sabahattin ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabahattin ali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sabahattin Ali'nin okuyup da çok beğendiğim hikayesi...

*Sabahattin Ali’nin, Katil Osman adındaki hikayesini okudum. Çok beğendim.

*Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmasına hala sıcak bakmıyor.

*Kedilerin kendi kuyruklarıyla oynamasını izlemek rahatlatıyor insanı.

*Bizimkiler bi yoğurtlu ıspanak yapmışlar. Çok güzel yapmışlar. Yoğurtlu ıspanağı bu kadar iştahla yediğimi hatırlamıyorum.

*Dolar, 16’yı zorluyor.

*Atatürk Havalimanı’nın yıkılması ile ilgili tartışmalar var siyasette.

*Cübbeli Ahmet Hoca’nın, Okan Bayülgen’e konuk olduğu programdan birkaç parça izledim YouTube’da.

*Bebar Bilim’in YouTube kanalında fiziğin hala cevaplayamadığı 7 büyük soruyu izledim.

*Bir işin her detayına hakim olan insanlara hayranım.

*Bazı videoların başında, “Hassas insanların izlemesi için uygun değildir” yazmasına hayranım. Çünkü ben hassas bir insanım. Böyle bir yazı gördüğümde o videoyu hemen geçiyorum.

Kürk Mantolu Madonna'nın hep en çok satan kitap olmasıyla ilgili aklıma takılan soru...

     Ahmet Hakan, Türkiye’de en çok okunan 8 kitabı yazmış. Kürk Mantolu Madonna ilk sırada, her zaman olduğu gibi. Artık bir gelenek halini aldı ilk sırada olması. Ama bu ilk sırada olmasıyla ilgili bir soru işareti var kafamda. Bu kitap, hep ilk sırada olması nedeniyle mi alınıyor, popüler diye, yoksa gerçekten kitap mı beğeniliyor?

EN ÇOK SATAN 8 KİTAP…

     Merak edenleriniz olacaktır. “Sıralamadaki diğer 7 kitap neydi?” diye. Bu sese kulak verip hemen onları da not düşüyorum.

1-Kürk Mantolu Madonna/ Sabahattin Ali

2-Küçük Prens/ Antoine de Saint-Exupery

3-Satranç/ Stefan Zweig

4-Dönüşüm/ Franz Kafka

5-Şeker Portakalı/ Jose Mauro de Vasconcelos

6-Simyacı/ Paulo Coelho

7-Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu/ Stefan Zweig

8-Uçurtma Avcısı/ Khaled Hosseini

COVİD HAPI 700 DOLARMIŞ…

     Amerika’da covid hapı üretilmiş. 700 dolarmış. Şu an bizim kurdan ne kadara denk geliyor onu hesaplama zahmetine bile girmedim.

20 DOLARA DA BİTCOİN ALINABİLİYORMUŞ…

     Bitcoin alabilmek için çok büyük paralara ihtiyaç olduğunu sanıyordum. Ama 20 Dolar’lık bile alınabiliyormuş. 20 Dolar şu andaki kurdan 177 lira yapıyor. Dolar kuru şu an için 8,86 gözüküyor. Anlık alım/satım da olabiliyormuş. Ufaktan girsem mi Bitcoin piyasasına diyorum. Ortalığı dağıtmaya geliyorum Bitcoin. Hazırlıklı ol.

1000 YENİ MARKETLE FİYATLAR DÜŞER Mİ?

     İktidar, fahiş fiyatlarla mücadele için 1000 yeni market açılacağını duyurmuş. Bu bana zamanında patatesler için açılmış olan tanzim satışları hatırlattı. Hakikaten ne oldu patatesin uçan fiyatları? Tanzim satışlar işe yaradı mı? O zaman bu 1000 yeni market de işe yarayacak mı?

SİZ DE PLUVİOFİL MİSİNİZ?

     Pluviofil kelimesini daha önce duydunuz mu? Ben duymamıştım. Ahmet Hakan’ın yazısında okudum. Yağmur seven anlamına geliyormuş. Evet, ben de yağmur severim. Ama dışarıda olup ıslanmamak kaydıyla. Evde olup camdan yağmur izlemek gibisi yok. Hele çatıya vuran yağmur damlalarının sesi ayrı bir huzurdur benim için.

