Galip Derviş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galip Derviş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fil Hamdi...

Kütüphaneye gittim kitap almaya. Aziz Nesin’in, Fil Hamdi adında bir hikaye kitabını gördüm. Okumak için aldım kitabı. Fil Hamdi ismini daha önce de duymuştum ben. Engin Günaydın’ın oynadığı Galip Derviş dizisinde. Acaba bu kitapla bir bağlantısı var mıydı o bölümün yoksa isim benzerliği mi? Kitabı bir okuyayım. Bakalım var mı?

KURGU DIŞI ALDIĞIM KİTAPLAR…

Roman okumaktan sıkıldım yine bu aralar. O yüzden kurgu dışı kitap aldım iki tane. Bir tanesi Kemal Sayar’ın Kendine İyi Bak kitabı, diğeri ise Rıb Davıs’in Diyalog Yazmak kitabı. Bakalım bunlar sıkıntımı giderecek mi?

SICAK ÇİKOLATA SATIŞI ARTIK YOK…

Bim’de, sıcak çikolata satılıyordu toz olarak. Üçü bir arada kahveler gibi pakette. Dün ondan alacaktım yine. Markette dolandım durdum bulamadım. Sonunda çalışanlardan birine sordum. Satıştan kaldırıldığını söyledi. Neden kaldırıldı ki acaba?

Kanal D'de devrim yarım mı kaldı?

             Kanal D,ne yapmaya çalışıyor?. Anlayan, bilen var mı? Sanki her dizisi tutuyormuş gibi Galip Derviş’i gecenin on ikisine koydu. O saatte reytinginin düşeceğini bile bile. Bile bile diyorum çünkü pazar akşamı gecenin o saatinde kimse kalmaz. Çünkü yarın pazartesidir. Okul vardır, iş vardır. O yüzden kimse o saate kadar beklemez. İzleyicilerden bu fedakarlığı yapmayı bekleyemezsiniz. 

              Beklerseniz de sonuçlarına katlanırsınız. Ve sonuç olarak Galip Derviş’i kaldırıyorlar. Şimdi Kanal D bayram etsin. Bence kanal D yönetimi bunu bile bile yaptı. Yekten diziyi kaldıramadılar. Böylelikle bahane ürettiler. Ve amaçlarına da ulaştılar. Ama şu bir gerçek ki, bu hiç de iyi bir yönetim politikası değildir. Ve gelecekte de bu yönetimden doğru kararlar alma beklentisini düşürür. Kanal D eskiye göre çok kötü yönetiliyor. Bu zaten, her gün kanal D dışında farklı bir kanalın gün birincisi olmasından da belli oluyor.

              Eskinin kanal D’si böyle miydi? Hafta da en az 4-5 gece kanal D birinci olurdu reytinglerde. Sektörün lideri kanal D idi. Sektöre yenilikleri her zaman kanal D getirirdi. Sektöre kanal D yön verirdi. Şimdilerde o kanal D’den yeller esiyor. Ve yine tekrar ediyorum. Kanal D çok kötü yönetiliyor. Bir zamanın yürekli kanal D’si nerede? Hatırlıyorum, bir yaz ayında, tam da izlenmenin en yüksek olduğu izlenme saatinde, 20:15’te Örümcek Adam’ın çizgi filmine koymuştu. Gerçekten bu bir devrimdi. 

               Ve böyle bir şeye ancak kanal D önderlik edebilirdi. Devamı gelmedi. Ama arıyordu kanal D. Yeni yayın stillerinin, tarzlarının peşinde koşuyordu. Biliyordu, sektör o kadar monotondu ki. O da yenilikler yaparak sektörü bu monotonluktan kurtarmak istiyordu. İşte, o zaman ki vizyona bir bakın. Bir de şimdiki kanal D’ye bakın.

                Şimdiki Kanal D’de böyle bir vizyon görebiliyor musunuz? Olmayacak şey oldu ve kanal D gibi yeniliklerin öncüsü bir kanal diğerlerinin peşine takıldı. Sıradan bir kanal gibi hareket etmeye başladı. Günlük başarıların peşinde koşmaya başladı. Ne oldu da kanal D bu duruma geldi hala anlamış değilim. Sektöre yön veren bir konumdayken şimdi sektördeki tutmuş şeylerin peşinden koşan bir duruma gel. Akıl alacak gibi değil. İşte son olay: Şeref Meselesi dizisi. Bu diziye o kadar umut, o kadar umut bağladılar ki olacak gibi değil. Tamam, efsane bir dizi de olabilirdi ama bu hiçbir şeyi değiştirmezdi. Koskoca bir kanal beklentiler üzerinden yönetilmez.

