Yayınlar

Nisan, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İstanbul'dan kaçış...

Resim
       İstanbul’dan kaçış diye çok güzel bir film ismi olabilirdi mesela. Binlerce arabanın İstanbul’dan çıkmaya çalışırken ki görüntüsü akla başka ne getirebilirdi ki? Cüneyt Özdemir ise bugünkü yayınında bu kaçış için, “Sanki bir distopya filmindeymişiz gibi” benzetmesini yaptı. Tam kapanmadan kaçan binlerce İstanbul’lu kendisini yurdun dört bir köşesine attı. Ve bugün saat 19:00 itibariyle o bahsettiğimiz büyük kapanma başladı. foto kaynak: unsplash.com 112’DEN İZİN ALMAK MI?      Kardeşim eczaneden ilaç almak için bile izin alınması gerektiğini duymuş. Eczaneyi aramış. 112’yi arayıp oradan eczaneyi gitmek için izin alınıyormuş. Detaylara yarın hakim olacağım. Yarın 112’yi arayacak kardeşim. Bakalım bizi nasıl yönlendirecekler. DİĞER YAZILARIM… *Boyun ağrım… *Aşk olmadan olmuyor…

Tam kapanma başlamadan...

Resim
      Herkesin ağzında bir tam kapanma lafı. Sanki çoğumuz buna seviniyormuşuz gibi. -Böyle söylediğime bakmayın. Ben sevindim açıkçası. Bu olması gerekendi- Konuşmalarımızdan, sosyal medya paylaşımlarımıza kadar her yerde. “Son kez buluşalım/görüşelimlerden ”, Tam kapanma olmadan son İnstagram paylaşımlarına kadar. foto kaynak: unsplash.com KENDİ AŞIMIZI BİTİRSEK ARTIK…         Yakında Rusya’dan da Sputnik aşısı alacakmışız. Peki biz kendi yerli aşımızı ne zaman kullanmaya başlayacağız? Bizim aşıyı tamamlama aşamamız neden bu kadar uzun sürdü? Yerli aşımızı artık tamamlasak da kimseye muhtaç olmasak. BU ADAMIN AMACI NE?      Koronavirüs ortaya çıktığından beri ismini devamlı duyduğumuz Bill Gates bu sefer de Trakya’dan toprak almaya başlamış. Bu adamın aklında kim bilir yine ne tilkilikler var? Umarım devletimiz bunun takibini yapıyordur. DİĞER YAZILARIM… *Güneşi görünce niye hapşırıyorum? *Taze balık nasıl anlaşılır?     

Pazarlara hücum...

Resim
      Kardeşim, Salı pazarına gitti bugün. Çok kalabalıkmış. Bu 17 gün boyunca Pazar kurulmayacakmış tam kapanmadan dolayı. Ama marketler açık olacak. Yani pazarcı kazanamayacak ama marketler kazanacak. Yanlış mı düşünüyorum? Bu haksızlık değil mi? Yoksa çok mu ön yargılıyım? foto kaynak: unsplash.com YARDIMSIZ TAM KAPANMA…      Bir de 17 gün boyunca bu kapanmadan dolayı vatandaşa maddi yardım yapmama konusu var. Sosyal medyada çok paylaşılıyor. “Millet oturup taş mı yiyecek?” diye. Bu yardımlar konusunda sınıfta kaldığımızı söylesek yanlış olmaz sanırım. KÖŞEYİ DÖNEYİM MERAKIMIZ…      Biz Türk milleti olarak kısa yoldan para kazanma ve köşeyi dönme meraklısıyız. Bu merakımız nedeniyle daha çok dolandırılma vakalarına şahitlik edeceğiz. Yani bu Thodex olayı ne ilkti ne de son olacak. DİĞER YAZILARIM… *Okan Bayülgen seslendirme yapmak için yaratılmış… *Karikatür defterim vardı bir zamanlar…  

Tam kapandık...

Resim
      Sonunda beklenilen tam kapanma kararı geldi. 29 Nisan’dan 19 Mayıs’a kadar tam kapanma olacak. Ama önemli olan tam kapanma kararı almak değil. Önemli olan buna ne kadar uyulacağı. Ekmek almaya çıktım bahanesiyle fıldır fıldır gezenlere izin verilecek mi bakalım? Kurallara uyulduğunu televizyonlardan görürsek, işte o zaman gerçekten de tam kapandık derim. foto kaynak: unsplash.com NEDEN TÜRKİYE İSMİ GEÇMİYOR?      Amerika Başkanı Joe Biden, soykırımı tanıdığı açıklamasında Türkiye ismi geçmiyormuş. Açıklama metninde bir kurnazlık yapmışlar yani. Ama neden böyle yapmışlar, neden direk Türkiye olarak metinde ismimiz geçmemiş, bilen yok. Yakında çıkar kokusu. KARDEŞİNİ DE DOLANDIRMIŞ…      Thodex’in kurucusu, ikinci tosuncuk Faruk Fatih Özer yaptığı açıklamayla birkaç gün sonra ülkeye döneceğini söylemişti. Ama gelen giden yok. Tüm akrabalarını gözaltına almışlar. Kardeşi, “Beni de dolandırdı” demiş. Şimdi güler misin, ağlar mısın? DİĞER YAZILARIM… *Sevgili günlük 1… *Sev

O zamanlar korona var mıydı?

