Fatih Altaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Altaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kişisel Blog Yazıları #135

Kişisel blog yazıları serisinin yeni bir yazısından merhaba.

Nasılsın? Nasıl gidiyor hayat? Yorumlara tek cümleyle senin için hayatın şu an nasıl gittiğini not düşmek istersen beklerim.

PARA İSTEYEN ÇOCUK…

Bugün arkadaşım ile buluştuk. Bir şeyler yedikten sonra bir kafeye gittik oturmaya.

Bu kafede daha önce olmayan bir şey oldu ve bir çocuk geldi yanımıza. 10-12 yaşlarında.

Yanıma yanaştı ve para istedi.

Üstü başı öyle aç bir çocuk gibi de görünmüyordu. “Ne yapacaksın parayı?” diye sordum.

Bir şey dedi ama anlamadım.

Bu arada arkadaşım, cebinden çıkarıp 50 lira verdi.

Arkadaşımın parayı verdiğini görünce, “Tamam abi verdi sana” dedim. Çocuk, “Olsun olsun, sen de ver” deyip cüzdanıma elini attı.

Tabi cüzdanı çektim hemen ve vermedim.

Sonra da çocuk gitti.

Arkadaşım da, “Verseydin ne olacaktı? Pintilik yapma lan” dedi.

“Yok abi, sen verdin işte. Hem de bir şeye ihtiyacı var gibi gözükmüyordu çocuk” dedim.

Çocuklarda işin kolayını bulmuşlar. Para kazanmanın kolayını yani.

Ülke olarak kolay para kazanma peşindeyiz zaten. Bu çocuk da o modaya uymuş.

Aç olan çocuk, bir şeye ihtiyacı olan çocuk böyle mi davranır?

Vermem abi. Böyle çocuklara para falan vermem.

SOKAK MÜZİSYENİNE PARA VERMEK…

Bugün yaşanan başka bir para verme olayı. Aynı arkadaşımla geziyoruz yine sokakta.

Bir yerlerden çok güzel bir klarnet sesi geliyor. “Bir yerlerde yüksek sesli bir müzik açık herhalde” dedim.

Çünkü o sokakta daha önce klarnet çalan bir sokak müzisyenine denk gelmemiştik.

Baktık müzisyen.

Arkadaşım hemen cebinden para çıkardı ve önündeki kutuya attı. “Nerede müzisyen görsem para atarım” dedi.

“Ulan keşke benim de böyle bir şey çalma yeteneğim olsaydı. Ben de sokaklarda çalardım” dedim.

Her zaman sanata ilgim olmuştur.

Resime, bir müzik aleti çalmaya. Zaten sanata ilgim olduğu bir bloğum olduğundan belli değil mi?

SOSYAL MEDYA BİZİ NASIL ETKİLİYOR?

Şu dünyada bize nefes aldıracaklar bir şeyler lazım. Artık kötü haberleri ve olayları duymaktan boğuluyoruz.

Bazı zaman düşünüyorum, “Teknolojinin olmadığı bir dönemde yaşasaydım daha mı iyi olurdu?” diye.

Elimizin altında İnstagram ve X var. Her an, her şeyden haberimiz oluyor.

Sosyal medyalar ilk çıktığında ne sevinmiştim. Anında her şeyden haberim olacaktı. Ne gereği varsa. Neden seviniyorsam.

Sosyal medyalar çıkmadan önce haber kanallarını izlemeyi severdim.

Çünkü bir şey oldu mu hemen son dakika diye haber geçerlerdi.

Sonra her saat başı haber bültenleri olurdu.

Eğer o akşam ana haberleri izleyemediysem, bilmem gecenin kaçında haber kanallarından birinin- genelde de Ntv’nin- saat başı haberlerin açıp, günün gelişmelerinden haberdar olurdum.

Peki ya şimdi?

Saat başı haberlerini izlemiyorum bile. Çünkü gereği kalmadı. Çünkü, anlık haber, hemen elimin altında.

İstediğim an, İnstagram ve X’e girip, neler olup bitiyor öğreniyorum.

Ama bu benim moralimi bozuyor. Olmadık haberlere tanıklık ediyoruz.

