Haşmet Babaoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haşmet Babaoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Durduk yere gülen/ağlayan insanlar mı olacağız?

     Haşmet Babaoğlu bugünkü yazısında bilgi bombardımandan bahsetmiş. Bu bilgi bombardımanın bizi düşünmeye sevk ettiğini düşünüyorsanız, aldanıyorsunuz” demiş. Gerçekten de bu bilgiler, yazılar, görüntüler bize bir şey katıyor mu? “Durduk yere gülen/ağlayan ve ne yaptığını bilmeyen insanlarla dolacak her yer” demiş. Söylediği ürkütücü ama katılmadan da edemiyorum.

SEÇİM BARAJI KAÇA DÜŞECEK?

     Seçim barajının düşürülmesi için kanun teklifi yarın TBMM’ye sunulacakmış. Kanun teklifinde seçim barajının kaça düşürülmesi istendiğine dair bilgiyi yarın 11:00’de düzenlenecek basın toplantısında,  Ak Partili Hamza Yazıcı ve MHP’li Feti Yıldız açıklayacakmış. Daha önce yüzde yedi üzerinde anlaşıldığı söylenmişti. Bakalım yüzde yedi mi yoksa daha da az mı olacak? 

KAR TOPU SAVAŞINDAN KAVGAYA…  

     Gerçekten biz nasıl bir ülkeyiz ya? İstanbul’da iki grup, önce kar topu savaşı yapmaya başlamış. Sonra iş ciddiye dönüp, kavga çıkmış. Bu kavga sonucunda da 6 kişi yaralanmış. Allah’ım sen akıl fikir ver mi denir, ne denir, bilemedim dostlar.

MAÇIN ERTELENME MESELESİ KAOSA DÖNDÜ…

     Galatasaray-Beşiktaş derbisi ertelensin mi muhabbetinde ortalık karıştı. BJK Başkanı Ahmet Nur Çebi ile GS Başkanı Burak Elmas atışmaya başladılar. Çirkinleşmeye gitti bu iş. Galatasaray’lı olarak diyorum ki, keşke hiç bu topa girmeseydin başkan. Ne gereği var ortamı bu kadar germenin? Kar izin verirse çıkıp oyna maçını. İki başkana da yakışmadı yazdıkları.

BU MİLLETLER BİZLERİ NEDEN SEVMİYOR?

     Webtekno’da denk geldiğim bir haber. Türkler, diğer ülke vatandaşları hakkında Google’da ne aratır? Ülke ülke yazmış haberde. Benim dikkatimi çekenler ise, bizi sevmeyen ülkeler oldu. Google’da, “Fransızlar, İspanyollar, İzlandalılar, Polonyalılar neden Türkleri sevmez?” diye yapılan aramalar. Fransızlar tamam da diğer ülke vatandaşlarını bizi sevmediğini ilk defa öğrendim.

 

Haşmet Babaoğlu'ndan koronavirüs ile ilgili dikkat çeken bir uyarı...


Haşmet Babaoğlu bugünkü yazısında salgınla ilgili bir uyarıda bulundu. Ve dedi ki: “Ama bir de salgın yüzünden kendi içimizde düşmanlaşma neyin nesidir? Sakın! Bu pis tuzağa düşmeyelim” Eğer bu salgınla ilgili arka planda neler oluyor fikir sahibi olmak istiyorsanız yazılarını okumanızı öneririm. Tabi yazılanlara katılıp katılmamak size kalmış.

Haşmet Babaoğlu'nun yazılarını Youtube kanalına tercih ederim...


     Yıllardan beri takip ettiğim köşe yazarlarından biridir Haşmet Babaoğlu. Yakınlarda kendisi birde Youtube kanalı açtı. Kanalda hayata ve siyasete yönelik görüşlerini anlatıyor. Ben takip ediyorum kendisini. Ama sanki yazılarını okumak kendisini izlemekten daha iyi gibi geldi bana. Yazı tarzına hayranım. Onun gibi yazmak isterim dediğim yazarlardan biridir. Ama aynı zevki kendisini izlerken alamadım. 

