Kayıtlar

Mayıs, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Blogda otosansür...

*Blogda yazı yazarken kendinize otosansür uyguluyor musunuz? Ben uyguluyorum. O nedenle kimsenin bilmediği bir blog açıp yazmak ya da günlük tutmak en iyisi. *Sivrisineklerin uyanması yakınmış. Siper alın ve sinek ilaçlarını hazırlayın. *Kanal D’de Yalan dizisi başladı. İzleyen var mı? Beğendiniz mi? Benlik bir dizi olmadığı için izlemedim. *Onedio sitesi sevilmiyor olabilir mi? Ya da bana mı öyle geliyor? *Arkadaşım Ali Rıza ile Burhan Altıntop üzerine konuştuk. Kulaklarını çınlattık. Sevmiyor Burhan’ı. *Burhan Altıntop’un, “İçerde zikir var” dediği sahne muhteşemdi. *Yarın günlerden cuma. O zaman motive bir şekilde perşembe akşamını geçirebiliriz. Sonra gelsin hafta sonu. *Haberleri izleyince moralim bozuluyor. Artık akşam haberlerini izlemiyorum. *Ben Fero’dan, 2020 şarkısı aklıma geldi bugün. İlk fırsatta dinlemem lazım. O çocuk da kaybolup gitti be. *Mezar fobisi var bunda. Çok Güzel Hareketler’de duydum bu sözü. Kimin olmaz ki. *X, gün gelecek YouTube gibi ola

Elon Musk'a slogan önerim...

X’i bilgisayardan arattığınız zaman X logosunun yanında slogan olarak, “Olan biten burada” diye bir slogan karşılıyor sizi. Bence gerçekten yerinde bir slogan olmuş. Gündemde ne varsa X’de o var. Aslında bu da güzel bir slogan olabilirmiş bak. Hemen Elon Musk’a bunu bir önereyim.

Pazartesi gününden notlar...

Pazartesi gecesinden merhaba. Haftanın ilk gününü geride bıraktık. Şimdi dört günümüz daha var. Dayanın. Neyse ki başlamak bitirmenin yarısı demişler. Bizimkiler kanal D’de, yeni başlayan Yalan dizisini izliyorlar. Bence iki/üç bölümde kalkacak bir dizi. Arkadaşlarla bizim takım liderine doğum günü hediyesi olarak ne alsak diye tartıştık. Sonunda formada karar kıldık. Çok Güzel Hareketler’de, Kül Kedisi günümüzde olsa nasıl olurdu diye bir skeç yapmışlar. Hiç beğenmedim. Yarısında kapattım. Fikir güzel ama her zaman tutmayabiliyor. Bir arkadaş yıllık izinden döndü. “Keşke biraz daha tatil yapabilseydim” dedi. “Keşke” dedim. Yıllık izin dönüşleri hep zor olur zaten. İnci Taneleri’ni izlemeyi bıraktım. Nedense sıkıldım ya.

Yargı Veda...

Yargı dizisinin final bölümü vardı. Final bölümü yayınlanmadan önce oyuncular bir araya geldi. Şarkılar söylediler, duygularını ifade ettiler. Sonra da Yargı Veda bölümüne geçildi. Kanal D’de kültür oldu bu. Efsane olmuş dizilerin final bölümlerinden önce küçük parti gibi bir şey yapıyorlar. ŞAMPİYON GALATASARAY… Konya’da bir aksiliğe geçit vermeyerek 24’üncü kez şampiyon oldu Galatasaray. Aslında geçen hafta evimizde Fenerbahçe’yi yenerek kutlamamız lazımdı ama olmadı. Neyse geç oldu ama güç olmadı. TARİFELİ UÇAK… A Milli Voleybol Takımı oyuncularının tarifeli uçak eziyeti bitmedi. Geçen sene de böyle bir durum vardı. Amerika’ya maç oynamaya tarifeli uçakla göndermişler. Türk Hava Yolları sorumluluğun Türkiye Voleybol Federasyonu’nda olduğunu söylemiş. Sorumluluk kimdeyse kimde, çözün artık şunu ya.

Astrologların şampiyonu tahmin etme telaşı...

