Sevgililer Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevgililer Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sevgililer Günü, resmi tatil olmalı...

 

Sevgililer Günü

Sevgililer Günü, resmi tatil olmalı. Şubat ayında resmi tatilimiz yok. Bu nedenle hazır özel bir gün varken, o günü gelin resmi tatil yapalım. Gün geçmiyor ki ülkemizde bir acayiplik yaşanmasın. Kadının biri, kendini peygamber ilan etmiş. Ama şuna inanın, bu kadına inanacak olanlar vardır. Kadın da onları sömürecek. Teğmenlerin, TSK’tan atılmasıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Teğmenlerin avukatı, karara itiraz edeceklerini söylüyor. Ama sonuç değişir mi, bilemedim. Edebiyatçılarımızın Çocukluk Hatıraları kitabını bi hevesle aldım ama okurken sıkılıyorum. Demek ki bu tarz kitapları beğenmiyormuşum. Celal Şengör, İstanbul depremi ile ilgili konuşmuş. Felaket olacak demiş. Demiş ama takan var mı? Biz millet olarak hak ediyoruz bazı şeyleri. Deprem, yangın, sel. Bu kafayla daha çok felaketler yaşarız.

Sevgililer günü değil de çiçekçiler günü desek...


     Bugün 14 Şubat sevgililer günü. Aslında bu güne sevgililer günü değil, çiçekçiler günü demek lazım. Bugün en çok kazanan çiçekçilerdir desek yanlış olmaz herhalde. İş yerindeki danışma, çiçek bahçesi gibi olur bugün.

     İş güvenliği toplantısı vardı dün. Makara yaparak, gülerek, eğlenerek, az da olsa bir şeyler öğrenerek güzel bir 1 saat geçirdik.

     Bahsettiğim bu iş güvenliği toplantısından çıkışa 15 dakika geldim. O ara takım liderimiz feedback toplantısı yapacağımızı söyledim. Tabi ilaç gibi geldi. Arkadaşım Anıl, “Sevap havuzuna mı düştün lan?” dedi.

sevgililer günü
foto kaynak: unsplash.com

     Burnu büyüklerden, kendini bi halt zannedenlerden nefret ediyorum.

     Bizim iş yerindeki kafeci Şafak, Fenerbahçe’lidir. Son yaşanan gelişmeler üzerine konuştuk. “Aziz Yıldırım’ın kıymetini bilememişiz” diyor.

     Şu meşhur kargocu olayını bugün kardeşim de yaşamış. Bir yere gitmek için evden çıkmış bugün. Kapıda, “Geldik, bulamadık” diye kargocuların bıraktığı kağıt ile karşılaşmış. “Ne kargosu, ne gitmesi ne gelmesi. Ben hep evdeydim. Gelen giden olmadı” diyor.
    
Sevgililer günü kutlanmalı mı? Bu konudaki yazımı okumak için buraya tıklayabilirsin.

Sevgililer Günü mü, çiçek günü mü?

     Sevgililer Günü, çiçekçilerin en çok para kazandığı gün olsa gerek. Bugün çalıştığım yerdeki kızların neredeyse hepsine çiçek geldi. Bizim danışmada devamlı çiçek getiren çocukları gördüm. Çiçek gelmeyenlere sordum. “Çiçek istemiyoruz” dediler. Bilinenin aksine her kadın çiçeği seviyor diye de bir şey yok. Bazıları ise kız arkadaşına çiçek değil, giysi almış. Yani iş yerinde sabahtan akşama bir Sevgililer Günü muhabbetidir gitti.

     Devamlı danışmadan içeriye telefon geldi. “Çiçek gelmiş” diye. Kim danışmaya gidip çiçeği alıp gelirse hemen millet, “Oooo” dediler. Bu gün boyu böyle devam etti.

     Her yerde kalp şeklinde kırmızı balonlar vardı. Buram buram Sevgililer Günü kokusu vardı ortalıkta. Benimde çiçek almışlığım vardır. Çiçek Sepeti’nden almıştım. Bir kere aldım ya ordan. Her özel günde mesaj geliyor. Geliyor da boşa geliyor. Artık çiçek gönderecek bir sevgili kalmadı be.

     Kardeşimde Düzce merkezdeydi. Herkesin elinde çiçekler varmış. Kafayı nereye çevirirsen çiftler ve çiçekler varmış. Herhalde tüm yurtta bugün ekonomi baya canlanmıştır. Zaten çiçekçiler bayram etmiştir. Onu baştan söylemiştik. E birde herkes çiçek almıyor. Giysi, takı vs. başka şeyler alanlar da var. E bazıları akşam yemeğini çıkacaklar. Al ver ekonomiye can var. Bugün ekonomi canlandı işte.

Sevgililer Günü

    Birkaç gün sonra haberlerde çıkar zaten. Sevgililer Günü’nde şu kadar para harcandı falan diye. Çiçek 30 liraymış. Eğer ona çiçekçi ile göndereceksen 50-60 liradan aşağıya olmuyormuş. Tabi bunlar ortalama rakamlar. Bugün bir arkadaş ile konuşuyorduk. “Sevgilim olsa bugün 200-300 lira içerdeydim abi” dedi. Bakmayın biz erkekler böyle deriz ama sevgilimiz olunca da masraftan kaçınmayız.

     Bugün muziplik yaptım bende. Kız arkadaşların sevgililer gününü kutladım. Hemen arkasından da bugün çiçek gelir herhalde deyip gülümsedik. Böyle tatlı tatlı takılmayı seviyorum ya.

