Yayınlar

Temmuz, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Oğuz Haksever için belki de hayırlısı budur...

Resim
Oğuz Haksever , Ntv’den ayrılmış. Bu beklenen bir durumdu. Ama bu beklenen durumun dışında kendisinde de bir asabiyet var gibiydi son zamanlarda. O malum olay, sonra rejiye söylenmesi. İşinde mutsuz olanların verdiği tepkiler gibi geldi bana. Her son bir başlangıçtır. Belki de bu ayrılık kendisi için hayırlara vesile olacak. Oğuz Haksever için vakit, şapkasını önüne koyup düşünme vaktidir şimdi. Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=61ZY6A9ATRM

Kapıcılar Kralı filmini niye izleyemiyorum?

Resim
      Kapıcılar Kralı filmini sevmememin, ne filmin kötü olmasıyla ne de büyük usta Kemal Sunal ile ilgisi var. İnsanların gerçek yüzünü suratıma suratıma çarptığı için sevemedim. Daha bu akşam kısa bir sahnesini izledim. Star yayınlıyordu. Adam karısını dövüyor. Bütün apartman sakinleri yöneticiden bu duruma bir el atmasını istiyor. Yönetici kapıyı çalıp durumu izah ediyor. Ama o anda herkes kapısını kapatıp dairesine giriyor.       Dayak yiyen kadın da, “Karı koca arasına girilmez” diyor. Hemen karşı komşuları yaşlı kadın kapıda görünüp, “Kaç kere söyledim kızım. Karı koca arasına girmeyin” dedim diyor. Aslında adam karısını dövüyor diye en çok yaygarayı koparanlardan biri oydu. Bu ne ikiyüzlülüktür? İnsanın midesini bulandırıyor. İşte bu ikiyüzlülükleri görmek istemediğim için izlemiyorum Kapıcılar Kralı ’nı. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=DkWjxtkPIFs

Okan Bayülgen'in yeni imajı itici geldi bana...

Resim
      Okan Bayülgen ’in yeni imajını gördüğümde eski filmlerinden bir kare diye düşündüm. Böyle radikal bir değişikliğe gideceği hiç aklıma gelmezdi çünkü. Kafayı kazıtmış. Top sakal bırakmış. Yıllardan beri saçlı gördüğümüz için çok acayip ve itici geldi. Daha önce saçlarını çok kısa kestirdiğini hatırlıyorum. Ama ilk defa saçını kazıttığını gördüm. Zaten kendisinin belli bir imajı yok. Devamlı kendisiyle oynamayı seviyor. O anki ruh haline göre. Kimi zaman saçlarını uzatır. Jilet gibi tıraş olur. Kimi zaman saçlarıyla beraber sakallarını da uzatır. Ama kazıtma bugüne kadar yaptıklarının çok dışında. Foto kaynak: Okan Bayülgen resmi İnstagram hesabı

Şarkı Önerisi: Norm Ender - Kaktüs...

Resim
     Bu sefer ki şarkı önerim: Norm Ender ’den Kaktüs şarkısı. Kendisini daha yeni tanıdım. Türkiye’deki rep dünyasının ilklerinden biriymiş. Bir süre ara vermiş. Şimdi tekrar dönmüş. Dönüş şarkısı ise şu an gündemde olan, Mekanın Sahibi şarkısı. Bu şarkıyı şimdiki repçilere karşı söylemiş. Bu şarkının çıkışıyla beraber rep dünyası karıştı.       Ben Fero cevap verdi falan. Şimdilik ortam duruldu herhalde. Mekanın Sahibi şarkısını beğenmedim. Diğer şarkılarını dinlerken Kaktüs şarkısına denk geldim. Hoşuma gitti. Kaç gündür ağzımda bu şarkı. “Bana boş laf anlatma kalbiiin taşa dönmüş senin”. Böyle dilime dolanmışken size de tavsiyem etmem lazım diye düşündüm. Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=AruGxaUes8o&list=RDAruGxaUes8o&index=1

Erdal Beşikçioğlu koca bir hiçmiş...