Resim
      Bu akşam Show Tv’de, Yol Arkadaşım filmini izliyorduk. Orada Muzaffer Usta karakterini oynayan Dilber Ay’ı gördük. “Hey gidi Dilber Ay” dedik. Öldüğü belki bir, belki de iki yıl oldu. Onun dışında bu filmin çekildiği zamanda, korona var mıydı, yok muydu diye konuştuk. Korona kafalarımızı allak bullak yaptı. Ne koronadan önceydi, ne koronadan sonraydı karıştırır olduk. Milattan önce ve milattan sonra gibi oldu böyle yazınca da. KÖ ve KS diye ayırıyoruz artık hayatlarımızı. foto kaynak: unsplash.com KİTAP HAKKINDAKİ İLK YORUMUM…        Kahire Modern kitabını sonunda bitirdim. Açlıkla, ahlak arasında kalan insanların hikayesi diyebilirim. Nedense ben kitap yorumlama işini layıkıyla yapamadığımı düşünüyorum. O yüzden daha detaya girmek istemiyorum. Daha kitabı bugün bitirdim. Kitap üzerine birkaç gün daha düşünmem lazım. Eğer kitap hakkında bir yorum yazısı yazabileceğime kanaat getirirsem işte o zaman yazarım yorum yazımı. POLİSİYE İZLEMEK ÇEKTİ CANIM…      Canım, polisiye bir

Joe Biden: Soykırım ifadesini ilk kullanan Amerikan Başkanı...

       ABD Başkanı Biden, 1915’te yaşanan olaylar için soykırım ifadesini kullandı. Bugüne kadar hiçbir Amerikan Başkanı soykırım ifadesini kullanmamıştı.      Sadece, “Büyük Felaket” deyip geçiyorlardı. Türkiye olarak buna çok sert tepki gösterdik. İki ülke ilişkileri iyice gergin bir hal aldı.      Zaten Biden, başkan olduğundan beri bize karşı soğuk bir tutumu vardı. F35 programından çıkarılmamızdan sonra ikinci olarak bize karşı düşmanca tavrı bu oldu. Başkanlığı döneminde daha çok başımız ağrıyacak gibi. BEYHAN BUDAK’TAN UYARI…      Beyhan Budak, psikolojik diziler konusunda uyardı. İlk başlarda bu dizilerin insanlara faydalı olacağı düşündüğünü fakat zamanla işin çığırından çıktığını söyledi.      Eğer izlerken rahatsız oluyorsanız izlemeyin diyor. Ben zaten hiç sevmem bu dizileri. Daha önce de yazdım. Kırmızı Oda’yı izlemeye çalıştım ama izleyemedim.      Camdaki Kız desen oda insanı bunaltıyor. Hele bir sahnesine denk geldim. Kızını tekme tokat dövdü. Ve bu ekranlar

Hayatın içinden yazın...

Resim
      Çok Güzel Hareketler 2’nin bir skeçini izledim. Bir aile skeçiydi. Genelde aile skeçlerini güzel yazıyorlar. Bunu da güzel işlemişlerdi. Skeçin sonunda Yılmaz Erdoğan’ın söyledikleri çok önemliydi. “Şakayı kriptonda değil de evimizde ararsak buluyoruz. Biz buyuz. Biz bu aileyiz” dedi. Zaten kendisinin her zaman tekrar ettiği şey de budur. “Her zaman hayattan, hayatın içinden yazın” der. Ama bu sözü de hoşuma gitti. Ve bir daha bunu vurgulamak istedim. foto kaynak: unsplash.com HUZUREVİNE FARKLI BİR BAKIŞ…          Doyasıya Yaşamak adındaki radyo tiyatrosunu dinledim. Ters köşe yapan bir tiyatro oldu benim için. Huzurevi bizim için daha çok çocukların, anne ve babalarını zorla bıraktıkları bir yer olarak bilinir.      Bu nedenle toplumda algısı iyi değildir. Ama bu tiyatrodaki başroldeki kadın kendisi yatmak istiyordu huzurevine. Yatmasının nedeni ise: Doyasıya yaşamaktı.      Çünkü evde sabahtan akşama torununa bakıyordu. Evi çekip çeviriyordu. Ama hiç dostu yoktu. Yalnız b

Bu 23 Nisan'da da evdeyiz...

