Yayınlar

Mart, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mim: Blog yazarlarını tanıma...

Resim
     Mim yazısı ile yine karşınızdayım. Bu mimin adı: Blog yazarlarını tanıma. Beni bu sefer Rehitu bloğunun yazarı Recep Hilmi Tufan mimlemiş. Kendisine buradan teşekkürü bir borç bilip mimi yanıtlamaya başlayalım. ·        Nerelisin? Düzce’liyim. Başından beri hem de. O kadar ki bu soy ağacı sorgulamada bile Düzce’li görünüyorum. Başka yerden gelme gözükmüyor yani. ·        Burcun nedir? Aslan burcuyum. Ama burcumun özelliklerini gösterdiğimi söyleyemem. ·        Bloglarda en çok ilgini çeken nedir? Yaşama dair yazıları okumayı çok severim. Bir de bloglarla ilgili yazıları. ·        En sevdiğin mevsim hangisi? Belki klasik olacak ama her mevsimin güzelliği ayrı. ·        Yabancı dil biliyor musun? Birkaç kalıp soru veya cevap dışında bir halt bildiğim yok. Derdimi anlatacak kadar bile bilmiyorum. Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun? Kitap okuma, film izleme ve takip ettiğim Youtuberların son videolarını izleme. ·        En son han

Oyunu geçemeyince ben, ben değilim abi...

Resim
     Oyunu geçemeyince ben, ben olmuyorum kardeşim. Bir noktadan sonra zıvanadan çıkıyorum. Elimdeki telefonun taksitinin bitmemesine rağmen duvara fırlatasım geliyor. Benim yeğen öyle yapıyor. Adam oyunu bir türlü geçemeyince tableti fırlatıyor. Ama benim o kadar özgürlüğüm yok ne yazık ki. Bu aralar oynadığım bir futbol oyunu var. Score diye.       Kaç gündür bir türlü geçemiyorum. “Sakin ol Cem. Bu sadece bir oyun. Oyunla oyun olma. Seni ele geçirmesine izin verme” diyorum ama olmuyor. An geliyor bıçak kemiğe dayanıyor. Ondan sonra oyuna bir hafta falan el sürmüyorum. Sinirlerimi bozmamak için. Daha önce işe yaramış bir hafta sonra o eli geçmiştim. Bakalım şimdi de işe yarayacak mı? Oyunu geçemeyince benim taktiğim bu abi. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/field-grass-sport-foot-50713/

İnstagram'a hikaye ekleme olayı baya iyi abi...

Resim
     İnstagram’a hikaye ekleme özelliği baya hoşuma gitti benim. Yaşadığımız çağda kimsenin sabrı yok. Hemen her şey bir anda olup bitsin istiyoruz. İşte bu hikaye özelliği bu arzumuzu karşılıyor. Pat pat geçiyor bir anda hikayeler. Şunu diyebilirim ki İnstagram’da ana sayfaya bakmaktansa hikayelere bakıp geçmek daha iyi gibi. Çoğunluk paylaştığı şeyi aynı zamanda hikaye de yapıyor.      Hikayede gördüğüm şeyi paylaşımda da görünce, “Hikaye yaptın o zaman burada niye paylaştın?” diyorum. Amaç herkesin o paylaşımı bir şekilde görmesi. O nedenle hem hikaye yapıyor hem de normal paylaşım yapıyor. Bunu yapanlara söylüyorum. İtici oluyorsunuz be kardeşim. İnstagram’a hikaye ekleme özelliğinin hoşuma giden bir diğer yanı ise: Hikayeyi kaç kişinin ve kimlerin gördüğünü bilmek. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/access-application-business-cellphone-360438/

Facebook silme kampanyası boş muhabbet...