Şampiyon kim olacak? Galatasaray mı, Fenerbahçe mi? Dananın kuyruğu bugün kopacak? Sadece iki takım şampiyonluk için sahada olmayacak. Aynı zamanda astrologlar da karşı karşıya gelecek. Hangi astroloğun dediği çıkarsa Twitter’da zaferini ilan edecek HEM SUÇLULAR, HEM DE KORKAK… Kediler hem yaramazlık yapıyorlar, hem de korkuyorlar. Bir şeyin üzerine zıplarlar, devirirler ve en çok da kendileri korkarlar. DEVAM ETTİRECEK SENARYO MU BIRAKTINIZ ORTADA? Kardeşlerim dizisi gelecek yıl da devam edecekmiş. Ama sonra reytinglerde düşüş gösterince final yapılmasına karar verilmiş. Daha neyi devam ettirecektiniz arkadaş? Ortada hikaye mi bıraktınız? Tüm karakterleri öldüre öldüre çıkarttınız diziden. Adam kalmadı dizide adam. SİNAN ERGİN’İN BAŞARI İÇİN ÖNERDİĞİ ŞEY… Sinan Ergin videolarını izleyen var mı? Ben izliyorum ve beğeniyorum. Her söylediğine katılmasam da. Ama genelde üzerine durduğu şey: Başarı için asla vazgeçmemek.

X mi, Twitter mı anketi...

Elon Musk durduk yere bir anket yapmış yine. X mi yoksa Twitter ismi mi daha güzel diye. Bunu yapmak için geç kalmadın mı arkadaş? Tam da yeni yeni X demeye alışmışken yeniden Twitter mı yapacaksın platformun adını? Çok Güzel Hareketler’den bir skeç açtım ama yarısında kapattım. Hiç izleme havam yok. Bir arkadaşla sohbet ediyorduk. Yeni neslin hiç arkadaşlarının olmadığını ve yalnız olduklarını söyledi. Tablet nesli böyle oluyor ne yaparsın. Okuduğum kitaptaki kadın, çok okumaktan gözlerini kaybetmiş. Bu nasıl bir okuma aşkıdır yahu. Bir kişinin hamurunda yazarlık varsa çocuklukta bir şekilde patlıyor ve ortaya çıkıyor. Rasim Ozan Kütahyalı, Avrupa Yakası’nın yayınlandığı zamanlarda Sinan Çetin ile çalışmış.  

Beyazıt Öztürk ve Sinan Canan...

Bir cuma gecesinden yazıyorum bu yazıyı. Bizimkiler Show TV’de, Kızılcık Şerbeti dizisini izliyor. Herhalde gelecek sezon da devam edecek dizi. Yurt dışında da izlenecek mi bakalım? Sinan Canan ile Beyazıt Öztürk eski dostlarmış. Ben bilmiyordum. Geçenlerde Sinan Canan paylaşmış birlikte çekilmiş fotoğraflarını. Beyaz da yaşlandı be. Beyaz TV’de, Yüzüklerin Efendisi İki Kule filmine denk geldim. Lise dönemimizde yayınlanmıştı. Hatta okulda izlemiştik. Hey gidi zaman hey. Murat Abi’nin fındık dükkanına gittim. Sohbet muhabbet ettik ve çok çay içtik yine. Kahve hemen dükkanın yanında olunca. Toplumda güven ve adalet duygularının kaybolduğundan bahsettik. Güven ve adalet olmadan ne ekonomi düzelir, ne de toplum fikrinde birleştik.

Sakın bunu yapma Acun...

Yavaş yavaş bir Perşembe gününün de sonuna geliyoruz. Star’da, Eyvah Eyvah 2 vardı. Biraz onu izledim. Eyvah Eyvah yıllarca izlenilecek bir seri oldu gerçekten. Sonra Atv’ye geçtik. Türkiye Kupası final maçı vardı. Trabzonspor- Beşiktaş arasında. Son 10 dakikasını izledim. Beşiktaş son dakikalarda attığı golle 3-2 yenerek kupanın sahibi oldu. Sağlık Bakanlığı sıra bulamayan vatandaşlar için görüntülü muayene dönemi başlatacakmış. Bu da işe yaramaz. Sorun bu değil çünkü. Sorunun kendisiyle mücadele etmiyorlar. Sonuçlarla uğraşmak zaman kaybıdır. Türkiye’nin gündemi sokak hayvanları yasa tasarısı. Eğer yasalaşırsa bir ay içinde sahiplendirilmeyen köpekler uyutulacak. Hayvanseverler ayakta. Acun Ilıcalı, Ali Koç’un yönetimine girecekmiş. Sakın böyle bir şey yapma Acun. Kendini tanıyamazsın, Fenerbahçeliler dışında herkesin sevmediği bir adama dönüşürsün. Tıpkı Ali Koç gibi.

