Yayınlar

Ocak, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayattan zevk alamamamızın nedeni...

Resim
      Bir tane YouTuber’ın videosunu izlerken şunu söylediğini duydum: “Bu dünyaya niye geldik? Yaşam amacımız ne? Bu gibi varoluşsal soruları zaman zaman ben de soruyorum kendime” Modern çağın insanı olarak bu sorudan böyle mi yırtıyoruz artık? Aslında en büyük cevap aramamız gereken bu soruyu böyle mi sıradanlaştırıyoruz? foto kaynak: unsplash.com HAYATTAN ZEVK ALAMAMAMIZIN NEDENİ?      Hayattan zevk alamamamızın en büyük nedeni bu soruya vermediğimiz cevap aslında. Asla yanlış anlaşılmasın. Ben o arkadaşı yargılamıyorum. Sadece bu büyük sorunun cevabından nasıl kaçtığımızı ortaya koyan bir örnek olduğu için onu yazdım. Bunu daha önce düşünmeyenlerimiz varsa düşünelim derim. Sessiz sakin bir ortamda, bu soruya verilmeyen cevap gerçekten hayatımızı mutsuz ediyor mu diye soralım kendimize.

Ne zaman vazgeçmem gerektiğini bilmiyorum...

Resim
      İnsan ne zaman vazgeçmeli? Bugün, kanal D’deki Balçiçek’le Sohbete Geldik programına katılan kanal D Ana Haber sunucusu Deniz Bayramoğlu , “İnsan vazgeçmeyi bildiğinde de kazanır” dedi. Bu söz aklıma takıldı. Hepimizin şu fani dünyada hayalleri var. Peki ne olursa bu hayallerimizden vazgeçmemiz gerekiyor? Ve ne zaman vazgeçersek kazanmış oluruz? foto kaynak: unsplash.com HAYALLERİMDEN VAZGEÇERSEM BÜYÜK BİR BOŞLUĞA DÜŞERİM…      İnsanlar hep somut şeyler bekliyor böyle durumlarda. Ben de bu insanlardan biriyim. Hayal ettiğim şeyden vazgeçersem büyük bir boşluğun içinde buluyorum kendimi. Onun yerine başka bir hayal ya da   hedef koymam lazım kendime. Bu da her şeye sıfırdan başlamak gibi geliyor bana. Her şeye sıfırdan başlamaya da gücüm yok açıkçası.

Hayalimiz için gerçekten çaba gösteriyor muyuz?

Resim
      Hayal ettiğimiz şeyin gerektiği gibi peşinden koşuyor muyuz? Bugün başarı üzerine bir video izledim YouTube’da. Ondan sonra bu soruyu sordum kendime. Kendi adıma cevap verecek olursam, hayalim için her şeyi yerli yerinde yapmadım. “Bu kadar şey yaptım işte. Olursa olur, olmazsa olmaz” dedim. foto kaynak: unsplash.com HALA DÜŞÜNCEM DEĞİŞMEDİ…      Bu satırları yazarken bile hala böyle düşünüyorum. Düşünce yapım hemen değişecek değil ya. Biraz zaman lazım bana. Peki o zaman hayal ettiğim şeyi hak ediyor muyum? Bu konu üzerine biraz daha düşünmem lazım. Hayalimin üzerine ne kadar düşüyorum. Bunu tekrar bir gözden geçirmem lazım. Birde bu hayal ettiğim şey, benim yeteneklerimle uyumlu mu sorusu var ki. Oda başka bir yazının konusu olsun.

2021 de gözden çıkaralım mı?

Resim
      Koronavirüs bitti bitecek derken şimdi de varyantı çıktı. Mutasyona uğramış hali ilk İngiltere’de görüldü. Sonra dünyaya yayıldı. Ve tabi ki ülkemize de geldi. Bu mutasyon ola ola hep böyle devam ederse bizim halimiz nice olacak? foto kaynak: unsplash.com SESLENDİRİLMEYEN O SORU…      Tüm bu yaşananlardan sonra sormamız gereken bir soruyu sorma vakti geldi galiba. Herkes bu soruyu içten içe kendine sormuştur. Ama kimse dillendirmek istemiyordur. Bu soru: 2021’i de kayıp bir yıl olarak kabul etmeli miyiz? YAZ AYINDA BELLİ OLUR…      Ben şimdilik bu düşüncede değilim. Yaz ayını bekliyorum. Eğer o zamana kadar bir şeyler değişirse değişir. Eğer değişmezse 2021 yılını da kayıp bir yıl ilan edebiliriz gibime geliyor.

İnsan, yaşlandığı için mi yoksa ölüme yaklaştığı için mi üzülür?