     Bir Sevgililer Günü daha geride kaldı. Çiçekler böcekler onlar bunlar. Bu seneyi pas geçtik. Sevgilisiz bir sevgililer günüydü. En azından paramız cebimizde kaldı. Bu söylediğime kim inanır? Sevgilisiz olanların her zamanki savunmalarından biridir bu. Ha birde, “Sevgililer Günü bence saçma bir gün” sözü vardır, artık klasikleşmiş olan.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/adult-bloom-blooming-blossom-428611/

Hayatımın dolmayan boşluğu...

     İnsanları gözlemlemeyi seviyorum. Bugün Düzce’min sokaklarını dolaştım. Hava soğuktu ve yağmurda hafiften serpiştiriyordu. Ama buna rağmen kalabalıktı. Sokakları kalabalıkken seviyorum zaten. Bizim İstanbul Caddesini trafiğe kapattılar. Ama hala yolun ortasından yürümeye çekiniyorum. İpini koparan bisikletli, motorsikletli o caddeye dalıyor çünkü. İnsanların üstüne çıkacaklar neredeyse. Kimsenin onlara dur dedikleri de yok. O yüzden hala kaldırımdan yürüyorum.

Hayatımın dolmayan boşluğu

     Yürümek ve havayı içime çekmek çok iyi geldi bana. Bizim buradaki Krempark avm ye gittim. Girer girmez kalp şeklinde yapılmış büyük bir sepet ve tavana doğru asılmış kırmızı renkteki yüzlerce kalp karşıladı beni. Yani avm çoktan Sevgililer Günü moduna girmiş. Şimdi hiç Sevgililer Günü tartışmasına girmeyeceğim. Ama bir hareket oluyor. Ortam şenleniyor.

     Zemin kattaki kitapçıya da uğradım gitmişken. Oda dükkanın dışına bir stand kurmuş. 3 kitap 20 liraya. Kitaplara baktım. Bana hitap eden kitaplar yoktu. Zaten benim amacım kitap almak değildi. Kitaplara bakmak yeterlidir benim için. Ne zaman avmye yolum düşşe, o kitapçıya uğrarım. Bana bir terapi gibi gelir. Birde kitapçı çocuk sen kitaplara bakarken yanına geliyor ya. Sıkılıyorum abi. Ben kitaplara bakıyorum diye illa alacak değilim ya. Gerçi çocuk fazla kalmadı yanımda. Alıcı olan diğer kitap bakanların yanına gitti. Oradan ayrılırken en son baktım. Bir kız çantasından para çıkartıyordu. Seçtiği üç kitabı almak için.

     Tekrar dışarı çıktım avmden. Ama yine de içimde bir huzursuzluk vardı. Belki huzursuzluk yanlış bir ifade olabilir. İçimde bir şeylerin eksik kalması. Yine aradığımı bulamamam. Aradığım beni seven bir kadın mı? Ya da benim seveceğim bir kadın. Yani kısacası aşk. Tam da 14 Şubat yaklaşırken. Yok, yok değil. Beni kendime getirecek olan aşk değil. Çünkü daha önce aşkı yaşadım. O günlerde de hala bir boşluk vardı. Ruhum tatmin olmuyordu o zamanlarda da. Devamlı bir eksiklik duygusu hüküm sürüyordu şimdiki gibi. Aslında biraz daha dolaşmak istedim. Düzce’mizin ünlü Spor Sokağında. Ama dün akşamdan uykusuzdum. Daha fazla yürümeyi kaldıramayacağıma kanaat getirerek, otobüsün yolunu tuttum. 

Sevgililer Günü kutlanmalı mı?

     Kimi Sevgililer Günü'nü acımasızca eleştiriyor. Kimi savunuyor. Ben savunanlardanım. En çok getirilen eleştiri: ticari bir gün. Kapitalizmin bir oyunu. Velev ki öyle olsun. Bunun ne zararı var ki. Bırakın sevgililer kutlasınlar günlerini. Hediye alınacaksa hediye de alsınlar. Güzel bir gün olsun. İki insan birbirine sevdiğini söyleyecek. Aldıkları hediyeleri birbirlerine verecekler. Ne güzel. Bu anlattığımı hayal etmek bile güzel değil mi? 

sevgililer günü kutlanmalı mı?
foto kaynak: unsplash.com

         SEVGİLİSİ YOK DİYE Mİ?
      Bazı itirazlar bana hiç inandırıcı gelmiyor. Para tuzağı eleştirisi, duyguları gizleyen bir perde gibi. Asıl o günü sevgilisiz geçirmek üzüntüsü var bu eleştirinin altında. Hepimiz insanız. Hepimiz aynı duygulara sahibiz. Hepimiz sevmek, sevilmek istiyoruz. Bizden, bu görünüşteki eleştirinize inanmamızı beklemeyin. Yaşadığınız burukluğun dışa vurumu o söyledikleriniz. Ama o durumları biz de yaşadık. Biliriz şu anda içinde bulunduğunuz ruh halinizi. O yüzden inandırıcı olmasa da inanmış gibi yaparız söylediklerinize. 


   BÖYLE GÜNLERE KARŞI DEĞİLİM
      Hayatın içine ister istemez çok giriyoruz. Bırakın başkasını, kendimizi bile unuttuğumuz zamanlar oluyor. Bu hengame de böyle günlerin olması güzel. Bize hatırlatıyorlar sevdiklerimizi. Bu günler olmasa olmayacak mı yani? Yo, olacak. Bunlara sadece vesile olarak bakmak gerek. Bu gün olmasa da biz sevgilimizi çok seviyoruz. Asıl güzel olan, "Seninle hayatım daha güzel" deme şansı vermesi bir kez daha. Çok da büyütüp, bir dünya meselesi haline getirmemek lazım. Bazen de akışına bırakmalı. Yaşamalı.

Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com