Yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #170

Yine akşam oluyor işte. Hava biraz yağmurlu. Adımlarımı daha hızlı atıyorum. Daha fazla ıslanmak istemiyorum. Tıpkı şarkıdaki gibi evlerin ışıkları bir bir yanmakta. İçim huzurla doluyor bu sahneyi görünce. Eve geldim. Bizimkiler evde yok. Hemen üstümü değiştiriyorum. Bir kahve yapıyorum. Kahvemi alıp camın önündeki koltuğa oturuyorum. Dışarda ıslanmak güzel değil ama ıslanmadan elinde kahve ile yağmuru izlemek güzel. Birden gözyaşlarım, yağmur damlalarına karışıyor. Belli bir nedeni yok. Sadece damlalar dökülüyor gözlerimden. Ama hala dışarıyı, yağan yağmuru izliyorum. Kahvemden bir yudum alıyorum. Gün gelecek ve bu dünyada olmayacağım. Sevdiklerimden uzakta. Bir mezarda yatıyor olacağım. Yine yağmurlar yağacak. Dünya devam edecek. Kişisel blog yazıları serisi devam edecek.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #169   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #171

Yağmur, Kahve ve Küçük Bir Mola- Kişisel Blog Yazıları #140

Kişisel blog yazıları serisinin yeni yazısını okumaktasın şu an. Hoş geldin.

Hayal ediyorum: Dışarıda yağmur yağıyor. Bir kafeye sığınıyorum. Hafif ıslanmışım. Oturacak boş bir masa arıyorum.

Hah, buldum. Orası boş işte. Oturuyorum. Şansıma da cam kenarı. Yağan yağmuru izlemek istiyorum.

Gelen giden yok. En sonunda yanımdan geçen garsona bir kahve söylüyorum. Sıcacık geliyor kahvem.

Dışarıyı izlemeye devam ediyorum. Yağan yağmuru izledikçe huzur buluyorum. Uzun zamandır bu kadar huzurlu hissetmemiştim kendimi.

Soruyorum kendime: Hayatta şu ana kadar neler yaptım? Hedeflediğim yerde miyim? Böyle mi devam edeceğim?

Ya geçmişte yapıp da pişman olduğum şeyler? Onlar ne olacak? Onların geri dönüşü yok. O hesapları kapatmam lazım. Ya bu dünyada, ya da öbür dünyada.

Geriye dönüp baktığımda hayatımdan çıkarmak istediğim sahneler var. Onlar olmasa daha huzurlu olurdum.

Diğer masalara bakıyorum. Birinde bir çift var. Aşkla bakıyorlar birbirlerine. Diğer masada kızlardan oluşan bir grup var. Devamlı gülüyorlar. Belli ki çok eğleniyorlar.

Kahvem bitmiş. Yağmur da dindi. Artık gitme vakti.

Hayata küçük bir molaydı bu. Şimdi dışarı çıkacağım. Yine hayatla olan mücadeleye. Kaldığım yerden.

Ben masadan kalktıktan sonra garson masayı siliyor. Ufak bir not kağıdı geçiyor eline.

Notta, kişisel blog yazıları serisi devam edecek yazıyor. Bense çoktan kalabalığa karışmış oluyorum.

*Önceki yazı: Sıradan ve rutin bir gün daha- Kişisel Blog Yazıları #139    

*Sonraki yazı: Soğuk esen hava ve çirkin bir dizi - Kişisel Blog Yazıları #141 

Kişisel Blog Yazıları #109: Yağmur, uyku ve bir pazar akşamı

Bugün, yağmurlu bir pazar günüydü. O yüzden evden çıkmak istemedim.

Ama gelecek hafta çıkmayı düşünüyorum. Çünkü ondan sonraki hafta Ramazan geliyor. Ramazan ayında anca iftara çıkılır. Gerçi bu sene iftara gider miyim bilmiyorum.

Geçen senelerde iş yeri olarak iftar yapıyorduk. Ama sonradan o da kalktı.

Belki bizim Yaşar ile iftara gideriz. İftardan sonra bir kafede oturup çay/kahve içmek ve muhabbet etmek acayip sarıyor. Sırf bunun için bile iftara gidilir.

Bu yağmurlu havada yapılacak en güzel şeylerden biri de uyumak. Duş aldıktan sonra yattım uyudum. Kalktım. Yemek ve çay faslı.

Sonra Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izledik.

İş arkadaşlarıyla Whatsapp’tan yazıştık. “Bu hafta biter mi?” diye birbirimize sorduk ve kendimizi avuttuk. Öyle böyle saati 23.38 yaptık.

Bugün yazıma yapılan yorumları daha yayınlayamadım. Yarın tüm bloglara uğrayıp, yazılara yorum yapıp bendeki yorumları öyle yayınlayacağım.

Başka da yazacak bir şey yok galiba. O zaman bu akşamlık da yazıya son noktayı koyalım. Şimdiden herkese iyi haftalar. Haftanın nasıl bittiğini anlamayalım.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #108: Okunmasa da yazmaya devam etmek 

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #110: Yazma hevesi kaçar bazen

Akşam olurken yağan yağmur...

     Hava kararmaya başlamış ve hafiften yağmur yağmaya başlamıştı. Komşunun kiremitlerinin üzerinden yağmur suları akıyordu. Akşamın güzel hallerinden birisiydi.