Taner Çağlı rüzgarı esecek...

Salı gününden merhaba. Uykulu gözlerle yazıyorum bu yazıyı. 18 dakika sonra saat, gecenin 12’sini vuracak. Ve yatma zamanı gelecek. Ama bazen yatmak istemiyorum. “Çünkü bugün ben bir şey yaşamadım” diyorum. İstediğim şeyleri yapamadım. Kitabımı okuyamadım, dizimi izleyemedim, blogda yazı yazamadım. Akşamı bir şekilde çarçur ettim. Bu akşamı yaşamamış kabul ediyorum. O nedenle uyumak istemiyorum. Yok, bu akşam öyle bir duygu içinde değilim. Rasim Ozan Kütahyalı, Taner Çağlı’nın konuğu olmuş. Bir kenara yazın. Taner Çağlı denen adam gümbür gümbür geliyor. Uzun zamandır böyle net sorular soran bir sunucu görmemiştim. “Abi sen nereden geçiniyorsun? Sadece Beyaz Futbol ile geçinebiliyor musun?” gibi direkt sorular sordu. Rasim de mantıklı cevaplar verdi.

Haftaya giriş...

Çarşıda işimi bitirdikten sonra çorbacıya gittim. Ezo gelin çorbası söyledim. Biraz acılı oluyor. Üzerine sıktığım limonla beraber iyi gitti. Dışarı çıktım. Hava güzeldi. Biraz yürüdüm. Güzel havanın tadını çıkardım. Avm’nin önündeki kahvecide sıcak çikolata içtim. Bir yandan da telefonda sosyal medyada takıldım. Oradan da otobüsle eve geldim. Otobüs durağında otobüs beklerken gözüme gazeteler ilişti. Bir fiyatlarına bakayım dedim. Posta 10 lira, Hürriyet 12 lira olmuş. Bir de bunlar hafta içi fiyatları. Kim bilir hafta sonu fiyatları ne kadardır? Zaten kahveler olmasa çoktan topu atmışlardı gazeteler. Bu şekilde haftaya giriş yapmış oldum. Star’da, Hükümet Kadın 2 filmini izliyor bizimkiler. Nedense ben pek sevemedim bu filmi. Sosyal medya Fenerbahçe’nin bizi yani Galatasaray’ı yenmesi üzerine paylaşımlarla yıkılıyor hala.

Nutuk'tan önce okunması gereken iki kitap...

Pazar uyuşukluğu vardı üzerimde. Sadece yatmak istedim. Öğlenleyin uyudum da. Sonra Murat abi çağırdı. Onunla çay içip sohbet ettik. Ülkenin içnde bulunduğu durumu konuştuk her zaman ki gibi. Yine karalar bağladık. Ülkenin geleceğinden endişe ettik. Yarın pazartesi. Yeni bir haftaya başlıyoruz. Yine mi iş demekten kendimi alamıyorum. Galatasaray evinde Fenerbahçe’ye 1-0 yenildi. Bir Galatasaraylı olarak ne diyebilirim ki? Yere göğe koyulamayan Okan Buruk bu işte. Bu saatten sonra şampiyonluk giderse de şaşırmam.   Emrah Safa Gürkan’a göre Nutuk’u okumadan önce Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam ve Andrew Mango’nun Atatürk kitapları okunmalı sonra Nutuk okunmalı. Böylece Nutuk’u daha çok anlayabilirmişiz. Bazı kitapları anlayabilmek için ön bir hazırlık lazım. Bu da Nutuk’a hazırlık işte.

Okan Bayülgen televizyonu bırakmış...

Dondurmanın topu olmuş 25 lira. İki top söyledim. Biri vanilya, biri kakao. Dondurmamı yedikten sonra avmnin arka tarafında açılmış olan kitap fuarına gittim. Çok küçüktü. Şöyle baştan sona turladım ve çıktım. İki dakikada olup bitti her şey. Kitaplara bakıyorum. Hemen eleman geliyor. Ya bi gelme, bir sıkma beni. Ben ihtiyacım olursa seslenirim sana. Sırf bu sık boğazdan dolayı durmadım çıktım. Ülker Fırtınası kitabını sonunda bitirdim. Sonu beklediğim gibi değildi. Yine de sıradan bir sondu. Tam bu yazıyı yazarken Onedio’dan bildirim geldi. Okan Bayülgen televizyonu bırakmış. 30 yıl boyunca çok uzun programlar yaptığını ve artık buna gücünün olmadığını söylemiş. Televizyonsuz yapamaz o, yine döner bence.