Dünyaya ve insanlara, güvenimizi sorgulatacak, bu dünyada bizi yaşamaktan soğutacak hatta depresyona sokacak, bir dünya haber.

Hani Cem Yılmaz bir gösterisinde diyor ya, “Sen istiyorsun ki mesaj hemen gitsin. Hızlı olsun. Ama ne oldu? Hız, senin düşmanın oldu” diye.

İşte anlık haberlere ulaşmak da bizi manevi olarak düşüren bir düşmanımız oldu.

Ara ara sosyal medya detoksu uygulamasam da yine de sosyal medyadan kopamıyorum.

Böylece artık o tür haberlere karşı duyarsızlaşıyorum, hissizleşiyorum.

Bunun sonunda ne olur? İnsan manevi dünyasında canavarlaşır.

ABİ dizisinde Avukat Yılmaz, Doğan’a ne diyor?

Doğan’ın abisi, arabaya konan bombanın patlamasından dolayı yaralanıp, hastaneye getirilip, ameliyat olduğu sırada.

“Sonuçta bir gün hepimiz öleceğiz Doğan. Çok da büyütmemek lazım”

Bir insan bunu diyebilir mi? Evet, der.

Bu bir dizi ve Yılmaz da bir dizi karakteri ama Yılmaz gibi düşünen çok insan olduğunu düşünüyorum toplumda.

Sen ne diyorsun ve ne düşünüyorsun bu konuda?

FATİH ALTAYLI VE MAHFİ EĞİLMEZ DE BLOGGER OLMUŞ…

Google’da zaman zaman kişisel blog yazıları yazarak aratırım. Bakalım ilk sayfalarda hangi bloglar var diye.

Bir de ne göreyim.

Fatih Altaylı’nın sitesi ikinci sayfada çıkıyor. Sadece o da değil. Ekonomist Mahfi Eğilmez’in de sitesi ikinci sayfada çıkıyor.

Yani anlayacağınız Google, Fatih Altaylı ve Mahfi Eğilmez’in sitelerindeki yazıları da, kişisel blog yazıları kategorisinde değerlendirmiş ve aramalarda ikinci sayfaya yerleştirmiş.

Buradan anlayacağız şu blog arkadaşlarım: Fatih Altaylı ve Mahfi Eğilmez de blogcu olmuşlar. Onlar da blog ailesine katılmış oldular.

Bu bir gelenek halini alabilir.

Nasıl ki geleneksel medyada çalışmak istemeyen gazeteciler- Cüneyt Özdemir, Nevşin Mengü gibi- YouTube’a geçtilerse, gazetelerden ayrılıp kendi bloglarında yazmaya devam eden gazetecileri de görebiliriz.

 *Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #134    

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #136

Kişisel Blog Yazıları #126

TATİL SEVİNCİ…

Cumartesi gününden merhaba. Bugün çalışmıyorum. O yüzden motivasyonum yüksek. Üç kere oley, oley, oley.

KOCA KURT KİTABINA BAŞLADIM…

Hazır motivasyonum yüksekken yeni bir kitaba başlayayım dedim. Ahmet Say’ın, Koca Kurt kitabına başladım. 16 sayfa bitti. Kitap hakkında daha bir fikrim oluşmadı. Bi 50’inci sayfaya geleyim de.

İLBER ORTAYLI GELİBOLU’DA GÖMÜLMEK İSTİYORDU AMA…

İlber Ortaylı da gitti. Bir programda Gelibolu’da gömülmek istediğini söylemiş ama pazartesi günü İstanbul’da toprağa verilecekmiş.

İLBER ORTAYLI’NIN ARDINDAN FATİH ALTAYLI’NIN GÖZYAŞLARI…

İlber Hoca’nın vefatının ardından canlı yayına bağlanan Fatih Altaylı ağlamış. Çok normal. Çünkü Fatih Altaylı deyince benim aklıma hemen İlber Ortaylı ve Celal Şengör de gelirdi. Muhteşem üçlü diyebiliriz yani. Yılların dostluğu bu.

İNCİ TANELERİ FİNAL…

İnci Taneleri final yapmış. Normalde mayıs ayında yapacakmış. Ama reytingler o kadar kötüymüş ki hemen final yapmışlar. Demiştik kardeşim. Bir dizi için 2 sezon yeterlidir.