BOJİ, MASKE DE TAKAR…     

     Boji adlı köpeğimiz İstanbul’da dolaşmadık yer bırakmadı. Metroyla, otobüsle köşe bucak geziyor. Metrodayken röportaj yapılıyor bir amcayla. “Gezmesi güzel ama maskesi yok” diyor. Bu gidişle maske de takar Boji.

BOJİ’NİN UYGULAMASINI YAPIN…

     Mikroçip takılmış Boji’ye ve takip edilmiş. Bir günde 29 durak gezmiş. Yapın bir uygulama. Anlık nerede olduğunu gösteren. 24 saat içinde Google Play ve Apple Store’den en fazla indirilen uygulamalar arasına girer.

CANER TASLAMAN, BAŞAK KABLAN’LA EVRİM, REENKARNASYON VE İSLAM ÜZERİNE KONUŞTU…

     Başak Kablan’ın, Yüzleşme bölümündeki bu sefer ki konuğu Caner Taslaman’dı. Deizm üzerine, veganlık üzerine, ruhun evrimi ve reenkarnasyon üzerine konuştular. Bazı sorulara dolu dolu cevaplar verirken, bazılarına üstünkörü cevaplar verdi Caner Taslaman. Oralarda da daha fazla deşmedi soruları Başak Kablan. Ama iyi bir sohbetti. Boş vaktiniz olduğunda ve bu konulara ilginiz de varsa izlemenizi öneririm.

ZEKİ MÜREN’İ OYNAMASI İÇİN TEKLİF GÖTÜRÜLEN İSİM, HİÇ AKLIMA GELMEYEN BİRİ ÇIKTI…

     Zeki Müren’in filmi çekilecekmiş. Bilin bakalım kim çekecekmiş. Yine Mustafa Uslu. Kendisini severdim ama Neşet Ertaş’ın ailesi ile yaşadığı,” Filmi çekerim”, “Hayır çekemezsin” tartışmaları nedeniyle kendisine antipati duymaya başladım. Bunu bir kenara not düştükten sonra devam edeyim. Başrolde sürpriz bir isim düşünüyormuş. Kırk yıl düşünseniz aklınıza gelmez. Çünkü benim de aklıma gelmemişti. Tarkan’ı düşünüyormuş. Tarkan da, “Olur” demiş ama şart koşmuş. Bir yıl eğitim aldıktan sonra filme başlayacakmış. İddia bu tabi. Tarkan ve oyunculuk nasıl olur bilemedim.

İçimizdeki Şeytan kitap yorumu...


     İçimizdeki Şeytan kitap yorumu ile sizlerleyim. Kitabı sonunda bitirdim. Uzun zamandır Sabahattin Ali’nin okumak istediğim kitaplarından biriydi. Romanımızın kahramanları Macide ve Ömer. Kitabın ilerleyen sayfalarında Bedri’de dahil olacak bu karakterlere.

     Macide, İstanbul’da akrabalarının yanında kalmaktadır. Yaşanan bir tartışmadan sonra artık evde istenmediğini anlar. Bavulunu alıp kimseye haber vermeden evden çıkar. Peki nereye gidecektir?

     Daha kısa süre önce tanıdığı ve hoşlandığı Ömer onun bu şekilde bir karar alacağını tahmin ettiğinden onu beklemiştir. Beraberce Ömer’in kaldığı pansiyona giderler. Şimdi bu iki genç ne yapacaktır? Evlenecekler mi? Nasıl geçinecekler? Peki Bedri romana nasıl dahil olacaktır? Bende bu soruların cevaplarını merak ederek okudum. İçimizdeki Şeytan kitap yorumu bu şekildeydi.

İçimizdeki Şeytan kitap yorumu

ELEKTRİK YOKKEN YAPILACAK ŞEY: KİTAP OKUMAK…
     Saat 10:00 gibi uyandım. Bizimkiler saat 13:00 kadar elektriklerin kesik olacağını söylediler. Kahvaltı yaptım. Sonra öylece kaldım. Elektrikler olmadığı için internet de yok. Telefondan girsem zaten internet paketi bitti bitecek. 

     Fırsat bu fırsat deyip İçimizdeki Şeytan kitabını bitirdim. İnternet her şeyim olmuş. Blog yazılarını okusam internet yok. Youtube kanallarına baksam internet yok. Takip ettiğim köşe yazılarını okusam yine internet yok. E iyi ki kitaplar var.