Resim
      Erdal Beşikçioğlu sosyal medyadan gelen soruları yanıtlıyor. Gelen sorulardan biri şöyle: “Ben bu zamana kadar Behzat Ç.’yi izlemedim. Yeni başlayacak bölümlerini izlesem keyif alır mıyım? Ne önerirsiniz?”. Verdiğim cevapta geçen bir ifadesi:   “Bu zamana kadar niye seyretmediysen?”. O kişi senin dizini izlemek zorunda mı? İzlemez izlemez. Kendisini bir şey sanırdım. İlgili videoyu da kendisini bir şey sandığım için izlemek istedim. Koca bir hiçmiş. Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=_Hdfzez5ic8&t=6s

Müge Anlı, Güven Bana programını sunabiliyor mu?

Resim
      Müge Anlı ’nın Güven Bana programına başlayacağını öğrendiğim zaman, “Bir sen eksiktin. Yarışma programınla ne işin var? Hafta içi 5 gün program yaptın. Yorulmadın mı? Tatil yapmayacak mısın? Bu ne çalışma aşkı böyle?” demiştim. Ama programı harika sunuyor. Kendisini tebrik ediyorum. “Birkaç program sonra kalkar” demiştim. Onda da yanıldım. Gördüğüm kadarıyla çok iyi gidiyor şimdilik. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/eMBahQSKmYs

Bizim ülkede idam niye olmaz?

Resim
     Bizim ülkede idam olmaz. Neden olmaz? Çünkü hukuka güven yok. Hukuka güvenin olmadığı yerde idam gibi bir cezayı işletemezsin. Bu Ergenekon davalarında falan çoğu kişinin suçsuz yere cezaevinde yattığı ortaya çıktı. Peki o dönemde bu insanlara idam cezası verilse ve uygulansaydı ne olacaktı? Giden can geri gelebilecek miydi? En fazla boş yere yatmış oldular. Giden yıllar geri gelmez tabi. Tazminat davalarıyla en azından maddi olarak giden yılların karşılığını almaya çalışacaklar. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/EpHH_NKwKkE

Bazı şeyleri zor da olsa kabullenmek gerekiyor galiba...

Resim
     Bazı şeyleri kabullenmek gerekiyor galiba hayatta. Olmayınca olmuyor. Vazgeçmesini de bilmek lazım. Kişisel gelişimciler şimdilerde vazgeçmenin de kişisel gelişimin bir parçası olduğunu söylüyorlar. Ne kadar zorlasam da bazı şeyler değişmeyecek. Kabullenmeye karar verdim. Bazı şeyler için geç kaldım. Bunu kabullenmenin hem ferahlamasını yaşıyorum hem de üzüntüsünü. O zaman başlasın kabullenilmiş hayat. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/I8kXlSLooXk

Şarkı önerisi: Ersay Üner - Nokta...

Resim
     Şarkı önerisi olarak bu yazımda Ersay Üner ’den Nokta isimli şarkıyı vereceğim. Bu şarkıyı ilk defa serviste duymuştum. “Bu adam bu şarkıyı ne zaman çıkarmış? Benim niye haberim yok?” dedim. Şarkılarını seviyorum çünkü. Akşam evde Youtube’den baktım. 16 Mayıs’ta Netd Müzik yayınlamış. Ve şu ana kadar sadece 12 milyon 410 bin 120 kişi izlemiş. Şarkı pek ses getirmemiş anlayacağınız. Ama ben beğendim. Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=gH6s-pMi77g

İlk psikolojik roman...

Resim
      İlk psikolojik roman , Mehmet Rauf’un Eylül adlı romanıdır. İlk defa Servet-i Fünun dergisinde 1900-1901 yılları arasında yayınlanmıştır. Kitap olarak ilk baskısı ise yine 1901 yılında yapılmıştır. Bir ilke imza atan bu romanının dışında yazdığı 8 romanı daha vardır. Bunlar; *Ferda-ı Garam                            *Karanfil ve Yasemin *Kan Damlası                                 *Halas *Genç Kız Kalbi                           *Son Yıldız *Ceriha                                         *Böğürtlen Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/G0Qbw6Vhnv0

Stranger Things gibi bir dizi yapılabilir mi bizde de?