*Önceki yazı: Kişisel Blog Yazıları #125: İnsan, sıkılan bir varlık...   

*Sonraki yazı: Kişisel Blog Yazıları #127

Fatih Altaylı'nın boş koltuk videosuna rekor izlenme...

Fatih Altaylı tutuklanıp hapise konduktan sonra YouTube kanalında yayınlanan videosunda sadece boş koltuğu vardı. İşte o boş koltuklu video rekor izlenmeye gidiyor. Şu ana kadar 1,2 milyon kişi tarafından izlendi. Videonun adı: Fatih Altaylı yorumlayamıyor.

HİÇ KONUŞMADIĞI VE SADECE YÜRÜDÜĞÜ VİDEO…

Bu video bana Cüneyt Özdemir’in hiç konuşmadan yürüdüğü ve çok izlenen videosunu hatırlattı. Bu arada Cüneyt Özdemir demişken. Bugün YouTube kanalındaki videosunu izledim. Fatih Altaylı’nın tutuklanması hakkındaki yorumunu merak ettim.

İSMİNİ BİLDİĞİNİZ YAZARLAR DA BUNU YAŞAMIŞ…

İktidarlar tarafından hapise atılan, sürgüne gönderilen yazarları, gazeteciler, şairlerden bahsetti. Orhan Kemal, Nazım Hikmet, Can Yücel, Sabahattin Ali gibi yazarlar. Yazdıkları oyunlar, kitaplar, yazılar nedeniyle hapise atılmışlar. Bu bir kültür haline gelmiş. İktidarı eleştirdiğinde kendini hapiste buluyorsun işin özü.

Alper Gezeravcı'nın konuk olması gereken program...

Fatih Altaylı, Alper Gezeravcı’yı konuk alır mı acaba? Bence almalı. En çok da Fatih Altaylı’ya yakışır onu konuk almak.

ŞERİAT PAYLAŞIMI…

Avukat Feyza Altun, şeriat paylaşımları nedeniyle gözaltına alınmış. Bakalım bunun yankıları nasıl olacak?

YAPAY ZEKA İLE ADAY BELİRLEMEK…

CHP’de belediye başkan adayları yapay zeka ile belirleniyormuş. Ne alaka yapay zeka ile aday belirlemek. Yapay zeka gitsin video yapsın. Yapay zeka ile aday belirlemek bizim için daha uygun değil.

HARİKA VİDEOLAR YAPAN YAPAY ZEKA…

Bir önceki sözlerim sana değildi Sora. Alınma sakın. Sora yapay zekası fırtınası devam ediyor. Herkes bu yapay zeka tarafından oluşturulan videoları hayran hayran izliyor. Bakalım herkesin kullanımına ne zaman açılacak?

NE YARDAN NE SERDEN GEÇEN AZEM…

İnci Taneleri’nde Azem, ne Dilber’den vazgeçebiliyor ne de Piraye’den. Nasıl olacak bu işler Azem?

AL BİRİNİ, VUR ÖTEKİNE…

A Haber’deki iktidar yanlısı haber anlayışı nasıl iticiyse, Halk TV’deki muhalefet daha doğrusu CHP yanlısı haber anlayışı da aynı şekilde itici.

SONRASI FARKLI OLURSA İHTİMALİ CAN SIKICI…

Erzincan İliç’teki faciaya neden olan maden şirketinin ruhsatı iptal edilmiş. Bu olaylar unutulduktan sonra tekrar verilmeyeceği ne malum.

HER AKŞAMA BİR TARİH DİZİSİ HERHALDE…

TRT 1’de her hafta yeni bir tarih dizisi başlıyormuş gibi geliyor bana. En son Mehmed:Fetihler Sultanı adında bir dizi başlıyormuş. Onu gördüm. Bakalım Göktürkler ne zaman çekilecek?

HİZMET ETTİYSE ENGEL TANIMAZ AMA…

Ekrem İmamoğlu gerçekten İstanbul’a iyi işler yaptıysa, hizmet ettiyse kesinlikle sandıktan çıkar. Kimse engelleyemez. Ama ya yapmadıysa? Her şey İstanbullu seçmenin mührünün ucunda.

