İlber Ortaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlber Ortaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #137

*Saat 23.25 geçiyor. Pazartesi günü bitti bitecek. Kişisel blog yazıları serisinde yeni bir yazı girme vakti. Nasılsın dostum? Bu biraz Amerikan filmlerindeki gibi oldu.

*Teyze oğlu, üniversite zamanında arkadaşları ile çekilmiş fotoğrafları paylaştı Whatsapp grubunda. Bizim yeğenlerden bir tanesi de fotoğrafları görünce, “Kim bilir neredeler ve nasıl hayat yaşıyorlar?” dedi. Gerçekten öyle. Evlenip çoluk çocuğu karıştılar belki. Hala evlenemeyip evde kalmış olabilir içlerinden birisi belki de. Belki de çoktan bu hayattan kopup gitmiş olabilir fotoğraftakilerden birisi. Hayat işte. Severim böyle düşünceleri.

*Bu sabah bir uyandık saat 09.00 olmuş. Normalde o saatte kardeşimin çoktan işte olması gerekirdi. Hemen kalktı, giyindi ve işe gitmek için yola koyuldu. Ben mi? Ben gece vardiyasında olduğum için sorun olmadı. Ben uyumaya kaldığım yerden devam etmek istedim ama olmadı. Bir kere uyanmıştım çünkü. Yatakta dönüp durmak da istemedim mecburen kalktım.

*Fatih Altaylı, bir tane YouTube kanalına konuk olmuş. Programı izlerken alnının iki yanında bant gördüm. “Bunlar ne ola ki?” diye düşünürken cevabımı aldım. Çünkü sunucu o bantlar hakkında soru sordu. Evet, beyinden ameliyat olmuştu Fatih Altaylı. O ameliyattan kalma bantlarmış.

*İlber Ortaylı vefat ettikten sonra Fatih Altaylı ve Celal Şengör ilk programlarını yaptılar. Celal Şengör çok duygusaldı. “Kapı açılacak da elinde bastonuyla İlber gelecek diye çok bekledim” dedi. Gerçekten çok seviyormuş İlber Hocayı. Bu arada Celal Şengör de çok zayıflamış ve süzülmüş gibi geldi bana. Ayrıca bir konu konuşuluyordu ama Celal Şengör sanki zorla konuşuyor gibiydi. Hiç tadı tuzu yoktu. Sanki Fatih’e, “Ya Fatih, İlber gitmiş. Sen bana program yaptırıyorsun” der gibiydi.

*Sosyal medya diyeti diyoruz ya. Ben hep, İnstagram ve X diyeti olarak anlıyorum bu diyeti. Hiç YouTube diyeti olarak anlamıyorum. Siz de böyle misiniz? Bu aralar YouTube diyeti yapmaya başladım ben. Ama bilerek ve isteyerek değil. Canım istemiyor. Mesela bugün bilgisayarı açıp da, YouTube’dan hiç bir video izlemedim. Hiç de eksikliğini hissetmedim. Bakalım ne zamana kadar gidecek böyle?

*Kişisel blog yazıları deyince bence böyle olmalı. Biraz gündemden ortaya karışık, biraz da kendinden. Hayat gibi işte. Bir günde neler konuşuyorsak, bu yazılarda da onlar olmalı. O yüzden tek bir tema üzerinde ilerlemiyor benim yazılar. Daldan dala denilen türden yazılara güzel bir örnek oluşturur bu yazdıklarım.

*Pazartesi bitti, kişisel blog yazıları serisinin bu yazısı da bitti. Ama biliyorsunuz ki, seri devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #136 

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #138

 

Kişisel Blog Yazıları #127

İLBER ORTAYLI’NIN ARKASINDAN KONUŞMAK…

İlber Ortaylı vefat ettikten sonra arkasından olur olmaz yorumlar yapılmış. Sözde ölünün arkasından konuşulmaz. Ama konuşmaya bırak, içinden geçiyorlar resmen. Bu sadece İlber Hoca’ya özgü bir durum değil tabi. Bizlerde insanlık kalmadı çünkü.

ENES BATUR YENİ VİDEO İZLENİMİM…

Enes Batur, üç yıl aradan sonra kanalına ilk defa video attı. Biraz izledim videoyu. Hiç de öyle yıkık, hayattan bıkmış bir hali yoktu. Umarım içinde de hissettiği şeyler de dışarıdan gördüğümüz gibidir. İşler yolunda gibi yani. Bundan sonra eski video temposuna dönecek mi bakalım?

