Sunay Akın deyince
aklınıza ne gelir? Benim aklıma ilk etapta oyuncak müzesi gelir. Hemen
arkasından da şairliği. Oyuncak Müzesi şairliğinin çok çok önüne geçti. Ve de
anlattığı hikayeleri. Aslında anlattıklarına hikaye demek doğru mu bilmiyorum. Çünkü
anlattığı her şey gerçek. Aslında anlattıkları internette olan bilgiler. Ama kendine
has o anlatma tarzı var ya. O çok ilgi çekiyor işte. O anlatma tarzında siz ne
görüyorsunuz? Ben sanata, şiire, çocuklara, insanlara aşık bir insan görüyorum.
Onun için bir iş değil yaptıkları. Sahneden aşağı indiğinde de yine aynı Sunay
Akın. Onun için bir yaşam şekli olmuş.
Bazıları o anlatma tarzıyla alay
geçiyorlar. Bile bile ilgi çekmek için yaptıklarını söylüyorlar. Ya şu
insanoğlu. Yapılan her şeyde, söylenen her şeyde menfaat arıyoruz. Hayata o
açıdan bakar olmuşuz. O zaman da herkesi kendimiz gibi görüyoruz. Böyle görünce
de işini severek yapan birinde bile menfaat arıyoruz. Ben Sunay Akın’ı
seviyorum. Ülkemizde birini seviyorsan onun aksayan yanlarını görmezden gelme
gibi de bir huyumuz var. Bunu da düşünerek, tüm objektifliğimle
değerlendiriyorum anlatma tarzını. Objektif açıdan baktığımda da anlatma
tarzında hiçbir yapaylık görmüyorum. İçinden geldiği gibi anlatıyor. Tüm içtenliğiyle,
tüm heyecanıyla. Kısacası benim anlatma tarzıyla ilgili hiçbir sıkıntım yok.
Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/photo-of-a-boy-reading-book-1250722/
