Kayıtlar

Ağustos, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sessizliği sevmek...

Resim
İÇİMDEN HİÇ BİR ŞEY YAPMAK GELMEDİ…           Hiçbir şey yapmak istemedim bugün. Ne birkaç sayfa kitap okumak ne de yeni bir diziye başlamak.      Öylesine boş boş oturmak. Boşa zaman geçirmek. Bazen böyle oluyorum. SESSİZLİĞİ SEVİYORUM…      Eğer çağrı merkezinde çalışıyorsanız sessizliği çok seversiniz.      Çünkü çağrı merkezinde kendinizi bir arı kovanının içinde hissedersiniz.      Müşterilerin dışında arkadaşlarınızın da konuşmaları sizi etkiler. Ve ayrıca o yoğun ses de yorar sizi.      Akşam eve gelip sessiz bir ortama kavuştuğunuzda, “Dünya varmış” dersiniz.      O sessizliğin yudum yudum tadını çıkarırsınız. O yüzden sessizliği seviyorum.      Sessizliği dinlerken huzur doluyorum.

Serdar Tuncer kitabıyla çıka geldi...

Resim
KİTABI DA MI VARMIŞ…        Serdar Tuncer kitabıyla geldi Tuğba bugün işe. Kitabı olduğunu bilmiyordum.      “Ramazanda yaptığı programlardan tanıyorum kendisini” dedim.      Meğerse Düzce’ye iki defa gelmiş. Ve her ikisine de gitmiş Tuğba.      “Çok güzel şiir okuyor” diyor. Ben şiir okumasını bilmem. Ramazan ayındaki güzel sohbetleri ve anlattığı hikayeleri bilirim. İPHONE’DA YAZILIM GÜNCELLEMESİ İÇİN NİYE BİLDİRİM GELMİYOR?      Bildirim gelmesi için bir yerleri aktif hale getirmem mi gerekiyor yoksa?      Bu akşam baktım yine güncelleme gelmiş mi diye. Evet, gelmiş.      12.4.1 güncellemesi. Böyle ara ara kontrol etmem gerekiyor.      Yazılım güncellemesi geldiğinde haberim nasıl olur? Bildirim nasıl gelir yeni bir yazılım güncellemeniz var diye?

Tatil hesaplaması yapan çalışan...

NE ÇOK TATİLİMİZ VAR AMA…      Hepimiz Cuma gününü bekliyoruz. Yani 30 Ağustos’u. Tatil ya. O yüzden bugün ayrı bir motive gideceğim işe.      Tatilden konuşurken bir yılda yaptığımız genel tatiller üzerine konuştuk.      Neredeyse ayda bir tatil yapıyoruz. Arkadaşlardan biri bakmış tatil günlerine.      Hepsi de hafta içine denk geliyormuş. Bir çalışan daha ne ister ki? ALINGANIZ HEPİMİZ…      Bazen arkadaşlarımızın söylediklerinden alınabiliyoruz. Sırf bu yüzden özürler havada uçuşuyor bizde.      Ama dışarıdan baksanız böyle bir duruma ihtimal vermezsiniz.      Genelde gırgır şamata döner bizde, “Bu kadar gırgır şamatanın olduğu yerde yanlış anlamalara yer yok” dersiniz.      Ama öyle olmuyor. Haftada bir, “Beni yanlış anladın. Öyle söylemek istemedim.      Seni kırdıysam özür dilerim” muhabbeti yaşanıyor.

Kısa blog yazıları daha fazla okunuyor galiba...