GÜLSEREN BUDAYICIOĞLU DİZİLERİNDEN SEVDİĞİM İLK DİZİ…

A.B.İ. dizisinin de proje sahibi, Gülseren Budayıcıoğlu’ymuş. İlk defa kendisinin bir dizisini beğendim. Diğer dizilerindeki konular, genelde uç noktadaki konular oluyordu. Ama bu dizi, şu andaki dizilere benzer bir dizi. Hiç uyarlama havası yok yani.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #126   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #128: Sıkılıyorum

Kişisel Blog Yazıları #126

TATİL SEVİNCİ…

Cumartesi gününden merhaba. Bugün çalışmıyorum. O yüzden motivasyonum yüksek. Üç kere oley, oley, oley.

KOCA KURT KİTABINA BAŞLADIM…

Hazır motivasyonum yüksekken yeni bir kitaba başlayayım dedim. Ahmet Say’ın, Koca Kurt kitabına başladım. 16 sayfa bitti. Kitap hakkında daha bir fikrim oluşmadı. Bi 50’inci sayfaya geleyim de.

İLBER ORTAYLI GELİBOLU’DA GÖMÜLMEK İSTİYORDU AMA…

İlber Ortaylı da gitti. Bir programda Gelibolu’da gömülmek istediğini söylemiş ama pazartesi günü İstanbul’da toprağa verilecekmiş.

İLBER ORTAYLI’NIN ARDINDAN FATİH ALTAYLI’NIN GÖZYAŞLARI…

İlber Hoca’nın vefatının ardından canlı yayına bağlanan Fatih Altaylı ağlamış. Çok normal. Çünkü Fatih Altaylı deyince benim aklıma hemen İlber Ortaylı ve Celal Şengör de gelirdi. Muhteşem üçlü diyebiliriz yani. Yılların dostluğu bu.

İNCİ TANELERİ FİNAL…

İnci Taneleri final yapmış. Normalde mayıs ayında yapacakmış. Ama reytingler o kadar kötüymüş ki hemen final yapmışlar. Demiştik kardeşim. Bir dizi için 2 sezon yeterlidir.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #125: İnsan, sıkılan bir varlık...   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #127

Fatih Altaylı'nın başarısı olan şey ne?

İlber Ortaylı bir yere gitmiş. “Yanında niye Celal Şengör yok?” demişler. Gerçekten de ikisi birbirinden ayrı düşünülemez oldu. Biri eksikken gözler hemen bir diğerini arıyor. Bu da Fatih Altaylı’nın başarısıdır.

CİNAYET ÇÖZMEYE BAŞLAYAMADIM BUGÜN…

Bugün, Tuna Kiremitçi’nin Mezun Cinayetleri adlı kitabına başlayacaktım başlayamadım ya. Yarına kaldı artık. Bekle beni Perihan Başkomiser.

HER HABERDE DİLAN POLAT…

Kanal D haberlerinde Dilan Polat, Fox haberlerinde Dilan Polat. Millet olarak nasıl da öğrendik bir anda bu kadının adını.

ROMAN VE MÜZİK HAKKINDA BİR RÖPORTAJ…

Tuna Kiremitçi demişken unutmadan. Oksijen TV’de Gülay Afşar’ın konuğu olmuş. Tehlikeli Şarkılar romanı ve müziği hakkında konuştular. Ben izledim. Çok güzeldi. Öneririm sizlere de.

Celal Şengör, İlber Ortaylı hakkında neler söyledi?

Celal Şengör, İlber Ortaylı hakkında harika şeyler söylemiş. İlber Ortaylı’nın büyük bir adam olduğunu, yurt dışında bile böyle bir adam görmediğini ve muhteşem bir adam olduğunu söylemiş. Celal Şengör’ün, İlber Hoca hayranlığı hoşuma gidiyor.

SÜPÜRGE İLE ADAM DÖVMEYE ÇALIŞAN UZAYLI…

Televizyonda, Kolonya Cumhuriyeti adında bir Türk filmi vardı. Bir bölümünü izledik. İzlediğimiz bölümde uzaylı geliyor. Uzaylı ile kavga ediyorlar. Uzaylı, süpürge ile karşıdaki adama dalmaya çalışıyor. Tam Türk mizahı.

İPHONE HAYALLERİ SUYA DÜŞTÜ…

Sözde ilk defa cep telefonu alacak üniversite öğrencileri indirimli alacaklardı cep telefonlarını. Millet, İphone’u ucuza alacağı için seviniyordu. Meğer işin aslı öyle değilmiş. Türkiye’de üretilen telefonlar için geçerliymiş bu indirim. Casper, Vestel’in ürettiği telefonlar falan için.