Resim
      Stranger Things dizisini izlemeye başladım. Daha ilk sezon bitmedi. Hem de bugün üç bölüm üst üste izlememe rağmen. Dün de bir bölüm izlemiştim. Dizi hakkında düşünürken, “Acaba bizim ülkemizde de böyle bir dizi yapılabilir mi?” dedim. “Olsa olsa yine dini korkular üzerine olur” diye cevap verdim kendime.       Bilimsel deneyler ve bu deneylerin sonradan kontrolden çıkması. Gerçi dizideki o deneyleri bilimsel deneyler statüsünde değerlendiremeyiz herhalde. Şunu kabul edelim ki, bizim bilimle deneyle haşır neşirliğimiz yok. O yüzden bu tarz diziler olmaz diye düşünüyorum bizde. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=22Fh4-dxpCA

Hip hop müzik yaptım...

Resim
     Bugün telefonda oyun oynarken bir uygulamanın reklamını gördüm. Bu uygulama ile dj’ler gibi müzik yapabiliyorsunuz. Hemen indirdim uygulamayı. Uygulamanın adı: Groovepad. Hip hop müzik yaptım. Çok harika bir şey ya. Kendi kendine müzik yapıyorsun. Bir tane yaptım. Beğendim. Kaydetme özelliği olduğunu da gördüm.       Hemen yeni bir tane daha müzik yaptım. Bu sefer onu kaydettim. “Bunu herkesle paylaşmalıyım” dedim. Bu yazıyı okuyanlarınız arasında muhakkak bu uygulamayı sevecek olanlar vardır. Sizlere bir yararımız olsun değil mi? Yaptığım müziği beğenecek misiniz bakalım. Haa bu arada. Sadece müzik var. Tutup kendimde şarkı söylemedim.

Bloğa yazacak konu bulamayınca ben...

Resim
     Huzur verici müzikler dinlerken kendimi Loreena Mc Kennitt ’in 1997 yılında çıkan albümünü dinlerken buldum. Youtube’da önerilen videolardan nerelere gidiyor insan. Dakikalar geçiyor. Aklıma yazacak bir konu gelmiyor. Müziği dinlerken gözlerim kapanmaya başlıyor. Ne güzel dalıyorum. Yatağa gidince de aynı şekilde uykuya geçebilsem. Anlaşıldı. Bu akşam yazacak bir konu bulamayacağım. Yatmaya gidiyorum. Şimdiden herkese iyi hafta sonları. İyi geceler millet. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/CxYHfBkC0vs

Deneylerin detayına girmeseymiş daha iyi olurmuş...

Resim
      Mümin Sekman ’ın, Her Şey Seninle Başlar kitabını okumaya başladım. İlk sayfaları çok iyiydi. Ama sonra bir deneyler başladı. Deneylerin detaylarına kadar girmiş. Bir noktadan sonra ders kitabı gibi algıladım kitabı. Deneylerle ilgili fazla detaya girmeden ana mesajı verip çıksaydı daha iyi olurdu. 35’inci sayfaya kadar durum böyleydi. İlerleyen sayfalar nasıl olacak bakalım? Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/3M2cqBRQmjA

Peki bizi mide koruyucu haplardan ne koruyacak?

Resim
     O kadar çok hap tüketiyoruz ki. Midemizi berbat ediyoruz. Sonra o mideyi toparlamak için de yine başka bir haptan medet umuyoruz. Peki bizi mide koruyucu haptan ne koruyacak? Sonuçta oda bir ilaç. Sanki mide koruyucularını boşu boşuna içiyoruz gibi. Gerçi onunda bilimsel açıklamasını yaparlar, “Şu şu şekilde koruyor” diye. Ama yine de içime sinmez benim. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/1TL8AoEDj_c

Hikaye otomatından hikaye okumak ister misiniz?

Resim
            Hikaye otomatı yapmışlar Londra ’da. Otomata para atıyorsun sana kısa hikayeler veriyor. Yolculuk sırasında bu hikayeleri okuyorsun. Bence harika bir fikir olmuş. Kısa hikayeleri verilen yazarlar arasında Charles Dickens ve Virginia Woolf da var. Bizim buralarda da olsa ne güzel olur. Herhalde böyle bir uygulama öncelikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi üç büyük kentten birinde başlar. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/FO4gzqI2t84

Barış Özcan'a göre Aya gerçekten gidildi mi?

