntv’nin neden programı yayından kaldırdığını anlamadığını, Ntv’yi,Ntv yapan programların neden kaldırıldığını, Ntv’nin kendisine sorması gerektiğini, bir muhasebe yapması gerektiğini söyledi. Ve her şeye rağmen yine de Ntv’yi sevdiğini söylemişti. 

           Fakat Ntv’nin bu ilk ve son vukuatı olmayacaktı. Sonra, artık Ntv ile özdeşleşmiş Murat Kosava’yı işten çıkardılar. Herkes bu duruma hayret etti. Ve çokça da yadırgandı. Bunun üzerine her ne olduysa Ntv yeniden Murat Kosova’yı işe aldı.

           Ntv’deki bu yönetim karmaşası bununla da kalmadı. Son olarak da Gece Gündüz programıyla iç içe geçmiş sunucusunu Yekta Kopan’ı işten çıkardılar. Gerçekten Ntv’yi anlamak imkansız bir hal aldı. Ne düşünüp de böyle adımlar atıyorlar inanılmaz. Biraz argo olacak ama resmen kendi ayaklarına sıkıyorlar. Ve Ntv elindeki değerleri bir bir kaybede kaybede bugüne geldi. 

           Ve artık anlaşılıyor ki. Elindeki kalmış son ve en büyük değerini, tarafsızlığını kaybedecek duruma gelmiş. Şahsen ben Türkiye’nin ilk haber kanalı olan Ntv’yi böyle görmek istemiyorum. Dilerim RTÜK’ün verdiği bu ihtarı dikkate alırlar. Ve içlerinde bir muhasebe yaparlar. Yoksa Ntv toplum gözündeki saygınlığını da kaybedecek.