İNSANIN KEYFİ YERİNDE OLMAYINCA…

     İnsanın keyfi yerinde olmayınca en keyif aldığı şeyden bile keyif almaz oluyor. O zaman anlıyorsun sağlığın, huzurun değerini. “Gerisi boşmuş” diyorsun.

GÜZEL HAVADA YÜRÜMEK…

     Bugün öğlenleyin bir güzel güneş açtı. Bizim de içimiz açıldı tabi. O güzel havada yürümek de güzel oldu benim açımdan. İnsana yaşama sevinci veren aktivitelerden biridir diyebilirim.

HERKES HASTA YA DA DEĞİL…

     Hastanenin içine girdiğinizde sanki dünyadaki herkes hasta zannediyorsunuz. O kadar kalabalık. Hastaneden uzaklaştıkça ise dünyada hiç hasta insan yok zannediyorsunuz. Çünkü dışarıdaki hayat öyle.

Yalnızlığıma eşlik eden yağmur...

     Çayımı yeni koydum. Daha dumanı üstünde. Demi de tam istediğim gibi oldu. Gecenin ilerleyen saatleri. 18 dakika sonra saat tam 01:00 olacak. Şimşek çakıyor. Ortalık aydınlanıyor bir anda. Hafiften de gök gürlemeye başladı. Bunun arkası yağmur. Severim yağmur sesini. Sadece yağmuru değil tüm mevsimleri severim aslında ben. Gecedeki yalnızlığıma yağmurun ya da karın eşlik etmesini sevmişimdir hep.

Yağmuru izleyip uykuya dalmak...


yağmur

     Uyandığımda sabahın dördüydü. Dışarıya baktığımda yağmur çatıların kiremitlerini dövüyordu. Hafif de bir rüzgar eşlik ediyordu yağmura. Hemen karşımızdaki sokak lambasının o sarı ışığıyla beraber çok güzel bir görüntü oluşturmuşlardı. Yorganı çektim üstüme. Rüzgarda sallanan yaprakları, yağmuru izledim. Huzur duyduğum anlardan biriydi. O şekilde uykuya dalmışım.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/green-pine-branch-in-selective-focus-photography-1523548/

Yağmur da sevdaya dahildir...

      Bir ara dışarı baktım. Karşı evin kiremitleri ıslanmış. Yağmur yağıyordu. Köydeki evimizde hemen anlardık yağmurun başladığını. Çünkü üstünde çinko vardı. Yağmur damlaları ses yapardı. Betonarme evlerde öyle değil. Farkında olmuyorsun yağmurun yağdığının. Ancak rüzgar olursa. Damlalar cama çarptıklarında. Yağmuru izlemek ayrı bir güzel. Sanki ruhumdaki kirleri temizliyor yağdıkça.

      Yaz yağmuru da ne güzeldir. Dakikalar içinde etrafı toprak kokusu sarar. Ne güzel bir kokudur o. Yaşadığını hissettirir. Bir de yağmurlar sevdiğini hatırlatır insana. Yağmur altında beraber ıslanmayı. Yağmur bu yüzden sevdaya dahildir bence. Bana da hatırlattı. Eski sevgiliyi. Özel olarak ıslanmadık. Otobüs durağına giderken yakalanmıştık. Koşmuştuk elele. İlk defa sevgiliyken ıslanmıştık seninle. Biraz da soğuktu hava. Sarılmıstık ısınmak için.
      Yağmur sadece yağmur değildir bu yüzden. Yağmur, sevdadır. Yağmur, hatıradır. Hayatımızda her şey ne kadar da anlam yüklü değil mi? Eski sevgililer de nedense iyi hatırlanmaz. Bence haksızlık bu. Hem kadın, hem erkek için. Eski sevgililer güzel yanlarıyla hatırlanmalı. Herkesin böyle bir yağmur anısı vardır. Bugün yağmur yağarken ben de o günü hatırladım.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com
     

Yağmur...

        Yağmur üzerine yazdığım kaçıncı yazı bilmiyorum...Ama yazdığım son yazı olmayacak bunu biliyorum.

         Pencereden yağan yağmura bakıp izlemek...Ruhuma huzur veriyor...Köyümüzdeki evimizde yer yer saç vardı...Yağmur yağmaya başlayınca saça vuran damlalar ses çıkartırlardı...O sesi duymak çok hoşuma giderdi...Şimdiki evimiz beton ve üzeri kiremit...Yağmur damlalarının sesi gelmiyor kulağıma.

yağmur üzerine yazı
foto kaynak: unsplash.com

         Bir de yağmur hani dolu dizgin yağar ya...Elinde şemsiye...Yağmur damlaları ardı ardına vurur ya şemsiyeye...Hem yağmurun tam ortasındasındır hem de yağmurdan ıslanmazsın...İşte bir de bu hoşuma gider.
         Not: Bu yazımı 16.03.2013 tarihinde kaleme almışım...Arada böyle eski yazılarıma bakmak iyi geliyor...Hem bu aralar ülke olarak yaşanan olaylardan moralimiz bozuk...Hiç olmazsa biraz bunlardan sıyrılıp nefes alalım istedim.