Resim
      Barış Özcan gelecek hafta kanalında Aya gidiş ile ilgili bir video yayınlayacağını duyurdu. Bunca yıl oldu. Hala aslında aya gidilmediğine yönelik bir takım iddialar var. İşte bu iddiaları ele alacak videosunda. Barış Özcan gibi uzay üzerine çok meraklı ve uzay yayınlarıyla tanınan birinin bu konuyla ilgili ne söyleyeceğini gerçekten merak ediyorum. Şimdiden hemen Pazar gelse de şu videoyu izlesek diyorum. Videonun yayın tarihi ise: 21 Temmuz Pazar 2019, sabah 09:00’da yayında olacak. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/4zxSWESyZio

Ahmet Hakan, Cumhurbaşkanının uçağına niye davet edildi?

Resim
      Ahmet Hakan ’ın iktidar tarafından pek sevilmediğini düşünürdüm. Çünkü her şartta hükümet yanlısı yazılar kaleme almıyordu. Yeri geldiğinde hükümeti de eleştiriyordu. Yani bir Cem Küçük değildi. Bir akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan ’a soru soranlar arasında onu da gördüm televizyonda. “Ne değişti de onu da davet ettiler?” dedim. Soru soran gazeteciler arasında yer alması başka şeylerde de onun yer alacağının göstergesiydi. Erdoğan’ın uçağındaki gazetecilerden biri olmak gibi.       Geçen haftanın en çok konuşulan konularından biriydi. Yıllar önce asla ne Başbakanın ne de Cumhurbaşkanının uçağına binmeyeceğini yazmış. Ama şimdi bindi diye yer yerinden oynadı. Yine dönek yakıştırması ağızlara sakız edildi. Ahmet Hakan ise köşesinden kendini savundu. O zamanki ortam için söylediğini şimdi ise her şeyin bambaşka olduğunu dile getirdi. Buna inanıp inanmamak size kalmış.       Ama ben olaya başka bir açıdan bakmak istiyorum. Acaba Erdoğan yanında devamlı yaptığı her şeyin doğr

İzlerken nefesimi tuttuğum Youtube videosu...

Resim
     Yerin 12ooo metre altında nasıl sesler kaydedilmiş olabilir ki? İnsan sesleri olabilir mi? Hemen aklıma bu geldi. Çünkü bir söylentiye göre cehennem dünyamızın altında. Bu tip söylentiler çok prim yapıyor. Mesela aya aslında hiç gidilmedi . Bir stüdyoda çekim yapıldı gibi. Video 11 dakikalık ama nasıl bittiğini anlamadım. Kendimi kaptırdım gittim. Videoda kaydedilen sesleri dinleme anı geldiğinde nefesimi tuttum.       Dinlediklerimle şok olmuştum. Dinlediğim seslerde gerçekten azap çeken insanların bağırmaları, çığlıkları vardı. Donup kaldım. Asıl sürpriz ise videonun sonundaydı. Bu seslerin gizemi de videonun sonunda çözülüyordu. Son zamanlarda izlediğim en iyi Youtube videosuydu. Nygma gerçekten bu tarz videoları çok iyi yapıyor. Böyle gizemli şeyleri seviyorsanız tam da takip etmeniz gereken bir kanal. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=xCzLPeTBOJc

İtiraf ediyorum: Yaptığım işi zaman zaman seviyorum...

Resim
     İş çıkışı arkadaşlarla ayaküstü sohbet ettik. Makara yaptık. İnanın o kısacık sohbet bile günün yorgunluğunu aldı. “Benim böyle bir arkadaş grubuna sahip olmamı sağladığı için ben bu iş yerini seviyorum ” dedim içimden. Bugün bir ara çalışırken de, “Bu işi seviyorum ya” dedim. Her zaman olmasa da zaman zaman bu ifadeyi kullanıyorum.       Bazen öyle zamanlarda geliyor ki arkana bakmadan çıkıp gidesin de geliyor. Öyle bir iş bu çağrı merkezi. Arayan kişilerin karşılarında işini bilen bir müşteri temsilcisi olduğunu hissetmeleri ve sana öyle davranmaları. Hemen müşterinin işini halledip göndermek. Bunu bir seriye bağlamak. Yani yaptığın işi bilmek çok güzel bir şey. “En azından bir yerde çalışıyorum ve yaptığım işi biliyorum. Bu da bir şeydir” diyorum. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/taiuG8CPKAQ

Bloğuma yazacak konu nasıl buluyorum?