YAPAY ETTEN BAŞKA BİR ŞEY KONUŞMUYOR…

Bill Gates kafayı yapay ete takmış. Aga senin amacın ne? Millet yapay zekayı konuşuyor. Asıl onunla ilgilenmen lazım değil mi senin?

BENİ LİNÇ ETMEYECEKSENİZ…

Gaddar dizisini izledim biraz. Benlik bir dizi değil. Bir şey söyleyeyim mi: Bugüne kadar hiç Çağatay Ulusoy dizisi izlemedim.

HANGİSİNE ODAKLANALIM ABİ?

Haluk Tatar’ın siyasi içerikli videoları itici geliyor bana. Abi bir karar versen. Bundan sonra siyasetten mi yürüyeceksin kişisel gelişimden mi?

 

Fatih Altaylı'nın başarısı olan şey ne?

İlber Ortaylı bir yere gitmiş. “Yanında niye Celal Şengör yok?” demişler. Gerçekten de ikisi birbirinden ayrı düşünülemez oldu. Biri eksikken gözler hemen bir diğerini arıyor. Bu da Fatih Altaylı’nın başarısıdır.

CİNAYET ÇÖZMEYE BAŞLAYAMADIM BUGÜN…

Bugün, Tuna Kiremitçi’nin Mezun Cinayetleri adlı kitabına başlayacaktım başlayamadım ya. Yarına kaldı artık. Bekle beni Perihan Başkomiser.

HER HABERDE DİLAN POLAT…

Kanal D haberlerinde Dilan Polat, Fox haberlerinde Dilan Polat. Millet olarak nasıl da öğrendik bir anda bu kadının adını.

ROMAN VE MÜZİK HAKKINDA BİR RÖPORTAJ…

Tuna Kiremitçi demişken unutmadan. Oksijen TV’de Gülay Afşar’ın konuğu olmuş. Tehlikeli Şarkılar romanı ve müziği hakkında konuştular. Ben izledim. Çok güzeldi. Öneririm sizlere de.

Teke Tek Bilim sonunda başladı...

Aylardır beklediğimiz Teke Tek Bilim sonunda başladı. YouTube’a geçtikten sonra ilk yayındı bu. İlk yayında İlber Ortaylı yoktu. İlber Hoca gezmelerdeymiş. O nedenle sadece Celal Şengör vardı. İlk programda geçmişten günümüze bilim tarihi konuşuldu. Celal Hoca yaz ayına uygun şekilde siyah bir gömlek giymişti. Papyon ise takmamıştı. Eşi Oya Hanım izin vermemiş papyon takmasına. Programın başında bunun gırgırını yaptılar Fatih Altaylı ile beraber.

Oğuzhan Uğur'un dizi projesi...

Oğuzhan Uğur, Fatih Altaylı’nın YouTube kanalına konuk oldu. Bu programda Oğuzhan Uğur bir dizi projesinden bahsetti. Kendisi yazmaya başlamış ve gerisini diğer senarist arkadaşları devam ettiriyorlarmış. Bu dizinin çok ses getireceğinden emin. 5’er dakikalık olacakmış bölümler. Ama toplamda 100 bölüm olacakmış ve her gün yayınlanacakmış. Heyecanla bekliyoruz bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak?

EDA ERDEM’İN HEYKELİ DİKİLECEK…

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Filenin Sultanları’nın kaptanı Eda Erdem’in heykelinin dikileceğini açıklamış. Bence yakışır. Bunu çoktan hak etti. İnstagram ve Twitter’da sıkça paylaşılan bir fotoğrafı var. Umarım onun heykeli yapılır.

DOMBİLİ Mİ?

Galatasaray, Ndombele adında yabancı bir futbolcu transfer etti. Bu futbolcumuz birazcık kilolu gibi. Fenerbahçeli taraftarlar da hemen dalgaya aldılar bu durumu ve “Dombili” demeye başladılar. Umarım iyi bir performans sergiler de bizim de endişemizi giderir.

 

 

Teoman'ın hiç bitmeyen içindeki huzursuzluğu...