      Yarın 23 Nisan. Yarın dememe aldırmayın. Siz bu yazıyı 23 Nisan’da okuyacaksınız. Ben akşamdan yazıyorum. Bu sene de koronavirüs nedeniyle yine yasaklı. Yine evlerde kutlayacağız. Bu akşam haberlerde gördüm. Aileler bayrak ve süs eşyaları almışlar. Umarım gelecek 23 Nisan’ı sokaklarda kutlarız. BU KİTAP BENİ SARDI…       Kahire Modern kitabı baya sardı beni. Bu akşam, “Dur şu sayfayı da okuyayım, yok şu bölümü de bitireyim” derken baya okumuşum. Kitabı hafta sonuna yayıp, keyfini çıkara çıkara okumak istiyorum. Tabi ilerleyen sayfalarda da bu şekilde devam ederse. HAFTA SONLARI TAM KAPANMA OLMALI…        Hürriyet’te yazan Deniz Sipahi, “Bari hafta sonları tam kapanma olsun” diye yazmış. Bence de. Kimse sokağa çıkmamalı. Herkes ekmeğini, alışverişini hafta içi yapıp hafta sonu evde oturmalı. Kimse ekmeği bahane edip sokağa çıkmamalı. İKİNCİ TOSUNCUK VAKASI MI?      Bugün Türkiye’nin gündemi Thodex’ti. Kripto para borsası olan Thodex’in sahibi milletin parasını alıp yur

Kahire Modern ile Mısır'dayım...

       Necip Mahfuz’un, Kahire Modern kitabına başladım. Şimdilik iyi gidiyor gibi.      Ramazanda uykumu hala tam olarak oturtamadım.      Bir kişi sinirlenebilir. Ve o anda ağzına geleni söyleyebilir ve kendini rahatlatabilir. Ama bunun saatlerce sürmesi beni deli ediyor.      Bizimkiler yani annem ve babam, aşı sırası aldı.      Blog arkadaşlarımdan biri aşı olmuş. Tercihi ise Sinovac’mış. Biontech’in aşısının yeni bir aşı türü olduğunu ve gelecekte nasıl yan etkiler yapacağının belli olmaması nedeniyle Sinovac aşısı olmuş.      Friends dizisinin sadece ikinci sezonu var internette. İlk sezondan ilk 8 bölümü izlemiştim. Mecbur ikinci sezondan izlemeye başladım tekrar.      Kısa çalışma ödeneği üç ay daha uzatılmış. Zaten olması gereken buydu. Gerçi asgari ücretin altında ama. Hiç yoktan iyidir.      Galatasaray olarak içerde Trabzonspor ile 1-1 berabere kalarak lider Beşiktaş’ı yakalama şansını teptik.      128 milyar dolar ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bir açı

İnsanlıktan çıkaran düzen...

       İnsanların birbirinden nefret etmesine neden olan haberlerden, gündemden ne kadar uzak durabiliriz?      Hadi diyelim televizyonu kapattık. Peki ya sosyal medya?      Mesela Twitter. Gündemi takip etmek için kullandığım Twitter.      İnanın orada atılan tivitler çok yaralıyor beni. Hangi konuda olursa olsun. Siyasette de böyle, futbolda da, herhangi bir toplumsal olayda da. YOKSA BU DÜNYA…      O kadar ayrışmışız ki. Adeta orada insanlar birbirini böcek gibi görüyorlar. Ayağınla ezip bir hamlede öldürebileceğin.       Hatta aldığı nefesleri bile fazla görüyor karşıt taraflar birbirlerine.      Böyle bir ortama psikoloji dayanır mı? İnsan bunlara kendini kaptırırsa canavarlaşır.      Geriye ne insanlık kalır, ne güzellik, ne de yaşamanın tadı. Cehenneme döner dünya.      Okuduğum bir yazıda öyle diyordu: “Yoksa bu dünya aslında bir cehennem olmasın.”

Leyla ile Mecnun neden geri dönmesin?