YENİ HAFTAYA HİÇ MECALİM YOK…
     Yarın yeni bir hafta başlıyor. Yeni hafta demek yine iş demek. Yine koşturmaca demek. Ama şu an kendimi yorgun hissediyorum. Yeni bir haftaya hiç mecalim yok. Bazen şu hayatta çok yorulduğumu hissediyorum. 

     Sanki yaşayabileceğim her şeyi yaşamışım gibi. Sanki bir level daha atlamam lazım. Ruhum huzursuz gibi. Ruhumu huzura erdirecek başka şeyler yapmalıyım. Ama ne?

SAÇMA SALAK RÖPORTAJLAR…
     Bazen haber bültenleri bazen de sosyal medyada rastlarsınız bu tip saçma salak röportajlara. Akılları sıra milletin kültürsüzlüğünü onlarla alay ederek ortaya çıkarırlar. Evet, milletimiz kültürsüz olabilir. Bir çok şeyi bilmiyor olabilir. 

     Hatta bilinmesi gereken en basit şeyleri bile bilemeyebilir. O bizim ülke olarak sorunumuz zaten. Ama bu durum kimseye o insanlarla alay etme hakkı vermez. Biraz insanınıza saygınız olsun. Daha ne diyeyim ben.

Foto kaynak: https://unsplash.com/photos/lTzdOz78wW0

Sabahattin Ali, iyi ki doğdun...

Bugün Sabahattin Ali’nin 111’inci doğum günüymüş. Böyle büyük bir yazarın doğum gününde bir şeyler yazmadan olmazdı. Ben kendisinin bugüne kadar sadece 2 kitabını okudum. Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna. Şimdi ise okumak istediğim bir diğer kitabı ise İçimizdeki Şeytan kitabı. Bir tane edebiyat sitesinde o kitaptan birkaç sayfasını okumuştum. Çok hoşuma gitmişti o birkaç sayfası.

Sabahattin Ali

     Sabahattin Ali bu toplumun içinden biri. Bunu kitaplarındaki diyaloglarından çok iyi anlayabiliyorsunuz. Tıpkı çok sevdiğim diğer bir yazar olan Orhan Kemal gibi. Eğer benim roman yazabilme özelliğim olsaydı tıpkı bu iki yazarımız gibi yazmak isterdim. Devamlı bu iki yazar üstüne çalışırdım. Sabahattin Ali iyi ki doğdun. İyi ki bu unutulmayacak eserleri hayatımıza kattın.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/yellow-and-red-heart-knot-on-black-labeled-book-220314/

Kürk Mantolu Madonna...

Kürk Mantolu Madonna

     Kürk Mantolu Madonna, çok uzun zamandan beri okumak istediğim bir kitaptı. Sonunda bu kitabı bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Şunu söyleyebilirim: Bu kitap, o kadar çok bahsedilmeyi ve o kadar çok satılmayı hak ediyor. Tabi bu benim görüşüm. Beğenmeyenler de olabilir. Kitapta bir aşk hikayesi anlatılıyor. Bizim Raif ile Alman Maria Puder arasındaki aşkı. Kitap, yarı bizden yarı Avrupai gibi. Bu kitaptan sonra Sabahattin Ali’nin ne kadar kitabı varsa okumak istedim. Yurt dışında da çok ilgi görürse şaşırmam. Belki de görüyordur, benim haberim yoktur. İlk başlarda çok ağır ilerliyor.”Bu mu çok okunmuş kitap” diyor insan. Ama sonra bir açılıyor ki. Tutabilene aşk olsun. Son sayfalarını büyük bir heyecanla okudum. Kürk Mantolu Madonna ile çok güzel bir üç gün geçirdim.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/blanket-bloom-blooming-blossom-545049/

Sabahattin Ali, Aldırma Gönül'ü nerede yazmıştır?