Resim
      “Blogda yazacak konu bulamıyorum?” ya da “ Blogda ne yazayım ?” gibi sorular her zaman bir blogcunun kendine sorduğu sorulardır. Bilmem ne kadar yıl oldu blogda yazmaya başlayalı ben bile hala soruyorum. Ben bir konu üzerine yazmıyorum. Uzun uzun yazmıyorum. Ve her gün kısa da olsa bir şeyler yazmak istiyorum. O nedenle her gün bu soruları kendime soruyorum.       Kendime bir eziyet yapmıyorum bu soruları sorarak. Bu soruları sormayı, bu sorularla haşır neşir olmayı seviyorum. Bir gün güncel bir olay üzerine yazıyorum. Bir gün diziler hakkında, bir gün yaşadıklarımı yazıyorum. Bloğumu ne olursa olsun o gün boş bırakmamaya çalışıyorum.       İnsan kendini böyle sıkınca elbette yazacak bir şeyler buluyor. Bir nevi de egzersiz oluyor insana. Her gün konu bulma egzersizi. Eğer belli bir konu üzerine yazmıyorsanız. Ne üzerine yazarsanız yazın. Olmadı o gün duyduğun güncel bir haberi bile yazsan olur. Yeter ki yazın. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/ycTvvg1

Her güne bir düğün...

Resim
     Ağustos ayında her gün bir düğün olacakmış köyde. Sadece bayramın birinci günü boşmuş. Diğer günlerin hepsi doluymuş. Köyde düğünler böyle oluyor işte. Yaz ayları her gün dolu geçer, boşluk olmaz. Benim çocukluğumda da öyleydi. Köydekilerden biri arkadaşıma dert yanarken haberim oldu bu durumdan. Kız kardeşinin nişanı varmış Ağustos’ta.       Hafta içi Çarşamba gününe ancak yer bulabilmişler. Arkadaşım da, “Abi hafta içi kim düğüne gelebilir. Kimse izin alamaz. Olmadı bayramın birinci gününe al” dedi. “Bayramın birinci günü düğün mü olur lan” dedi. “İkiye al o zaman abi” dedi arkadaşımda. İkinci günü de düğün varmış. Yani anlayacağınız düğün mecburiyetten hafta içi, Çarşamba günü yapılacak. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/lXO4iP2DF88

Hatıra fotoğrafı...

Resim
     Tarık ve Faruk’la bir araya gelmişken bu anı ölümsüzleştirelim istedim. Bunun dışında sülalece bir araya geldik. Onda da fotoğraf çekilmesini istedim. Bu anlar değerli ve kıymetli anlar. Eskisi gibi bir araya gelmek de kolay olmuyor. Artık bu tip buluşmalarda hep fotoğraf çektirmek istiyorum. Pınar’a, “Hep beraberken bir fotoğrafımızı çek” dedim. Amcaoğlu Selçuk ve bende salonun ortasına çömeldik. Millet, “Ne yapıyor bunlar?” diye soruyor.       “ Hatıra fotoğrafı ” dedim. Amca kızı Selda Abla, “Video da çekin” dedi. Oda böyle hatıra işlerinde video işine önem verir. Güzel bir akşamdı. Kardeşim Pınar’ın yaptığı çayın ılık olması geceye damgasını vuran olaylardandı. Çay makinasında yapmış çayları. Biz çaydanlıkta yapıyoruz. Makinayla ilgilimiz yok. Oda kaynadı diye çayları koymuş. Sonradan tekrar çay yapıldı. Ama bu sefer sıcaktı :) Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/mgaS4FlsYxQ

Okan Bayülgen Uykusuzlar Kulübü'ne Doğu Demirkol konuk oldu...