Haşmet Babaoğlu

     Ama Yaşamdan Dakikalar’da izlerken zevk alırdım. Bunun üzerine düşündüm biraz. Belki de sorun sadece kendisinin konuşması. Yanında kendisine eşlik eden birilerinin olmaması. O altın kadro ile ne güzel olurdu sohbetleri. Hıncal Uluç, Sunay Akın, Nebil Özgentürk ve o. Youtube kanalını yine izlemeye devam edeceğim. Ama şimdilik yazılarını, kanalına tercih ettiğimi söylemeliyim.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/VBPzRgd7gfc

Vatan gazetesi de kapandı...


     Yıllar önce her Perşembe günü Vatan gazetesi alırdım. Çünkü perşembe günleri genelde okuduğum yazarların hepsi yazardı. Kimler vardı o zamanlar okuduğum yazarlar arasında? Mustafa Mutlu, Okay Gönensin, Ruhat Mengi, Güngör Mengi, Tuğçe Baran, Tuna Kiremitçi, Selahattin Duman ve Haşmet Babaoğlu. 

     Hayata dair yazılarıyla o zamanlar tanımıştım Haşmet Babaoğlu’nu. O zamanlar şimdiki gibi siyaset yazmazdı. Domates, zeytin üzerine yazardı. Domates ve zeytin üzerinden hayat yazıları yazardı. Ne güzeldi o yazılar. 

Vatan gazetesi

     Sonraları artık Vatan almaz olmuştum. Sevdiğim yazarlar bir bir ayrıldı. Gerçi doğru dürüst hiç gazete almaz olmuştum ya. Çünkü internet elimizin altındaydı artık. Yazarlar bir tık uzağımdaydı. Ama buna rağmen hafta sonları hala gazete alıyordum. Ama bu gazeteler arasında Vatan yoktu. Bir koptum, bir daha da dönemedim işte. İşte o Vatan gazetesi geçtiğimiz günlerde kapandı. Haberi duyduğumda bunlar geldi aklıma. İnternetten yine devam edecekmiş. Sanırım çoğu gazete gün geçtikte internete dönecek. Kalırsa ilk 5 büyük gazete kalacak.  

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/business-computer-desk-finance-206607/

Yaşamdan Dakikalar yeniden başlasa...

     Bir zamanların efsane programlarından biridir Yaşamdan Dakikalar. Nebil Özgentürk, Hıncal Uluç, Haşmet Babaoğlu ve Sunay Akın. Bu dörtlü her hafta kitap, şiir, müzik vs. hakkında konuşurdu. Şimdilerde böyle bir programın eksikliği o kadar çok hissediliyor ki. Başlayacağını bilsem, yeniden başlamasını isterdim. Ama hiçbir kanalın buna yanaşacağını sanmıyorum. 

Yaşamdan Dakikalar

     Çünkü fazla reytingi olan bir iş değil. Zaten zamanında Sky Türk kanalında başlamıştı. Yani hedefi reyting olmayan bir kanalda. Sonra baktım Atv’ye geçmiş. “Yakında yayından kalkar bu” dedim. Çünkü Atv gibi reyting ile var olan bir kanalda bu reytingi fazla olmayan iş gitmezdi. Gitmedi de. Nebil Özgentürk ile ilgili bir haber gördüm edebiyat sitelerinin birinde. Oradan aklıma geldi bu program. Şuraya programın bir bölümünü bırakıyorum.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/book-shelves-book-stack-bookcase-books-207662/

Okuduklarım #28...