       Leyla ile Mecnun dizisinin geri döneceğine dair haberler var. Bence dönmesin.      Belki bunu kaçıncı defa yazıyorum ama yine yazayım.      Böyle efsane olmuş dizileri ve filmleri rahatsız etmeyin.      Onlar o zaman için efsane olmuşlardı. O zamanlarda yaşanılan hayatlar başkaydı.      Şimdi çok farklı koşullar içinde yaşıyoruz. Yani biz artık eski biz değiliz. O yüzden aynı tadı alamayız bir daha. EFSANE OLACAK YENİ İŞLER YAPIN…      O nedenle bu gibi işlerin tadının damağımızda kalması en güzel olanıdır.      “Tamam, biz değiştik ama dizi de değişecek. Bugüne uygun çekilecek.” Diyeceksiniz.      Tamam haklısınız. Ama ya tutmazsa? Ya aynı başarıyı elde edemezse? Bir efsane için kocaman bir hayal kırıklığı olacak o zaman.      Bırakın, yeniden çekmeyin. Efsane olacak yeni şeyler çekin.

Orada olsam kafayı yerdim dediğim ada...

      Zindan Adası filmini izledim. Ve filmin sonu beni şaşkınlığa uğrattı. Leonardo Di Caprio’nun filmleri hep böyle mi? Başlangıç filminin sonu da çok sürprizliydi. Film, gemide midesinin bulanmasıyla başlıyor Leonardo’nun. Bu mide bulantısını not aldım filmi anlatırım diye. Ama film ilerledikçe her şey birbirine girdi. Hangisi gerçeklik, hangisi değil kafam allak bullak oldu. Ben, filmin sonunu çözemedim. FİLMİ SONU NEYE BAĞLANDI?      Bu filmi daha önce izleyen ve sonunun neye bağlandığını bilenleri yorumlara alalım. Filmin sonuna doğru kendimi Leonardo’nun oynadığı karakterin yerine koydum da. Tam kafayı yemelik bir durumdu. İnsan o anda sinir krizi geçirip kendini kaldırıp camdan aşağı bile atabilir. O derece psikolojik bir çıkmazdı. Bu filmi izlemeyen varsa hemen izlemesini öneririm.

Bana ayar veren site...

      Ara ara bloğumun seo açısından değerlendirilmesi için teste sokarım. Google’a yazınca bir dünya site çıkıyor zaten. Bir tanesini seçerek siz de bloğunuzu seo açısından ne durumda olduğunu test ettirebilirsiniz. Bu testlerden birinde testi yaptığım site, com alan adımın bir yıllık olduğunu suratıma çarparcasına söyledi. “Bunu biz görebiliyorsak Google’da görür” dedi. Resmen site bana ayar verdi. Beni fırçaladı. BÖYLE BİR ŞEYLE İLK DEFA KARŞILAŞTIM…      Hayatımda böyle bir durumla karşılaşmadım. Herhangi bir yabancı sitede böyle olmaz herhalde. Bize özel bir durumdur diye düşünüyorum. Kendimiz gibi yaptığımız yazılımlarda atarlı, asabi, ayarcı. Aslında bu olay birkaç ay önce olmuştu. Ama bunu o zamanlar yazmaya değer bulmamıştım. Ama bu akşam yazmak istedim. Tabi bunda yazacak konu bulamamamın da etkisi olabilir.

Hercai ne demek?

      Hercai ne demek? Atv’de yayınlanan Hercai adlı bir dizi var. Bu diziyi devamlı görürüm ama bir kere olsun Hercai kelimesinin ne anlama geldiğini araştırmadım. Bu akşam dizinin fragmanını görünce anlamını öğrenmek istedim. Sonradan düşününce şarkıcı Çelik’in de Hercai adında bir şarkısı olduğunu hatırladım. Benim çok sevdiğim şarkılarından biridir. Ama o zamanlar bile bu kelimenin ne anlama geldiğini merak etmemişim. Bazen çok meraksız oluyorum. Nasıl bu kadar meraksız oluyorum şaşırıyorum bazen. HERCAİ NE ANLAMA GELİYOR?      Hercai kelimesinin ne anlama geldiğine dönersek tekrar. Hiçbir şeyde kararlı olmayanmış. Bu benim. Kararsızımdır. Bir dalda durmayanmış. Yok, bu ben değilim. Bir işi sonuna kadar götüremeyen demekmiş. Bak bu da ben olabilirim. Ve son olarak da aşkta bağlılığı bulunmayan kimseymiş.

Aranızda hiç ateş böceği gören var mı?