KEDİLERİN VATANI ÜLKEMİZMİŞ…

DNA analizleri yapılmış. Buna göre kedilerin ana vatanının Türkiye olduğu kanıtlanmış. Bir kedisever olarak bu habere çok sevindim.

 

Celal Şengör'ün doğum günüydü, İlber Ortaylı ise ikinci kez dede oldu...

Celal Şengör’ün doğum günüymüş bugün. Her konuştuğuna ve davranışlarına katılmasam da severim kendisini.

İlber Ortaylı’nın da ikinci torunu dünyaya gelmiş. Acaba İlber Hoca nasıl bir dede ki? Dışarıdan sert bir yapısı var gibi.

ARTIK ÇEKİLMEN GEREKMEZ Mİ?

Üç gün olmuş hala Muharrem İnce 100 bin imzayı toplayamamış. 70 bin imzaya ulaşmış anca. Tam bir skandal. Bu akşam sosyal medyadan destek istemiş. İmzaya davet etmiş sevenlerini. Yapma etme Muharrem İnce. İnsan şu üç günden sonra, “Ben çekiliyorum” der.

BEKLENMEYEN KATILIM…

Gelelim Yeniden Refah Partisi’ne. Daha önce Cumhur İttifakı’na katılmayacaklarını söylemişlerdi. Ama bugün sürpriz bir kararla ittifaka dahil oldular. Genel Başkan Fatih Erbakan, İstediklerimizi kabul ettiklerine dair Ak Parti’nin imza attığını, bu nedenle ittifaka katıldıklarını söyledi.

BİLİM İNSANLARI YİNE DİNLENMEDİ…

Hatay’da kalıcı konutların temelleri atılmış bugün. Yahu bilim insanları demedi mi? “Hemen temel atmayın. Artçılar devam ediyor. Depremden sonra yeniden araştırma yapılması lazım. Yer altının son durumunu görmek için.” diye.

RAMAZAN PİDESİ 20 LİRA…

Bizim burada büyük pideler 20 liradan satılıyor. Bir tane fırın hiç küçük pide yapmıyormuş. Sadece büyük pide satıyormuş.

BAYRAM HAFTA SONUNA DENK GELİYOR…

Bu arada bayramın ilk günü cuma gününe denk geliyormuş. Tatil beklentileri suya düştü yani.

AKŞAM 21.00’DA YATMAK MI?

Bizim bir arkadaş saat 22.00 deyince yatıyormuş. İlkokulda bir arkadaşım da öyleydi. Saat 21.00 deyince yatardı.

BİRİNCİLİĞİ MERCİMEK ÇORBASINA VERMİŞLER…

Ezo gelin mi yoksa mercimek çorbası mı? Ben ezo gelin çorbasını severim. Mercimeği de severim ama benim için çorba deyince ezo gelin gelir aklıma. Bir tane şirketin sipariş istatiklerine göre en çok mercimek çorbası sipariş edilmiş. Neredeyse iki kat fazla. Mercimek çorbasının birinciliği bu kadar açık ara farkla elde edeceğini düşünmemiştim bak.

JOHN WİCK 4 VİZYONDA…

John Wick 4, bugün vizyona girmiş. Daha serinin hiçbir filmini izlemediğimi söylesem. Ama köpeğinin öldürülmesi üzerine çarşı pazarı karıştırıyormuş ya. İşte bunu beğendim.

SADECE BİR KEZ DİNLEMELİK, SESLİ MESAJ…

Gün geçmiyor ki Whatsapp’a yeni bir özellik gelmesin. Gelen son özellik: Sadece bir kez dinlenebilen sesli mesaj. Bana hitap eden, beni heyecanlandıran bir özellik olmadığını söylemeliyim.

 

Hayattan kısa kısa notlar #40

ELEKTRİK FATURALARI KONUŞULUYOR…

     Ülkedeki herkesin tek konuştuğu konu: Elektrik faturaları. 150 kilovattan 210 kilovata yükselttiler zam sınırını. Bakalım aynı faturalar gelmeye devam edecek mi?

HARİKA BİR SOHBETTİ…

     Okan Bayülgen ile Nilgün Belgün’ün sohbetleri çok güzeldi. Haber Global’de, Okan’ın programını izleyebilirsiniz.

ENTERESAN BİR VİDEO…

     Beyhan Budak’ın, bugün YouTube kanalında yayınladığı video çok enteresandı. Vesveselerimizle ilgiliydi. Kendine veya yakınlarına zarar verme korkusu, intihar etme korkusu gibi korkular üzerineydi.