Resim
      Okan Bayülgen Uykusuzlar Kulübü ’nde konuk Doğu Demirkol ’du. Kendisi ilk defa 12 temmuz 2019’da Harbiye Açık havada gösteri yapacakmış. 4300 kişilikmiş orası. Daha biletlerin hepsi satılmamış. Yetenek Sizsiniz Türkiye’de yuhalanmasının nedenini de açıkladı. Kendisi nasılsa sahnede de öyle olması gerektiğini ve fakat o programda başka bir şey denediğini ve bu yüzden başarısız olduğunu söyledi. O programdan sonra normal hayatında nasılsa sahnede de aynısı olduğunu ve hiç başarısız olmadığını söyledi.  video kaynak:https://www.youtube.com/watch?v=25sK1ILM2tY&list=WL&index=90      Komedyenlik serüveninin ilk yıllarından da bahsetti. Bir mekanda 8 komedyen çıkmışlar. Hepsi bir anda değil tabi. Sırasıyla hepsi çıkıp anlatıp iniyorlar sahneden. Bir mekanda sadece 5 seyirci gelmiş. 8 komedyen onlardan fazlaymış. Bekleyin daha da kötüsü var. Başka bir mekanda bu sefer hiç seyirci gelmemiş. 0 seyirci. Yazıyla da sıfır seyirci. O zaman demiş ki: “Diğer yedimiz seyir

Ruhi Çenet'in youtuber olma yolunda yaşadığı zorluklar...

Resim
      Ruhi Çenet nasıl youtuber olmuş hiç merak ettiniz mi? Son çektiği videosunda bu youtuber olma sürecini anlattı. Hiç de kolay olmamış. Anlattığı zorluklara rağmen vazgeçmemesi gerçekten takdir edilecek cinsten. Evde yiyecek bir şey bulamamış. Sabah- öğle- akşam sadece tahin yemiş. Ramazan ayının o yokluk günlerine denk gelmesi onun için büyük bir nimet olmuş. Akşamları gidip yemek yiyebiliyormuş iftar çadırında.       Karnını öyle doyuruyormuş. Neler yaşamış adam yahu. O yokluk günlerinin yaşanmasına neden olan ise Youtube ’un o sıralar Türkiye’de kapanması. Tam 2 ay sonra açılmış. Ama o iki ay hiç para gelmemiş. Ama o durmamış. Buna rağmen sanki açıkmış gibi durmadan video üretmeye devam etmiş. Ve sonunda şimdi buralarda işte. Böyle yaşanmış olaylar ilerisi için güç veriyor insana. Siz ne dersiniz? Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=P2be72wpUWc

Çok Güzel Hareketler Bunlar 2- Altar'ın oğlu Tarkan skeçi...

Resim
      Çok Güzel Hareketler Bunlar 2 ’nin güzel skeçlerinden biri de Tarkan skeçi. Bildiğimiz Tarkan değil bu. Hani şu Altar’ın oğlu Tarkan olan. Kartal Tibet ’in harika oynadığı film serisi. Çocukken ne izlerdik. Hala denk gelirsem bakarım. Hele birde müziği vardır ki sormayın. Şimdi izleyeceğiniz bu skeçten zevk alabilmeniz için Tarkan filmlerini daha öncesinden izlemiş olmalısınız.       Eğer izlediyseniz bu skeçten çok büyük bir zevk alacaksınız. Bu akşam kanal D’de eksi bölümlerini yayınlıyorlardı. Tam bu skeçe denk geldim. Ben keyifle izledim. Eğer havanızdaysanız yani çağımızın deyimiyle modunuzdaysanız izleyin derim. Özellikle şu atıl kurt muhabbeti çok güzel işlenmiş. Kısa boyuyla Hamza, harika bir oyunculuk çıkarmış kurt rolünde. Hadi izleyin. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=jFDkp1SHniY

100 jürili Benimle Söyle şarkı yarışması...