                Ya, o dizide çok izlense bile ne değiştirir ki. Bir dizi kurtaracak mı seni? Diğer akşamlar ne olacak? Ama bu durumda bile bir ilke imza atmayı başardı kanal D. Türkiye’de ilk defa, bir dizi için gala yapıldı. Bu işte. Bahsettiğim kanal D ruhu budur arkadaş. Ama o kadar yanlışlar yapıldı ki. Bu gala meselesi bile gümbürtüye gitti. Kısacası kanal D sıradan bir kanal olma yolunda hızla ilerliyor.


blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com

Prandelli gitti.Sıra yönetimde...

        Çocukluğum kitabını bitirdim.Çocukluğum kitabının yazarı Tolstoy.Kütüphanede kitabı gördüğüm zaman heyecanlanarak almıştım.”Yazarlık döneminin başlangıç aşamalarını anlatır.Bende bir şeyler öğrenirim”diyerek bir heves aldım kitabı.Ama boşa almışım.Hiç öyle beklediğim gibi yazarlığa nasıl merak saldığını falan anlatmıyordu.Normal çocukluk dönemini anlatmış.Böyle kitap yazarsan ben bu kitabı ne yapayım?Normal sokaktaki insandan farklı bir şeyler yazacaksın ki bi farkın olsun.Öylesine,sıradan bir kitap.Okumak için harcadığım zamana yazık.
        Bu arada arkadaşlar.Bu tür kitaplar bilen varsa lütfen benimle paylaşın.Bir yazarın yazarlık serüvenini anlatan kitaplar okumak isterim.Az çok bir şeyler karalayan biri olarak.Ustalar nasıl yazmaya başlamışlar?Nasıl bir ortam onları yazmaya itmiş?Bunu gibi şeyler.Kitap önerilerinizi bekliyorum.
        Dün akşam ki Yetenek Sizsiniz Türkiye çok güzeldi.Murat Boz geldiğinden beri tutuk bir tavır sergiliyordu.Ama dün akşam gördüm ki bu tavrı artık atmış.Eser ile birbirlerine takılmaları da ayrı bir renk katıyor programa.Eser ile Acun’un zaman zaman oyunlara dahil olmaları ve rekabetçi tavır sergilemeleri de ayrı güzel.Özgü programda gerçekçiliğin sesi olarak duruyor.Gerçekçi insanları her zaman sevmişimdir.Hayatında da gerçekçi bakıyordur Özgü.Bu gerçekçilik yararlanmasını bilene çok şeyler kazandırıyor.Yere daha sağlam basıyorsunuz.Olmayacak hayaller kurup,vaktinizi boşa harcamıyorsunuz.
        Eser iyice sazı eline almış.İlk zamanlar olmadık yerlerde,olmadık espriler yapıyordu.Tam bir hayal kırıklığıydı yani.Ama geçen zaman içinde olayı çözmüş.Ortama ısınmış.Artık nerede,hangi esprinin yapılması gerektiğini çok iyi seziyor.Programa çok artı katıyor.İlk başlarda Eser gitse program hiçbir şey kaybetmezdi.Hatta kazanırdı.Ama şimdi durum çok farklı noktalara gelmiş.Artık,”Eser gitse çok büyük bir kayıp olur program için”noktasına gelindi.
        Galip Derviş bazı zaman gerçekten çok sıkıyor insanı.Dizi saatini doldurmak içi yapıyorlar heralde.Galip Derviş’in takıntılarına,bazen çok takıyorlar.Bu da insanı sıkıyor.Bu bir,polisiye dizisi.Gizem,cinayet,katil…Daha çok bunlara yoğunlaşmak gerek.Her şey dozunda olmalı yani.Dün akşamki bölümde,daha çok takıntıları üzerine eğinilmiş.Sıkım sıkım sıkıldım.Zaten bu zamanda,bir diziyi izleyiciye beğendirmek çok zor.Beğenilmiş bir diziyi böyle yaparak heba edecekler farkında değiller.Bir zaplık ömrü olan diziler sınıfına girmesin Galip Derviş.

        GS yönetimi hangi akla hizmet Hamza Hamzaoğlu’nu getirdi?İnanamıyorum.Sanki bu yönetim GS’ın daha da kötüye gitmesi için elinden geleni yapıyor.Prandelli’ye bunca zaman katlanmak başka hangi şekilde izah edilebilir ki.Prandelli’yi,GS Avrupa’dan elendikten sonra gönderdiler.Bunu bekliyorlarmış demek ki.Bu başka bir manaya gelmez.”Başka bir teknik direktör getirirsek Avrupa’da GS yoluna devam eder”diye düşündüler herhalde.Hemen tazminatı öne sürmeyin.”GS’ın,Şampiyonlar Ligi’nden kazanacağı para ne oldu?”derim o zaman.Ya da,”GS,grupta sonuncu oldu.Gelenden gidenden dört yedi.Peki GS markasının itibarı ne oldu?”Bir GS’lı olarak  takımımı bu halde görmek beni son derece üzüyor.