GÜLDÜR GÜLDÜR SHOW DA OLMASA…      Televizyonda akşamları bir şey olmayınca imdada Güldür Güldür Show yetişiyor.      Neredeyse her akşam Show tv yayınlıyor. Güzel vakit geçiriyor insan. KISA BLOG YAZILARI DAHA FAZLA MI OKUNUYOR?      Uzun yazdığım blog yazılarının okunma oranları kısa yazılan yazılara göre gerilerde kalıyor.      Kimsenin uzun yazıları okumaya ayıracak vakti yok. Her şeyde olduğu gibi yazılarda da hemen okunup bitsin isteniyor. SES GETİREN KÖŞE YAZILARINI SEVİYORUM…      Yazı ses getirici olacak diye de saçmalamaya karşıyım tabi ki. Savunduğun şeyin de alt yapısı olacak.      Mesela Hıncal Uluç, Fatih Terim’e istifa et dedi. Sosyal medyada çok konuşuldu bu.      Böyle keskin fikirleri seviyorum nedense. Sadece futbolda değil. Hayatın her alanında.

İş yerindeki kara kedi...

     Habertürk’te kadınlar, kadın cinayetlerini konuşuyorlardı. Boşa konuşuyorlar. Bir şey değişmeyecek. Konuşmaktan daha ilerisi lazım bize.      İcraat lazım. Belki de bu cinayetleri çözmek için anneleri eğitmeliyiz. Erkek evlatlarını nasıl yetiştirecekleri konusunda. İŞ YERİNDEKİ KARA KEDİ      İlk zamanlar hiç yanımıza yanaşmazdı. Meryem ona mama getire getire bize alıştı.      Artık devamlı ayaklarımıza dolanıyor. Devamlı miyavlıyor. Miyavlaması ihtiyacından dolayı değil gibi.      Sanki sevilmek isteme miyavlaması. Şımarma miyavlaması. SİZİ BAŞKASININ ÖVMESİ      Nedense biri beni övdüğünde utanıyorum. Seviyorum bu huyumu.      Yaptığım güzel şeyleri benim değil de başkasının söylemesi gurur verici. AKŞAM 17:00’DEN SONRA ŞARJIM BİTİYOR      Telefonun değil benim şarjım. Akşam 19:00’da çıkıyoruz işten. 17:00’den sonra bir yorgunluk baş gösteriyor bende.      Bunda her akşam 00:00’dan aşağıya yatmamamın da payı var tabi.

Zeynep Bastık'ı fark etmekte geç kalmışsın Ahmet Hakan...

Resim
     Ahmet Hakan bugünkü yazısında Zeynep Bastık ve onu popüler hale getiren şarkısı Felaket’ ten bahsetmiş.      Yazıyı okuyunca, “Sen çok geç kalmışsın” dedim.      Ben bu şarkı ile ilgili yazımı 17 Haziran’da yazmıştım. Bu arada küçük bir bilgi de vereyim. Belki bilmeyenleriniz olabilir.      Felaket şarkısı Zeynep Bastık’a ait değil. Şarkısın asıl sahibi rapçi Ezhel.      Youtube üzerinden böyle cover şarkıları dinlemeye başladığınızda ardı arkası gelmiyor.      Zeynep Bastık gibi sesi çok güzel ve Youtube kanalı olan bir çok şarkı söyleyenler var.      Ama bunların arasından sıyrılmayı Zeynep başarmış.      Peki bu durum bize neyi gösteriyor? Ama artık popüler olanın yeni yeni şarkılar yapmak olmadığını.      Artık popüler olan şeyin, bilinen şarkıları tekrar söylemek olduğunu. Yani cover’lamak.      Bu durum daha ne kadar devam eder bilinmez. Ama gerçek olan bir şey var ki.      Yapılan yeni şarkılar geçmişte yapılan şarkıl

Arka Sokaklar 14'üncü sezon fragmanı değerlendirmesi...