                                              ONUNCU YIL HATRINA
     Aldırma Gönül şarkısının, Sabahattin Ali’nin olduğunu biliyor muydunuz? Aldırma Gönül şarkısını, Sinop cezaevinde yazmıştır. Tabi şarkı olarak değil, şiir olarak. Şiirin adı: Hapishane-5. Müziği ise Kerem Güney’e ait. Sinop cezaevinden önce Konya cezaevinde yatmış. 29 Ekim 1933’de hapisten çıkmış. 1933, Cumhuriyetin onuncu yılı. Onuncu yılı kapsamında af çıkarılmış. Oda afdan yararlanıp çıkmış. Bu arada cezaevine 1932 yılında girmiş. Biliyorsunuzdur, Aldırma Gönül şarkısını Edip Akbayram söylüyor. Hem de ne harika söylüyor.
                                                ÖYKÜ DE YAZMIŞTIR
     Aldırma Gönül şarkısını ilk Hababam Sınıfı’nın bir sahnesinde duymuştum. Bu şarkıyı duyunca hemen Hababam Sınıfı’nın o sahnesi gelir aklıma. Bu şiirinin dışında Duvar adlı bir de öykü yazmıştır Sinop Cezaevinde. Sinop cezaevinde kalan tek edebiyatçı Sabahattin Ali değil. Refik Halit Karay’da kalmış orda, Ahmet Bedevi Kuran’da, Kerim Korcan’da. Hemen şunu da belirteyim: Refik Halit Karay, ünlü Memleket Hikayeleri kitabındaki Şaka öyküsünü burada yazmış.

Sabahattin Ali, Aldırma Gönül, Sinop cezaevi, okuduklarım
                                   

                                              KİMİ İSTERSEN BURADA
     Sinop cezaevinde daha kimler kimler kalmamış ki. Ahmet Arif’ten Deniz Gezmiş’e, Kemal Tahir’den Uğur Mumcu’ya, Yılmaz Güney’den Eşber Yağmurdereli’ye kadar. Sinop cezaevi 1980 darbesinden sonra, siyasi tutukluların kaldığı bir cezaevi oldu. Sonra Ferhan Şensoy’un Pardon filmi burada çekildi. Bu filmin ardından Parmaklıklar Ardında dizisine mekan oldu. Böyle olunca da ilgi alaka artmış. Popüler olmuş. Geleni gideni artmış. Bakmışlar olacak gibi değil. Burasını müze yapma karar almışlar.
                                              İLHAM VEREN DALGALAR
     Sinop cezaevi tam denizin kıyısında. Aslında bir kale orası. Ta 1568 yılında cezaevi olarak kullanılmasına karar verilmiş. O günden sonra da hep mahkumların hayatlarına tanıklık etmiş. Sabahattin Ali, kaldığı hücreden kıyıya çarpan dalgaların sesini duyar. Ve bu sesini duyduğu dalgalar ona, unutulmaz bir şarkı olacak Aldırma Gönül şiirinin yazılması için esin kaynağı olur. “Dışarda azgın dalgalar/ Gelir duvarları yalar/ Seni bu sesler oyalar” dizesinin kaynağı, işte bu hapishane kıyısına çarpan dalgalardır. Gelen turistler, en çok Sabahattin Ali’nin Aldırma Gönül dizelerini yazdığı hücreyi merak ediyorlarmış. Bende olsam, o hücreyi görmek isterdim tabi.

Foto kaynak: https://www.pexels.com/photo/man-person-fog-mist-3180/
     

Sabahattin Ali'nin, elinden düşürmediği kitaplar...

     En çok okunan kitaplar sıralamasında hep onu görüyoruz. Kürk Mantolu Madonna kitabı ile Sabahattin Ali’yi. Peki Sabahattin Ali kimleri okurdu? O kimlerden feyz alırdı? Kendisi 1935 yılında açıklamış. Ama bu söylediği kitaplar bir kere okuyup geçtiği kitaplar değil. Devamlı okuduğu kitapları sıralamış. Yücel dergisinde yazmış bu devamlı okuduğu kitapları. 19’uncu sayısında. İlk sırada Dostoyevski’den Budala var. Ben şahsen Budala’yı okumadım. Gelelim ikinci kitaba. Yazarı Şolohov. Bu ismi daha önce duymamıştım. Kitabının ismi: Ve Durgun Akardı Don. Üçüncü sırada da adını ilk defa duyduğum bir yazar var: Andre Malraux. Kitabının ismi: İnsanlık Durumu. Dördüncü sırada ismini çoğumuzun duyduğu Gorki var. Klim Samgin’in Yaşamı kitabı ile. Beşinci ve son sırada bir Türk şairimiz var: Nazım Hikmet. Taranta Babu’ya Mektuplar kitabını birkaç kere duyduğumu hatırlıyorum. Bu kitaplardan Budala ve Taranta Babu’ya Mektuplar’ı ilk etapta okumak isterim.  

sabahattin ali, kitap, güncel

Yılbaşı akşamlarının sıkıcı şarkı programları...