Resim
      11 yıl önce çekmiş olduğum bir fotoğrafı hatırlattı bana Facebook. O fotoğrafı çektiğim internet kafe tarih oldu artık. Oysa ki Düzce’nin en popüler internet kafesiydi o kafe. Liseden arkadaşım Yaşar fotoğrafı görünce, “Yaşlanmışız” dedi. foto kaynak: unsplash.com ŞİMDİ ÇOK ETKİLEMİYOR DA…      Ne ara lise sıralarından buralara geldik bilmiyorum ki. Şimdilik o kadar etkilemiyor bu fotoğraf beni. Ama bi beş yıl sonra kederli bir şekilde bakabilirim o fotoğrafa. İşte o zamanlar, “Geçmiş diye üzülme, yaşandı diye sevin” moduna geçmem gereken günler olacak. KRİTİK SORU…      İnsan yaş aldıkça niye üzülür? Yaşlanıyor diye mi yoksa ölüme yaklaştığı için mi? Bir sona yaklaştığı için üzüldüğü kesin. Ya yaşlılığının sonuna ya da hayatının sonuna.

"Bugün Ne Yapsak?" diyenler için Orkun Ün yazıları...

Resim
      Orkun Ün , Hürriyet’te, Bugün Ne Yapsak başlığı altında günlük yapabileceğimiz aktiviteler sunuyor bize. O günkü filmlerden okunacak kitap önerilerine, gezilecek yerlerden günümüzü güzelleştirmemizi sağlayacak küçük önerilere kadar. foto kaynak: unsplash.com GÜNE, GÜZEL BİR YAZI İLE BAŞLAMAK İSTEYENLERE…      Pozitif bir yazı okumak isterseniz size bu yazıları önerebilirim. Mesela bugünkü yazısından birkaç maddeyi paylaşayım sizinle. Bilmediğiniz bir yemeği mutfakta denemeye ne dersiniz? Ayrıca Cuma akşamı yemeklerinin özel olduğundan bahsetmiş. Bence şu karantina günlerinde hepimize iyi gelecek bir deneyim olur. GERİLİM DOLU BİR KİTAP ÖNERİSİ…      Kitapseverler için de bir öneri sunmuş. Özellikle de gerilim sevenler için. Ölü Kadının Günlüğü kitabı. Yazarı Filiz Çiçek. Sanırım bu kadar örnek yeter. Daha fazlası için Orkun Ün ’ün yazılarına bakabilirsiniz.

Hayattan notlar 30...

Resim
       Yeraltından Notlar kitabını birkaç sayfa okuyup bırakmıştım. Tekrar başlamayı düşünüyorum.      Yakındığımız şeyler hep aynı, değişmiyor. Eğitimin kalitesi, kitap okunmaması vb. Artık dön dolaş aynı konuları konuşmaktan sıkılıyorum. foto kaynak: unsplash.com      Mesut Özil ’in transferinde Acun rol oynadı diye kendisine cephe alındı. Ne alaka kardeşim. Adam tuttuğu takıma yardım etmişse ne olmuş? Geçin artık bunları geçin.      Bu aralar iki diziden çok bahsediliyor. Biri Atv’de yayınlanan Maraşlı dizisi. Diğeri ise Fox TV’deki Son Yaz dizisi.      Kırmızı Oda dizisi gerçekten psikolojisi ağır bir dizi. Biraz izledim ama devamını getiremedim.      Adsense bölümünde hala reklamlar hazır hale getiriliyor yazıyor. Tamam da Adsense kardeş daha ne zamana kadar sürecek bu hazırlık?          

Netflix iş ilanı...

Resim
      Netflix , İstanbul’da açacağı ofis için iş ilanı yayınlamış. O ofise yönetici arıyormuş. Ya kardeşim nereden geliyor aklınıza böyle sempatik şeyler. Adamlar eleman alacak. HOŞUMUZA GİDECEK AÇIKLAMALAR…      Onun bile haber olmasını sağlıyorlar. CEO da demiş ki: “Muhteşem bir kent olan İstanbul’da ofis açacak olmaktan dolayı gururluyuz” Bizim gönlümüzü alacak açıklamalar da yaparlarmış. foto kaynak: unsplash.com HER ÜLKEDE BÖYLE Mİ ACABA?      Adamlar her attıkları adımla insanları kendilerine bağlıyorlar. Acaba her ülkede böyle sıcak bir kampanya yürütüyorlar mı ki? DENEYİMLİ ELEMAN DEMEYEYDİN İYİYDİ…      İş ilanlarındaki olmazsa olmaz kriterlerden vazgeçmemişler. En az 5 yıllık deneyim istiyormuş. Sen de mi Netflix ? İnsan hiç olmazsa amatör de olsa kabulümüzdür. Önemli olan iş heyecanı, yaratıcılık falan der.

