Moralim iyi bugün. Bazen moralinizin neden bozuk olduğunu veya neden mutlu olduğunuzu anlamadığınız anlar vardır. işte öyle bir durumdayım şu an.
MORALİM İYİYKEN GELECEĞİME BAKIŞIM…
Moralim iyi
durumdayken çalıştığım işe dönüp bakıyorum. Ve hayatıma bakıyorum, geleceğime. Umut
dolu oluyorum. “Çok şükür işimiz var işte” diyorum. İstediklerim olmasa da, “Buna
da şükür” diyorum.
KENDİMLE KONUŞMUYORUM ARTIK…
Evde kimseler yok
bu satırları yazarken. Kendimle baş başayım. Eskiden yalnız kaldığımda kendimle
konuşurdum. Çok iyi gelirdi bana. Ama sonradan nedense kendimle konuşmuyorum
artık. Bunu bir kenara koyalım.
YAZARAK KENDİMLE KONUŞTUM MU?
Peki kendimle
yazarak konuşuyor muydum? Okuduğum köşe yazısındaki yazar, yazılarıyla kendisiyle
konuştuğunu söyledi. Yazılarının genelini kontrol ettiğimde hayata dair yazılar
yazdığını gördüm. Hatta çok kişisel yazıyor diye de eleştirildiğini söyledi.
KİM BU YAZAR?
Oktay Akbal’dan
bahsediyorum. Bugün yazdığı bir hikayeyi okurken, köşe yazıları yazdığını da
öğrendim. Okudum köşe yazılarını. İşte o yazılardan birinde geçiyordu
yazılarıyla kendisiyle konuşmak konusu.
ARADA KALAN BİR YAZAR OLMAK…
Okumayı sevdiğim
yazılarla, kendi tarzım yazılar arasında kalıyorum sık sık. Okumayı sevdiğim
yazılar gibi yazmayı istiyorum. Onlar gibi yazamayınca da moralim bozuluyor. Galiba
ömür boyu ben de devam edecek bu durum. Evet, bu durumdan memnuniyetsizlik
duyuyorum. Ama aynı zamanda da hoşuma gidiyor. Daha iyisini arıyorum kendim
için. Çünkü ben mükemmeliyetçi biriyim. Devamlı yaptığım şeyleri sorguluyorum. “Daha
iyisi olabilirdi” diyorum.