     Model grubundan Fatma Turgut ayrılmış. Peki neden abi? Bu Model grubunun dağılacağı, hiç aklıma gelmezdi. Bizim ülkede nedense bu grup işleri yürümüyor. Hem de hiç beklemediğim kişiden, grubun solisti Fatma Turgut ayrılmış. Onun da muhakkak, kendine göre bir açıklaması vardır. Ama daha neden ayrıldığına dair, bir açıklamasını okumadım. Bir zamanlar da Hepsi grubu vardı. Yaptıkları şarkılarla büyük ses getirmişlerdi. Sonra onlardan da, sarışın kız ayrıldı ilk. Sonra, Hepsi grubu öldü mü, kaldı mı, belli değil. Bildiğim kadarıyla Fatma, bu gruptaki arkadaşlarıyla yola çıkmıştı. Hatta bir ara Beyaz Show’a konuk olmuşlardı. O zaman sorulmuştu, “Grubun ismi niye Model?” diye. Fatma da, “Bize kimse yardımcı olmadı. Azim ettik, buralara geldik. Bizim gibi olanlara, model olması amacıyla, grubun adını Model yaptık” demişti. Şimdi bunu söyleyen kız, ne oldu da gruptan ayrıldı ki? Bu arada Fatma gitti diye, grubu dağıtmamışlar. Twitter’dan paylaşım yapmışlar, grubun diğer kalanları, “Fatma gitti ama grup dağılmadı, ama ne yapacağımızı bilmiyoruz” demişler. 
model grubu, fatma turgut, yılbaşı gecesi, d&r, sabahattin ali, güncel
                                                           BİRAZ ORJİNAL OLUN ARTIK
     Yılbaşı geceleri bir şarkıcı çıkartıp şarkı söyletiyorlar. Eee, alın size yılbaşı eğlencesi. Ya bırakın artık bu sıkıcı, klasik yayın formatından. Star’da öyle yapmış. Yılbaşı gecesi saat 23:00’e Tarkan’ı koymuşlar. Aga, şimdi yılbaşı gecesi Tarkan’ı izlemenin ne özelliği var ki? Şimdi eğlence bu mu yani? Yahu istediğim zaman klibini, cartunu-curtunu izlerim. İnternet denen bi dünya var ya. Yani Tarkan’ı izlemek, bir ayrıcalık mı kardeşim? Ya ne bileyim, ya adam gibi bir film koyarsın, ya da yarışma. Gerçi son yıllarda yarışma programları popüler yılbaşı akşamları. Ve birkaç tane de dizi. O dizi de Arka Sokaklar. Genelde yılbaşı akşamları Arka Sokaklar, sonra Beyaz Show olur. Siz ne yaparsınız yılbaşı akşamları? Ne izlersiniz, ne yaparsınız? Bu sene ben yine ptt. Yani pijama, terlik ve televizyon.
                                                          YİNE VE YİNE SABAHATTİN ALİ
     D&R 2016 yılında en çok hangi kitapları okumuşuz, onun listesini yayınlamış. Birincilik beni şaşırttı. Birinci sırada, Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın’ı var. Çıktığında konuşulmuştu ama, bu kadar satış yaptığını bilmiyordum. Ha, ben okudum mu? Okumadım. İkinci sırada, Havva’nın Üç Kızı var, Elif Şafak’ın. Onu da okumadım. Kardeşim, bu listeye de Sabahattin Ali damgasını vurmuş. Üçüncü sırada Kürk Mantolu Madonna, beşinci sırada ise, İçimizdeki Şeytan kitabı var. Dördüncü sırada yabancı bir kitap var. Hayvanlardan Tanrılara- Sapiens. Yazarı: Yuval Noah Harari. Bu kitabı duymuştum. Valla burada sevindirici olan ilk beşte, dört kitabın yerli kitap olması. 

Sabahattin Ali'nin karşılıksız aşk mektupları açık arttırmada...