"Siz kişisel bloglar yazdıkça varsınız"

Resim
      Bir blog arkadaşımla bloglar üzerine konuşuyorduk. “Senin gibi kişisel bloglar yazdıkça varsınız. Ben ise sadece kitap üzerine yazıyorum bloğumda. Ben her zaman okunacağım” dedi. Söyledikleri doğru.        Belirli bir konu üzerine yazanlara söylediğim sözdür bu. Ama benim ve benim gibi yazan bloglar için kullandığı, “Siz yazdıkça varsınız” sözü çok hoşuma gitti. Bu söz beni yazmak için ateşledi adeta.   foto kaynak: unsplash.com      “Evet ya evet, ben yazdıkça varım. Yazmalıyım. Her gün yazmalıyım” dedim. Belki de bu sözü blog başlığının altına koymam lazım. O kadar beğendim. Madem ki yazdıkça var olan bloglarız.        Yazalım o zaman. Yazdıkça okunacağız. Bu arada aklıma geldi. Benim bloğuma gelenler yeni yazı görmediklerinde, “Yeni yazı yazmamış ya” diyorlar mı ki?

Yılmaz Erdoğan'sız olmuyor...

Resim
  foto kaynak: sozcu.com.tr      Kaç program oldu? Nerede bu Yılmaz Erdoğan? Bi film çekmeye gitti. O gün, bugündür kayıp. Onun yerine Eser Yenenler Çok Güzel Hareketler 2’yi sunuyor. Ama onun yerini tutmuyor be. Bir an evvela, şu filmi bitse de gelse tekrar programın başına. Devamlı zil çaldırıyor diye adamı eleştirmiştim ama onsuz da olmuyor be kardeşim.

Sen ne anlatıyorsun Dostoyevski abi?

Resim
foto kaynak: unsplash.com      Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar kitabına başladım. Kitabın sadece 15 sayfasını okudum. Verdiğim tepki, “Ne anlatıyorsun sen abi?” oldu. Bi kitapta hemen anlaşılsın be. Ya tamam, yazım tarzı güzel. On numara. Yağ gibi akıyor okurken. Ama ne anlatıyorsun sen abi ya? Bıraktım kitabı. Artık sabrım yok bu tür kitaplara. Ben de kitabı okuyacağım da ağzım açık kalacak diye bekliyorum. Beklentimi çok yüksek tutmuştum bu kitap için. Hayal kırıklığı da ona göre fazla oluyor tabi.

"Aşı sıranız geldi" mesajını sakın dikkate almayın...

Resim
     “Aşı sıranız geldi” diye bir mesaj aldınız mı hiç? Ben şu ana kadar almadım. Gelirse de uyanık olun. Sağlık Bakanlığı böyle bir mesaj atmıyor. Yine dolandırıcıların işi bu. YİNE LİNKE TIKLAMA MUHABBETİ…      Mesajla beraber link gönderiyorlarmış. Linke tıklayınca bilgilerinize ulaşıyorlar falan. Yöntem aynı yöntem yani. Ama dikkat etmek lazım. Uyanık olmak lazım. foto kaynak: unsplash.com ADAMLAR HER ACI OLAYI KULLANIYORLAR…      Adamlar toplumsal her olayı dolandırıcılıkta kullanıyorlar. Yaşanan her kötü olayda acaba kötü niyetli insanlar bundan neler çıkarır diye beynin jimnastiği yapmamız gerekiyor anlaşılan. İzmir depreminde de gelen yardım eşyalarını satarken yakalanmışlardı. AŞI SIRANIZI ÖĞRENMEK İSTERSENİZ DE…      Bu arada aşı sıranızı merak ediyorsanız e-Nabız uygulamasından kontrol edebilirsiniz.

Twitter'da gündem olan Gülnaz Şırınga kimdir? - Gülme garantili bir yazı...

Resim
      Özlem Gürses programında Gazete Pencere’de okuduğu bir haberden bahsediyor. Habere göre Devlet Bahçeli’ye aşı yapan hemşire Gülnaz Şırınga darp edilmiş. Çünkü Bahçeli’nin canını yakmış aşı yaparken. foto kaynak: unsplash.com BÖYLE BİR ÇALIŞANIMIZ YOK…      Bu iddianın Twitter’da patlaması üzerine Sağlık Bakanlığı açıklama yapıyor: “Kurumumuzda Gülnaz Şırınga diye bir çalışanımız yoktur” diye. Olayın aslı sonradan anlaşılıyor. Meğer Gazete Pencere’deki o haber, gazetenin mizah sayfasındaki bir habermiş. Ama Özlem Gürses bunun farkına varmıyor ve bu olay yaşanmış bir olaymış gibi bu olayı yayında anlatıyor. SOSYAL MEDYA HESABINDAN ÖZÜR DİLEDİ…      Olay patlak verdikten sonra Özlem Gürses bu dikkatsizliğinden dolayı özür diliyor. Ama bu açıklama mavrayı, atılan komik tweetleri bitirmiyor tabi. Gülnaz Şırınga etiketi şu anda Twitter’da 5.sırada. Ve millet mizahın dibine vuruyor.