Centro gofret...

Bugün günlerden cuma. Yani haftanın sonu. Ama tatilin başlangıcı. Bu yüzden keyifleriniz yerindedir diye düşünüyorum. Eskiden yazdığım birkaç şiire denk geldim bugün. Beğendiklerim de oldu, beğenmediklerim de. BİM’de piknik örtüsü satılıyormuş. Arkadaşın eşi ondan istemiş. Gittik aldık BİM’den arkadaşla. Centro gofret de alacaktı. “Sabah gördüm. Yasaklandı bunlar” dedim aldırmadım. Naneli ayran gördü. Merak etti aldı. Ben ise hiç yeni tatlara açık değilimdir. Ben olsam almazdım. Neyse içtik. İyi gibi. Özellikle gidip almam. Ama bir yerlerde denk gelirsem içerim. Okuduğum kitapta olsun, sosyal medyada olsun gördüğüm bir şey var: Eğer duygularınıza ahlaki sınırlar koymazsanız sonradan pişman olacağınız ilişkiler içinde bulabilirsiniz kendinizi.

Taş kağıt makas...

Yatsı ezanı okunuyor. Dışarıda yağmur var. Toprak kokusu geliyor dışarıdan. Odada yalnızım. Bizimkiler kanal D’de, Taş Kağıt Makas dizisini izliyorlar. Devamlı takip ettiğimiz bir dizi değil. Ama izleyecek bir şey yok. O yüzden takılmışlar. Ülker Fırtınası kitabına devam ediyorum. Aşktan savrulmuş bir kadının kendine gelme çabasını okuyorum. Ruhi Çenet’in, Hadza kabilesi hakkındaki videosunu biraz izledim, sarmadı. Bıraktım. Gizem Avcısı Tuncer’in, buzullar hakkındaki videosunu izledim. Bak onu beğendim. Öneririm. Bayhan, Tiryakinim şarkısının cover ile geri dönmüş. Ben beğendim, güzel söylemiş. Edebiyatın mizahı olur mu? Bal gibi de olur? Özellikle Raskolnikov hakkında mizah yapıyorlar. X’te denk geliyorum. Bayılıyorum. Hemen İnstagram’da da paylaşıyorum.

Kare Kare Oğuz Atay...

Kare Kare adında bir YouTube kanalı var. Ben de yeni denk geldim. Oğuz Atay’ın hayatını anlatan bir video yapmışlar. Onu izledim. Çok güzel anlatmışlar. Öneririm. İnstagram’da bir çok kitap önerisine denk geliyorum. Çoğunluk aynı kitaplar etrafında dönüp duruyor. Pek yeni yazarlara denk gelmiyorum. Netflix’te, Kimler Geldi Kimler Geçti adında bir dizi var. Serenay Sarıkaya başrolde. Birkaç gündür sosyal medyada gündem. X’te bir tane yoruma denk geldim. Zaman kaybı olarak değerlendirmiş diziyi. Ruhi Çenet’in bilmem kaç defa kanalı çalındı, kaç defa geri aldı. En son geri almış ve yeni videosunu yayınlamış. Dünyanın en ilkel kabilesi olan “Hadza” kabilesinin içine girip video çekmiş. 38 dakika. Baya da uzun. Daha izleyemedim. Meraklısına duyurulur.

Devlet Bahçeli'den üçüncü tür açıklaması...

Aylardan mayıs ama yurdun dört bir yanından kar yağışı haberleri geliyor. Dünyada düzen bırakmadık insanlık olarak. Daha neler göreceğiz bakalım? Kütüphanede kitap seçerken çok seçici oluyorum. En az yarım saat tüm kitaplara bakıyorum. Seçtiğim kitapta yanılmak istemiyorum. Ama sonradan da bu kadar zaman harcadığım için kendime kızıyorum. Şu dünyada kimseyi, yanlışlarını görüp de bir şey diyemeyecek kadar sevmeyeceksin. 20 dakikalık bir video insanı fakirlikten kurtarabilir mi? Ahh şu kişisel gelişimciler ahh! Bir arkadaşla Eurovision şarkı yarışması hakkında konuşuyorduk. “Tekerleklerin katıldığı bir yarışma olmuş” dedi. Devlet Bahçeli ise şöyle yorumlamış: “Erkek ve kadın arasında kalmış üçüncü bir türün tedavüle çıkması ibret levhası olmuştur.”