      Bu ara, Netflix’te yayınlanan Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü filmi gündemde. Filmi izlemedim. Tiyatro oyununu da izlemedim. Doğal olarak ben hiç ateş böceği görmedim. O nedenle ilk olarak tiyatro oyununu, yani orijinalini izlemeyi düşünüyorum. Tiyatro oyununu izleyenlere denk geldim. Filmini beğenmemişler. Hem tiyatro oyununu, hem de filmini izleyenler var mı aranızda? Varsa değerlendirmeleri nasıl? Yorumlarda buluşalım. ARTIK DÖNME VAKTİ…      Filmin çekimi bitip, yayınlandığına göre artık Çok Güzel Hareketlere dönme zamanı geldi Yılmaz Erdoğan için. Eser’le gitmiyor gibi artık. Oyuncular Eser’i pek iplemiyorlar. Ona saygı duymuyorlar. “Sen kimsin ki bizi değerlendireceksin?” gibisinden bir hava sezinliyorum vücut dillerinden. Belki de ben yanlış anlıyor olabilirim. Ama her halükarda artık Yılmaz Erdoğan programa dönmeli.

19:00'a kadar işinizi gücünüzü bitirebiliyor musunuz?

       Artık yasaklar akşam 21:00’da değil 19:00’da başlıyor. Peki millet 19:00’ a kadar işini gücünü halledip evine girebiliyor mu? BU SENEKİ PİDE FİYATLARI…      Büyük Ramazan pideleri 8 lira, küçük Ramazan pideleri 4 lira. Bunu tarihe not düşmek için yazdım. Peki sizin oralarda nasıl? KİTABA TAM DAHİL OLAMADIM…      Beş Şehir kitabını okumaya devam ettim. Fazla sayfa okuyamadım. Ama hala tam olarak kitabın içine girebilmiş değilim. Çok anlamını bilmediğim kelime var. Telefondan anlamlarına bakmaktan kitabı okuyamıyorum. İLK İFTARI 19:40’TA AÇTIK…      Geçen sene 20:30’larda açıyorduk orucu bu sene 19:40 ile başladık. İHTİYACI OLANA GİDER UMARIM…      Devletimiz biliyorsunuz çiftçinin elinde kalan patates ve soğanları aldı ve ihtiyaç sahiplerine dağıtmaya başladı. Umarım gerçekten ihtiyacı olanlara ulaşır.

Kısıtlamaları anlamak için ayrıca bir açıklamaya ihtiyaç duymak...

      Kısıtlamalar açıklanıyor. Açıklandıktan sonra bir de kısıtlamaların anlaşılması için ayrıca rehberler yayınlanıyor. Çünkü her yapılan açıklamadan sonra ayrıca bir açıklamaya daha ihtiyaç duyuyoruz. Sosyal medyada çok basit tablolar halinde kısıtlamalar paylaşılıyor. Peki neden ayrıca açıklamalara ve tablolara ihtiyaç duyuyoruz? Neden açıklama yapıldığında tek seferde anlamıyoruz? Sosyal medyada bunun komedisini, mavrasını yapıyorlar. Bak o çok güzel oluyor. Ama artık onlar bile sıkmaya başladı. TAM KAPANMA BEKLENTİSİ VARDI…      Bu kaçıncı kısıtlama açıklaması. Herkes tam kapanma bekliyordu mesela son açıklamada. Böyle bir karar çıkmadı. Mesela Cüneyt Özdemir, dışarıda masaları, yeri olan restoranların dışarıya müşteri alabileceği önerisinde bulunmuştu. Yurt dışında böyleymiş. Böyle bir karar da çıkmadı. Gerçi böyle bir karar çıksa, bizim millet yine bir şekilde bunu da suiistimal ederdi.

Kütüphaneden aldığım üç harika kitap...

      Kütüphaneden, güzel mi güzel, içerik olarak dolu mu dolu üç tane kitap aldım. Okumak için heyecanlanıyorum. Beş Şehir kitabına hemen başladım zaten. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın. Bir diğer kitap, Necib Mahfuz’un Kahire Modern kitabı. İsmini Sevim’in, Sevimli Kitaplar adlı bloğunda çok duymuştum. Kitaplarını çok beğenmişti. Konuları beni çeken konulardı. Kütüphanede görünce hemen aldım. SİSTEMLER BOZUK…      Bir sonraki kitap ise Selim İleri’nin. İstanbul Bu Gece Sensiz Yine kitabın adı. Selim İleri’nin ilk defa bir kitabını okuyacağım. Onun için de bir heyecanım var. Kütüphanede sistemler bozukmuş. O yüzden kütüphanede çalışan kadın, kitapları not aldı. Bu kütüphanedeki sistemlerdeki bozukluğu da yıllardır çözemediler. Ne oluyor da sistemler devamlı sorunlu oluyor çözemedim.

Zoom üzerinden Nihat Hatipoğlu'na sorular...