Resim
     Arka Sokaklar ’ın 14’üncü sezon fragmanı yayınlandı. Dizi, her zaman olduğu gibi yine kanal D’de ekrana gelecek.      Dizinin fragmanı 1 dakikadan biraz fazla. Ve fragmanın finalini ben tahmin ettim. Bakalım siz de tahmin edebilecek misiniz?      Fragmandaki finale rağmen yeni sezon fragmanı çok basit geldi bana.       Hemen alelacele hazırlanmış bir his uyandırdı bende. İnsan bunca yıldan sonra daha şatafatlı şeyler bekliyor.       Fragmanda Mesut ve Aylin yok. Hüsnü yani Özgür Ozan baya kilo almış gibi.      Geçen sezon dizideki senaryo sanki diziden Selin’in ayrılması üzerine yazılıyordu.      “Herhalde diziden ayrılacak. Ona göre senaryo yapıyorlar” demiştim.      Çünkü Umut’un ölümünün Mesut’un yüzüne olması nedeniyle ikili arasında artık düzelmeyecek şekilde bağların koptuğunu düşünmüştüm.      Bu nedenle diziden ayrılmasına an meselesi olarak bakıyordum.      Ama öyle olmadı. Aksine bu sene de dizide yer almaya devam edecek.

Fatih Portakal, Youtube kanalını niye kapattı?

Resim
      Fatih Portakal ’da Youtube kanalı açmış. Bence gereksiz. Zaten hafta içi her akşam ne istiyorsan söylüyorsan haberlerde. Ama yok, haber dışında hayata yönelik bir şeyler paylaşacaksa bilemem. Bizim millette bir şey tuttuğu zaman herkes hurra ona yöneliyor. Yani anlayacağınız işin suyu çıkıyor. Neyse biz konumuza dönersek. Youtube kanalı açmış ama sonradan kapatmak durumunda kalmış. Çünkü Fox tv izin vermemiş. Bunu da yine sosyal medya hesabından duyurmuş.   “Kural, kuraldır” deyip kapatmış kanalı. Ama Youtube sevdasının bitmediğini de yazmış. “İleride bir gün” demiş.

Cem Yılmaz'dan TRT Arşivi ile ilgili paylaşım...

Resim
      Cem Yılmaz , TRT Arşivi ile ilgili bir paylaşım yapmış. İnstagram hesabından yaptığı paylaşımda, Gülünüz Güldürünüz programından Altan Erbulak’ın fotoğrafını koymuş. Ve TRT’ye teşekkür etmiş. Cem Yılmaz’ın bu huyunu çok seviyorum. Sadece gösterilerinde espriler yapıp çekilmiyor kenara. Daha önce bu ülkede komedi adına neler yapılmış, bu ülke hangi aşamalardan geçmiş onu da takip ediyor.  Bence de bir işte en üst seviyeye gelmenin yolu: Kendinden önce o işle ilgili neler yapılmış hepsini araştırıp öğrenmektir. Öğreneceksin ki üstüne senden de bir şeyler katabilesin. Bu konulardaki bilgisini herhangi bir röportajında çok rahatlıkla fark edebiliyorsunuz. Konuşulan konu hakkında hemen geçmiş dönemlerden örnekler veriyor. Yani işin özü: Cem Yılmaz kolay olunmuyor. Cem Yılmaz gerçekten Şahan'ı kıskanıyor mu? yazımı okumak için buradan okuyabilirsin.

Cübbeli Ahmet Hoca, İsmail Saymaz ile tartışacak...

Resim
Cübbeli Ahmet Hoca kendisinden beklenmedik bir karar aldı. Daha önceleri hiçbir programa kendisinden başka bir konukla çıkmamıştı. Yani karşılıklı tartışma olayına girmemişti. İşte bu kuralını bozuyor. Gazeteci İsmail Saymaz ile bu cumartesi akşamı yani 24 Ağustos’ta saat 20:00’de Haber Global kanalında karşı karşıya gelecek. Cübbeli’nin Ahmet Hoca’nın, İsmail Saymaz ile tartışmasını merakla bekliyorum.

Çok Güzel Hareketler Bunlar 2, yeni sezon başlıyor...

Resim
     Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’nin yeni sezonu 8 Eylül 2019 Pazar günü başlıyor. Yine Pazar günü. Yine saat 20:00’de. Ve yine kanal D’de. Bu akşam en güzel skeçlerini izledik internetten. Televizyonda bir şey olmayınca iyi gidiyor. Özlemişiz. Yeni başlayacak sezonda da başarılı bir grafik sergileyebilecekler mi? Büyük merak ediyorum. video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=wq2bwEfLLCo Çok Güzel Hareketler Bunlar 2 ile ilgili diğer yazılarımı buradan okuyabilirsin.