Resim
      Facebook silme kampanyası diye bir kampanya başladı birkaç gündür. Bilmem Amerikan seçimlerinde, Facebook propaganda amaçlı kullanılmış falan. Hatta öyle ki Elon Musk şirket hesaplarını silmiş. Hem de hesaplarını silmesini sağlayan da bir Türk’müş. O Türk’ü buldular mı bilmiyorum. Kimmiş bu bizden biri merak ediyor insan. Şimdi herkes harıl harıl Facebook hesaplarını silmeye başlamışlar.       Ben silmem arkadaş. Hadi bunu sildin. Ya Twitter, İnstagram ne olacak? Onlarda isim falan girmiyormuşun. Onlarda sorun falan olmazmış. Olur kardeşim olur. Bu olayı daha yeni öğrenmişiz. Daha kim bilir neler dönüyor daha bilmediğimiz. Eğer gerçekten böyle bir şeyden korunmak istiyorsan ne varsa tüm sosyal medya hesaplarını sileceksin. İşte o zaman için rahat eder. Yoksa tek Facebook’u silmekle bitmez bu iş. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/gold-iphone-6-with-note-pads-744464/

Ahmet Hakan ne yapacak?

Resim
      Ahmet Hakan , Hürriyet’te yazmaya devam edecek mi? Kaç gündür bu soru merak ediliyor. Biliyorsunuz Doğan grubu, gazete-televizyon ne varsa Demirören grubuna satıyor. Gazetenin yeni sahiplerinin bu konu hakkındaki düşüncesi şimdiden merak ediliyor. Sadece Hürriyet’teki geleceği değil söz konusu olan. Ayrıca Cnn Türk’te Tarafsız Bölge adında da bir programı var. Peki o ne olacak?       Herhalde Hürriyet’ten gönderip Cnn Türk’te program yaptırmaya devam ettirecek halleri yok. –Birde kanal D haberi sunuyor tabi- Ben olsam hem kanalda hem de gazete devam etmesini isterdim. İktidarın yanlışlarını da yazıyor çünkü. Hem de hakaret etmeden. Eleştiren biri olması her zaman iyidir. Diyelim ki yeni yönetim kendisini hem gazeteden hem de televizyondan gönderdi. Ahmet Hakan o zaman ne yapacak?       Ahmet Hakan , Sözcü’de olur mu sizce? Ya da Cumhuriyet’te. Kendisinin biraz muhalif olduğunu düşünürsek. E bu iki gazete de muhalif. Ama ne bu iki gazete, ne de kendisi böyle bir şey

Kandil simidi ve hatırlattığı güzel duygular...

Resim
      Kandil simidi ne güzeldir değil mi? Güzel günlerin başladığının göstergesidir. Mübarek kandil günleri başlamıştır artık. Biri biter biri başlar. Artık ramazan görünüyor demektir. Artık ramazan yakınlaşmış demektir. Bilirsiniz ki bu kandiller iftarı getirir, sahuru getirir, orucu getirir. Bin aydan daha hayırlı olan ramazanı getirir.       Ve kandillerin en sonuncusu da ramazan ayının içindedir, Kadir gecesi. Bu akşam yine televizyonlarda kandil özel yayını yapılır. Eller dualara açılır. Güzel akşamlardır bu akşamlar. Bu arada bol susamlı kandil simidini seviyorum ben. Susamsız olanı pek tercihim değil. Şükür Regaip kandiline erdik. Allah tekrar nasip etsin görmeyi. Siz blog arkadaşlarımın ve tüm Müslüman aleminin Regaip kandilimiz mübarek olsun.   Foto kaynak:  https://www.pexels.com/photo/architecture-building-clouds-dome-459635/

Mehmet Bir Cihan Fatihi ilk izlenimim...

Resim
       Mehmet Bir Cihan Fatihi dün akşam itibariyle ilk bölümüyle kanal D ekranlarındaydı. Salı günleri izlediğimiz bir şey yok. Fragmanları hoşuma gitmişti. “Salı günleri bir şey izlemiyoruz. Bari buna bakalım” dedik. Kenan İmirzalıoğlu doğru seçim. Ama hareketleri ve konuşmaları bana Ertuğrul’u hatırlattı. Dizi çok durağandı.       Bir türlü dizinin içine giremedim. Mesela Diriliş Ertuğrul’un ilk bölümünü izlediğimde ortalarına doğru beni sarmıştı. Ama bunda böyle bir duyguya kapılmadım. Gelecek haftaki bölümü merakla beklemeye başlamadım yani. Çetin Tekindor yine rolünün hakkını sonuna kadar vermiş. Adama hangi rolü versen harika oynuyor. Gürkan Uygun’sa bıyıklar falan enteresan bir tip olmuş. Mehmet Bir Cihan Fatihi , benim için bir hayal kırıklığı oldu. Foto kaynak:  https://www.pexels.com/photo/brown-bigbus-istanbul-traveling-on-road-near-brown-dome-building-879478/

Arka Sokaklar, yeniden kendini izlettirmeyi başardı...

