Yayınlar

Ekim, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Notlarım #2...

Resim
                                         KÖTÜ BİR CEM YILMAZ FİLMİ      *Geçen perşembe akşamı tv8’de Cem Yılmaz’ın, Ali Baba ve Yedi Cüceler filmini izledik, evdekilerle. O film için harcadığım iki saate yazık oldu resmen. Eğer bu filme para verip gitmiş olsaydım o parama, o kadar acırdım ki. Pek Yakında gibi bir filme imza atmış Cem Yılmaz, nasıl böyle bir film yapabilir, aklım almıyor. Merak ediyorum, bu senaryo için çok düşündü mü? Cem Yılmaz, her filmde daha iyiye gideceğine, daha kötüye gidiyor. Bu konuda yönetmen, senarist arkadaşları vardır. Bir onlara sorsun, danışsın. “Ben nerede hata yapıyorum?” diye. Şunu söyleyeyim: Cem Yılmaz’ın filmine para verip gitmem. Ama stand-up olursa, gönül rahatlığıyla paramı verip, izlemeye giderim. O konuda bir numara.   Notlarımı üç konuda topladım                                                TRUMP SEÇİLİRSE…      *Trump, ABD başkanı seçilirse ABD’ye müslümanları dediği gibi almayacak mı? Ya da Meksika sınırına duvar çekti

Notlarım #1...

Resim
     * Şort giyen hemşire vakasında olay iyice arap saçına döndü. Önce serbest bırakmışlar, şimdi yeniden tutuklamışlar. Olayın mağduru sinir krizi geçirmiş. Evden çıkamıyormuş. Anlayacağınız rezillik son sürat devam ediyor. Maalesef bu ülkede insan hayatının, psikolojisinin, yaşadıklarının bir önemi yok.      *Bizim merkeze yeni sokak lambaları takılmıştı. Belki bunu daha önce yazmışımdır. Geçen gün akşam ekmek almaktan geliyorum. Baktım. Birisi yanıyor, birisi yanmıyor. Ama kimsenin umrunda değil. Bu ülkede hiçbir şey, kimsenin umrunda değil.      *Bilgisayarım bozulmuştu diye yazmıştım ya birkaç gün önce. Bilgisayarcıya götürmeden önce bilgisayardan anlayan bir arkadaşım vardı. Son kez ona bir danışayım dedim. Telefondan yönlendirdi beni. Birkaç yere girdim. “Bilgisayarında bir şey yok. Sen tuşpedi kapatmışssın” dedi. Sonra F tuşlarına baktık teker teker. Tuşpedi açacak tuşu bulamadık. Kardeşimle oraya buraya basarken bir anda ok ekranda belirdi. Ve benimde yüzümde de k

Mahalle yollarımız yapıldı sevinemedik...

Resim
     Bizim mahallenin yolları taşla kaplandı. Artık arabalar falan geçtiğinde toz toprak havaya kalkmayacak. Sonra yağmurlu günlerde yollar çamura bulanmayacak. Ama tüm bunlara rağmen sevinemiyorum ben. Hatta yollar yapıldı diye üzüldüm bile diyebilirim. Peki neden? Dün eve doğru geliyorum. Yanımda kardeşim ve yeğenim var. Birden hızlı bir şekilde bir cipin geldiğini gördüm. Bu mahalle yolu kardeşim. Burada her dakika çoluk çocuk mahallede oynar durur. Bu ne hız? Sonra aynı cip tekrar geri döndü. Yine aynı hızla. Sanki mahalleye yol yapmadılar da yarış pisti yaptılar. Şimdi mahalleye taş döşendi diye nasıl sevinebilirim ki? Biz vatandaşların durumu da bir garip olmuyor mu şimdi? Yapılan mahalle yolları hız tutkunlarının işine yaradı                       YOLLAR YAPILDI YİNE MEMNUN DEĞİLİM      Yollar yapılmazken belediyeyi eleştirirdik. Şimdi yollar yapıldı yine memnun değiliz. Bu yollar yapılırken hiç böyle olacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. Dün baktım bizim yan yola

Hayat Öpücüğü filminiz izledim...

Resim
  Bugün Pazar ya. Bugün evdeyiz ya. Güzel bir kahvaltının üstüne şöyle güzel bir film izleyelim dedik. Aslında düşüncemiz Cem Yılmaz’ın oynadığı İftarlık Gazoz filmini izlemekti. Ama onu izleyemedik. Başka izleyecek bir film aramaya başladık. Oda Ali Sunal Ve Hatice Şendil’in başrollerinde oynadığı Hayat Öpücüğü filmi oldu. Bu flmin vizyona çıktığı tarihi hatırlıyorum. Fragmanlarını da izlemiştim. Şimdi, “İyi ki Cem Yılmaz’ın filmini izleyemedik de bu filmi izlemişim” diyorum. Metin, hastalık hastası bir adamdır. O kadar ki, evi bile bir özel hastanenin hemen yanındadır. Hastanede onu tanımayan yoktur. En ufak şeyde soluğu hastanede aldığı için. Son dönemde bu titiz adamlar dizi ve sinemada çokça yer almaya başladı.  Güzel bir pazar için iyi seçenek olabilir                       BİLİNDİK BİR HİKAYE ANLATIYORLAR AMA…      Mesela dizi olarak Galip Derviş vardı. Şimdi de bu. Hayat ise, hastalığı nedeniyle o hastanede yatmaktadır. Metin ve Hayat çeşitli vesilerle devamlı karşı k

MİM: En sevdiğim 15 kitap...