İLBER ORTAYLI’DA FARK ETTİĞİM BİR DURUM…

     İlber Ortaylı’ya bir soru soruluyor. Cevabı verirken, cevabın içinden değindiği başka bir konuyu anlatmaya başlıyor bir anda. Cevabın anlaşılması için o konuya değinmesi gerekiyordur belki. Ama haddinden fazla uzatıyor.

    

İlber Ortaylı'da bir gram ego olmaz mı?


     Bu ülkede İlber Ortaylı efsanesi var. Sosyal medyada capsleri var bi dünya. Komedi programlarında taklitleri yapılıyor. Küçük-büyük herkes biliyor. Yahu insanda bu kadar popüler olmaktan kaynaklanan bir ego olmaz mı? Bire bir bunu sormak isterdim kendisine. Takip ettiğim kadarıyla hiçbir değişiklik yok kendisinde. Takip ettiğimden beri aynı çizgide. 

İlber Ortaylı

     Sonuçta İlber Ortaylı olmak kolay değil. Bu zamana kadar neler neler görmüştür, neler yaşamıştır? Karakteri böyle sonradan popüler olmalarla falan değişmeyecek şekilde sağlam atılmış. Bu arada yine sosyal medyada üniversitede okurken çekilmiş cübbeli bir fotoğrafı var. Arkasındaki bina tıpkı Harry Potter’ın okuduğu okula benziyor. Hiç sizin dikkatinizi çekti mi bu fotoğraftaki ayrıntı.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/3mt71MKGjQ0

Deliler gibi kitap okumak istiyorum ama...


     İlber Ortaylı’nın bir sözü var İnstagram’da dönüyor. “Deliler gibi kitap okuyun” diyor. Bu sözü her okuduğumda hemen elime kitap alıp dakikalarca okumak istiyorum. Her gün, her gün okumak istiyorum. Bir zaman denemiştim bunu. Her gün kitap okuyordum. Hatta bir zaman günde iki kitap okuyordum. Birazcık o kitaptan, birazcık bu kitaptan. Ama öyle sıkıldım ki. Uzunca süre elime kitap almadım. 

     Farkında olmadan çok bunaltmışım kendimi. Her gün en az 50 sayfa okumak istemişimdir her zaman. Bu hedefimi tutturduğum zamanlarım oldu. Ama süreklilik kazandıramadım. Son örnek İçimizdeki Şeytan kitabı. 1 haftada- 1,5 hafta da olabilir- zor bitirdim. Nedense her gün okuyamıyorum. Hiç olmazsa 2 haftada bir kitap bitirmek de bir şeydir değil mi?

kitap okumak

SİZİN LAPTOP’DA DA BÖYLE OLUYOR MU?
     Akşam yemeğinden sonra odama geçiyorum. Önce takip ettiğim Youtube kanallarına bakıyorum. Yeni yayın varsa izliyorum. Mesela iki tane 15 dakikalık video izlediğim zaman laptop hemen uyarı veriyor. Şarj cihazını takın diyor. Bu durumu arkadaşım Yaşar’a söyledim. 

     “Sen devamlı şarj takılı kullansana. Ben işyerinde öyle yapıyorum. Akşama kadar şarj kablosu takılıdır. Akşam giderken çıkarırım” dedi. Bende inadına şarj cihazını takın uyarısı verene kadar takmıyorum. Sanki devamlı şarjda takılı kalması bilgisayara zarar verir gibime geliyor. Peki sizin laptop’da da hemen şarj cihazını takın uyarısı veriyor mu?

İNSTAGRAM HİKAYELERİNDE PROFİL PAYLAŞMACA…
     Dünden beri böyle bir akım başladı. Kim başlattıysa bunu tebrik etmek gerekir. Çok güzel bir düşünce. Sağ olsun birkaç blogger arkadaşım hikayelerinde bana da yer vermişler. Ben bu olayı çok sevdim. Bende takip ettiğim blogger arkadaşlarımın profillerini paylaşacağım. Ortaya güzel bir sinerji çıkıyor. 

     Bu aralar blogger dünyası baya hareketlendi gibi. Böyle küçük küçük şeylerde bloglar arasındaki dostlukları pekiştiriyor. Bu kadar etkinlikten sonra artık bloglardan biri alsın yürüsün. Popüler olsun. “Bizim de popüler olmuş bir blog arkadaşımız var” diyelim. Bir grup var. “Devamlı yeni ne gibi şeyler yapabiliriz?” diye kafa patlatıyorlar. Bu davranışları çok değerli.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/qe6VO_l2260


Celal Şengör, cehenneme gideceksin...