Resim
     Arka Sokaklar ilk başladığı zamandan beri baktığımız bir diziydi. Hatta hafta içi tekrarlarına bile zevkle bakardık. Ama bir zaman geldi ki sıktı artık. Biz de izlemeyi bıraktık. Ta ki son birkaç aya kadar. Cuma akşamları kanalları geziyoruz. İzleyecek doğru dürüst bir dizi yok. İzlenecek bir şey olmadığından yani mecburiyetten açtık bir akşam.       Ve o akşamdan beri her hafta cuma günü bakmaya tekrar başladık. Abi bu dizi kendisine baktırıyor. Dizi öylesine akıyor ki. Bu dizi 1000 bölüm yaparsa, şaşmam. Diziden Suat’ın ölerek çıkması çok kötü olmuş bence. Abi, Rıza Babanın eşinin yerine de başka bir oyuncu geldi. İlkinin yerini tutmasa da geldi işte.      Arka Sokaklar senaristi, yönetmeni ya da yapımcısı ne düşündü bilemiyorum. Ama Suat’ın yerine başka biri gelebilirdi. Suat’ı oynayan oyuncu, bunca senenin kendisini çok yorduğunu söylemişti bir röportajında. Tamam, insanız. Bundan doğal ne olabilir ki? Ama onun yerine niye başka bir oyuncuyu getirmeyi düşünme

Kum dökme ağrısı ve acilde son bulması...

Resim
     Kum dökme rahatsızlığım bir daha nüksetti. Cuma gecesi Beyaz Show falan izledim, yattım. Gece 4 gibi uyandım. Aşırı idrar yapma isteği duyuyordum. Tuvalete gittim. Aşırı idrar yapma isteğim olmasına rağmen çok az idrara çıktım. Bi yarım saat sonra ise sağ tarafımda, kasıklarıma doğru bir ağrı başladı. İdrara az çıkma durumum devam ediyordu bu arada. Ağrı zamanla şiddetlenmeye başladı. Öyle bir an geldi ki, yerimde duramaz oldum. Daha önce de kum dökme rahatsızlığı yaşamıştım. Ama o zaman bu şekilde bir ağrım olmamıştı. Sadece az idrara çıkıyordum. Ama bu sefer ki bir başkaydı. Ağrısı çok kötü. Kum dökme nedeniyle bunların olduğunun farkındaydım tabi.      Kum dökme , böbrekteki taşların dökülmesi. Bunlar dökülürken de sizde dışarıdan bunları yaşıyorsunuz. Baktım olacak gibi değil. Sabah 6’da acile gittik. Takside giderken bile oturma oturamıyorum. Kafamı bir oraya, bir buraya koyuyorum. “Şimdi de acil kaynıyordur. Sırama sen geçtin, ben geçtin muhabbeti olmasa bari”

Çiftlik Bank olayından sonra ne yapılmalı?

Resim
     İnternet üzerinden para kazanmak diye bir şey var artık. Bunu görmezden gelemeyiz. İnternetten gerçekten para kazananlar olunca da ister istemez insanlar buraya yöneliyor. Nasıl ki emniyette siber suçlar bölümü var. Maliye Bakanlığının da internet üzerinden yapılan bu ticareti denetleyen bir bölümü olması lazım. Gerçi vardır. Maliye bu konuda çok hassasdır. Ama o hassasiyet ilk başta böyle küçükten başlayan firmaları kapsamıyor gibi.        Çiftlik Bank olayını ne zamandır duyuyordum. İnternetten olsun, çevremden olsun. Adamların birde dükkanları vardı. Bunca olaydan sonra hala var mı bilmiyorum. Dükkan dediysem kasap gibi bir şey. Bir birimin görevi bu olmalı. İnternette böyle yeni yeni başlayan siteleri incelemek. İnceleyeceksin ki milleti katakulliye getirmesinler.       “Bizim millet katakulliye gelmeye hazır zaten” gibi bir savunma olamaz. Her şeye rağmen devlet kontrol etmeli. Paralar nereden geliyor, nereye gidiyor? Daha böyleleri küçükken izlemeye alacaksın ki