Bir önceki yazılarımdan birinde Teoman’ın, Fatih Altaylı’nın YouTube kanalına konuk olacağını ve hayata dair neler söyleyeceğini merak ettiğimi yazmıştım. O program yayınlanmış. Video resminin ortasındaki başlık şu şekilde: “İçimdeki huzurluk hiç bitmiyor” Tam da Teoman’dan beklediğim bir açıklamaydı bu. Bir şey söyleyeyim: O bitmeyen huzursuzluk galiba hepimizde var.

ARTIK STÜDYODA YAPSA RÖPORTAJLARINI…

Programla ilgili de bir not yazayım: Artık şöyle güzel bir stüdyoya geçseler ya. İki sandalye, ufak bir masa ve arka taraf perde. Hiç hoş br görüntü olmuyor. Ya da Fatih Altaylı’yı devamlı stüdyoda gördüğümüz için iki sandalye ve bir masayla onu görmek içimize sinmiyor olsa gerek. Bu söylediklerimi birileri iletse bari kendisine.

Fatih Altaylı yeni yazarlara el verecek...

Fatih Altaylı, Habetürk’ten ayrılmıştı biliyorsunuz. Ayrıldıktan sonra hiç ara vermeden hemen kendisine bir internet sitesi açtı. O sitede yazmaya başladı. Normal gazetede yazıyormuş gibi devam etti yazılarına. Zamanla sitesine Teke Tek’ten de videolar eklemeye başladı. Günlük 600-700 bin kişi giriyormuş siteye. Zamanla bu sitede başka yazarlar da olacakmış. Ama bu yazarlar genelde ismini duymadığımız yazarlar olacakmış. Yeni yazarlar. Yeni yazarları şimdiden merak etmiyor değilim. Yeni yazarların yanında yeni yeni şeyler de olacakmış sitede. Onunla ilgili detay vermedi. Muhtemelen bir haber sitesine dönecek gibi. Bu arada ağustos ayında Teke Tek YouTube kanalı açılacak. Tekrar programlara da kaldığı yerden devam edecek Fatih Altaylı.

CEM UZAN SİYASETİ BIRAKTIĞINI AÇIKLAMIŞ…

Cem Uzan siyaseti bırakmış. Belki de çok önceden bırakması gerekirdi. Böylece vatan hasreti de çekmezdi. Torun hasreti de çekmezdi. Hiç siyasete girmeseydi bu işler başına gelir miydi? Belki de hiç gelmezdi. Tabi bunu bilemeyiz. Bundan sonrası için böyle bir karar almanın daha uygun olacağını düşünmüş. Bunu zaman gösterecek? Ama bence de siyasetten çekilmesi kendisi açısından yararlı olacak. Yakın zamanda yurda da dönebilir bu sayede. Bu hasretlik son bulabilir.

KISA KISA NOTLAR…

*Cem Yılmaz, Bağkur’dan emekli olmuş.

*Ebru Şallı ise EYT’den emekli olmuş.

*Alamut Kalesi’nin son halini YouTube’da izledim. Harabeye dönmüş.

*Cem Gelinoğlu’nun Fox’taki yeni dizisi Kısmet’i izledim bi 10 dakika. Beğenmedim. Tutmayacak gibi sanki.

*Black Mirror, bir bölüm dahi olsa hiç izlemedim.

*Yedi Numara dizisinden birkaç bölüm izledim. 10’ar dakikalık. Nostalji yaptım.

*Çocuklar arasında kızamık salgını baş göstermiş. İzmir Tabip Odası ise salgının nedeni olarak düzensiz göç ve sığınmacıları göstermiş.

*İcardi bence de para için Arabistan’a gitmez. Daha o kadar yaşlı değil. Arabistan’a, futbolculuğunun son döneminde para yemeye gidilir.

*Gün gelecek de bu kara deliklerin gizemi çözülecek mi acaba?

*Whatsapp’a ekran paylaşma özelliği gelmiş. Ben denedim ama gelmemiş. Bi bana mı gelmedi arkadaş.

*Engin Akyürek’in ikinci öykü kitabı Zamansız yayınlanmış. Bu adam ne ara ilk kitabını çıkarmış. Daha benim yeni haberim oldu.

 

 

Fatih Altaylı, Teke Tek'i artık YouTube'da yapacak...

Fatih Altaylı, Habertürk’ten ayrılmıştı. YouTube’da, Teke Tek TV adında yeni bir kanal kuracakmış. Programlarına orada devam edecekmiş. Ağustos ortası gibi programların başlayabileceğini söyledi.