     Celal Şengör, Teke Tek programına İlber Ortaylı ile konuk olduğu programlardan biri. Fatih Altaylı gelen mesajlardan birini okuyor. “Hocam seni seviyoruz ama cehenneme gideceğin için üzülüyoruz” diyor mesajda. Bunun üzerine herkes bir kahkaha patlatıyor. Ama özellikle İlber hocaya dikkat edin. O sonradan kahkaha atmaya başlıyor. Enteresan bir kahkahası var kendisinin.


 Video çok kısa bir video ama çok eğlenceli. Ben genelde Teke Tek programını izlerim. Ama bu bölüm gözümden kaçmış. Kaçması da normal değil mi? 21 saniyelik bir video zaten. “Bu videoyu muhakkak paylaşmalıyım, herkes izlesin” dedim. Ben izlemediğime göre çoğu kişinin de gözünden kaçmış olabileceğini düşündüm. Celal Şengör bu mesaja da ilginç bir cevap veriyor bu arada.

Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=Yzao8zfKVhk

İlber Ortaylı neden çok seviliyor?

İlber Ortaylı

     İlber Ortaylı, görüşlerine değer verdiğim bir tarihçidir. Çoğu tarihçiyi, tarihçi olarak görmüyorum zaten. Çünkü onlar yanlı tarih anlatıyorlar. Ben böyle insanları sevmiyorum abi. Eğer biri, birilerine yaranmak için tarih anlatıyorsa, ben o tarihçiyi dikkate almam. Televizyonda görsem kapatırım hemen. Neyse onu söyle, onu anlat. Tıpkı İlber Hoca gibi. Pat pat söylüyor. “O zamanlar böyle böyle hatalar yapmışız” diyor. Ya da “Hiç öyle anlatıldığı gibi değildir. Millet olarak hiçbir milletin yapmayacağı şeyi yaptık” diyor. Yani ortama göre konuşmuyor. Mesela Fatih Sultan Mehmet hakkında söyledikleri. “Asıl Müslüman onun gibi olmalı” demişti. Gerçek neyse onu söylüyor. Tarihe aşık olmuş biri. İşi neyi gerektiriyorsa onu yapıyor, onu söylüyor. O yüzden de İlber Ortaylı çok seviliyor.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/ancient-art-buddha-buddhism-355188/

İlber Ortaylı'dan 4 tarihi soruya cevap...

       İlber Ortaylı’nın Tarihin İzinde kitabını okuyorum.Daha önce hiçbir kitabını okumamıştım.Gerçi tam olarak bu kitabını da okumuş sayılmam.Çünkü kitabın yarısından fazlası soru cevap.Kitap ikiye ayrılmış.Birinci bölümde söyleşiler yer alıyor.İkinci bölümde ise makaleler.Ama makalelerde bomba konuları ele alıyor İlber Oltaylı.Şunu da hemen belirteyim,bazı yerlerde tarih bilgisi eksikliğimden dolayı kitaptan istediğim şekilde faydalanamadım.

       Peki Tarihin İzinde kitabını neden okumalıyız?Bunun için size 4 neden sunuyorum.Eminim bu nedenler sizin de dikkatinizi çekecektir.Tabi tarih ile ilgileniyorsanız.Hemen başlayayım.
       Madde-1)Osmanlıca son dönemde baya tartışılmıştı.Herkes bu konu hakkında bir şeyler söyledi.Peki bu konu hakkında İlber Ortaylı’nın düşüncesi ne?Sayfa 111’de bu konudaki görüşünü bulabilirsiniz.
       Madde-2)Bir zamanlar Ortaylı Topkapı Sarayı’nda müdürlük yapmıştı.Peki Ortaylı,Topkapı Sarayı’nı nasıl tanımlıyor?Sayfa 115’de merakınızı giderebilirsiniz.
       Madde-3)Ve tarihimizin çok tartışmalı konularından biri.Vahdettin ile Atatürk arasındaki iletişim.Ortaylı,burada çok çarpıcı bir ifadeye yer veriyor ve,”Vahdettin ve Atatürk’ün dost oldukları zamanlar vardır”diyor.İlgi çekici bu makaleyi kitabın 145’inci sayfasında okuyabilirsiniz.
       Madde-4)Ve çok ses getirecek bir başka madde.Bu maddede Ortaylı,”Din ile devletin ayrılması Yahudilik ve Müslümanlıkta imkansızdır”diyor.Peki neden?Bunu da sayfa 179’da açıklamış.

       E o zaman ne diyelim,”İyi okumalar”.

Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com