      Nihat Hatipoğlu artık Zoom üzerinden programına soru alıyor. Hocanın arkasına dev bir ekran koymuşlar. Ekranda bir anda binlerce pencere açılıyor ve o pencerelerde de insanlar. Kendinizi bir anda teknolojik bir filmin içinde zannediyorsunuz. Nihat hocayı takdir ediyorum ama. Şu anda kullanılan, en güncel uygulama ne varsa onu programında kullanıyor. Ama ne olursa olsun Sultanahmet Meydanı’ndaki o kalabalık programların tadını asla vermiyor. İLK PROGRAM REYTİNGLERDE NE YAPTI?      Bu arada hoca, ilk sahur programıyla reytinglerde ilk 10’da kendine yer bulamamış. Ama günler geçtikte reyting listesinde zirvelerinde Nihat hocayı görürüz. Normalde Nihat Hatipoğlu’nun reyting listesindeki yeri, ilk 20’dir. Bazı özel gecelerde- mesela Kadir Gecesi- ilk 10’a, hatta ilk 5’e girdiği de olur.

Karikatür defterim vardı bir zamanlar...

      Bir arkadaşım bana karikatür atmış Whatsapp’tan. Çok komikti. “Sen karikatür seviyorsun herhalde?” dedim. Çok severmiş. Tıpkı ben gibi. Zamanında bir tane karikatür defterim vardı. Gazetelerden karikatürleri kesip yapıştırdığım. Ama sonradan bıraktım. Şimdi o deftercik nerelerde bilmiyorum. Arkadaşımın da böyle bir defteri varmış. Oda sonradan atmış. Şimdi çok pişmanmış. KARİKATÜRLERDE BENİM SEVDİĞİM YAN…      Belki çok klasik olacak ama. Bizi bize anlatan karikatürleri çok seviyorum. Türk mantığını/aklını görmem lazım bir karikatürde. Yeniden bir karikatür defteri tutmaya başlasam mı diye düşünmedim değil. Ama şimdi korona var. Gazetede de korona olma ihtimali dolayısıyla vazgeçtim. Gazeteyi alıp havalandırabilirdim tabi ki. Ama ben pimpirikli adamım. “Ya tam havalandıramadıysam” falan filan çok takarım kafama. O yüzden şimdilik bu projemi rafa kaldırdım.

Koronalı üçüncü Ramazanı yaşamayız inşallah...

      Koronada ikinci Ramazanı geçiriyoruz. Umarım koronalı üçüncü Ramazanı yaşamayız.

Ramazan skeçleri bekliyoruz yine...

      Ramazan ayının gelmesiyle beraber Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’den ve Güldür Güldür Show’dan yine çok komik Ramazan skeçleri bekliyoruz.

Ramazandan önceki son kahvaltı...

      Yarın sabah son kez kahvaltı yapıyoruz. Ve gecesi de ilk sahura kalkıyoruz. Herkese hayırlı Ramazanlar.

Ne çok öldük bu sene...

      Satır Ara Tiyatro’nun İnstagram hesabından, Mehtap Ar’ın ölümüyle ilgili paylaşılmış bu söz. Ne çok öldük bu sene. Beni çok etkiledi.

Uyumak için virüsleri saymak...

      Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın karikatürünü yapmışlar. Normalde insanlar uyumak için koyunları sayarlar ya. O ise virüsleri sayıyor.

Buğdaycıoğlu değil Budayıcıoğlu...

      Ben kadının soy ismini Buğdaycıoğlu olarak biliyordum meğersem Gülseren Budayıcıoğlu’ymuş.

Camdaki Kız ilk bölüm reytingleri...

Resim
      Kanal D’nin büyük bir reyting beklediği Camdaki Kız, dün akşam ilk bölümüyle ekrandaydı. AB grubundaki reytingi ile yüzleri güldürürken, TOTAL grubundaki reytingi ile düşündürdü. Beklendiği gibi AB grubunda geceyi zirvede kapattı. TOTAL grubunda ise 7’nci sırada kendine yer bulabildi. Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitabından uyarlama olan dizinin başrollerinde Burcu Biricik ve Feyyaz Şerifoğlu var. foto kaynak: unsplash.com BİR ÖNCEKİ DİZİSİ, KIRMIZI ODA’YDI…      Burcu Biricik bundan önce yine Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitabından uyarlama olan Kırmızı Oda’da oynamış ve oyunculuğuyla kendisinde çok bahsettirmişti. İşte şimdi yine Budayıcıoğlu’nun dizisinde yer alacak. Bakalım aynı başarıyı bu dizide de yakalayabilecek mi? DİĞER YAZILARIM… *Zorlama senaryonun ziyan ettiği bir dizi daha: Afili Aşk… *Çocuklar Duymasın komedi dizisi değil…  

104 amiralin bildirisinin hemen ardından Cüneyt Özdemir niye canlı yayın açmadı?