     Sabahattin Ali deyince, sizin aklınıza ne geliyor? Hepinizin hep bir ağızdan, “Kürk Mantolu Madonna” dediğinizi duyar gibiyim. Edebiyatseverler, zaten bilirler bu romanı. Ama son dönemde bu roman, o daracık edebiyat çevresinden çıkıp, popüler kültürün tam da ortasında yer buldu kendine. Artık edebiyatla uzaktan yakından hiç ilgisi olmayanların bile, Sabahattin Ali ve Kürk Mantolu Madonna hakkında bilgisi var. Bu durum biz edebiyatseverler açısından sevindirici. Bir kişi bile, bu popülerlik nedeniyle bu kitabı alıp okusa, kardır. Ama öte yandan, bu popülerliğin nedeninin cahillik olduğunu görünce de, insanın içinin burkulmaması mümkün değil. Biz mi ülke olarak çok cahiliz, yoksa bu cahiller köşe başlarını tuttukları için mi sesleri çok çıkıyor? Yorum sizin.
sabahattin ali, kürk mantolu madonna, nahid fıratlı, güncel
Şairler de karşılıksız aşk yaşarlar
                                               AŞK MEKTUPLARI SATIŞTA
     Sabahattin Ali, bu sefer aşk mektuplarıyla gündemde. Yarın, yani Pazar günü, Nahid Fıratlı için yazdığı bu aşk mektupları açık artırmaya çıkacak. İstanbul Müzayede yapacak bu açık arttırmayı. Satışa sunulacaklar arasında, aşk mektuplarının yanında, kendi el yazısıyla yazdığı Melankoli şiiri de yer alacak. Peki, Nahid Fıratlı ismini hiç duymuş muydunuz? Nahid Fıratlı, bir çok edebiyatçının aşık olduğu kadın olarak bilinir, edebiyat çevrelerinde. Ünlü edebiyatçılar arasında kimler kimler yok ki. En başta benim gözüme çarpan, en sevdiğim iki şairden biri olan, Orhan Veli Kanık. Bu kadar edebiyatçı arasından da Orhan Veli’yi seçmiş Nahid Fıratlı.
                                          KARŞILIKSIZ AŞKIN MEKTUPLARI
     Bu ilişkileri bir resmiyet kazanmamış tabi. Diğer edebiyatçılara da göz atarsak; Cemal Süreya’yı görüyoruz mesela. Sevdiğim başka bir şair, Cahit Sıtkı Tarancı’da gönlünü kaptıranlar arasında. Ve bir başka usta şair, Turgut Uyar. Son olarak da Ece Ayhan. Sabahattin Ali ile Nahid Fırat arasında yaşanan bir olayı naklederek, yazımızı sonlandıralım isterseniz. Sabahattin Ali, mektupları yazar ve Nahid Fırat’a gönderir. Nahid Fırat, mektupları açma gereği bile duymaz ve mektupları iade eder. Geri gelen mektuplarda Nahid Fırat’ın imzasını görür ve “İmzanı gördüm, çıldırıyorum” der. Sonuç olarak Sabahattin Ali aşkına bir karşılık alamaz. İşte o mektuplar, yarın açık artırmaya çıkıyor. 


Sabahattin Ali nasıl bir ruh haline sahipti?

Sabahattin Ali
      
     Yazarların kendilerini tanımlamalarına, anlatmalarına, içinde bulundukları ruh hallerini paylaştıkları yazılara, her zaman önem vermişimdir. Anlattığım duruma uyan bir yazıyı okudum bugün. Sabahattin Ali’nin. Kendini, “Kararsız bir ruh” olarak tanımlıyor. Ve bu ruh halinden, hiçbir zaman kurtulamayacağını dile getiriyor hemen ardından. Huzuru bulamamaktan şikayetçi. Huzurlu olabilmek adına yerler değiştirdiğini dile getiriliyor. Ama bu durum ilaç olacağı yerde, huzursuzluğunu daha da katlamış. Sabahattin Ali, içinde kopan bu fırtınaları dışarı yansıtmaz hiçbir zaman. Yine kendisinin anlattığına göre onu ağlarken, kaşlarını çatarken gören yoktur ve olmayacaktır da. Herkesle gülerek konuşacağını söyler. Herkesin kendisini hatırladığında gülümseyen bir Sabahattin Ali hatırlayacaklarını söyler. Ama tüm bu yaşadıklarına rağmen kim umutsuzlağa düşerse ona cesaret verici sözler söylemekten, yüreklendirmekten geri kalmayacağını da dile getirir. Sabahattin Ali’nin bu portresi için sizler neler düşünüyorsunuz?

Foto kaynak:Pixabay.com


Blog linki:yasamdanyazilar.blogspot.com