Bugüne kadar ne Tiktok hesabım oldu ne de videolarının müptelası oldum...

Resim
      Şu zamana kadar hiç Tiktok hesabım olmadı. Açmayı da düşünmüyorum. İlk meşhur olduğu zamanlarda izlemedim değil. Ama beni sarmadı. Mantığını anlayamadım. foto kaynak: unsplash.com EĞLENMEDİM Mİ HİÇ?      İzlediğim birkaç videoda eğlendiğimi kabul etmeliyim. Ama o kadar. Özellikle her gün girip saatlerimi geçirdiğim bir sosyal medya uygulaması değil benim için. Gerçi çok zaman harcadığım uygulamalar var. Onlar için de bir sosyal medya diyeti yapmam lazım aslında. TEPKİ VERECEK BAŞKA VİDEO MU KALMADI?      Bu nedenle Tiktok uygulaması hakkındaki yenilikler ve haberler pek dikkatimi çekmez. Hatta Tepkikolik’in bir videosunda 2020’nin en çok izlenen videolarına tepki bölümü vardı. “Ne Tiktok videosu ya. O kadar meşhur olmuş YouTube videoları varken” dediğimi hatırlıyorum. Yine de izledim videoyu. Bana göre hiçbir anlamı yok.

Signal'in beğendiğim özelliği...

Resim
      Signal’in beğendiğim özelliği ne? Whatsapp sözleşmesi muhabbeti çıktıktan sonra ben de herkes gibi alternatif mesajlaşma uygulamalarına yöneldim. Telegram zaten vardı. Signal’i de yükledim. İŞTE O ÖZELLİK…      Beğendim özelliği ise: Uygulamaya giriş yaptığınızda ara ara sizden şifrenizi doğrulamanızı istemesi. foto kaynak: unsplash.com EZBERDEN ŞİFRE BİLDİĞİMİZ Mİ VAR…      Zaten bir dünya şifre var. Farkında mıyız bilmiyorum ama. Uygulamalar telefondan bir silinse ya da yeniden şifreleri giriş yapmamız gerekse mal gibi kalacağız. Kimse şifreleri ezberden bilmiyor ki. İşte bu yüzden ara ara benden şifremi istemesi güzel oluyor. Antrenman oluyor bana. İLK BAŞTA HOŞUMA GİTMEDİ…      Aslında ilk başta yadırgamıştım benden şifre istemesini. “Diğer uygulamalar istemiyor da sen neden istiyorsun?” demiştim. Ama sonradan hoşuma gitti bu özelliği. Peki size göre iyi bir özellik mi bu?

Mesut Özil'i izleyecek olmanın keyfini çıkaralım...

Resim
      Mesut Özil , Almanya milli takımını seçti diye bir şey diyemem. Bence de çok yerinde bir karar verdi. Eğer bizim milli takımımızı seçmiş olsaydı kariyerinde bugünkü yerine gelebilir miydi? Çok saçma tartışmalara yeniden dönmenin gereği yok. Artık önümüze bakmamız lazım. Bir kere Mesut Özil’i izleyecek olmanın keyfini yaşayalım.  foto kaynak: unsplash.com      Her ne kadar Galatasaray ’lı olsam da. Fenerbahçe’ye gelmeden önce de Mesut’a karşı sempatim vardı. Adam futbolunda. Saha içinde hır gürü olmaz. Dışarıda desen evli barklı. Fenerbahçe’ye gelmesi kariyeri açısından doğru bir karar mı? O tartışılabilir tabi. Ama şu anda önemli olan bu değil. Önemli olan böyle bir yıldızın ligimizde olması. Tüm takım taraftarları olarak bunun keyfini çıkaralım bence. Arda ilk olarak nerede kaybetmeye başladı...

Bu dizi işi Göktürk'lere kadar gider...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Önce Diriliş Ertuğrul sonra Kuruluş Osman en son da Uyanış: Büyük Selçuklu dizisi. Bizim daha dizileştirilmemiş bir sürü dönemimiz var. Bu dizilerle o yol açıldı. Tabi bunlardan önce Muhteşem Yüzyıl var. Onu da unutmamak lazım. Geçen gün kardeşime, “Bu dizi işi taa Göktürk’lere kadar gider” dedim. Sizce de öyle değil mi?

Maraşlı dizisi güzel başladı ama...

Resim
      Maraşlı dizisi güzel başladı. Sorun şu ki nasıl devam ettirilecek? Sanki hikayenin devamı gelemeyecekmiş gibi. Kısır bir senaryoya benziyor. Her bölüm Maraşlı’nın, Mahur’u kurtarmaya çalışması ile geçecek ise işimiz var. foto kaynak: unsplash.com      Tamam, ilk başta çok güzeldi. Ama her zaman da bu kurtarmaya çalışması ile dizi devam etmez ki? Sonuçta öldürmek isteyen adam bir şekilde öldürür. Senaryonun başka bir konuya evrilmesi lazım. Bakalım neler olacak?