Resim
      104 amiralin bildiri yayınlamasından sonra Cüneyt Özdemir’in, Youtube kanalından canlı yayın yapmasını bekledim. Her olağandışı gelişmede canlı yayın yaparak bizi kendisine bağladı çünkü. O yüzden yine bir canlı yayın beklentisi içine girmiştim. Ama baktım baktım yok. Hiç canlı yayın yapmadı. Pazartesi günkü yayınını izledim. Bakalım bu konu ile ilgili bir açıklama yapacak mı diye. foto kaynak: unsplash.com HİÇ BEKLEMEDİĞİM BİR CEVAPTI…      Evet, yaptı. Benim gibi çoğu kişi düşünmüş ve arkadaşları da mesajlar atmışlar canlı yayın yapmıyor musun diye. “Benim hiç özel hayatım yok mu? Her şeye de ben yetişemem ki?” dedi. Bunu duyduğumda hayal kırıklığına uğradım. Ama sonradan düşününce hak verdim adama. DİĞER YAZILARIM… *Hafta içi hayata dahil değil mi? *Bloglar hakkında yorumlarım -1…

Hekimoğlu, finale gidiyor...

Resim
      Uzun zamandır Hekimoğlu’nun reytinglerine bakmıyordum. Final kararı alınınca bakmak istedim. Total izleyici grubunda zaten berbattı. Onu bu zamana kadar tutan AB grubuydu. Onda da 6 ve 7 sıralarda değişiklik gösteriyordu her hafta. Ama bu son baktığımda gördüğüm 10’uncu sıradaydı. Başka bir kanal olsa, dizinin bu kadar arkasında durmaz ve çoktan bitirirdi. foto kaynak: unsplash.com KANAL D’YE TEBRİK…      Ama kanal D’ye helal olsun. Bir dizinin arkasında durdu. Mesela uçakta geçen bölümünü izlemiştim. Çok iyiydi. Yani aslında o kadar kötü değil dizi. Reytingler ile paralellik göstermiyor. Ama ilk başlardaki gibi enerjisinin olmadığı da açık. Öyle ya da böyle, ekranlardan bir Hekimoğlu geçti diyeceğiz. DİĞER YAZILARIM… *Gerçek hayat hikayelerinden uyarlama diziler modası başladı… *Selçuk Tepeli, Fatih Portakal’dan daha mı muhalif?

Ramazan ayında tam kapanma olabilirmiş...

Resim
       Ramazan ayı boyunca tam kapanma olabilirmiş. Gerçi hafta sonları da tam kapanma var ama kimse takmıyor ki.      Herkes, Ata Demirer’in pazartesi gecesi yayınlanan Şarkılar Bizi Söyler programındaki performansını konuşuyor. Şarkı söylemesini, esprilerini öve öve bitiremiyorlar. foto kaynak: unsplash.com      Güneş bizi yutacak ve kıyamet kopacakmış. İnstagram’da bunu video olarak düzenlemişler. Tam bir dehşetti.      Bu akşam acayip sıcak. Sanki yaz ayındaymışız gibi tişörtle oturuyorum şu an.      Kanal D, akşam haberlerinden önceye Aşk-ı Memnu’yu koymuş. Yeter artık. Baydınız milleti. DİĞER YAZILARIM… *İlk psikolojik roman… *Neden şaire Küçük İskender dendiğini biliyor musunuz?               

Beni sadece blog paklar...

Resim
      Bu zamana kadar Clubhouse’da aktif bir konuşmacı olarak yer almadım. Galiba beni sadece blog paklar. Başka bir platformda tutunamıyorum.          Sabah kahvaltıda, Tv8’de Salur Kazan vardı. Biraz onu izledik. Sonra Ntv’ye geçtik. Mesut Yar’ın sunduğu sabah haberlerine. O bitti. Ekonomi haberleri başladı. Dolar güne 8,15 ile başlıyormuş. Ekonomiye dair haberleri izlemeyi severim. foto kaynak: unsplash.com      Sonra internette gündemde neler var diye baktım. Clubhouse artık kullanıcılarına para kazandıracakmış. Ama şimdilik belli bir test grubunda denenecekmiş.      Saat şu anda 10:13 geçiyor. Dışarıda hava çok güzel. Sanki yaz günü gibi bir hava. Kendini dışarıya atmalık.      Geçen gün köpekler havlıyordu. Niye havlıyorlar diye baktım. 5-6 köpek bir köpeğe havlıyorlar. Ama köpeğin umurunda değildi. Öyle duruyordu sadece.      Whatsapp’ta son durum ne oldu? Sessiz sedasız bir şeyler karıştırıyor olmasınlar.      100 metrelik gemi yan yatmış. Oyuncak gibiydi denizde. Den

30 sayfa mektup yazmak...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      İnci Aral’ın Tedx konuşmasını dinledim. Bir zamanlar arkadaşına tam 30 sayfaya ulaşan mektuplar yazarmış. Tam, “İnsan 30 sayfalık mektupta ne yazabilir ki?” diye sormuşken, mektuplarda hikayelerinin de olduğunu söyledi. Ben de böyle uzun uzun mektuplar yazmak isterdim. Çok imrendim doğrusu.   *10 yaşıma mektup yazdım... *Küçük bir kitapçı dükkanın olacak...

