Köşe yazısı okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Köşe yazısı okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Köşe yazısı okumak sıktı bu aralar...


     Bu aralar köşe yazısı okumaktan sıkıldım . Takip ettiğim 8-10 tane köşe yazarı var. Her gün, her gün okumak sıktı beni galiba. Yaptığım bir yanlıştan dolayı böyle oluyor aslında. Bir şeye çok yüklenirsem hemen o şeyden bir bıkkınlık geliyor bana. 

köşe yazısı okumaktan sıkılmak
foto kaynak: /unsplash.com

     Sevdiğim köşe yazarları gibi yazayım diye onların eski yıllardaki yazılarını da okumaya çalışırsam olacağı buydu zaten. Bıkkınlık geldiği zamanlarda zorlamam kendimi. Özlemeyi beklerim. Gün gelecek ve ben yine köşe yazısı okumayı özleyeceğim. O kadar özleyeceğim ki, “Bu kadar gün köşe yazısı okumadan nasıl geçirmişim?” diye soru bile soracağım.

Okuma günlüğüm #1...

     Okuma günlüğüm ile karşınızdayım. Bir haftadan beri çalışıyorum. Bugün tatildim. Rahat rahat kitabımı okudum. Jean-Christophe Grange’ın, Lontano kitabını okumaya devam ediyorum. Daha ancak 200’lü sayfalara gelebildim. Bugün bi 50 sayfa kadar okumuşumdur. Kahramanımız Erwan, bakalım katili bulabilecek mi? Buradan kitabın ön sözüne ve satış fiyatına bakabilirsiniz. Sonra takip ettiğim bloglara bir göz attım. Evren Günlüğü’nün, “Bloglar adına asıl şimdi endişelenmeye başlayabiliriz” yazısını okudum. Sonra köşe yazarlarına geçtim. Haşmet Babaoğlu’nu okudum. Onun Pazar sözlüğü bölümü var. Dostluk, anlaşmak ve gece’yi anlattığı bölümler benim dikkatimi çekti. Pazar günlerini ayrı seviyorum. Çünkü bugün genelde hayatın içinden, mizah dolu yazılar oluyor.

okuma günlüğüm, kitap okumak, köşe yazısı okumak, okuduklarım
     DM’DEN YÜRÜME KURALLARI

     Okuma Günlüğüm Pucca ile devam ediyor. Pucca’da, Arda Turan’dan yola çıkarak, 10 adımda dm’den yürümeyi yazmış. Biz Türk erkekleri böyleyiz. Nerede olursak olalım yürüyoruz. İster İspanya’da olsun, ister sosyal ağlarda. Bu biraz, bize her yer Trabzon gibi oldu. Yani Arda Turan’da olsan, bu yürüme işi, yine de devam ediyor. Gülse Birsel ise, bugün mizah yapmamış. Eleştirel bir yazı yazmış. İstanbul Belediyesi kentin akıllı kent olabilmesi için harekete geçmiş. “Önce siz trafiğe, çarpık yapılaşmaya vs. onları bir halledin. Sıra akıllı kent olmaya gelsin” demiş, yazının özeti. Gülse Birsel’in içinden böyle muhalif bir kişiliğin çıkacağını beklemezdim.

     KALIPLAŞMIŞ MİZAHÇI ANLAYIŞIMIZ

     Onu da diğer komedyenler gibi, siyasete girmeden mizah yapacak, işine bakacak bir kadın komedyen olarak görüyordum. Sanırım bu kalıp, yerleşmiş bizde artık. “Mizahçı siyasete girmez. Mizahını günlük hayattan alır” gibi bir algı oluşmuş bizlerde. Onur Baştürk ise, son günlerin tartışılan bir başka konusunu ele almış. Özge Ulusoy’dan ve onun çok tartışılan, “Mankenler fakirle mi çıksın?” açıklamasından bahsetmiş. Bu sözün, Özge Ulusoy’a yapışıp kalacağını yazmış. Gerçi dışardan bu lafı edecek birine benzemiyor. Oda sonradan açıklama yapmış. Yazının içerisinde var bu açıklama. Bu zenginlik-fakirlik mevzu da çok tartışılır oldu. Davul bile dengi dengine demişler arkadaşım. İnsanların kendi statülerindeki kişilerle bir birliktelik yaşamasından daha doğal ne var ki? Okuma günlüğüm burada bitti. Güzel tepkiler gelirse bu köşeyi devam ettirmeyi düşünüyorum. Yorumlarınızı bekliyorum.

Foto kaynak:https://www.pexels.com/photo/woman-sitting-on-chair-using-black-ipad-196649/
                                     
                                

Günlük okuma ritüelim...

     Öğleden sonraları benim okuma zamanımdır. Televizyonu kapatırım. Ortamdaki sessizliği sağlarım. Her zamanki koltuktaki yerime geçerim. Telefondan girerim siteye. Her gün takip ettiğim köşe yazarları vardır. Onları okumaya başlarım. Her gün kitap okuyamıyorum ama mutlak köşe yazılarını okurum. Okuma alışkanlığımı kaybetmeyeyim diye.

      Günlük okuma serüvenim bununla bitmiyor tabi. Bir de blog dünyasını takip ediyorum. Blogger hesabıma giriyorum. Önce paylaşılan yazılara bakıyorum. Dikkatimi çeken varsa okuyorum. Yoksa favori bloglarıma bakıyorum. Yeni yazı girmişler mi diye. Eğer yeni yazı girmişlerse, mutlu oluyorum. Reklam içeriği girmişselerde de tam tersi üzülüyorum.
      Yazılarına imrendiğim blog yazarları var. O kelimeleri nasıl bir araya getiriyorlar. Hayret ediyorum. Hatta birine de sordum. "Nasıl böyle güzel yazabiliyorsun?" dedim. "Okuyarak" dedi. Bu yüzden fırsat buldukça kitap okuyorum. Her zaman kitap okuma fırsatım olmadığı için de köşe yazılarını ve blog yazılarını mümkün olduğunca her gün okuyorum.

Foto kaynak : pixabay.com

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com