Gündemi Twitter'dan takip ediyorum abi..

Resim
     Haber sitelerinden gündemi takip etmek istiyorsun. Abidik gubidik haberler çıkıyor karşına. Hem birde, iki saat haberi okumak için durmadan sayfalara tıklamak zorunda kalıyorsun. Tam bir eziyet açıkçası. Artık ben de gündemi Twitter’dan takip ediyorum abi. O an ne konuşuluyorsa, gündemde ne varsa, gündemler bölümünde var. İşyerinde molaya çıktığımda direk açıyorum Twitter’ı. Gündemde ne olmuş ne bitmiş anında öğreniyorum. Yok tıklamam gerekiyormuş. Yok bunu yapmam gerekiyormuş. Hiç biriyle uğraşmıyorum.       Hem anında gündemi öğreniyorum. Hem de anında insanların o gündeme tepkilerini görebiliyorum. Yoksa ben Twitter’ı amacı dışında mı kullanıyorum nedir? Şimdilerde Ntv’de gece gündemini sunan Simge Fıstıkoğlu’da bir programa konuk olmuştu. Orada kalkar kalkmaz Twitter’dan gündeme baktığını söylemişti. Gerçi orada sosyal medyaya ne kadar bağımlı olduğumuzu anlatmak için söylemişti bunu. Sosyal medya bağımlısı olduk hepimiz. Ama bu şartlar içinde sosyal medyasız olmuyor. S

İki kelimeyi bir araya getirip, derdini anlatamayan gençlerimiz var...

Resim
Ben çağrı merkezinde çalışıyorum. İşimiz gereği her yaştan insanla konuşuyoruz. Ve bu konuşmalarım sırasında fark ettiğim bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. 9 0’lı ve 2000 doğumlu gençler arıyorlar bizi. Ve inanır mısınız? Kendilerini ifade edemiyorlar. Ne istediklerini iki kelime kurup anlatamıyorlar. Bazıları ise mailden bi haber. Yahu teknoloji çağındayız. Biz kod yazmaktan falan bahsederken daha mail nedir bilmeyen gençlerimiz var.     Eğitim kalitemiz o kadar düşük ki. Bu hayatın her alanında kendini gösteriyor. Bunu okuyan sizlerde hayatın içindesiniz. Eminim siz de karşılaşmışsınızdır bu dediğimle. Ama çok acı be. Gencecik insanlarımız kendilerini anlatamıyorlar. Yahu 1940 doğumlu amcalarımız, teyzelerimiz arıyorlar. İnanın kendilerini o kadar iyi ifade ediyorlar ki. Türkçe’mizi o kadar iyi konuşuyorlar ki. “İşte eğitim” diyorsunuz.      Bir zamanlar öğretmenler not verirken ince eleyip sık dokurlarmış. Bugünkü gibi öyle lay lay lom sınıf geçmek nerdee. Ama

Din adına saçma sapan konuşanlara dur denmeli artık..

Resim
     Artık her gün haberlerde kendilerine hoca diyenlerin yaptığı saçma sapan açıklamalardan sıkıldım. Ya abi biri bunlara müdahale etmeyecek mi? Bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı niye var? Din hakkında en doğru bilgilerin halka verilmesi için değil mi? Ulan diyanetten çok bunlar konuşuyor.             Diyanet, meydanı bunlara bırakmış. Diyanet bunlara yaptırım uygulamalı. Biri yanlış bir şey mi konuştu. Hemen onun hakkında işlem başlatılmalı. Ve hemen arkasından da bir açıklama yayınlanmalı. “Şu şu yayın organında, şu kişi tarafından bir açıklama yapılmış. Bu kişinin yaptığı açıklamanın İslam dininde hiçbir yeri yoktur. Vatandaşlarımız bu söylenenlere kulak vermesinler. Zaten ilgili kişi hakkında da işlem başlatılmıştır” denilmeli. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/silver-mosque-top-dome-ornament-908278/

Kanuni'ye, "Salak" denmesini hazmedemiyorum...

