Akşam ezanı okunduktan 5-10 dakika sonrası gezmeye çıktım. Her yerin ışıkları yanmıştı. Kahvede yaşlı amcalar muhabbet ediyordu. Bakkalın önünde küçük bir beyaz köpecik vardı. Kafasını koymuş uyuyordu.
Bir yerlerden kavrulmuş fındık kokusu geliyordu. Fındık dükkanı
vardı çünkü. Nasıl da unutmuştum.
Yürürken, yürümenin yaratıcılığa olan etkisi üzerine
düşündüm. Birkaç yazar galiba yürürken fikirler buluyorlardı. Ama benim
yürüyüşüm o kadar da uzun süreli değildi. Benim için 10-15 dakikalık bir hava
alma yeterli olacaktı.
Eve geldiğimde bizimkiler Show TV’de Kemal Sunal’ın Yedi
Bela Hüsnü filmini izliyorlardı. Star’da, Ömer dizisinin özeti bitinceye kadar
açmışlardı. Bir pazartesi gecesi daha böyle geçecekti işte. Neyse biraz da
Twitter’a bakayım.