Resim
     Kanal D’de Benimle Söyle diye bir şarkı yarışması var. 3 değil, 5 değil tamı tamına 100 tane jüri üyesi var. Programın ilk fragmanları döndüğünde bu tarz bir jüri sisteminin Türkiye’ye uygun olmadığını düşünmüştüm. Ama uymuş. Tabi bu reytinglere ne kadar yansıdı bilemiyorum. Peki bu 100 jüri üyesi şarkıyı söyleyeni beğendiklerini nasıl ifade ediyorlar?       Önlerinde butonlar var. Beğenen butona basıyor. Önünde mikrofonu alıyor ve şarkıya eşlik etmeye başlıyor. Ama ben doğru dürüst eşlik edenlerin seslerini duymadım. O biraz öylesine gibi durmuş. Programın sunucusu Enis Arıkan , gerçekten sunuculuğun hakkını veriyor. Oysaki ilk başlarda, “Sunuculuğu nasıl yapacak ki?” demiştim. Program uçup kaçmıyor. Ama eğlenceli. En azından izlenecek bir şey olmadığında iyi bir alternatif olur. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=CPAHfYqiHgA

Neden şaire Küçük İskender dendiğini biliyor musunuz?

Resim
      Küçük İskender hayatını kaybetti. Sosyal medya kullanan hemen hemen herkes tanır kendisini. Bende oradan tanıdım zaten. Devamlı sözleri paylaşılır durulurdu. Kanser hastasıymış. -Bu kanser hastalığı da girip gibi bir şey oldu- Ve ne yazık ki kanseri yenememiş. 55 yaşında şu dünyadan göçüp gitti. Bu arada gerçek adı Derman İskender Öven . Peki neden kendisine Küçük İskender dendiğini biliyor musunuz?       Çünkü şiirlerinde büyük harf kullanmazmış. O yüzden bu lakabı almış. Bende bu yazı sayesinde öğrendim bu lakap işini. Çıkardığı en son kitabının adı: İkinci Waliz. Şiir-metin ve günlükten oluşan bir içeriği var. Günlük olarak neler yazdı acaba kitaba? Ben her zaman şairlerin ve yazarların günlüklerinde neler yazdığını merak etmişimdir. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/neUbjUnjXNk

Ahmet Hakan'ı çıldırttılar...

Resim
      Ahmet Hakan ’ın programını seyrediyorum dün akşam. Konuklara bir şey soruyor. -Hem AKP’li hem de CHP’li olan konuklar için söylüyorum bunu ayrım yapmadan- o soruya cevap vereceklerine başka bir şeyin cevabını veriyorlar. Sonunda Ahmet Hakan çıldırdı. Nasıl çıldırmasın. Ekran başında ben bile çıldırdım. “Arkadaşlar. Sizden sadece bir cevap istiyorum. Evet ya da hayır”.       Konuklardan birinden bu kadar zahmetten sonra evet cevabını aldı. Gerçekten niye bu kadar uzatıyoruz? Sadece evet veya hayır diyeceksin. Bitti, o kadar. Bu arada programdan eskisi gibi tat almıyorum. Saçma sapan şeylere takılıp programı bayıyor kendisi de. Dün akşam dediğim bu olay yaşandıktan sonra bende başka kanala geçtim. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/ASKeuOZqhYU

Barış Özcan, felsefeyi okuyup anlamak isteyenler için hangi kitabı önerdi?

Resim
      Barış Özcan ’dan devamlı talep edilen şeylerden biri, kitap tavsiyeleri. Oda ara ara kendince okunması gereken kitapları paylaşıyor videolarında. Önerdiği son kitaplardan birisi de Sofie’nin Dünyası kitabı. Felsefeye ilgi duyanların ve yeni başlayacak olanların okuması gereken bir kitap olarak bahsediyor kitaptan. Üstelik herkesin anlayacağı basitlikte.       Felsefe kitapları deyince genelde insanların gözü korkar. Anlaşılması güç ifadeler ve sıkıcılık vaat eder sanki bu kitaplar. Ama bu kitap için öyle bir sorun olmadığını, kitabı bir ortaokul öğrencisinin de, bir üniversite öğrencisinin de alıp rahatlıkla okuyabileceğini söylüyor. Kitabın yazarı, Jostein Gaarder. 591 sayfalık kalın bir kitaptan bahsediyoruz. Kitap Yurdu’nda şu an itibariyle 25 lira satış fiyatı var. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/mIESPbiPwkI