Resim
     Ben sin-di-re-mi-yor-um abi. Ne amaçla söylenirse söylensin. Kimsenin Kanuni’ye salak deme hakkı yoktur. “İyi bir padişah değildi” dersin. “Liderlik kabiliyeti yoktu” dersin. “Coğrafyaya fazla önem vermiyordu” dersin. Ama salak demek olmuyor abi. Zaten videoyuyu izlerseniz, “Salak” dediğinde toplantı salonunda buz gibi bir hava esiyor.       Bir Türk büyüğüne bunu nasıl söylersin? İlber Ortaylı da söylüyor padişahların eksikliklerini. Ama hiçbir padişaha, “Salak” dediğini duymadım. Neymiş? Deney yapmışlar. Böyle diyerek basına yem atmışlar. Kardeşim bunun böyle olacağını bilmiyor musunuz?       Senin tanıttığın kitap ne kadar önemli olursa olsun. Basın bu kitaba senin istediğin gibi yer ayırmaz. Kanuni’ye böyle bir şey dersen, bunun haber olacağı belli. Bile bile lades demekten başka bir şey değil bu. Yani kitap tanıtımı için Kanuni ismini kullandılar. Celal Şengör neyse de Fatih Altaylı'dan bunu beklemezdim. foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/beige-anal

Murat Bardakçı'yı sever misiniz?

Resim
     Murat Bardakçı bayadır televizyonlarda yoktu. Geçen çarşamba gecesi işten geldim. Kanalları gezerken Trt 1’de Pelin Çift’in programını gördüm. Baktım konuğu Murat Bardakçı. Program 02:30-03:00’e kadar sürdü. Programın genelinden zevk aldım. Birde şunu fark ettim. Murat Bardakçı tarihteki bazı ihtilaflı konularda beklediğim tarzda açıklamalar yapmadı. Duymak istediklerimi söylemedi. Modumda bir düşme oldu. Pelin Çift’te de bunu fark ettim.       Mesela Lozan’da gizli madde muhabbeti gibi. Söylenenlere o kadar inanmışız ki. Güvendiğimiz birinden bunları duyamadığımızda, hatta bunlar yalan yanlış şeyler olduğunu duyduğumuzda hüsrana uğruyoruz. “Tarih belgedir. Gizli madde olduğunu iddaa eden belgesini ortaya koysun” dedi. Bence de doğru dedi. Ben bu Murat Bardakçı’yı seviyorum abi. Tarihi bazılarına yaranmak için kullanmıyor. Neyse onu söylüyor. Kendisine inanıyor ve güveniyorum. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/grayscale-photography-of-pedestal-balustrade-16187

Kadınlar gününü boşuna kutlamayın...

Resim
     Yine kadınlar gününe özel gösteriler yapılacak. Yine pankartlar açılacak. Yine her kesimden kadına şiddeti kınayan açıklamalar yapılacak. Peki ya sonuç? Değişen hiçbir şey olmayacak. Yine kadına şiddet, yine kadın cinayetleri durmaksızın devam edecek. Hatta bugün bile, yani dünya kadınlar gününde bile kadına şiddet, kadın cinayetleri devam edecek. O yüzden bu gösteriler, bu açıklamalar boş be arkadaşlar. Bana icraat gösterin icraat.       Kadına şiddetin önlenmesi için ne yapılıyor? Cezalar gerçekten caydırıcı hale getiriliyor mu? Yeni nesil, kadınlara şiddet konusunda bilinçlendiriliyor mu? Şiddeti uygulayan adam bu şiddeti niye uygulamış, bu cinayeti neden işlemiş? Bu işin derinine iniliyor mu? Toplanan o verilere göre yeni politikalar oluşturuluyor mu? İşte bunlar yapılmaya başlandığı zaman kadınlar gününü gönül rahatlığıyla, huzurla kutlayabiliriz. Yoksa bana boşuna kadınlar gününü kutlamayın. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/woman-wearing-black-scoop-neck

Hastanede sıra beklemek ve adalet...