Kahkaha efekti...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Kardeşimle Güldür Güldür Show’un yılbaşı akşamı yayınlanan bölümünden iki tane skeç izledik. Ama ikisi de sarmadı beni. Eskisi gibi tat alamıyorum. Birde kahkaha efekti mi ne koymuşlar. İzleme keyfinin içine ediliyor. Olur olmaz yerde kullanmayın şu kahkaha efektini. Yaparsın Aşkım’da da öyle. Saçmalayın. Bu programlar efekt olmadan güzel.

Niş blog olsam hangi konularda yazabilirim?

Resim
      Niş blog olarak yoluma devam etsem hangi konu üzerine yazmaya devam edebilirim.      1- Siyaset : Ezelinden beri siyaseti izlemeyi ve üzerine konuşmayı severim. Ama şu anda siyaset üzerine yazmak ne kadar mantıklı olur bilemedim. foto kaynak: unsplash.com      2- Diziler : Dijital platformlardaki dizilerden bahsetmiyorum. Televizyon kanallarındaki diziler benim ilgi alanım. Ama sakın bu alanı çok çok büyük sanmayın. İzlediğim diziler kadar. Hekimoğlu ve Arka Sokaklar izlediklerim. Bu iki dizi üzerinden ne kadar yazı yazabilirim ki.      3- Futbol : Evet, futbolu severim. Galatasaray taraftarıyım. Derin taktik analizlerim olmaz. Yüzeysel, dışarıdan görünen olayları yorumlayabilirim. O yorumlamalarımı da kaç kişi okur, bilemem.      Galiba benim hayatım bunlardan ibaret. Ben bunları bir düşüneyim bakalım.

Bir gün geri döneceğim Beyaz Saray...

Resim
      Trump , Beyaz Saray’dan ayrılırken yaptığı açıklamada, “Bir şekilde geri döneceğim” demiş. Bu bana Türk filmlerindeki o efsaneleşmiş repliği anımsattı. Bir gün geri dönecek, “Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı” demeyecek tabi. foto kaynak: unsplash.com        Onun yerine, “Seçimi kaybetmiş, darbe yaptırmış ama yine de koltuğu bırakmak zorunda kalan bir Trump vardı” demesi daha uygun düşer. Ben böyle bir adam görmedim. Dediğinin tam tersini birkaç saat içinde söyleyebiliyor.        Allah birdir sözünden başkasına inanmam diyeceğiniz insan tipi. Ama şu yönden hakkını vermek lazım. Devleti Twitter üzerinden yönetti. Ve tüm liderleri de bir şekilde Twitter’ı kullanmaya mecbur etti. Sizce bir gün geri döner mi peki?

İstanbul'da kardan adam çalındı...

Resim
       Kardeşim haberlerde görmüş. Bana da söyledi. İstanbul’da kardan adamı çalmışlar . Haberi duyunca çok güldüm.      Abi kardan adamı çalmanın mantığı ne ya? Sonra Google’dan araştırma yaptım. Kardan adam çalınırken ki güvenlik kamerası görüntüleri de varmış.      Adam sanki patates çuvalı taşır gibi kardan adamı sırtına yükleyip gidiyor. foto kaynak: unsplash.com      Normalde adam öyle sırtına atınca kardan adamın ortadan ikiye ayrılmasını ya da parçalanmasını beklersin. Yok. Kardan adamı nasıl sağlam yaptılarsa hiçbir şey olmadı.      Bu yazıyı yazarken bile hala gülümsememe engel olamıyorum. Kardan adam lan kardan adam. Bunu çalıp ne yapacaksın?      Dünya basınında bile haber olur bu? Merak ettiğim şeylerden biri kanunen bunun suç olup olmadığı? İşin makarası tabi söylediğim. Ama o adamı bulup sormak isterdim, “Kardeşim amacın neydi?” diye.

Mark Zuckerberg ikinci defa kaybetti: Facebook, Türkiye'ye temsilci atıyor...

Resim
        Facebook sonunda Türkiye ’ye temsilci atanacağını duyurmuş.      O duyuruya da, “Eğer bize istemediğimiz şeyler yaptırırsanız, o zaman temsilcimizi geri çekeriz” diye gözdağı vermiş.      Şu zamana kadar temsilci konusunda bir adım atmamıştı sevgili Mark. Bana burnu büyüklük olarak gelmişti bu durum. Bizi iplemiyordu. foto kaynak: unsplash.com      Türkiye olmasa da olur mesajı veriyor zannettim. Daha da ileri gideyim. Hiç temsilci atamayacağını, ne yaparsanız yapın diyeceğini bekliyordum.      Ama öyle değilmiş. Türkiye, Facebook için önemliymiş. Demek ki bizlerden iyi para kaldırıyorlar. Bu da normal.      Dünyada en çok sosyal medyada vakit geçiren ülkelerden biriyiz ne de olsa.      Sevgili Mark’ın ikinci geri vitesi oldu bu. Birincisi, Whatsapp sözleşmesinde oldu. İkincisi de bu temsilci atama konusunda.    