"Çalışmanın dışında her şeyi yasaklamışlardı"

Resim
       İnstagram’da, 1984 romanından, devamlı paylaşılan bir söz var, “Çalışmanın dışında her şeyi yasaklamışlardı” diye başlayan. Bu söz beni çok etkiledi gerçekten.   foto kaynak: unsplash.com      Türkiye, dün gece 104 amiralin yayınlamış olduğu bildiriyi konuşuyor. Bildiri de darbe iması var mı, yok mu? Ayrıca bildiriyi yayınlayanlar hakkında soruşturma başlatıldı. BONUS YAZI: Hayattan kısa kısa notlar 1…      Hayatta stres yapmadan ya da minumum düzeyde stres yaparak yaşamak mümkün mü?      Yazılarını beğendiğim blogların ta ilk yazılarından olmak üzere tüm yazılarını gözden geçiriyorum bazen. BONUS YAZI: Hayattan kısa kısa notlar 2…      İlk yazılarından beri tüm yazıları inceleme olayını devamlı takip ettiğim köşe yazarlarında da yapıyorum.                

Bilmem kaçıncı defa yeni kararlar almak...

Resim
         Hayatımda bilmem kaçıncı defa yeni kararlar aldım. Bakalım bu kararlarımı ne zamana kadar uygulayabileceğim?           İlk yasaklı cumartesi de dışarıda hava güzeldi. Tam çıkmalık, gezmelikti. Ama yasak olmasa bile çıkıp gezemezdim, çünkü çalışıyordum. foto kaynak: unsplash.com      Atv’de, Kardeşlerim dizisini izliyordu bizimkiler. Orada bir kadın karakter gördüm. İyi mi iyi. Bizimkilere, “İyi insanlar kaldı mı dünyada artık?” diye sordum. Babam, “Var var, olmaz mı. Yeter ki Allah iyi insanlarla karşılaştırsın” dedi. BONUS YAZI: Dünyadan kaçmak için uyumak…      Galatasaray deplasmanda Hatay’a 3-0 yenildi. Fatih hocamın şampiyon olmadan geçireceği bir sezon daha bu sene. Onu anlamış olduk.      YouTube’da, Vatanım Sensin dizisinin bayrak sahnesine denk geldim. Bilmem kaçıncı defa izliyorum ama yine de tüylerim diken diken oluyor. Bir göz atın derim.      Mürebbiye kitabını okumaya devam ettim. 3-5 sayfa ama hiç yoktan iyidir. BONUS YAZI: Hayatı sadece teorikte y

İki film önerisi...

Resim
      Bu aralar film izlemeye sardım yine. Dün, başrollerinde Barış Arduç, Elçin Sangu ve Cengiz Bozkurt’un oynadığı Mutluluk Zamanı filmini izledim. Bugünse, Jim Carry’nin, Aman Tanrım filmini. Her iki filmi de gönül rahatlığıyla izlemeniz için önerebilirim. Hazır önümüz hafta sonuyken ve bu filmleri izlememişseniz ve film önerisi arıyorsanız, alın size öneri. foto kaynak: unsplash.com AŞAĞIDAKİ YAZILARIMA TIKLAYARAK BLOĞUMU KEŞFE ÇIKABİLİRİSİN… *Özgürlük Yazarları filmi bana şunu dedirtti… *Hacivat ve Karagöz neden öldürüldü diye film ismi mi olur?

Ramazan ayının ilk reklamları- 2021...

Resim
  foto kaynak: unsplash.com      Ramazan ayı 13 Nisan Salı günü başlıyor. Ramazanın başlamasına neredeyse iki hafta varken, Ramazan ayı ile ilgili ilk reklamlara denk geldim bu akşam. Biri, Şok marketindi. Ramazan kolisi ile ilgiliydi reklamı. Diğer firma ise Trendyol’du. Oda Ramazan ayına özel indirim yapacakmış, onun reklamını yapmış. Yavaş yavaş Ramazana ısınıyoruz ne dersiniz? BENZER YAZI: Tigris, eski Ramazanlar diyerek mimlemiş beni...   BONUS YAZI: Ramazan ayında uyku...