Her yazara sorulan klasik sorulardan biri vardır. “Yazmaya nereden başlamalıyım?” diye.
Bu soruyu soran,
sadece soru sormak için sormuş olan biridir. Ne çok soru kelimesi geçti öyle.
Bu çağda,
internetten her istediğini bulabildiğin çağda, bu da soru mu kardeşim? Kaç tane
yazarın röportajı var.
Bunun üzerine
yazılmış yazılar var. Eğer sen yazmak istiyorsan ve nereden başlayacağını
öğrenmek istiyorsan kaynak çok.
Bu soru artık
bana çok abes geliyor. Sizce çok mu katı düşünüyorum?
Yazıyla ilgilenen
herkese, bu soruyu sormak, insanları darlamak hoş bir şey değil bence.
Bu durum sadece
yazarlık için değil. Her meslek için geçerli bu arada.
BİRAZ OLSUN MÜTEVAZİ OLMAK…
Bu akşam YouTube’da
bir video izledim. Videoda bir yazar konuktu.
Kitapları, yazma
serüvenine nasıl başladığı gibi her zaman ki standart sorular soruldu falan.
Hemen bir not: Sorular
ne kadar standart olursa olsun, cevaplar her zaman ilgimi çekmiştir.
Kadın yazarımıza
soru yönelten erkek sunucumuzu biraz havalı buldum.
“Ben de yazarım.
Oradan biliyorum” diye yorum yapmalar.
“Bir zaman müzik
yapmıştım. Müzikte de şöyledir falan” gibi konuşması, kendisini soğuttu benden.
Tamam, bir
şeyleri biliyor olabilirsin. Ama kardeşim bunu da gözümüze sokma. Biraz mütevazi
ol. Böyle kasılmalar falan.
Ellerinde yüzükler.
Kendisine yazar havası vermeye çalışmış. Çokça görmeye başladığım tarza
benzemiş.
Önemli olan
başkalarına benzemek değil, kendin olmak.
BANKACILIĞI BIRAKIP YAZAR OLMAK…
Az önce yukarıda
bahsettiğim kadın yazarımız Müjde Alganer’di. Kendisine İnstagram’dan denk
geldim.
Ve takip etmeye
başladım. Kitapları var. Hikayeler yazıyor. Kendisi daha önce bankacıymış. Mesleğini
bırakıp yazarlığa başlamış.
Şimdi, o bir
yazar. Ben böyle cesaretli insanları seviyorum. Bankacılığı yani işini bırakıp,
hayallerinin peşinden gitmiş.
Şimdi de
hayallerini yaşıyor.
Hasan Can Kaya,
YouTube’daki bir röportajında, “Hayallerin için part time çalışarak bir yere
varamazsın. Ne işim gücüm varsa bıraktım ve sadece hayallerime odaklandım”
demişti.
Bankacılığı bırakıp
direk yazarlığa yöneldiğini duyduğumda, aklıma hemen Hasan Can Kaya’nın
söyledikleri geldi.
Darısı bize yani,
tüm Blogger’ların başına.
Blog dünyasında
da böyle başarı hikayeleri var. Peki yeni hikayeler neden olmasın.
Belki bu yıl, o
başarı hikayelerinin yazılacağı yıl olur.
YENİ YIL YAZILARI VE VİDEOLARI BAŞLAR ARTIK…
2022’ye son bir ay kala ilk defa yeni yıl
ifadesini kullandım.
Şimdi bu son 30
günde kim bilir kaç yazı yazılacak bunun üzerine.
Bilmem kaç tane
de video çekilecek.
Eğer bu yazılara
denk gelirsem, okuyacağım. Eğer bu videolara denk gelirsem, izleyeceğim.
Ne kadar pandemi
tam olarak bitmese de. Ne kadar ekonomik sıkıntılar olsa da. Yeni bir yıl, yeni
umutlar demek.
Ve insanı yaşatan
umutları. Belki yeni bir iş. Belki bir eş.
Belki de bu sene
hayallerine kavuşacak olmanın umudu. O senenin, bu sene olma umudu.
YETENEK SİZSİNİZ’Lİ YILLAR GÜZELDİ…
O Ses Türkiye’ye
katılan bir yarışmacı, meğerse yıllar önce Yetenek Sizsiniz Türkiye’ye
katılmış. 10-12 yaşlarında.
O yarışmanın
görüntülerini gösterdiler. O programı hatırladım. Bir zamanlar ortalığı kasıp
kavuruyordu Yetenek Sizsiniz.
İşte o zamanların
yarışmacılarından biriymiş. Şimdi yıllar sonra O Ses Türkiye’ye katıldı ve
jürileri döndürmeyi başardı.
Kimleri döndürdüğünü
hatırlamıyorum şimdi. Yetenek Sizsiniz’in popüler olduğu günler, güzel günlerdi.
Hatırlıyorum,
Tarık ve annesi gelmişti oturmaya. Biz de televizyonda o programı izliyorduk.
Sonra hep beraber
izlemeye başladık. Yarışmacılar hakkında yorumlar falan yaptık.
Sonradan o
programın da tadı tuzu kalmadı. Sonradan yayından da kalktı zaten.