Yeni blog açanlara şaşırmak ve sevinmek...

Resim
      Facebook’un blog gruplarında, “Blog yazmaktan para kazanılıyor mu?” veya “En çok hangi konular ilgi çekiyor?” şeklinde soru soruyorlar yeni arkadaşlar. foto kaynak: unsplash.com YENİ BLOG AÇANLAR…      Ben yeni arkadaşları görünce şaşırıyorum. İnstagram ve YouTube’un bu kadar tavan yaptığı bir dönemde hala insanların blog açması bana şaşırtıcı geliyor. Ki, açanların çoğu para kazanmak amaçlı açmış olsalar da. Açanların çoğu blogdan para gelmeyince blog yazmayı bırakmış olsalar da. ŞAŞIRMAK VE SEVİNMEK…      Artık kimse okumakla zaman kaybetmek istemiyor. İnstagram’da kısa videolar var. Ya da YouTube’da ilgi çekici videolar. İzlemek, her zaman için daha basit. İşte böyle bir ortamda yeni yeni bloglar açılması hem beni sevindiriyor, hem de şaşırtıyor.  

Senenin ilk karı... (2021)

Resim
      Bu sene kar yağacağına dair umudum olmadığını daha önce yazmıştım. Ama buna rağmen yine de içten içten yağsın da istiyordum. KAR YAĞDI AMA…      Sonunda bugün yağdı. Ama şöyle bir yağdı geçti. Kiremitleri hafiften kapattı. Az az, kesik kesik bir kar yağışıydı . Bu sabah haberlerde dinledim. Mesut Yar’da. foto kaynak: unsplash.com ASIL KAR YAĞIŞI NE ZAMAN?      Onun her sabah konuk ettiği hava durumcu bir kadın var. O söyledi. Asıl kar yağışı, cumartesi-pazar olacakmış. “ Batı Karadeniz tarafı hazırlıklı olsun” dedi. HER  MEVSİMİ ÖZLERİM…            Her zaman söylemişimdir. Ben her mevsimi severim ve her mevsimi de özlerim. Bugün kar yağışını izlerken sevinçle doldu içim. Karın yağmasını izlemeyi, her yerin beyaza bürünmesini özlemişim.

Telegram, Signal ve BİP uygulamalarından hangilerini indirdim?

Resim
      Telegram zaten bende yüklüydü. Sonra Signal’i indirdim. Hani şu Elon Musk’ın önerdiği. En son da bugün BİP’i yükledim. İçinde en garibanı Signal oldu. Topu topu 7 kişiyiz.        Kimsecikler yok. Buralar bir zamanlar dutluktu derler ya. İşte o sözü Signal için söyleyebiliriz. Şu anda telefonum anlık mesajlaşma uygulamalarından geçilnmiyor. Diğer uygulamaları zaten biliyorduk. foto kaynak: unsplash.comm      Ama Signal’i ilk defa duydum. “Bu nasıl isim ki? Diş macunu ismi gibi” dedim. Her yerde adını duymaya başladığımda, “Bari bunu da indireyim” dedim.      Şimdi herkes, her yerden bana ulaşabilir. Yeter ki istesin. Tüm iletişim kanallarım açık sevgili dostlar. Peki sizlerde durumlar nasıl? Siz de benim gibi hepsini indirdiniz mi?

Whatsapp geri adım attı mı?

Resim
      Whatsapp geri adım attı mı? Dün akşam İnstagram ve Twitter üzerinden, Whatsapp’ın geri adım attığına dair haberler yapıldı. Haberleri yapanlar bilinmedik haber kaynaklarıydı.      O yüzden bilindik haber sitelerine baktım hep. Ntv’ye, Web Tekno’ya falan. Ama onlarda böyle bir haber göremedim. Anladım ki haber, yalan haber. Zaten daha sonra da işin aslı ortaya çıktı. foto kaynak: unsplash.com ASLI ASTARI OLMAYAN BİR HABER…      Web Tekno, asılsız bir haber olduğunu yazdı. Değişen hiçbir şey yok. Whatsapp sözleşmesi hala devam ediyor. Ve eğer kabul etmezseniz 8 Şubat’tan itibaren uygulamayı kullanamayacaksınız. ORTALIK YIKILDI, UMRUNDA OLMADI…      Yani o kadar ortalığın ayağa kalkması hiçbir şeyi değiştirmedi. Telegram, BİP ve Signal uygulamalarının yağmur gibi telefonlara indirilmesi de karşılık bulmadı.