     Bugün harika iki yazı okudum. Birincisi; Hıncal Uluç’un, “Güzel yaşama sanatı”. Bu adam bu yazıları harika yazıyor ya. Zaten yazımına hastayım. Zaten bu yazı işlerinde ilk başlarda hep onun gibi yazmak isterdim. Hala o istek bitmiş değil. Ve hala onun gibi yazabilmiş değilim. Sade ve anlaşılır. 

okuduklarım

     İkincisi; Haşmet Babaoğlu’nun, “Dinlemek” yazısı. Abi bu tür yazılarını okumaya başlar başlamaz kendinizi bir kitap okuyor zannedebilirsiniz. Tasvirler falan, harika. Artık bu tür hayata dair yazıları bıraktı. Arada bir yazıyor. Cumartesi ya da pazarları. Birde öyle benzetmeler yapıyor ki. Bende onun gibi yapmak istedim ama olmuyor.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/creative-smartphone-desk-notebook-97050/

Önüne gelen kitabı okuma, okutturma...

     Önümüze gelen her kitabı okumalı mıyız? Bence hayır. Beni bırakın. Girin Google’a aratın. Önünüze çıkacak olan herhangi bir yazıda da aynı bu dediğimi okuyacaksınız. Okunacak kitap var, okunmayacak kitap var. Bazı kitaplar Türkçe açısından bir çöplük. Okuma zevkinizi bozar. Kaliteli kitap anlayışınızı bozar. Devamlı kaliteli kitaplar okuyorsanız eğer, kalitesiz yazılmış bir kitabı hemen farkedersiniz zaten. “Bu ne böyle?” dersiniz. Tıpkı çok tuzlu bir yemeği yediğinizde hissettiğiniz tat gibi bir tat hissedersiniz. Böyle bir durumla karşılaştığınızda sevinmeniz lazım. Demek ki okumada belli bir noktaya gelmişsiniz demektir. İyi bir edebiyat okuru olmanın yolu: İyi kitaplar okumaktır. Olur olmaz kitapla kafayı bulandırmamaktır.

                                           ADI SANI OLMAYAN KİTAPLARI OKUMAM
     Ben duyulmadık bir kitabı okumam. Ama bu demek değildir ki her meşhur olan kitabı da okurum. Aradaki dengeyi bulmak lazım. Bu denge nasıl sağlanabilir? Güvendiğiniz kişilerin yorumları ön ayak olabilir bir kitabı seçmenizde. Benim etrafımda devamlı ya da düzenli bir şekilde kitap okuyan arkadaşlarım yok. O yüzden bu seçenekten yararlanamıyorum. Ama günümüzde arkadaşlarımızın sayısı bir elin parmaklarından bir hayli fazla. Facebook, Twitter sağolsun. Belki her an her dakika görüşmesenizde, kitap hakkında yorumlarını alabileceğiniz arkadaşlar var sosyal ortamlarda. Facebook’u bir açsam bilmem 400 küsür arkadaşım vardır. Tabi bir de Facebook’taki kitap grupları var. İşte bu tip gruplardan da yeni çıkan kitaplar hakkında yorumlar okuyabilirsiniz.
                                         YÜZYILLIK YALNIZLIK HAKKINDAKİ YORUM
     Adı sanı bilinen yazarların kitapları okunmalı bence. Sağlam bir yazım tekniği var onlarda çünkü. Zevkli bir okuma vaat ederler okuyucuya. Zira kötü yazılmış bir kitapla okumaya başlarsanız, bir daha okuma niyetiyle elinize kitap almaya bilirsiniz. Bir de köşe yazarlarının, eleştirmelerin önerilerine kulak verebilirsiniz. Gerçi ben zamanında tam tersini düşünmüştüm bunun. Haşmet Babaoğlu, bir yazısında Yüzyıllık Yalnızlık kitabını sevmediğini yazmıştı. O an için, aynı fikirde olmamıştım onunla. Yer gök bu kitapla inlerken, o yorumu pek objektif gelmemişti bana. O yazının üzerinden bi zaman sonra, Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okudum. Meğer söylediğinde o kadar haklıymış ki.

FOTO KAYNAK:PİXABAY.COM

Blog linki: yasamdanyazilar.blogspot.com



Ntv'de Akp'yi kayirmis...

