Yegenim Aras'i, oyun salonuna götürdük. Ama ondan fazla benle babasi oynamistir. Çocuk olmak gibisi var mı ya. Oyun salonuna girer girmez, oyuncaklar ondan fazla bizim ilgimizi çekti. Benim zamanımda böyle oyun konsollari yoktu. Belki de vardı. Bizimkilerin oralara götürme imkanı yoktu. Iste, bu yüzden yasayamadigim cocuklugu buldum oyun salonunda.
Önce araba yarışı icin oturdum koltuğa. Aras'i da önüme aldım. Start verildi ve oyuna başladık. Gaza yuklendikce yuklendim. Aras'da direksiyonu durmadan sağa sola ceviriyordu. Oyun bir dakika da bitti. Doğal olarak yetmedi o minnacik bir dakika. Insan yine oynamak istiyor. Kendimi kaptirdim gitti. Zaten etraf çocuk kaynıyor. Onlarin neselerini, eglencelerini gördükçe ben de gaza geldim. Biraktim kendimi. Bir çocuk gibi hissettim.
Begenmedigim bir durum oldu yalnız. Silah oyunlari da koymuşlar. Bu olmamali. Daha o yaslarda cocuklara silah sevgisi asilanmamali. Silahlari görünce üzüldüm. Valilik bu gibi durumlara el koymali. Silahli oyunlar yasaklanmali. Çocukken ne kadar uzak tutarsak, buyuduklerinde de silah sevdalisi olmazlar. Iste, böyle böyle olur olmaz silah kullanimi engellenir.
Neyse dönelim biz yine güzelliklere. Baktim motor yarisi var. Atladim motora. Tıpkı televizyonlardaki gibi, motoru yatabildigi kadar yatirdim sağa sola. Yarış bittikten sonra da üzerinde resim cektirmeyi de ihmal etmedim. O resmi de paylasiyorum sizlerle. Son söz:"Dünyada en güzel şey çocuk olmak". Bir dahaki yaziya kadar sağlıcakla kalin.
Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com.tr
Oyun zamanı...
Yağmur...
Bugün otobüs ile carsidan gelirken yağmura tutulduk. Hemen kendimizi otobüs durağına attik. Ve yağan yağmuru izlemeye başladım. Bir süre sonra, burnuma toprak kokusu gelmeye başladı. "Iste, yağmurun güzelliği" dedim. Yağmur, güzeldir. Yağmur, romantiklik demektir. Yağmur, sevgilinle islanmak demektir. Yağmur, insanların sağa sola kacismasi demektir. Yağmur, huzur demektir. Kisacasi yağmur, bir güzellik demektir.
Yağmur yağarken, otobüs durağında beklemek bile güzeldi. Beklerken de yağmuru izlemek. Sanki bir tabloya bakarmis gibiydim. Bu tablonun ressami tabiat anaydi. Kendimi o anki güzelliğe biraktim. Bir de o ara trafik sıkışmışti. Normalde Düzce'mizde böyle trafik olmazdı ama. Olmustu iste. Gelen her araba, iki ya da üç dakika bekliyordu duragin önünde.
Duragin önünden gecen her arabada da ayrı bir hayat vardı. Bir tanesinde Hande Yener'in Atma sarkisi caliyordu. Bir digerinde ise slov bir Trabzon müziği. Arabalarin camlari bugulanmisti. Ve o küçük arabalarda, biz disarda bekleyenlere nispet yaparcasina sohbet girla gidiyordu. O an, "Acaba o arabalardan birinde olmak nasıl olurdu?" diye düşündüm. Bir de o açıdan bakmak isterdim yağmura. Bugün de yağmur eşlik etti hayatima işte. Bir dahaki yaziya kadar sağlıcakla kalin.
Foto kaynak : http://www.sitebuilderreport.com/stock-up
Blog linki : yasamdanyazilar.blogspot.com.tr