Nasıl daha fazla kitap okursun?

Salı gününden herkese merhaba. İnstagram’da bir tane videoya denk geldim. Videodaki kadın, “Nasıl çok kitap okuyorsun?” sorusunu cevaplıyordu. Cevabı basitti aslında. “Telefonu başka bir odada tutarak.” Çünkü telefon devamlı dikkatini dağıtıyor insanın. Kitap okumaya konsantre olamıyor insan. Oyuncu Ayten Gökçer vefat etmiş. Yılan Hikayesi dizisinden hatırlıyorum kendisini. Allah rahmet eylesin. Antarktika’da neler oluyor? Yoksa oralarada bilmediğimiz bir yaşam mı var? Bizden saklanıyor mu? İşte yine deli sorular. Aziz Yıldırım yeniden Fenerbahçe başkanlığına adaylığını açıklamış. Seçim yine bol aksiyonlu geçecek anlaşılan. Serdar Kuzuloğlu çok konuşuyor ama hiçbir şey anlatmıyor gibi. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tasarruf paketini açıklamış. Asıl olması gereken yerlerde tasarruf görülemedi pakette.

Vardır bunda da bir hayır huzuru...

*Başına gelen her şeyde, vardır bunda da bir hayır düşüncesinin içinde olmak huzuru getiriyor insana. *Ali Koç yeniden Fenerbahçe başkanlığına aday olacakmış. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. *Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yarın tasarruf paketini açıklayacakmış. Bakalım tasarrufu devlet mi yapacak vatandaş mı? *Bu aralar yine TepkiKolik kanalını izlemek istemiyor canım. Özlemem lazım. *Kenan Sofuoğlu, milletvekiliği yapmanın hayatının hatası olduğunu söylemiş. Bunu anlayabilmesi güzel. Zaten en başta teklif geldiğinde reddetmeliydi. Siyaset, siyasetin içinden gelmeyen insanların yapabileceği bir iş değil. *Bilgin Gökberk, “Ülkede Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uyulmadığı yerde futbolda adalet bekleyemezsiniz” dedi. Başka söze gerek var mı? *Aynanın karşısına geçip kendini sevdiğini söylemek saçma geliyor bana.    

Mona Roza'nın, Sezai Karakoç'un mezarını ziyaret etmesi...

*Sezai Karakoç’un, Mona Roza şiirini yazdığı kadın Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç’un mezarını ziyaret edip, dua okumuş. O fotoğrafla ilgili X’te bir dünya yorum yapıldı. Kaç gündür bunun konusu dönüyor X’te. *Dobra insanları severim. İnsanın yüzüne gerçekleri çarparlar. Gerçekleri yüzüne çarpılan kişi ben olursam eğer çok etkilenirim. Ama her şeye rağmen o insanların söyledikleri üzerine biraz kafa yorarsanız sizin çıkarınıza olur. *İnci Taneleri’nde Zerre, gitti 100 bin lirayı iddiaya yatırdı. İki katını alacağım diye. Paranın tamamı gitti. Şimdi o para yerine nasıl konacak bakalım? *Hani konuştuğumuz şeylerin reklamlarını Google’da görüyoruz ya. Acaba düşündüğümüz şeylerin reklamlarını ya da içeriklerini de görüyor muyuz ki? Google işi bu kadar ileri götürmüş olabilir mi?  

Kendini aramak...

Son 10 sayfası kalmıştı kitabın. Onu da bugün bitirdim. Biraz duraksadım kitap bittiğinde. Ben böyle beklemiyordum sonunu. Mustafa Kutlu’nun kitabı Nur’dan bahsediyorum. Manevi olarak kendini arayan bir kadının hikayesi Nur. Kendini arayış hikayelerini her zaman sevmişimdir. Okumanızı öneririm. Evdekiler TRT 1’de, Bir Sevdadır dizisini izliyorlar. Final bölümüymüş bu akşam. Tüm diziler final yapıyorlar. Dizi kalmadı izleyecek. Bir de yaz ayında da dizi yapılmayacakmış. Ekonomik kriz dizileri de vurmuş. Yaz ayında dizi olmayacak. Ne izleyeceğiz o zaman biz televizyonda? Dizi demişken. Wednesday’ın, 2. Sezon çekimleri başlamış. İlki gibi ses getirmezse izlemem. Twitter’da yer yerinden oynarsa ve capslere konu olursa benim için tamamdır. O zaman izlerim.