NEDEN SİYAH TÜKENMEZ KALEM PEKİ?

Artık günlük tutarken siyah tükenmez kalem ile yazıyorum. Mavi tükenmez kalem zaman geçtikçe silinmeye yüz tutuyor çünkü.

KARDEŞLERİM İÇİN SEZON FİNALİ ZAMANI…

Bu akşam Kardeşlerim dizisi de sezon finaline giriyor. Benim severek izlediğim bir dizi. Ama gelecek sene için bu performans devam edebilir mi, bilemedim.

SEZON FİNALİ DEDİĞİN BÖYLE OLUR…

Dün akşam Kızılcık Şerbeti dizisinin de sezon finali vardı. Gerçekten sezon finaline yakışır bir bölümdü. Son 10-15 dakikasını izledim. Ailedeki rezaletler bir bir ortalığa saçıldı.

BUNDAN SONRA MOCHA İÇMEM DERKEN…

Bundan sonra asla mocha içmeyeceğimi düşünürdüm. Ama bir yerde içtim. Çok iyiydi. “Aradığım kahve lezzeti bu” dedim.

YILLARCA EKMEĞİNİ YİYECEK..

Konuşanlar da sezon finaline girmiş. Hasan Can Kaya daha ne zamana kadar bu programı yapacak diyordum ama yıllarca bu programdan ekmek yiyecek gibi.

TEK DUYMAK İSTEDİĞİMİZ ŞEY: İSTİFA AÇIKLAMASI…

Kemal Kılıçdaroğlu hala istifa etmiyor. Etmeyecek de. Yenilgiyi, başarı gibi görüyor adam. Böyle demokratlık mı olur yahu?

UEFA BUNA NASIL ONAY VERİR?

Hadi bizimkileri geçtim de koskoca UEFA, nasıl Olimpiyat Stadında maç oynatır aklım almıyor. Hem de Şampiyonlar Ligi gibi bir ligin, final maçını.

 

 

Fatih Altaylı, adaylık için Mansur Yavaş ile görüşmüş...

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, cumhurbaşkanlığı adaylığı için Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na çağrı yapmasından sonra gözler bu iki belediye başkanına çevrildi. Şu saate kadar iki başkan olumlu veya olumsuz bir açıklama yapmadı. Yalnız Fatih Altaylı, Mansur Yavaş ile görüşmüş. Altaylı, “Yavaş’ın adaylık ihtimali sıfırın da altında” diye bir açıklama yaptı.

Fatih Altaylı, Zafer Algöz'ün yazarlığını öve öve bitiremedi...

     Fatih Altaylı, Zafer Algöz’ün yazdığı kitapları çok övdü. “Sen de yazarlık da varmış” dedi. Bu kadar övgüden sonra Zafer Algöz’ün kitaplarını alıp okumak istedim hemen.

ALEXA KAPANMIŞ…  

     Alexa.com kapanmış. Alexa üzerinden bloğumun Türkiye’de ve dünyada, siteler arasında kaçıncı sırada olduğunu kontrol ediyordum.

OKAN BAYÜLGEN İLE CEM YILMAZ’IN ORTAK YANI…

     Cem Yılmaz da Okan Bayülgen gibi. Konuşmaya bir başladığı zaman yanındakiler konuşamıyor. Çünkü konuştukça konuşuyor. Programa gelen diğer konuklar ise süs gibi kalıyorlar yanında.

KARDEŞLERİM DİZİSİ DAMARDAN ANLATIYOR FAKİRLİĞİ…

     Kardeşlerim dizisi izlenmeyi hak ediyor gerçekten. Diziyi izlerken, yoksulluğu, fakirliği hissediyorsunuz resmen. Öyle çok sahneler var ki bu duyguyu hissedebileceğiniz. Hayat çok zor gerçekten.

    

 

Cübbeli Ahmet, Fatih Altay'sız güzel olmuyor...

      Cübbeli Ahmet Hoca, dün akşam CnnTürk’te, Tarafsız Bölge programına konuk olmuş. Biraz izledim.

     Döviz korumalı mevduat hesabı ile ilgili konuşmaya başladılar önce.