Whatsapp'tan kaçış...

Resim
      Whatsapp , kişisel bilgilerimizi Facebook ile paylaşacakmış. Bu haber duyulduğundan beri ortalık yangın yeri.     Hafta sonumuz bununla geçti. 8 Şubat’a kadar gelen sözleşmeyi kabul etmeyenler artık uygulamayı kullanamayacak. BU KADAR TEPKİYİ BEKLEMİYORDUM…      Ben bu kadar büyük bir infial yaratacağını beklemiyordum. Herkes Whatsapp’tan kaçmaya başladı.      Millet Telegram ve BİP uygulamalarına akın ediyor. Bunların abone sayılarında resmen patlama oldu. foto kaynak: unsplash.com      Mark Zuckerberk farkında olmadan resmen diğer mesajlaşma şirketlerine çalıştı. Herkesin kafası karışık.      Ben şu ana kadar Whatsapp’ı tamamen sileni duymadım. Herkes beklemede. Bekle ve gör taktiği. SÖZLEŞMEYİ KABUL ETTİM…      Ben sözleşmeyi kabul ettim. Ama o kadar çok konuşuluyor ki güvenlik hakkında. Aklım bulanmıyor da değil.      Sözleşmeyi kabul edenlerin tekrar sözleşmeyi iptal etme şansları varmış. O yüzden içim rahat.      Şimdilik beklemedeyim ve kararsızım ne yapa

Maskesiz diziler...

Resim
      Bazı dizilerde hiç maske yok . Bari bazı sahnelerde maskeniz olsun. Şu an yaşadığımız dönemin pandemi dönemi olduğunu bilelim. Tüm dünya maske maske diye haykırırken dizilerde sanki hiçbir yokmuş gibi davranılması asabımı bozuyor. foto kaynak: unsplash.com KORONA DİZİ SETLERİNE UĞRAMAMIŞ…      Normal yaşantımızda böyle bir durum yok. Dışarda maskesi olmayan adam yok. Ama dizilerde maskenin m’si yok. Kurallara uyarsın ve kurallara uymayan ceza almaz da sen kurallara uyduğunla kalırsın ya. Aynen o duyguyu yaşıyorum dizilerde hiç maske kullanılmadığını gördüğümde. ÖRNEK DİZİ: ARKA SOKAKLAR…      Dizilerde maske kullanımına örnek olarak Arka Sokaklar’ı verebilirim. Koronanın en başından beri çektikleri tüm bölümlerde maske kullandılar. Ve şu anki yeni bölümlerinde bile maske kullanıyorlar.

Yaptıkları yeni şarkılar ile bende heyecan yaratmayan iki kadın şarkıcı...

Resim
      Gülben Ergen , Twitter’da paylaşmış, “Yeni klibim” diye. Hiç merak edip de izlemedim. Çünkü beni heyecanlandırmıyor artık. Yaptığı yeni şarkıları beğenmiyorum. Sadece şarkı yapmak için yapıyor. Sadece Gülben değil beni böyle hissettiren. foto kaynak: unsplash.com BİR DİĞERİ İSE…      Birde Hande Yener var. Yaptığı her şarkı dillere dolanırdı Hande Yener’in bir zamanlar. Şimdilerde yeni şarkı yapmış, yapmamış hiç farkı yok. Yaprak kıpırdamıyor. YAPAY HAYATLARDAN, YAPAY ŞARKILAR DOĞAR…      Gerçi bugünlerde pek iyi şarkılar yapıldığı da söylenemez ya. Hayatlarımız sanal oldu. Hep evlerdeyiz. Yapay hayatlar yaşıyoruz. Yapay yaşayan, sanal yaşayan insanların sanatsal ürünleri de yapay olur tabi. Tat olmaz, tuz olmaz. Sizce çok mu abartıyorum? Sizin düşünceleriniz neler bu konuda?

Exxen'in ilk 3 günde ulaştığı abone sayısı...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Acun, Exxen’in ilk üç gündeki abonelik rakamlarını açıkladı. Sitesindeki tüm teknik aksaklıklara rağmen 500 bin abonelik rakamına ulaşmış. Bu arada hala Android uygulaması yok. Netflix ile kıyaslama yapmak için onun da Türkiye’deki abonelik rakamlarını açıklayayım: 2019 yılının sonundaki verilere göre 1,5 milyondan fazla abonesi varmış. Acun’un çok kısa sürede bu rakamlara ulaşması çok normal. Ama önemli olan bundan sonrasını getirebilecek mi?

Hayattan notlar 29...