Yargı'da kısır yiyorlardı...

Bir pazar gecesinden yazıyorum bu yazıyı. Bizimkiler kanal D’de Yargı dizisini izliyorlar. Ben de onlarla beraber biraz izledim. Dizide kısır yiyorlardı. Kardeşime, “Biz de kısır yapalım” dedim. O kadar iştahla yiyorlardı ki. Hele de biraz pul biberli acılı olursa. Harika gider. Yanına da ayran. Aslında uyumayı planlıyordum. Ama uykuma karşı çıkarak bloglara yorum bıraktım. Şimdi de bu yazıyı yazıyorum. Yarın pazartesi. Yine iş güç falan. Yoğun saatler, başını kaşıyacak vaktinin olmaması falan. Kim çıkardı bu çalışma işini arkadaş J Bu ara kahve içemiyorum. Hiç gitmiyor. Kahve ile ilişkimizin sonuna gelmişiz gibi bir durum var. O zaman şimdi uyku zamanı. İyi uykular J

Günü gelince Yusuf Güney yok olacakmış...

Hava çok güzel gözüküyor. Günlük güneşlik. Ama kardeşim dışardan geldi. Soğuk esiyormuş. Televizyondaki spiker de, “Mayıs ayında yağmur yağıyor diye söylenmeyin. Normali bu” diyor. Dün yağmurluydu hava. Bugün açık ve iç acıcı. Açık hava enerji veriyor insana. Uludağ’a kar yağmış. Bu gidişle yaz ayının ortasında, temmuz ayında kar yağarsa şaşırmayacağız herhalde. Yusuf Güney yine programlara çıkmaya devam ediyor. Taner Çağlı’nın YouTube kanalına konuk olmuş. Taner Çağlı bugüne kadar sorulmadık soruları sordu. Dibine kadar, en ince ayrıntısına kadar. Gün gelip tamamen inzivaya çekilecekmiş ve tüm insanlara kendini unutturacakmış. Bir daha da ortaya çıkmayacakmış Yusuf Güney. İlgilenenler için izlemelerini öneririm. İzleyen olursa yorumlara yazabilir program hakkındaki görüşlerini.

İki seçenek arasında kaldığında bunu yap...

Hava güne başlarken günlük güneşlikti. Tam da dışarı çıkılıp gezilecek hava modundaydı. Sonra yavaş yavaş rüzgar esmeye ve hava kapanmaya başladı. Ardından da yağmur başladı. Zaten dışarı çıkmaya pek hevesli değildim. Yağmur başlayınca hiç evden çıkmadım. Mustafa Kutlu’nun, Nur adlı kitabına başladım. Daha önce sanki bu kitabı okumuş gibiyim. Ama tam da çıkaramadım. İnci Taneleri dizisinin son bölümünü izledim YouTube’dan. Tam bir ev cumartesisi oldu yani. Bu ifade de şimdi aklıma geldi. Şu an uydurdum. İnci Taneleri’nde hoşuma giden bir sahne: Cihan, babası Azem’e gelir ve zor bir durumda olduğunu ve iki seçenekten birini seçmeye zorlandığını ve ne yapması gerektiğini sorar. “O zaman sen de kendine üçüncü bir seçenek yarat” der Azem. Tolstoy’un kitaplarının birinde geçiyormuş bu söylediği.

Yargı, final yapıyor...

Yargı dizisi de bitiyor. Neyse ki bir diziyi reytingleri yüksekken final yapıyorlar. Diziyi rezalete dönmüş bir senaryo ile bitirmek zorunda kalmamaları güzel. Üç Kız Kardeş de final yapıyormuş. Bak bundan haberim yoktu. Kardeşlerim dizisi ise devam edebilirmiş. Yahu daha neyi devam ettireceksiniz? Dizide ölmeyen adam mı bıraktınız? Kimle, hangi konuyu devam ettireceksiniz? Arka Sokaklar’a Mesut geri döndü. Son fragmandan da gördük ki gelecek hafta da Selin dönüyor. Sezon sonuna, sanki yeni sezona başlıyormuş gibi gidiyor Arka Sokaklar. Şevket Çoruh, bir çok dizide oynadı ve onların hiç biri tutmadı. Şimdi de geri döndü. Bazen oyunculara böyle fırsat vermek lazım. Bir hava alıp gelsinler.