Matrix'in 4'üncü filmi efsaneyi mahvetmesin...

Resim
      Matrix ’in 4’üncü bölümü geliyormuş. Bu habere hiç sevinmedim. Çünkü bu üçlemelerin peşinden gelen dördüncüler hayal kırıklığı yaratıyor. Bir efsane olmuş. Ve klasikler arasında yerini almış. Bunca yıldan sonra tekrar devam filmi çekmenin ne anlamı var? Devam filmi demişken. Bu devam filmi olmayabilirmiş.  Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=3Gk9gh6oaQg      Bambaşka bir senaryo ile karşılaşabiliriz yani. Bence bu daha da kötü. Elbette ki başarılı olma ihtimali var. Ama ben yine de devam filmi çekilmemesi gerektiğini düşünüyorum. “İlk üç bölüm harikaydı. Dördüncü bölüm ile Matrix efsanesini mahvetmişler” denmesin sonra. Film üçlemeleri konusuna daha önce, "Animasyon filmleri" başlıklı yazımda değinmiştim. İstersen o yazımı buradan okuyabilirsin.

Tahammülsüzlük- Kaptan Amerika- Uykuya direnmek...

Resim
     Kötü iş günlerinden birini daha geride bıraktım. Çağrı merkezlerinde çalışanlar bilirler. Bazı zamanlar çok tahammülsüz olursunuz. İşte bu tahammülsüzlük çağrı merkezindeki gününüzün zor geçeceğinin habercisidir.      Akşam kanal D’de İlk Yenilmez: Kaptan Amerika vardı. Sıska çocuğun birden süper kahramana dönüşmesi güzeldi. Sonra gösterilerde boy gösterip durdu. Oralarda sıktı. Filmin sonunda 70 yıl uyuması bombaydı. Diğer filmlerini izlemek için bu filmde gerekli motivasyonu bulduğumu söyleyemem.      Uykuya direniyorum, evet. Sabahları zor kalkıyorum, evet. Akşam 22:00’da yatsam uyurum, evet. Ama 22:00’da yatarsam bana günden bir şey kalmayacak ki. 00:52 geçiyor bu satırları yazarken. Uykumu alamama ama yine de erken yatmama, benim hayatımın gerçeği. Yaşadıklarım kategorisindeki diğer yazılarımı buradan okuyabilirsin.

Benim için kişisel blog ne demek?

Resim
     Benim içim kişisel blog : Hayatında yaşadığın günlük olayları ve yaşadığın duyguları yazdığın blogtur. Yaşadığın hayal kırıklığını veya çok mutlu olduğun bir günü blog sayfalarına yazmandır. Mesela benim bloğum kişisel bir blog değildir. Bende çok isterdim gün gün neler yaşadıklarımı yazayım. Ama kendimi anlatmayı pek sevmiyorum.  Bunun dışında da kendimi iyi anlatabildiğimi de düşünmüyorum. Bloglarla ilgili yazdığım diğer yazılarımı buradan okuyabilirsin. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/3MONL5P3HaI

İstanbul'da yaşamak istenmesinin nedenlerinden biri de...

Resim
      İstanbul ’da yaşamak istenmesinin nedeni sadece taşı toprağı altın diye midir? Yoksa iş bulma olanağının daha fazla olması nedeniyle mi? Elbette bunlar çok geçerli sebepler. Ama bunların dışında bir sebep daha var. Oda istediğin gibi yaşamak. Kimsenin seni tanımaması. Yaptığın her hareketinde özgür olmak. Yoksa diğer türlü biliyorsunuz. Giydiğiniz elbiseden, yaptığınız hareketlere kadar hepsi değerlendirme altındadır. Boğarlar insanı. Güncel diğer yazılarımı buradan okuyabilirsiniz. Foto kaynak:  https://unsplash.com/photos/cIzxF00O1kA

Reynmen'in yeri konser değil Youtube'dur...