Resim
     Hastanede doktor sırası beklerken bilirsiniz, doktor kapısının önü ana-baba günüdür. Halbuki kapı önünde bu kalabalıklığa hiç gerek yoktur. Çünkü herkesin elinde sıra numarası vardır. Ama numarası olmasına rağmen yine de herkes kapının önünde bekler durur. Çünkü elinde sıra numarası olmasına rağmen kimseye güvenmez. Adaletsizlik olacağını bilir. Elinde sıra numarası olmasına rağmen başkası ondan önce içeriye girebilir. Girerler de. “Doktora kağıt imzalatacağım” yok, “İlaç yazdıracağım” gibi mazeretlerle içeriye giren olur. Kimse kimsenin hakkına saygı göstermez. Ondan sonra bu ülkede adalete niye güven yok. En ufak şeyde, doktor sırasında bile kimse kimseye güvenmezken büyük olaylarda insanlar nasıl adalete güvensin? Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/healthy-clinic-doctor-health-42273/

Patasana kitabını okumak için 5 neden...

Resim
      Patasana kitabını neden okumalısın? İşte gerekçelerim.       1 -Ahmet Ümit deyince akla ne gelir? Polisiye… Cinayet. Bu kitabında da cinayet var arkadaşlar. Şunu söyleyeyim: Katili ben tahmin edemedim. “Katil bu muymuş lan?” dedim.       2 -“Roman okuyacağım ama aşk olsun istiyorum” diyenler. Tabi kitap bir aşk kitabı değil. Ama içinden aşk geçiyor beyler-bayanlar.       3 - Arkeoloji sevenler. Ben bu arkeoloji işlerini falan seviyorum. Sakın Ahmet Ümit’in, kitabı arkeolojiye boğduğunu sanmayın. Dozunda ve çok anlaşılır, bunu belirteyim. Bir arkeoloji grubu nasıl seçiliyor? Nasıl kazıya gidiyorlar? Kazıda neler yapıyorlar?      4 -Kitabın bir bölümünde, askeri timimizin dağlarda nasıl mücadele ettiği anlatılıyor.         5 -İçinde birkaç tane yemek tarifi geçiyor. Yeni yemek adları duymak ve yemekler hakkında sohbetler okumak için. Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/close-up-of-flower-247787/

Gülizar dizisi hoşuma gitti arkadaş...

Resim
     Gülizar’ın ilk tanıtımlarını gördüğümde, “Bu tutmaz” dedim. Neden dedim? Çünkü iki başrol oyuncusundan da hoşlanmıyordum. Farah Zeynel Abdullah. Nedense bu diziye kadar ondan hoşlanmazdım. Ve diğer başrol oyuncusu Ömer Berk Cankat. Adamın ismini daha yeni öğrendim. Bir ara Star’da bir dizisi vardı. Ama hiç bakmamıştım.       Erkek başrol olarak onu gördüğümde, “Buna kadar, bu rolü oynayacak başka bir adam mı kalmadı?” demiştim. Ama bu diziden sonra iki oyuncuya da sempatim oluştu. İkisi de harika oynuyorlar. Hele geçen haftaki bölümde -galiba altıncı bölümdü- birbirinden hoşlanan ve bunu dile getirememiş ve bunu daha birbirine söyleyemeden ayrılmak zorunda kalan bir çifti o kadar güzel oynadılar ki. “Aşk ne kadar güzel bir şey” dedirttiler insana.             En baştan bu iki başrol oyuncusundan hoşlanmasam da Çağan Irmak var. Onun yönetmenliği için izlenirdi zaten. İlk bölümüne bakılıp bir şans verilirdi. Ne kadar ön yargılı izlesem de izledikçe içine aldı beni bu d