Resim
       Mimler bi başlamaya görsün, ardı arkası kesilmiyor. İşte bir mim daveti daha. Daha Mutluyuz bloğundan geldi. Kendisinin beni mimlediği, ilgili yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Mimin konusu: En sevdiğim 15 kitap. Çok önceleri en sevdiğim kitaplarla ilgili yazılar yazmıştım. Tabi benim listem bu kadar geniş değildi. Benim listemde sadece 5 kitap vardı. Listeyi oluştururken muhtemelen unuttuğum kitaplar olacaktır. Çünkü okuduğum kitapları not ettiğim ajandamı kaybettim. “Koskoca ajandayı nasıl kaybettin be adam?” diyenleriniz olabilir. Aslında haklısınız. Zamanında kardeşimin üniversitesi için Bilecik’e gitmiştik. Doğal olarak o ajandayı da götürmüştüm. Ama tekrar Düzce’ye dönüşte onu hangi kutuya koydum, gelince kutudan çıkartıp nereye sakladım bilmiyorum.      İşte bu nedenle benim yapacağım listem eksik kalacak. “İnsan çok sevdiği kitapları nasıl unutur?” da diyebilirsiniz. Hayat meşgalesi ya. Bu kargaşa da neleri unutmuyoruz ki? Al işte. İşe başladığımdan beri oturup doğ

Mim: Yaz ayında ne okudum, izledim, dinledim?

Resim
     Yine bir hafta sonu ve yine bir mim yazısı. Bu aralar, yine mim yazıları aldı başını gidiyor. Bu sefer beni, yeni tanıdığım blog arkadaşım Başucumdaki kitaplar, filmler  mimlemiş. Mimin konusu: Yaz ayında izlediğimiz filmler ve okuduğumuz kitaplar. Bu arada, Başucumdaki kitaplar, filmler arkadaşımın bloğuna, buradan bir göz atabilirsiniz. Gelelim soru ve cevaplara. 1         1)     Bu yaz okuduğun en güzel kitap? Yılanların Öcü- Fakir Baykurt Bu kitap hatırladığım kadarıyla 100 temel eser arasında yer alıyordu. Boşuna yer almamış. Türkiye güçlülerin ülkesi diyoruz ya. Haksız da olsan, güçlüysen sen kazanıyorsun. Peki bu sefer de haksız ama güçlü olanlar mı kazanacak? Cevabı bu romanda bulacaksınız. Bu kitap ile ilgili inceleme yazısını buradan okuyabilirsiniz. )                2)   Bu yaz okuduğun sana hayal kırıklığı yaşatan kitap? Kafka’nın Dava kitabı. Bu kitap hakkında bi dünya yazı okumuştum. Hepsinde de, “Çok iyi” deniyordu. Ama hiç de öyle olmadı.

Hayallerimiz ve biz. Güzel bir mim...

Resim
     İş dolayısıyla blog dünyasından bir süredir uzaktım. Bu hafta sonu kim neler yazmış, neler yapmış?” diye takip ettiğim bloglara bir bir baktım. Takip ettiğim bloglardan biri de Ece Evren ’ in bloğu. Hayaller ve biz diye bir mim yazısını gördüm. Yazısının sonunda baktım, beni de mimlemiş. Yazının yorum bölümüne de yazdığım gibi. “İlk fırsat bulduğumda mimi cevaplayacağım” dedim. Sonunda bir boşluk buldum ve mimini cevaplıyorum. 1)     Hayal kurmaktan hoşlandığınız bir yer ve zaman dilimi var mı? Şu dünyada en güzel şeylerden biridir hayal kurmak. İnsan hayal kurmasa, umut etmese yaşayamaz ki. Ben hayallerimi ya yalnızken ya da akşam yatağıma yattığımda kurarım. Benim için sessiz bir ortam olacak. Ses olunca konsantre olamıyorum. 2)    En çok nelerin hayalini kurarsınız? Yazarak para kazanmak istiyorum. Sadece kazanmakla da kalmayıp, tüm geçimimi yazarak sağlamak istiyorum. Mimlerde buna yakın sorular geliyor. Ve ben hep aynı cevabı yazıyorum. Diğer mimlerimi okuy