Resim
     Reynmen ilk defa konser vermiş dün. Konser vereceği haberini ilk okuduğumda, “Yanlış yapıyor” dedim. Kendisini eleştirenlerin gazına geldi ve bu kararı aldı. Senin alanın konser değil. Senin alanın Youtube kardeşim. Konser yeri, seni eleştirenlerin yeri.       Onlar nasıl Youtube dünyasından bi haberlerse, sende konser vermekten bi habersin. Ki, konserden sonra sende açıklamışsın, “Hiç sandığım gibi değilmiş” diye. Bundan sonra milletin gazına gelip hareket etme. Sen bu zamana kadar kendi aklınla buralara geldin. Yine aynı şekilde devam et. Senin yerin Youtube. Reynmen hakkında diğer yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=oV9BHqvE-U4

17 Ağustos gibi bir depreme daha hazırlıklı mıyız?

Resim
      17 Ağustos gibi bir depreme hazır olmadığımızı düşünüyorum. Mesela yaşadığınız yerde deprem olduğunda nerede toplanacağınızı biliyor musunuz? Bizim köyde top sahaları vardı. Top sahası dediysem yeşillik alan. Devamlı orada top oynadığımız için top sahası diyoruz. Artık oralar yok. Hepsinin üzerine evler kuruldu. Anılarımız da gitmiş oldu. O büyük depremde tüm köylü oralarda toplanmıştık. Şimdi deprem olduğunda nerede toplanılacak orasını bile yok. Bizde hazırlık falan olmaz. Kim uğraşacak hazırlıkla. Bize ters bu gibi durumlar. Deprem olur. Ölen ölür, kalan kalır. Öyle yola devam edilir. Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=GdIfZr0VNmM

Hepimizin hayali, Mandıra Filozofu gibi olmak...

Resim
     Bu akşam kanal D ’de yine Mandıra Filozofu filmi vardı. Sağ olsun kanal D, neredeyse ayda bir yayınlıyor. Serinin ikinci filmi pek sevilmedi galiba. Bir defa denk geldim yayınlanırken. Hiç izlemedim. Televizyonda izlenecek doğru dürüst bir şey de yoktu. Bizde tekrar ve tekrar onu izledik. Kendini işe güce vermiş ve paranın her şeyi çözebileceğini sanan iş adamının duyduklarıyla adeta beyninden vurulmuşa dönmesi her seferinde derinden etkiliyor beni.  Hayalimdeki yaşam filmdeki. Bir röportajında dinlemiştim. Filmde Mustafa Ali’yi oynayan Müfit Can Saçıntı ’dan. Herkesin mutluluğu filmdeki gibi anlamasından şikayetçi. Ama biz millet olarak böyleyiz. Bize göre mutluluk; Her şeyi satıp savıp bir köye yerleşmek. Çiftçilik ya da hayvancılık yapıp geçinmek. İzlediklerim kategorisindeki diğer yazılarım için buraya tıklayabilirsiniz. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=TQGnIjsybSs

Ekrem İmamoğlu, Taksim için düğmeye bastı...

Resim
      Ekrem İmamoğlu , Taksim ’e el atıyor. Bu haber çıkasıya kadar Taksim diye bir meydanın varlığını bile unutmuştuk. Zamanında ne tartışmalar çıkmıştı orası için. Şimdi de çıkar mı? Daha hükümet tarafından bu konuyla ilgili bir değerlendirme gelmedi. 4 aylık bir süre verilecekmiş. Proje sunumları için. En son bu projeler İstanbul’lunun onayına sunulacakmış. Projeler, halkın onayına sunulması falan. Bunlar kulağa hoş gelen şeyler. Eğer ortaya çok güzel bir şey çıkarsa. Yıllarca konuşulur. Tabi bu da İmamoğlu’na gelecek için artı yazar. Video kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=y1AqyGRDhCE