Pazar gününü ve haftayı, yazdığım bu kişisel blog yazısı ile geride bırakıyorum. Yaşar’la buluştuk. Çay içip, sohbet muhabbet ettik. Akşam televizyonda Atv’de, Kim Milyoner Olmak İster’i izledik. Bizim burada ki otobüs fiyatları yarından itibaren 40 liradan 50 liraya çıkıyor. Artık 5 lira da arttırmak yok. Direk düz hesap 50 lira yaptılar. Telefona, yeni kılıf aldım. Eskisi, orasından burasından küçük parçalar halinde kopmaya başlamıştı. Darısı yeni telefon almaya. Now’da yeni başlayan Ben Leman dizisindeki Şahika karakterine kıl kaptım. Leman’a kasabada yaşama hakkı tanımıyor. Uzun yıllardır kullandığım bir eşyayı hemen atamıyorum ya da atmıyorum. Çünkü o eşyada yaşanmışlıklar var. Kitap okuyamadım bugün. Yarın okunmamış sayfaları telefi etme umuduyla.
pazar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biten bir pazar günü ve notlarım...
Tags
notlarım,
pazar günü,
yaşadıklarım
Pazar günü düşünceleri...
Bir
Pazar günü daha bitti. Ama bu Pazar benim için çalışarak bitti. İşimiz gereği
bazen pazarları çalışıyorum. İşyerine çorba
sipariş ettik akşam saatlerinde. 17:00 gibi. Ezo gelin çorbası iyi gitti akşam
akşam. Eve geldiğimde ilk işim Fenerbahçe- Galatasaray maçının skoruna bakmak
oldu. Fenerbahçe’yi yine yenemedik Şükrü Saraçoğlu’nda. 1-1 berabere kaldık.
Kıdem
tazminatını konuştuk arkadaşlarla. Herkesin, işçi olarak bu hakkımızın da
elimizden alınacağı yönünde düşünceleri var. Osman’ın bu akşam keyfi yerinde. Bizimkiler
ciğer almışlar. Ciğerin üstüne güzel bir uyku çekiyor şu an koltukta. Hayatta beklentilerimizi
çok üst düzey mi tutuyoruz? Belki de bulunduğumuz konum bizim için iyidir. Her yerde
devamlı daha fazlasını isteyin söylemlerine kapılıp içinde bulunduğumuz durumu
sağlıklı bir şekilde değerlendiremiyoruz belki de.
Şu an saat 00:12 geçiyor. Dışarda
gök gürüldemeye başladı. Peşi sıra yağmur da yoldadır. Gecenin bu saatinde bile
öten kuşlar var. Sanki güzdüzmüşçesine. Sanki açık ve güneşli bir hava varmış
gibi. “Rüyamda şöyle bir şey gördüm. Ne anlama geliyor” dedi İrem. “İnternetten
baksana” dediler. “Yahu bir siteye bak iyi, diğerine bak kötü yazıyor” dedim. “Ne
gördüysen ona bak. Detaylarına bakma. Mesele ayakkabı mı gördün. Ayakkabı
görmek ne diye bak. Detaylara girme” dedi Nagihan. Dediğim gibi internette iyi
ve kötü yorumları çıktı.
Youtube’dan takip ettiğim ettiğim kanalları izlemeyi
seviyorum. Ama bazen de hiç birini görmek istemiyorum. Sıkılıyorum. Çok çabuk
sıkılıyorum bende. Yapım bu. Aslına bakarsanız bu yazıyı da yazmayacaktım. Çünkü
aklıma yazacak bir konu gelmedi. Her akşam ne yazacağım diye kıvranmaktan da
sıkıldım. Alışkanlık yolunda ilerliyorum. Böyle bir durumda yazmayı
bırakmayayım dedim. Aklıma ne gelirse onu yazarım diyerek oturdum yazının
başına.
Cem Yılmaz’ın son gösterisine giden var mı? Gidenlerden gösteri
hakkında olumlu veya olumsuz yorum yapan? Köşe yazarlarından da duymadım iyi ya
da kötü bir şeyler. Ayaklarım üşüyor çorapları giyiyorum. Sonradan ayaklarım
yanmaya başlıyor. Tekrar çorapları çıkart. Anlamadım gitti. Ortaya çok çok
karışık bir yazı oldu. Okuduktan sonra aklınızda bir şey kalacak mı bilmiyorum.
Açıkçası görüşlerinizi de merak ediyorum.
Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/person-holding-white-ceramci-be-happy-painted-mug-851213/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