     Gündemdeki konu o tabi. “Haramdır, değildir” tartışması çok yapılmıştı hatırlarsanız.

     Programı izlerken şunu düşündüm: “Bu programların hiç biri, yıllar önceki Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı’yla beraber yaptıkları programlar gibi güzel olmuyor.”

     Bu nedenle programları eskisi gibi ilgimi çekmiyor.

     Nerede Habertürk’teki efsane olmuş o programlar.

KORONA PATLAMIŞ, BİZE NE?

   Dünyada koronavirüs vakaları patlamış. Ülkemizde de patlıyor.

     Ama artık son dakika haberi olarak bile verilmiyor açıklanan vaka sayıları.

     Ünlülerden herkes bir bir pozitif olduklarını açıklıyorlar. Mesela Hazal Kaya, mesela Galatasaray’lı futbolcu Taylan, mesela Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu.

     Ama bizimkilerde hiçbir aksiyon yok. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorlar.

     “Ne olursa olsun artık. Saldım çayıra mevlam kayıra” diyorlar gibi.

YÖNETMEN VE SENARİSTİ BİLMEMEK…

     Okuduğum kitapların yazarını, adını falan kaydederim.

     Ama aynısını izlediğim filmlerde yapma alışkanlığını bir türlü kazanamadım.

     Filmi izler geçerim. Ama yönetmeni kimdir, senaristi kimdir, hiç bakmam.

     Az önce Kim Milyoner Olmak İster’de, Zindan Adası filminin yönetmenini sordular mesela. Bilemedim.

     “Ulan Cem. Bu filmi izlemiştin. Senaristine, yönetmenine falan baksaydın, şimdi bilecektin bu soruyu” dedim.

     Bu arada filmin yönetmeni Martin Scorsese’ymiş. Yönettiği filmlere de baktım da. Bir dünya film çekmiş adam.

Fatih Altaylı'dan özgür basın isteyenlere...




     Fatih Altaylı, “Özgür basın için finanse edilmeliyiz” dedi. “Nasıl yani? Biz nasıl finanse edeceğiz ki?” dedim. Konuşmasının devamında bu konuya açıklık getirdi. “Eğer 200 bin kişi 5 liradan çıkaracağım gazeteyi devamlı alırsa sorun olmaz. Özgür basın olur. Ama hem 25 kuruş olsun hem de özgür basın olsun derseniz olmaz” dedi. 

Fatih Altaylı

Foto kaynak: haberler.com
     Sizce de haklı değil mi? Eğer okuyucu gazetenin tüm giderlerini karşılayabiliyorsa o gazete reklam anlaşmalarına ihtiyaç duyar mı? Bilmem kimlere muhtaç olur mu? Yanlı yazmak durumunda kalır mı? Bunu bir düşünelim. Aslında bu denenmeli. Okura bu açık açık anlatılmalı. Eğer okur o gazeteyi çıkaranlara güveniyorsa bence o 5 lirayı verir.

Fatih Altaylı: "İki ustam var ise biri Hıncal Uluç'tur"


     Fatih Altaylı, dün yayınlanan, “Nahit Abi” başlıklı yazısında (14.09.2019)  gazetecilik hayatındaki iki ustasından bahsetti. “İki ustam var ise biri Hıncal Uluç’tu, diğeri Nahit Duru” diye yazdı. Hıncal Uluç’u usta olarak konumlandırdığını bilmiyordum kendi hayatında. Hem Fatih Altaylı’yı hem de Hıncal Uluç’u severim. İkisinin böyle büyük bir ortak noktası olduğunu öğrendiğime çok sevindim. 

Hıncal Uluç

     Diğer bahsettiği kişi Nahit Duru. Kendisini bende tanımıyorum. Geçmişini incelediğimde Güneş gazetesinde genel yayın yönetmenliği yapmış olduğunu okudum. 1994’te ise Best FM’de genel koordinatörlük yapmış. En son olarak da ABC gazetesinin Ankara Temsilciliğini ve Tele 1 televizyonunda yayın kurulu üyeliği yapıyormuş. Fatih Altaylı’nın bahsettiğim yazısını ise buradan okuyabilirsiniz.

Foto kaynak: medyanin50tonu.com