       Koskoca Ntv’ye bu yakışmadı. Biz Ntv’yi böyle görmeye alışmadık. Bu akşam saat 17:00 haberlerini beklerken. Ntv’de bir yazı çıktı. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yayınlarında adaylardan Recep Tayyip Erdoğan’ı kayırmış. Bunun için yayını beş kez süreyle durdurulmuş. Koskoca Ntv’de bu gibi bir yazıyı görünce üzüldüm açıkçası. Türkiye’nin ilk haber kanalından böyle bir şeyi hiç beklemezdim.

         Ntv’yi sevmemizin nedeni yayınlarındaki tarafsızlığıdır. Bugüne kadar ayakta kalmasının tek sebebi de budur. Ntv’yi Ntv yapan bu tarafsızlığıdır. Bugüne kadar Ntv çok sevilen programlarını yayından kaldırmasına rağmen hala ayakta ise bunu tarafsızlığına borçludur. Nedense Ntv artık bir klasik haline gelmiş (Klasik olmasını da kendisi sağlamıştır) programları yayından kaldırdı. 

         90 Dakika programı. Futbol programında bir çığır açmıştır. Futbol programından çok bir spor programıydı. Tenis, Basketbol, voleybol vs. Spora dair her şey konuşulurdu. İşte böyle bir programı yayından kaldırdı Ntv.

NTV
foto kaynak: unsplash.com


         90 Dakika’da bağırma çağırma olmazdı diğer programlar gibi. Ben Kenan Onuk’un son zamanlarına yetiştim. İyi ki yetişmişim. Bir program nasıl yapılır. Nasıl yönlendirilir. Kenan Onuk sayesinde onu gördüm. O bizi bırakıp gittikten sonra da aynı formata devam edildi. Sadece Kenan Onuk’un anısına kaldırılmamalıydı 90 Dakika. 

          İlk başta sadece Hıncal Uluç ve Haşmet Babaoğlu vardı. Bence en güzel zamanları da bu zamanlardı. Öncelikli olarak sporda haftanın olayı konuşulurdu. Ama sırayla. Önce sözü Haşmet Babaoğlu alırdı. Konuşma sırasında Ne Hıncal Abi ne de Kenan Abi sözünü kesmezdi. Sonra Hıncal Abi sözü alırdı. Bu sefer o konuşurken kimse sözünü kesmezdi. İşte böyle konuşana saygılı bir programdı 90 Dakika.

          90 Dakika’nın yayından kaldırılması üzerine Haşmet Babaoğlu bir yazı kaleme aldı. Yazıda,”Ntv’nin neden programı yayından kaldırdığını anlamadığını, Ntv’yi,Ntv yapan programların neden kaldırıldığını, Ntv’nin kendisine sorması gerektiğini, bir muhasebe yapması gerektiğini söyledi. Ve her şeye rağmen yine de Ntv’yi sevdiğini söylemişti. 

           Fakat Ntv’nin bu ilk ve son vukuatı olmayacaktı. Sonra, artık Ntv ile özdeşleşmiş Murat Kosava’yı işten çıkardılar. Herkes bu duruma hayret etti. Ve çokça da yadırgandı. Bunun üzerine her ne olduysa Ntv yeniden Murat Kosova’yı işe aldı.

           Ntv’deki bu yönetim karmaşası bununla da kalmadı. Son olarak da Gece Gündüz programıyla iç içe geçmiş sunucusunu Yekta Kopan’ı işten çıkardılar. Gerçekten Ntv’yi anlamak imkansız bir hal aldı. Ne düşünüp de böyle adımlar atıyorlar inanılmaz. Biraz argo olacak ama resmen kendi ayaklarına sıkıyorlar. Ve Ntv elindeki değerleri bir bir kaybede kaybede bugüne geldi. 

           Ve artık anlaşılıyor ki. Elindeki kalmış son ve en büyük değerini, tarafsızlığını kaybedecek duruma gelmiş. Şahsen ben Türkiye’nin ilk haber kanalı olan Ntv’yi böyle görmek istemiyorum. Dilerim RTÜK’ün verdiği bu ihtarı dikkate alırlar. Ve içlerinde bir muhasebe yaparlar. Yoksa Ntv toplum gözündeki saygınlığını da kaybedecek.