Resim
BU BANA NE KATAR?      Exxen kanalı ile ilgili değerlendirmede bulunan bir YouTuber, “Size bir şeyler katacak içerik yok içinde” dedi. İzleyeceğin, dinleyeceğin her şeye bu açıdan bakmak. “Bu bana ne katar?” diye sormak. Ben bu zamana kadar böyle bir düşüncede olmadım. foto kaynak: unsplash.com BU ARALAR BAYA VİDEO YÜKLÜYOR…      Beyhan Budak bu aralar baya aktif YouTube kanalında. Sanki eskisinden daha fazla YouTube kanalına eğilmiş gibi. Hep yeni videolarının bildirimleri düşüyor bana. 2021’in ilk videosunu çekmiş. Çok güzel bir video idi. Kendine bir şeyler katmakla ilgiydi o video da. YENİ ŞEYLER DENEMEK…      Denemediğin şeyleri denemek istiyorum bu aralar. Hiç izlemem dediğim bir filmi izlemek ya da hiç okumam dediğim bir köşe yazarını okumak.

Exxen'deki teknik aksaklıklar reklam amaçlı mı?

Resim
      Exxen yayın hayatına başladıktan sonra yapılacak olan yorumları ve ilk tepkileri çok merak ediyordum. Ve ilk yorumlar gelmeye başladı. Bu yorumlara bakarak söylersem: Exxen’in sitesi tam bir fiyasko olmuş. Daha içeriklere geçmedik bakın. foto kaynak: unsplash.com İÇERİKLERE GELEMEDİK…      Teknik aksaklıklar o kadar içeriklerin önüne geçti ki. Millet doğru dürüst içeriklere ulaşamamış. Şu zamana kadar Exxen’i değerlendiren YouTuber’lardan biri, “Ya bu teknik aksaklıklar bilerek yapıldıysa. Ya amaç bu şekilde reklam yapmaksa. Her şey çok iyi olmuş olsaydı iyi denip geçecekti. Ama şimdi her yerde Exxen’i konuşuyoruz” dedi. Bence çok mantıklı bir teori. YA CİDDİYE ALMADI YA DA…      Ama Acun’un böyle şeylere tenezzül edeceğini zannetmiyorum. Acun hiç bilmediği bir sektöre girdi ve bir şekilde şu anda battı. Ya ciddiye almadı ya da bu teknik işleri verdiği insanlar onu yarı yolda bıraktı.

Hayattan notlar 28...

Resim
BU SENE KARDAN ÜMİDİM YOK…      Kardeşim internetten bakmış. Geçen sene kar Düzce ’ye 7 Şubat’ta yağmış. Bugün 2 Ocak. Ve dışarıda güneş var. Bu sene kar yağacağından ümidimi kestim ben. foto kaynak: unsplash.com BU HAREKETE HAYRAN KALDIM…      Ahmet Şerif İzgören’in katıldığı bir programı izledim YouTube’da. Kendisi kişisel gelişimci olarak bilinir. Bunun dışında şirketleri varmış. Ben de yeni öğrendim. Bu şirketlerinden birinde çalışanlardan biri hırsızlık yapmış. “Sakın çıkışını vermeyin. Normal işten çıkarırmış gibi çıkarın. Tazminatını verin. Bizde hakkı kalmasın. Bizim onda hakkımız kalsın” demiş. Kaç kişi böyle yapar ki? Ben hayran kaldım açıkçası bu harekete. VİDEOLARI NİYE SİLİYORSUN BE MÜBAREK ADAM…      Hasan Can Kaya , Exxen’e geçti diye YouTube’daki Konuşanlar kanalındaki videoları da silmiş. Abi Exxen’e geçtiysen geçtin. YouTube’daki videoları niye kaldırıyorsun? Eski bölümlerini izlemek isteyenler devam etsin izlemeye.

Hayattan notlar 27...

Resim
DAHA ALMAN GEREKEN YOLLAR VAR…      Hasan Can Kaya dün akşam O Ses Türkiye yılbaşı özel programındaydı. Kısacık yaptığı stand-up iyi geçti denebilir. Ama devamlı Hadise’ye takılması hoş değildi. Bir takılırsın, iki takılırsın. Ama fazlası bayar. Baydı da. Kendini oradakilere ispat etme çabası içindeydi. Sen kendini zaten ispatlamışsın, neyin peşindesin? Dün akşam gördüğüm kadarıyla daha alman gereken yollar var Hasan Can. foto kaynak: unsplash.com EXXEN’İN LOGOSUNU BEĞENDİNİZ Mİ?      Acun’un bugün itibariyle yayın hayatına başlayan dijital platformu Exxen’in logosu hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben beğendim. Logo tasarımı üzerine az önce YouTube’da bir video izledim. Netflix logosu ile karşılaştırmalı. Logo tasarımı olarak Netflix logosunun altında kaldığını söylüyordu konuşmacı. Yorumlarda ise, “Bana taksiyi hatırlatıyor” diyen de, “Çiçek Taksi’yi hatırlatıyor” diyen de vardı. Peki size neyi hatırlatıyor?